Ne kadar garip bir başlık değil mi? Bu cümleyi her gebeme mümkün olduğunca söylemeye çalışıyorum ama çoğunlukla geç kalıyorum. Evet, anne adaylarını da anlıyorum; muhteşem bir duygu, insanın içi içine sığmaz, herkes bilsin istersiniz ve haklı olarak da bunu en yakınlarınızla paylaşırsınız ancak bunun için 10 hafta kadar beklemek hiç de fena olmaz… Riskler her zaman var ve gebeliğin ilk haftalarında oldukça yüksek seviyede! Gebe kaldığınızdaki haklı olarak yaşadığınız mutluluk, aksi bir durumda tam tersine dönerse bir de bunu çevrenize açıklamakla uğraşmak sizi daha çok yıpratmayacak mı?
 
Gebelikte ilk 10 hafta bebeğin yerleşmesi, tutunması ve organsal gelişimleri için en kritik haftalardır. Biz hekimlerin sadece bir kese, 2-3 mm. bir bebek ya da sadece o 2-3 mm. içinde bir kalp atışı olarak gördüğümüz o özel zamanlarda aslında ne kadar önemli gelişmeler olur ve bunu biz hekimler değil sadece siz anneler bilebilirsiniz.
 
Düşüklerin Yaşanmasında Genetik Faktörler Büyük Rol Oynar…
Klinik olarak saptanan gebeliklerin %25’i, tüm gebeliklerin %50-60’ı ilk 10 haftada gerçekleşen düşüklerle sonuçlanır. Bunun sebebi %90 oranında genetik (kromozomal) faktörlerdir. Bu durumu yaşamak, sizlerde genetik hastalık olduğu sonucunu asla doğurmaz. Aynı göz rengimiz gibi istisnasız biyolojik özelliklerimiz, örneğin karaciğer, kalp gibi organ yapılarımız bir anneden bir de babadan gelen gen denilen karşılıklı uyum içinde olan kodlarla kodlanır. Eğer ki; bu kodlarda eksiklik ya da DNA kırıkları gibi karşılıklı gelmeyen hatalar varsa anneye bebekle ilgili eksik veri ulaşır ve anne vücudu bu gebeliği ‘’yaşamla bağdaşmayacak büyük bir kusuru var’’ olarak tanımlar ve gebeliğin düşükle sonuçlanmasına karar verir. Bu, altı parmaklı olmak, yarık damaklı doğmak gibi küçük (minör) anomaliler değil bahsettiğim gibi karaciğer yokluğu, kalp yokluğu gibi doğar doğmaz yaşamla bağdaşmayacak kadar büyük (majör) anomalilerdir.
 
Düşükler Sizi En Kötüsünden Koruyan Olağan Bir Durumdur…
Düşük genel bir kavramdır, kendini bebeğin olmadığı boş bir keseyle, bebeğin olduğu ama kalp atışının olmadığı bir durumla, daha önce görülen kalp atışının daha sonra kaybedilmesiyle, az kanamayla, çok kanamayla, hiç kanama olmadan sadece bir doktor kontrolünde kendini gösterebilir. Sıklığı ve sebebi itibariyle düşük aslında üzülmeyi çok fazla gerektiren bir yaşam deneyimi değildir. Allah’ın ve doğanın bebeğinizin sağlıklı ve sorunsuz olması için harcadığı büyük çabanın sadece küçük bir parçasıdır ve bu durum sizin yaptığınız ya da yapmadığınız bir şeyle de ilgili değildir. 
 
Gebelikler ağır kaldırmayla, bir yere uzanmayla, kendini yormayla, cinsel ilişkiyle bozulmazlar. Yukarıda söylediğim gibi düşüklerin yaşanmasında % 90’lık genetik (kromozal) nedenlerin dışında %10’luk bir kısım sebepler de ilaçlar, radyasyona maruziyet, sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılıkları, rahim anomalileri, anne-baba genetik hastalıkları, annenin kronik hastalıkları ve pıhtılaşma bozuklukları gibi çoğu bir sonraki gebelikte düzeltilebilecek sorunlardır.
 
10 haftayı kalp atışı duyularak ve kesenin gelişimini haftasıyla uyumlu olarak atlattıktan sonra ise düşük riski sıfır olmasa da ciddi oranda azalır. Rutin kontroller sırasında çıkıp gebeliği riskli hale getirecek durumları ve nedeni her zaman bilinemeyen anne karnında bebek kayıplarını hariç tutarsak sabretmen gereken bir 30 hafta sonunda artık bebeğin %97 senindir…
 
Saygı ve sevgilerimle...
 
Op. Dr. Erhan Karaalp
Kadın Hastalıkları & Doğum
Tüp Bebek ve Genital Estetik Uzmanı