Futbolu bırakan efsane Didier Drogba'ya dair hatırlayacaklarımız

Futbolcular 33-34 yaşlarına geldiğinde 'futbolunun son dönemleri' deriz. Didier Drogba da 34'ünde Çin'e gidince 'bitti' demiştik. Fakat 35 yaşında öyle bir geri geldi ki, hepimizi kendine tekrar hayran bıraktı. Hem de burnumuzun dibine, Galatasaray'a geldi ve büyük işler yaptı. O günlerin üzerinden 4 yıl geçmiş. Ve Didier Drogba bugün, 40 yaşında futbolu bıraktığını açıkladı.

Futbolu bırakan efsane Didier Drogba'ya dair hatırlayacaklarımız

Bir futbolcudan fazlası

Didier Drogba, Fildişi Sahili Cumhuriyeti için çok büyük anlamlar ifade ediyor. Afrika'da yoksulluğun içine doğup yaşadığı binbir zorluğa rağmen dünyanın en büyük futbolcularından biri olmasının dışında Drogba, Fildişi Sahili'ndeki iç savaşın bitmesinde büyük etkisi olan bir insan. Dünyanın en etkili 100 insanı arasına da girmiş birisi.

Fildişi Sahili de tıpkı Türkiye gibi futbolu derinlerde yaşayan bir ülke. 2005 yılında Fildişi Sahili'nin Sudan'ı yenerek tarihinde ilk kez Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etmesinin ardından takımın kaptanı Didier Drogba, tüm ülke tarafından canlı izlenen kutlamalarda efsane bir konuşmaya imza atmıştı. Herkes ondan maç değerlendirmesi, Dünya Kupası güzellemesi beklerken Drogba, şunları söylemişti:

"Bayanlar baylar, Fildişi Sahili'nin kuzeyindekiler, güneyindekiler, merkezindekiler, batısındakiler! Biz bugün tüm Fildişi halkının bir arada var olabileceğini, tek bir amaç uğruna oynayabileceğini gösterdik. Biz kutlamaların insanları birleştireceğinin sözünü verdik. Size dizlerimizin üzerinde yalvarıyoruz. Affedin! Affedin! Affedin! Afrika'da bunca zenginliğe sahip bir ülke savaşa sürüklenmemeli. Lütfen silahlarınızı bırakın. Seçimlere gidin. Hepimiz kardeşiz. Birlikte yaşayabiliriz ve 1 kişinin daha ölmesine tahammülümüz yok."

Kader

Kader

Drogba'ya dair unutulmayacak bir diğer anı da 'Didier Drogba'nın Olağanüstü Kaderi' adlı belgeselde bizzat kendisinin anlattığı Chelsea macerasının başlangıcı. Drogba futbolcu olabilmek için küçük yaşlarda Fransa'ya yerleşmiş ve Fildişi Sahili'ndeki ailesinden uzakta yaşamak zorunda kalmış. Haliyle Fransa onun ikinci vatanı olmuş.

2004 yılında 26 yaşındayken o dönemin en iyi takımlarından, son iki yılın Şampiyonlar Ligi yarı finalisti Chelsea'den teklif alınca belgeselinde de anlattığı üzere Fransa'daki yaşamından ve Marsilya'dan ayrılmak ona çok zor gelmiş. Hatta 'umarım sağlık kontrollerinde bir sakatlığım çıkar' diye dualar ettiğini de söylüyor.

Fakat kaderin önüne geçilmiyor. Hem Chelsea, hem Drogba, hem de Marsilya'nın yararına olan bu transfer gerçekleştikten sonra Drogba, dünya futboluna damga vurmaya başladı. Hepimiz de o yıllara canlı canlı şahit olduk.

Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu

Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu

Ünlü Rus iş adamı Roman Abramovich, Chelsea'yi 2003 yılında satın almıştı. Aldığı dönemden itibaren tek amacının Chelsea'yi Şampiyonlar Ligi şampiyonu olarak görmek olduğunu da ısrarla söylüyordu. Büyük paralar, büyük yıldızlar geldi geçti ama o istenen başarı bir türlü gelmedi. Chelsea en fazla yarı final oynayabilmişti. Ta ki 2012 yılına kadar.

8 senedir Chelsea'de oynayan ve artık bir Chelsea efsanesi olan 34 yaşındaki Drogba'nın kariyerinde Premier Lig şampiyonlukları, İngiltere'nin yerel kupaları, Fildişi Sahili'yle Dünya Kupası macerası, ülkesindeki iç savaşı bitirmek gibi başarılar vardı fakat Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yoktu. 2011-2012 sezonu Chelsea ve Drogba için felaket geçmişti. Chelsea ligte 6. olurken Drogba da yaşının verdiği yorgunlukla sadece 24 maçta oynayabilmiş ve ancak 5 gol atabilmişti.
 


Şampiyonlar Ligi'nde ise bambaşka bir Chelsea ve bambaşka bir Drogba izliyorduk. Chelsea, finalde Bayern Münih'i maçın son dakikalarında Drogba'nın golüyle uzatmalara götürmüş, penaltılarda da Drogba'nın attığı son penaltıyla tarihindeki ilk Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu yaşamıştı; Didier Drogba da öyle. Drogba, o sezon Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı 8 maçta 6 gol atarak ligteki gol sayısını bile geçmişti.

'Drogba bitti' derken Galatasaray macerası

'Drogba bitti' derken Galatasaray macerası

Drogba'nın emekliliğine ve kariyerine saygı duruşu olarak yazdığım bu yazıda olaylara hep Drogba açısından baktık. Fakat biraz da biz futbolseverlerin açısından bakmamız lazım. Çünkü böyle bir efsaneyi canlı izleme fırsatına eriştiğimiz anlara geri dönmek güzel hissettiriyor.

Drogba 2012 yılında Şampiyonlar Ligi şampiyonu da olunca rehavete kapılmış olsa gerek, ani bir kararla Çin'e transfer oldu. Hepimiz zirvede bıraktığını, 1-2 sene oralarda oynayıp emekli olacağını düşünmüştük. Fakat Drogba kendi içinde de savaş vermiş ve bu iç savaşı da bitirmiş olacak ki Avrupa futboluna geri dönme kararı aldı. Ve bu da çok şükür ki bir Türk takımı oldu ve kendisini canlı canlı izleyebildik.

İlk maç, ilk dokunuş, ilk gol

Galatasaray'la çıktığı ilk maçta Akhisarspor'a karşı oyuna girdikten 4 dakika sonra, topla buluştuğu ilk pozisyonda gol atması, aslında Çin'de futbolu ne kadar özlediğinin kanıtıydı.



O sezonu da 13 maçta 5 gol 6 asistle tamamladı.

Real Madrid'e attığı gol

Sadece Galatasaray taraftarının değil, tüm futbolseverlerin unutamayacağı bir gol. O golü unutulmaz yapan yalnızca topukla atılmış estetik bir gol olması değil, Real Madrid'e karşı atılmış ve maçı 3-1'e getiren gol olması.

Çünkü o golden sonra herkes, Galatasaray'ın tur atlaması için gereken skora, yani 5-1 olacağına inanmıştı. Maalesef olmadı fakat Real Madrid gibi bir takıma karşı 3-0'ın rövanşında 'tur umudu'na kapılmış olmak bile unutulmaz.

İki gün süren Juventus maçı

İki gün süren Juventus maçı

Drogba'nın Türkiye'deki unutulmaz anlarından biri de meşhur karlı Galatasaray-Juventus maçı. Kar yağışından ötürü tatil edilen Juventus maçı, ertesi gün kaldığı yerden oynanmaya devam etmişti ama saha hala karlar içerisindeydi. Maçın son dakikalarına 0-0 girilmişti ve bu skorla Galatasaray eleniyordu. 85. dakikada Drogba, kule gibi yükselip topu Sneijder'in önüne indirince Galatasaray, Sneijder'ın golüyle öne geçmiş (Ercan Taner: Allaaaaah'ım goool) ve Juventus'u 3. sıraya iterek gruptan çıkmıştı.

Bir sonraki turda Galatasaray'ın rakibinin Chelsea olması da Drogba için kaderin cilvesi gibiydi.

'We have Drogba, they don't'

'We have Drogba, they don't'

Drogba, her Galatasaray taraftarının gönlünü fetheden 'Metin Oktay selamı'nı vermeyi ihmal etmemişti. Özellikle 'We have Drogba, they don't' (Bizim Drogba'mız var, onların yok) sloganıyla beraber tişörtlere bastırılmış ve büyük ilgi görmüştü. Drogba'yla ilgili bir diğer slogan ise 'Çare Drogba' sloganıydı.

Takım arkadaşlarıyla olan ilişkileri

Drogba bütün bu liderlik özelliklerini dışında çok da eğlenceli biri. Nordin Amrabat'la Arap stili selamlaşmaları, Drogba'nın takım arkadaşına 'habibi' deyip muah muah öpmesi hala akıllarda.

Vatandaşı ve takım arkadaşı Eboue'yle Türkçe muhabbetleri de oldukça eğlenceliydi.

Sneijder'in kafasına top atmasıysa bizi hala güldürse de Sneijder'in pek hoşuna gitmemiş gibiydi.
 

Bu makaleye ifade bırak