YaşamRSS
23 Temmuz 2010 - 00:32

Genç kızlar arasında “moralim çok bozuk” dertleşmeleri

Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Birkaç ay oluyor; Cihangir’de gece yarısını geçe, pencereden sokağa bakıyordum. Kantarcı Yokuşu’nun bitiminden sonra, Kabataş’a doğru inen kaldırımın başında; 20 yaşlarında genç bir kızla, aynı yaşlardaki bir delikanlı sarmaş dolaş öpüşüyorlardı.
* * *
Saat gecenin 1’iydi, belki de 1’i geçmişti.
Sarmaş dolaş öpüşen gençler, birbirlerinden ayrılıp evlerine gideceklerdi.
Ve ayrıldılar da...
* * *
Başları birbirine çevrik, birkaç adım atıp uzaklaştıktan sonra; tekrar birbirlerine koşarak sarıldılar ve öpüşmeye başladılar.
* * *
Gece yarısını geçe, birbirlerinden bir türlü kopamayan 20 yaşlarındaki 2 genç; sanırım bir ömür boyu, böyle bir anı bir daha hiç yaşamayacaklardı.
* * *
Elbet her ikisi de yıllar içinde büyük bir olasılıkla; değişik aşklardan, belki de değişik evliliklerden geçeceklerdi.
Binlerce kez öpüşecek, yüzlerce kez sevişeceklerdi.
* * *
Ama Cihangir’de, gece yarısını geçe bir kaldırımın başında; o ilk aşkın, evlere doğru ayrılma zorunluluğuna takılmış, sarmaş dolaş öpüşmeleri...
Öylesi bir daha hiç yaşanmayacaktı.
* * *
Ellerinde, naylon poşetlere dönüşmüş çıkınlarıyla, ağır aksak yürümeye çalışan başörtülü yaşlıca mahalle teyzeleri; eminim ki hayatlarında öyle bir anı hiç yaşamamışlardı.
* * *
Özellikle “memeli canlılarda”, doğanın kurguladığı dişi-erkek “libidoları”...
* * *
O “libidolar”ın öksüz kalmış rüzgârlarıyla çiçeklenen şiirler, öyküler, romanlar, piyesler, tablolar, heykeller, aşk efsaneleri...
Tahir ile Zühre, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin v.s..
* * *
Ne “Romeo Juliet” boşuna yazıldı, ne “Madam Bovari”, ne “Anna Karenina”...
* * *
Asıl sorun da “özel hayat” denilen “cinsel hayat”ların; toplumsal hayatla, siyasal yönetimlere de yansıyan sinsi iz düşümleri...
* * *
Türkiye nüfusunun 40 milyonu, 28 yaşından küçük...
Bunların yarısı da kız çocuk, genç kız ve genç kadın...
* * *
Buluğ çağı ve sonrasında, genç kızların ruhsal sıkıntıları, dalga dalga bendenizin kulaklarına kadar gelmekte.
* * *
3 kelimelik bir sözcük, çok sık dolaşıyor genç kızların dudaklarında:
- Moralim çok bozuk...
* * *
Onların kendi aralarındaki baş başa konuşmalarıyla; gerek aile içindeki, gerek toplumsal hayattaki konuşmaları öylesine değişik ki...
* * *
Bütün bu dertleşmelerin temelinde, dizginlenmiş bir “libido” tümörünün bulunduğu da kesin.
* * *
Şimdi bir de halk deyimlerine bakalım:
- İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur.
Ve bir de köstek:
- İki çıplak bir hamama yakışır.
* * *
Genç kızlardaki “moral bozukluğu”nun nedenleri; biraz da “aşk ilişkileri”yle, “ekonomik durum” arasında umacılaşmakta...
Buna “itibar özlemi” de eklenebilir.
* * *
Oyuncaklı çocuk bahçelerinin de bulunduğu parklarda, 2-3 yaşlarındaki, saçları özenle süslenmiş kız çocuklarıyla; ellerinde baston, öne doğru eğilmiş yürümeye çalışan yaşlı hanımlar arasında dolaşıyor gözlerim.
* * *
Yaşlı hanımlar, nasıl bir ömür çizelgesinden geçtiler; o küçücük kız çocukları, nasıl bir hayat serüveni yaşayacaklar?
Koskocaman sorgu işaretleri...
* * *
Tanıdığım genç kızlara takılıyorum:
- Erkek arkadaş çok, ama koca yok; öyle değil mi?
Gülerek:
- Öyle, öyle, diyorlar...
* * *
İç göçlerle her saat başı, nüfusu 15 kişi artan İstanbul’da; semtler arasındaki “yaşam düzeyi ve kalitesi” farkları da, birbirini dışlayan birer omuz silkmesi..
* * *
Kalamış’la, Anadolu Feneri dibindeki Akbaba köyü, o kadar uçurumlu ki birbirinden...
Bir de, oralarda yaşayan aynı yaştaki genç kızlar var.
* * *
Dünkü Milliyet’in ilk sayfası altındaki, “Erzurum’da sel 6 can aldı” başlıklı habere bakalım bir de:
“ERZURUM Horasan’a bağlı Saçlık köyünde sağanak yağışın ardından meydana gelen selde dere taştı. Dere yatağında bulunan bir evi sular basınca aynı aileden 6 kişi öldü. 1 kişi yaralandı”
* * *
Referandum kampanyasında da, kutuplaşmalar mızraklaşa dursun; genç kızların moralleri düzelmedikçe, sorunların çözümü zor görünmekte...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2010