Ankara

Yerel Haber
11 Mart 2016 - 11:43

GAZİ HASTANESİ’NDEN PARKİNSONLU HASTALARA DESTEK

IHA

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, "Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nın Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Birimi erken evreden ileri safhaya kadar parkinson hastalığının tanısı ve semptomatik tedavisinde invaziv girişimler de dahil olmak üzere bu hastalığın hastaları yatağa bağımlı hale getirmesini önlemeye, en azından geciktirmeye çalışarak yaşam kalitelerini arttırmaktadır" dedi.
Yaşlılık dönemi hastalıklarından parkinson, ileri yaş grubunda alzheimerdan sonra ikinci sırada yer alıyor. Yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artması ile görülme sıklığı artan rahatsızlık için Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nın "Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Birimi" önemli bir işlev üstleniyor. Birim; titreme, kıvrılma bükülme tarzında şekil bozan istemsiz hareketler, sıçramalar, denge bozukluklarının yanı sıra parkinson hastalığı ve parkinsonizm sendromlarının da tanısı ve yönetiminin de yapıldığı birim alanında referans merkezlerden biri olarak her yıl yüzlerce hastaya hizmet sağlıyor. 2004 yılının Ekim ayından itibaren parkinsonlu hastalara ayakta tedavi imkânı sunan “Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Birimi”, on yılı aşkın süredir hastaları takip ediyor.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, izlemde olan parkinson hasta sayısının yüksek olduğunu ve 10 yılı aşkın süredir takipte olan hastalardan ileri evreye geçen olgulara invaziv yöntemler uygulandığını anlattı. İnvaziv tedavi yöntemlerinin derin beyin uyarımı ameliyatları olduğunu söyleyen Tokçaer, parkinson hastalığında cerrahi tedavinin özel bir cerrahi teknik, planlama ve alt yapı gerektirdiğinden bu konuda yetişmiş beyin cerrahı ve nöroloji uzmanı olan merkezlerde yapılabildiğini ifade etti. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin parkinson rahatsızlığı konusunda referans merkezlerden biri olduğunu belirten Tokçaer, cerrahi tedavi sonrasında da uyarı ayarları için ilk aylarda daha sık olmak üzere hastaların düzenli izlendiğini vurguladı. Parkinsonizmin hareket yavaşlaması, kaslarda eklemlerde katılık, titreme ve denge bozukluğu gibi belirtilerle seyreden bir tablo olduğunu ifade eden Tokçaer, bu belirtilerin sıklıkla parkinson hastalığına bağlı olduğunu ancak yüzde 15 gibi bir oranda da ilaç yan etkisi, zehirlenme, beyin damar tıkanıklıkları, atipik parkinsonizm gibi nedenlere bağlı olduğunu kaydetti.
Rahatsızlığın ileri yaş hastalığı olduğunu ancak olguların yüzde 5-10 arası bir kısmının erken dönemde de görülebildiğini anlatan Tokçaer, erken yaşta görülen (40 yaş öncesi) parkinson rahatsızlığının kalıtsal olduğunu ifade etti. “Parkinson hastalığının genç bireylerde de ortaya çıkabileceği akılda tutulmalıdır” diyen Tokçaer, özellikle akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde yaşı genç de olsa hareket yavaşlığı olan hastaların parkinson hastalığı açısından risk altında olduğunu kaydetti. Hastalığın yavaş seyirli, ilerleyici bir hastalık olduğunu ve hareket yavaşlaması, katılık, titreme ile başlayan sürecin 7-10 yıllık bir dönemde denge bozukluğuna ve düşmelere yol açtığının bilindiğini bildiren Tokçaer denge kusuru sonrası baston ve tekerlekli sandalye kullanımının gerçekleştiğini ifade etti. Tokçaer, “Parkinson hastalığında sinir sisteminde hangi hücrelerin zedelendiği ve hangi kimyasal maddenin azaldığı bilinmektedir ancak hasarı başlatan mekanizmaları durduracak tedavi henüz araştırma aşamasındadır. Tedavi yaşam boyu düzenli ilaç kullanımı gerektiriyor. İlaç kullanımı ile parkinson hastalarının yaşam kalitesinde iyileştirme yapılabiliyor” dedi. Tokçaer, cerrahi girişimlerden de sonuç alındığını sözlerine ekledi.
İleri evrede ancak cerrahi girişim için uygun olmayan parkinson hastalarına da eksik kimyasal maddeyi devamlı vermek amacı ile cilt altına yerleştirilen bir iğne yoluyla dozu ve akış hızı belirlenmiş apomorfin içeren ilacın devamlı bir pompa ile uygulamasının da yapıldığını söyleyen Tokçaer ameliyat olamayan fakat devamlı ilaç ihtiyacı olan parkinson olguları için levodopa jel formunun mideden ince barsak üst kısma indirilen bir kanül ile verildiğini bildirdi. “Bu uygulamanın deneyimli gastroenteroloji veya genel cerrahi uzmanı olan merkezlerde yapılması gerekir” ifadesini kullanan Ayşe Bora Tokçaer, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bu uygulamanın yapılabildiğini bildirdi. Tokçaer, şunları kaydetti:
“Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalının Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Birimi erken evreden ileri safhaya kadar parkinson hastalığının tanısı ve semptomatik tedavisinde invaziv girişimler de dahil olmak üzere Nöroşirurji, Gastaroenteroloji, Psijkiyatri, Radyoloji Nükleer Tıp bölümlerinin işbirliği ile çalışmakta ve ilerleyici, özürleyici bu hastalığın hastaları yatağa bağımlı hale getirmesini önlemeye, en azından geciktirmeye çalışarak yaşam kalitelerini arttırmaktadır.”

AnkaraYerel Seçim Sonuçları

Ankara Hava Durumu

7°CŞİMDİPAZAR
©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.