Eğitim

Eğitim

20.09.2013 - 10:13 | Son Güncelleme: 20.09.2013-10:16

Geçmişten Günümüze Azınlık Okulları

Yrd. Doç. Dr. Selçuk Akşin Somel ve Nurcan Kaya tarafından hazırlanıp 3 cilt kitap olarak yayımlanan raporda azınlık okullarının yaşadığı sorunlar gözler önüne seriliyor.

Sitene Ekle
Ekim 2011-Mayıs 2013 arasında yürüttüğü Geçmişten Günümüze Azınlık Okulları: Sorunlar ve Çözümler adlı araştırmayı bir rapor haline getiren Tarih Vakfı, hem eğitimi hem de Türkiye’deki eşitsiz uygulamalar ile insan hakları ihlalleri alanına ilişkin eleştirel düşünceyi destekleyecek çalışmasının sonuçlarını kamuoyuna açıkladı. Anadolu’da yüzyıllardır ana dilde eğitim veren azınlık okullarının dünü ve bugününe ışık tutan rapor, azınlık okullarının sorunlarına getirilecek çözümlerin Türkiye’deki ana dilde eğitim tartışmaları için de bir rehber teşkil edeceği tespitinde bulunuyor.
 
Yrd. Doç. Dr. Selçuk Akşin Somel ve Nurcan Kaya tarafından hazırlanıp 3 cilt kitap olarak yayımlanan raporda azınlık okullarının yaşadığı sorunlar gözler önüne seriliyor.
 
Ana dilde eğitim Anadolu’da yüzyıllardır yapılıyor! 
Türkiye’de son dönemlerde yaşanan ana dilde eğitim tartışmalarına ışık tutacağı düşünülen rapor, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Musevilerin, Ermenilerin, Rumların, Bulgarların, Keldanilerin, Süryanilerin, Marunilerin ve başka toplulukların ana dilde eğitim yapan okullarının bulunduğuna dikkat çekiyor. Cumhuriyet kurulduktan sonra Ermeniler, Rumlar ve Musevilere ait olanların dışındaki tüm gayrimüslim okulları kapatıldığını vurgulayan rapor ana dilde eğitimin Anadolu topraklarında yüzyıllardır yapıldığına dikkat çekiyor.
 
Gayrimüslim okulları fesat yuvası olarak görüldü
Rapor, 1894 yılı verilerine göre İmparatorluk bünyesinde 6437 gayrimüslim okulu olduğunu söylerken yalnızca İstanbul’da 302 gayrimüslim okulu olduğuna dikkat çekiyor. Bugün ise Türkiye’de, tamamı İstanbul’da 22 azınlık okulu bulunuyor. Bunların 16’sı Ermenilere, 5’i Rumlara 1’i de Musevilere ait. 20. yüzyılda kapanan binin üzerinde Ermeni okulundan yalnızca birinin Cumhuriyet kurulduktan sonra yeniden açıldığına dikkat çeken rapor, iki dilli eğitim vermek dışında devlet okullarından farkları olmayan gayrimüslim okullarının bölücü fikirlerin aşılandığı fesat yuvaları olarak görüldüğü tespitini yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve kamu görevlilerinin önyargılı tutumları nedeniyle hukuki ve bürokratik açıdan ayrımcılığa maruz bırakıldığı düşünülen okulların sayısının azalmasında bu olumsuz tavrın oynadığı role dikkat çekiliyor. 
 
Azınlık okulları 90 yıldır eşitsizliğe ve yok olmaya karşı direniyor
Azınlık okullarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı müdürler tarafından yönetilmesine rağmen devlet gözünde “yabancı” olarak sınıflandırıldığına dikkat çeken rapor, okulların hak ve yükümlülükleri belirlenirken hala “mütekabiliyet” ilkesinin uygulandığına ve dış ülkelerin gösterdikleri tavra göre politika belirlendiğini vurguluyor. Azınlık okullarının 90 yıldır eşitsizliğe ve yok olmaya karşı mücadele ettiğini verilerle açıklayan rapor, azınlık okullarının öğretmen yetiştirmek ve ders materyali hazırlamak konusunda kaderleri ile baş başa bırakılmış durumda oldukları tespitini yapıyor:
 
Türkiye’de azınlık okullarında çalışacak Ermenice ve İbranice öğretmeni yetiştiren eğitim fakülteleri bulunmuyor. 
Türkiye’de azınlık okullarına ders kitapları ve materyalleri hazırlayan bir kamu kurumu veya özel kurum bulunmuyor. 
Uluslararası insan hakları hukuku, anayasa tarafından güvenceye alınmış olan eşitlik ilkesi ve Lozan Antlaşması’ndaki açık düzenlemeye rağmen azınlık okullarına devlet bütçesinden pay ayrılmıyor.  
 
Ermeni, Rum ya da Musevi olduğunu ispatlamak
Yasalara göre bugün bir çocuğun azınlık okulunda okuyabilmesi için, çocuğun anne ya da babasının T.C. vatandaşı olmasının yanında Ermeni, Rum ya da Musevi olduğunun ispatı gerekiyor. Nüfus kayıtlarında Müslüman olarak görünen bir Ermeni veya Rum çocuğunun azınlık okullarına kaydolması yasalar çerçevesinde imkânsız kılınıyor. Ayrıca azınlık okullarında T.C Devleti vatandaşı olmayan Ermeniler, Rumlar ve Museviler sadece ‘misafir öğrenci’ statüsünde okuyabiliyorlar. 
 
Azınlık okullarının yaşadıkları sorunlara bulunacak çözümler, Türkiye’de anadilde eğitime yönelik olarak geliştirilecek politikanın aynası olacak.
 
Rapor, azınlık okullarının adaletli ve eşit bir muamele görmesini sağlamanın tüm toplulukların anadillerinde (iki dilli ya da çok dilli) eğitim görmelerine yönelik olarak gösterilen çabaların merkezinde olması gerektiğini vurguluyor. Bunun için  azınlık okulları ile diğer tüm okullarda öğrenci andının okutulmasına son verilmesi gerektiğini de ekliyor.

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX