O küçük çocuklar büyüdü ve biz yaşlanmaktayız..
Sabahları kaldırmak, okula yetiştirmek için aceleyle edilen kahvaltılar çok uzaklarda kaldı..
Parka giderken, sokaklarda dolaşırken..
Hayatı öğretmeye çalışmak da çok uzaklarda..
Şimdilerde başka bir yerlerdeyiz..
Hırslarımız azaldı..Dingin bir sakinliğin eşliğinde geçiyor günlerimiz..
Eskilere ait bir fotoğraf karesi belirince belleğimizde, apansız gülümseyiveriyoruz sokağın ortasında..
Hayat işte..
Akıp geçiveriyor, birden farkına varıyoruz…

Donuk, buzlu bakışların ardına gizlenmeye çalışan yalanları kolayca farkedebiliyoruz..
Bir ağaç dikkatimizi çekebiliyor, sokaktaki..Seviyoruz onu parmaklarımızla..
Kenarda duran kedinin saflığını daha iyi anlıyoruz, gülümsüyoruz ona gülümsemeyi bilemese de bize..
“Ne haber ?“ derken birisi, ardından ne geleceğini hemen anlıyoruz artık..
Birçok kelimenin, sözün arkasında saklanmış “para kazanmak lazım” çirkinliğini fark ediyoruz bütün çıplaklığıyla..
Olan biten bu koşuşturmaya, bağrışmaya, itişmeye kakışmaya gülümsüyoruz bıyığımızın altından çaktırmadan..
Güneşin sıcaklığından da, serin esen rüzgarın verdiği dinçlikten de aynı anda keyif almaya başlıyoruz..
Uykularımız azalıyor..
Hareketlerimiz yavaşlıyor ister istemez..Ama uzun yürüyüşleri seviyoruz, daha uzun yürüyüşlere alışmak için adeta..
Yürüdükçe de resimler döne döne geliyor önümüze..
Zamanın bir yerinde donmuş kalmış bakışlar..
Kimi güzel, kimi huzurlu, kimi komik, kimi sıkıcı utanç verici, kimi gururlu..
Arka arkaya geliyorlar karmakarışık..İç çekiyoruz farkında olmadan..
Sonra yeniden yollara düşüyoruz..
Dilencilerin gözlerindeki ifadeleri tartıyoruz, hangisi gerçek acaba diye o bakışların..
Silüetlerin ardındaki hikayeleri yaratmaya çalışıyoruz beynimizde..
Hikayeler, gerçekler, masallar, rüyalar..
İç içe geçmişler, karmaşıklar.. Ağaçların dallarındaki yapraklar gibi sallanıyorlar..
Rüzgarda uçuyor bazısı, resimden yokoluyor..Unutuluyor..Fotoğraf kareleri gibi..
İşte o anlarda..
Tam o anlarda, resimlerin tamamına bakıp mırıldanıyoruz kendi kendimize;

“Aslında en güzeli, üstünü örtüp, masum yüzlerine dakikalarca bakabilmekmiş çocukların o soğuk kış gecelerinde..”