İnce İş’le, Asker Doğmayanlar’la, Jet Rejisör’le tanıdığımız gazeteci-yazar Pınar Öğünç bu defa edebiyatçı yüzünü gösteren farklı bir kitapla karşımıza çıkıyor. İletişim Yayınları’ndan çıkan Aksi Gibi isimli öykü kitabıyla tuhaf insan manzaralarını, yarım kalan kalkışmaları, iş güç dağdağasını, küçük iyilikleri, kötülüğün sıradanlığını maharetle anlatıyor. Üstelik bunu küçük detaylara dikkat kesilerek, saçmanın ve tekdüzeliğin dilini teşhir ederek, öykülerini buruk ve etkileyici bir biçimde kurgulayarak yapıyor.
 
Semizotu salatasının içine düşen sinek, seninkilerin bildiği Şermin, soğuk ama girince alışılan deniz, her yerde kesilince çabuk gelen elektrik, TOKİ’den evler, son otobüsler, migreni tutanlar, zona olanlar… Köprüsü görünmeyen trafik, nar ekşisi, dut kurusu… Falan filan v                                          
 
 
 
 
Pınar Öğünç, hayatın mânâsızlığı içine mutluluk sahneleri koyma gayretlerini... Nefes alır gibi işlenen küçük kötülükleri, istemeden yapılan küçük iyilikleri... Yalnızlığın, tesellinin, tahammülün ve mırıl mırıl söylenen yalanların vesilelerini... Teferruatları, boşlukları, saçma hararetleri, gergin ve gevşek karşılaşmaları, tuhaflıkların derinliğini, kısacık manzaraları anlatıyor. Yan yana ve apayrı.
 
Aksi Gibi, beyhudenin, eksikliğin, çelişkilerin, sıkıntı yok diyebilmenin hikâyeleri… Türkçe edebiyata yeni bir parantez… “Bir derdimiz mi vardı?”