PembeNar.Com - Gizem Aydoğan

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü Prof. Dr.Nesrin Dilbaz son dönemlerde adı duyulan bir uyuşturucu madde olan dumansız tütün Snus ve diğer bir madde olan skunk ile ilgili PembeNar.Com'dan Gizem Aydoğan'ın sorularını cevaplandırdı.

1.   Snus nedir?

Snus, genellikle çiğnenerek veya dudak altında tutularak kullanılan dumansız tütündür. Tütün, tuz ve bazı karışımlardan üretilen Snus, ağız ile üst dudak ve diş ile damak arasına yerleştirilerek kullanılıyor.19.yüzyıl ortalarından beri İsveç’te popüler olarak kullanılan Snus,  son yıllarda ABD ve diğer Avrupa ülkelerinde yaygınlaşma eğilimi göstermektedir.

 Snus, tütün, tuz ve bazı karışımlardan oluşan nikotin torbacıkları şeklinde üretiliyor. Ağız ve üst dudak ile diş ve damak arasına yerleştirilerek kullanılan bu madde, dışarıdan bakıldığında fark edilemiyor. Özellikle sigara içmeyenlerde uyuşturucu etkisi yaratıyor. İsveç dışındaki Avrupa ülkelerinin hemen hemen tamamında satışı yasak olan madde alındıktan 20 dakika sonra etkisini gösteriyor ve yarım saat sonra uyuşmaya neden oluyor

2.   Snus isimli maddenin zararları nelerdir?

Snus, alındıktan sonra 20 dakika içinde etkisi başlıyor ve ilk kullanımında vücuda 10 sigarayı arka arkaya içme durumunda oluşacak nikotinin yüklenmesini sağlıyor. Baş dönmesi ve kalp çarpıntısı oluşuyor. Ayrıca yüksek oranda bağımlılık riski taşıyor. Kullanılmadığında baş ağrısı ve bulantı gibi yoksunluk belirtileri oluşturuyor.

Ağız içi kanserlere, pankreas kanseri gelişme riskini artırıyor. Ayrıca diyabet ve kalp krizi riskini de artırıyor. Snus’un bir önemli zararı ise sigarayı bırakabilecek bir kişinin tutun ve nikotin kullanımına olanak sağlamasıdır.

3.   Snus’un diğer tütün maddelerinden farkı nedir?

 Snus’un diğer tütün maddeleri kadar zararı vardır. Snus, 20 dakikada etkisini gösterir ve yarım saat içinde uyuşmaya yol açar. Yüksek oranda bağımlılık riski taşımaktadır. Tek farkı yakılarak kullanılmaması yani dumanının olmamasıdır. 

4.   Son dönemlerde “skunk” isimli bir uyuşturucu maddeyi de sık sık duyuyoruz. Skunk nedir? Zararları nelerdir?

Skunk, esrarın ham maddesi Hint Kenevirinin laboratuvar ortamında diğer uyuşturucu maddelerle hibritleştirilerek elde edilen, esrardan 20 kat daha fazla bağımlılık yapıcı özelliği olan bir uyuşturucu maddedir.

Beyin üzerine çok şiddetli etkilere sahip olan Skunk, birçok hastalığa yol açtığı gibi ölüme de neden olabilmektedir. Esrar bitkisinin etken maddesi THC (TetraHydroCannabinol)’dir. Normalde %2-4 arasında bulunan bu madde hibritleştirme yoluyla %20’lere çıkartılmıştır. Bitkisel olduğu için zararsız olduğu iddiası, tamamen yanlış bir bilgidir. Özellikle kendisinde veya ailesinde ruhsal hastalık öyküsü olanlar başta olmak üzere psikoz veya şizofreni gelişimine yol açmaktadır. 

Beyinde 100 trilyon beyin hücresi mevcut olup her biri yaklaşık 10 bin bağlantı oluşturmaktadır. Sinir lifleri boyunca elektriksel uyarı biçiminde ilerleyen mesajlar nöronlar arası boşluğa nörotransmitterler (beynin doğal maddeleri) adı verilen kimyasallar biçiminde ulaşırlar.  Her bir nörotransmitterin diğer nöronda var olan reseptöre uyacak biçiminde özel bir şekli vardır. (Anahtar kilit gibi)

Beyni etkileyen ve zihinsel durumunu değiştiren maddeler esrar veya daha özel söylemek gerekirse içindeki THC ( TetraHidroCannabinol) beyindeki bu nörotransmitterlerin şeklini taklit ederek beyni kandırmaktadır. THC yağ hücrelerinde eridiği için uzun sure vücutta kalabilmektedir. Bir hafta sonra %50’si, 1 ay sonra %10’u vücutta kalabildiği için idrarda ve saçta haftalar sonra da tespit edilebilir. 

Son yıllarda yapılan taramalarda esrar kullanıcılarının beyninde hasar saptanmıştır.Cannabis reseptörü zengin olan bazı alanlarda Gri madde hacmi (beyin hücreleri gövdesi) azalmıştır. Bunlar hipokampus (öğrenme), amigdala ( duygular), on singulat (motivasyon), önbeyin ( zeka, problem çözme ve karar verme) gibi bölgelerdir. Şizofrenlerin beynindekine benzer biçimde beyinciklerinde beyaz madde (sinir lifi) hacmi daha küçüktür.

5.   Gençlerde bağımlılıkla ilgili ailelere ne gibi görevler düşüyor?

Çocuğunun madde kullanımının olup olmadığı günümüzde bir çok ebeveynin yaşadığı bir kaygıdır. Ergenler arasında madde kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşan bir durumdur. Yapılan son araştırmalar bağımlılığı olan 10 kişiden 9’unun madde kullanımına 18 yaşından önce başladığını göstermektedir. İlk madde denemesi 21 yaşın altında ve üstünde olan bireyler karşılaştırıldığında özellikle 15 yaş öncesi bağımlılık yapıcı madde denemesi olan bireylerin bağımlılık geliştirme riskinin 7 kat fazla olduğu görülmektedir. Bu veriler bize ergenlik döneminde madde deneme yaygınlığını ve bu dönemde denemenin bağımlılık geliştirme riskini belirgin düzeyde arttırdığını göstermektedir.Bağımlılık kronik bir beyin hastalığıdır. Ancak bilinmektedir ki bağımlılık yapıcı madde ile teması olan herkes bağımlı değildir.

BEŞ ADIMDA UYGUN MÜDAHALE VE YAKLAŞIM

BİRİNCİ ADIM: Ebeveynlerin ve otorite figürlerinin tutarlı, fikir birliği içerisinde olması gerekir.

Uzlaşma sağlanması gereken olası örnek durumlar aşağıda yer almaktadır:
-Bir suçlunun olmadığını kabullenmek ve en önemlisi birbirimizi suçlamamak.
-Kararlarımızı ortak almak ve ortak uygulamak.
-Aynı fikirde olmadığımız durumlarda bile bir takım olduğumuzu unutmamak ve çocuğumuzun yanında birbirimizin ifadelerini her daim desteklemek.

İKİNCİ ADIM: İletişime geçmek.
İletişiminizdeki temel sloganımız “Polis değil aileyiz.” Destek vermek ve sorgulamak arasındaki ayrım odak noktamız olmalıdır. İnkâra hazırlıklı olun, amacınızın destek vermek ve yardımcı olmak olduğunu unutmayın. Her fırsatta çocuğunuzun ve madde kullanım davranışın ayrı odak noktaları olduğunu kendinize hatırlatın, zaman içerisinde maddeyi reddederken çocuğunuz kendisini reddedilmiş hissedebilir. 

ÜÇÜNCÜ ADIM: Çocuğunuzu destek alması için yönlendirmek.
Bir ergenin madde kullanımının olması mutlaka destek gerektiren bir durumdur. Genellikle madde denemeleri ikincil sorun olarak karşımıza çıkar, Altta yatan Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), sosyal fobi, depresyon, kaygı gibi ek dinamikler olabilir. Madde kullanım davranışını sonlandırmak için bireyin mutlaka bu alanlarda destek alması gerekir.

DÖRDÜNCÜ ADIM: Maddeye karşı halatlar örmek.
Çocuğunuzu hayata bağlayan ne kadar çok halat olursa maddeye karşı o kadar güçlü olur. Aile bir halat, okul bir halat, sosyal faaliyetler, hobiler hatta tüm keyif alanları birer halat olabilir. Çocuğunuzun madde dışı faaliyetlerine yatırım yapmak ve bu faaliyetler konusunda destekleyici olmak önemlidir.

BEŞİNCİ ADIM: Ulaşılabilir hedefler.
Değişime yönelik yolculuğumuzda önemli olan hızımız değildir. Çocuğundan beklentileriniz gerçekçi olmalı ve küçük hedeflerde başarı sağlayarak yavaş ve doğru yönde ilerlenmelidir.

6.   Çocuğumuzun uyuşturucu kullanıp kullanmadığını nasıl anlayabiliriz?

Madde kullanımı olan gençlerde bazı psikolojik, davranışsal ve bedensel değişimler meydana gelir. Ebeveyn aşağıda yer alan maddelere mutlaka dikkat etmelidir. Ancak bu maddelerin varlığının kesin olarak gencin madde kullandığı anlamına gelmediği unutulmamalıdır. 

–Daha sinirli olmaya başlamak
–Huzursuzluğun gözlemlenmesi
–Tatminsizlik, memnuniyetsizlik
–Zaman zaman aşırı neşe, hareketlilik
–Aile ile daha az zaman geçirmek
–Daha geç saatlerde eve gelmek ya da hiç gelmemek 
–Arkadaş çevresinin değişmesi
–Okul başarısında düşme ve okula olan ilgide azalma
-Para harcama miktarında artış
–Kilo kaybı, iştahın azalması ya da artması
–Yorgunluk, halsizlik
–Gözlerde kızarıklık

Ama gerçek tanı, kişiden idrar alınarak tam kapsamlı bir laboratuvarda analizinin yapılması ile mümkündür.

7.   Uyuşturucu bağımlılığına karşı ne gibi tedavi yöntemleri mevcut? Ne kadar sürede bu illetten kurtulunabilir?

Bağımlılık birçok nedene bağlı gelişen bir beyin hastalığıdır.Bir kez bağımlılık geliştikten sonra kişinin  yaşam boyu bu maddeden uzak durması gerekmektedir.  Bağımlılığın tedavisi şu aşamalardan oluşmaktadır:

Arındırma tedavisi: Öncelikle kişinin kullandığı maddeden bedeni, beyni ve ruhu arındırmak gerekir. Bunun için kimi zaman kişiyi hastaneye yatırmak gerekebilir. Bu süreçte kişinin kullandığı maddenin özelliklerine bağlı olarak bazı ilaçlar kullanılır. Yine eşlik eden psikolojik ve psikiyatrik sorunları varsa uygun ilaç tedavisi başlanır. Arındırma sürecinde yoğun psikoterapiden ziyade destekleyici, motivasyonunu arttırıcı terapiler yapılır. Ortalama süresi bir ila iki hafta arasıdır.

Nüks önleme: Bu süreçte kişinin arındırma tedavisi esnasında alınan ayrıntılı öyküsü, psikolojik ve biyolojik testlerin neticeleri ışığında bireysel ve grup terapilerine başlanır. Bu aşamada amaç; kişinin bağımlılığının farkına varması, bağımlılığı anlaması, daha önceki bırakma deneyimleri ve tedavi yaklaşımlarının neden işe yaramadığının fark edilmesinin sağlanması, kişinin güçlü ve güçlendirilmesi gereken yönlerinin tespit edilmesi, olası risk faktörlerinin belirlenmesi ve bunlarla baş etme stratejilerinin geliştirilmesidir. 

Kayıp geçen zaman diliminde geliştirilmesi gereken beceriler, elde edilmesi gereken mesleki ve akademik kazanımlar, bozulan ilişkiler, dünyaya ve kendisine olan sağlıksız bakış açısı bu süreçte ele alınır ve bundan sonraki süreçte nasıl telafi edileceğinin planlaması yapılır. Yine bu süreçte eşlik eden diğer psikiyatrik ve psikolojik rahatsızlıklarına yönelik de terapileri yapılır. Nüks önleme tedavisinin süresi hastadan hastaya değişmekle birlikte en ideali 12 aya tamamlanmasıdır. 

Aile eğitimi: Aileler ilk görüşmeye geldiğinde hedefinde sadece hastalarının uyuşturucuyu bırakması ve bir daha asla başlamaması var. Bağımlılık tedavisi sadece ilaç tedavisi değildir, bireysel tedavi, aile eğitimi ve hatta aile tedavisi tedavinin olmazsa olmazlarıdır. İnanma ve onaylamanın aynı şey olmadığını, ortak alınan kararlarda sebat etmenin mantığını, tedavi sürecinde utanmanın, gizlemenin, kendini suçlamanın yeri olmadığı gibi konularda ailelere destek sağlanmaktadır. Değişim için acele edilmemesi gerektiğini, aynı anda birden çok komut vermenin kafa karıştırdığını eğitim esnasında yapılan bazı alıştırmalarla gösterilmektedir. 

Biyolojik tedaviler: Derin-TMU ( D-TMU): Geleneksel TMU’dan farklı olarak özellikle beynin derin bölgelerinin uyarımının sağlanmasıdır. Son yıllarda özellikle başta sigara ve kokain gibi maddeler olmak üzere esrar, alkol, metamfetamin ve eroin bağımlılığında çok olumlu sonuçlar rapor edilmektedir.

Rehabilitasyon: Bağımlılık; bir maddenin beyni etkilemesinden kaynaklanan, maddenin keyif verici etkilerini hissetmek veya yokluğundan kaynaklanan huzursuzluktan sakınmak için, devamlı veya periyodik olarak madde alma arzusu ve bazı davranış bozukluklarıyla karakterize ciddi bir beyin hastalığı olarak tanımlanabilir. Bağımlılık kişinin beden ve ruh sağlığını, aile yaşantısını etkileyecek düzeyde alkol ya da madde alması ya da alkol ya da madde alma isteğini durduramaması ile belirli ömür boyu süren bir hastalıktır.

Kişinin hayatında adeta egemenliğini ilan etmiş olan maddeden sadece onu hayatından çıkararak kurtulmak ne yazık ki yeterli değildir. Kişinin yeni bir yaşam tarzı inşa etmesi, maddenin hayatında bulaştığı tüm alanlarda değişiklikler yapması gerekmektedir. Temiz bir yaşam inşa etmenin belkide ilk ve en önemli adımıeski alışkanlıklardan vazgeçmektir. Sonuç olarak, tedavide bütüncül bir yaklaşım olmadığında başarı oranı düşmektedir. Türkiye’de başarının düşük olmasının en büyük nedeni de budur.