RSS
20 Mayıs 2010 - 00:49

Gençlik, yeni bir hayatı göze alabilmektir

“Neee? 1966 doğumlu mu?” İngiltere’nin yeni Başbakanı Cameron’ın yaşını duyduğumda ilk tepkim bu oldu.
44 yaşında bir Başbakan...
Britanya’da son 200 yılın en genç başbakanı...
35 yaşındayken milletvekili olmuş.
39 yaşında partisinin Genel Başkanlığı’na seçilmiş.
Aristokrat kökenli... Ceketsiz, kravatsız, beyaz gömlekli görüntüsü, vurgulu konuşması ve ayak bileği yunus dövmeli hamile eşiyle yürüttü kampanyasını...
Görevi aldığında şöyle dedi:
“Önümüzdeki görev, siyasi sistemimize yeniden güven tesis etmek olacaktır. Bunun için kontrolü halka vermemiz, politikacıların onların efendisi değil, daimi hizmetkârı olmasını sağlamamız gerekiyor.”
* * *
19 Mayıs Gençlik Bayramı vesilesiyle, yaş sırasıyla bizim Meclis’teki liderlerin nüfus kütüğüne bakalım:
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 1973 doğumlu...
Erdoğan 1954 doğumlu... 56 yaşında...
Bahçeli 1948 doğumlu... 62 yaşında...
Baykal 1938, Kılıçdaroğlu 1948 doğumlu...
Şimdi 62 yaşındaki “Gandi”nin, CHP’yi 72 yaşındaki Başkan’dan devralıp “gençleştirmesini” bekliyoruz.
* * *
Tarihten bir hatırlatma yapalım:
Fatih Sultan Mehmet İstanbul seferinde 21 yaşındaydı.
Mustafa Kemal, 39 yaşında Meclis Başkanı seçildi.
İsmet Paşa 36’sında Genelkurmay Başkanı oldu.
Bayar 38 yaşında İlk Meclis’in İktisat Vekili’ydi.
Demirel, 31’inde Devlet Su İşleri’ne Genel Müdür atandı.
İsmail Cem 34 Yaşında TRT Genel Müdürü olmuştu.
Ecevit Çalışma Bakanlığı’na atandığında 36’sındaydı.
Şimdi 20’li, 30’lu yaşlarda bir insanı önemli mevkilerde görmek neredeyse imkânsız...
19 Mayıs’ta da 23 Nisan’da olduğu gibi yaşlılardan bir günlüğüne koltuklarını gençlere devretmesini mi istesek?
* * *
Türkiye’nin gençleşmeye ihtiyacı var; ama yaştan ziyade, fikriyatta bir gençleşmeye muhtacız...
Bir zihniyet yenilenmesine...
Hafta sonu Cemal Reşit Rey’de “4 delikanlı”, kurşuni saçlarıyla “bir gençlik konseri” verdiler.
1942’li emekli büyükelçi Murat Sungar’ın bestesini çaldılar. 1940’lı Durul Gence davuldaydı. Emekli büyükelçi Burak Gürsel gitar, “grubun en genci” Sedat Ergin bas çaldı.
1942’li Gürer Aykal (bir başka genç), orkestrayı yönetti.
Sahneden öyle bir enerji yaydılar ki, salonda herkes bir enstrüman çalamadığına hayıflandı.
Gürer Aykal, konserden sonra “Kim kendinde müzik yeteneği görüyorsa, bize başvursun” diye yüreklendirdi “potansiyel gençler”i...
* * *
Ben Kılıçdaroğlu’nun adaylığını da böyle genç esintili bir “yüreklendirme” olarak görüyorum.
“Vakti geldiği halde ortaya çıkmıyor, haklı olduğu konularda direnmeyip geri adım atıyor” diye eleştirmiştim kendisini...
Nihayet beklenen meydan okumayı yaptı; böbürlenmeyen bir manifestoyla ortaya çıktı.
Yıkık sosyal demokratlara bir tazelenme ümidi sunabildi.
62’sinde korkmadan, yeni bir hayatı göze alabildi.
Gençlik, biyolojik yaşta değil, önce kendini, sonra dünyayı dönüştürme iddiasındadır.
“İhtiyarladıkça” dünyayı değiştirme iddiasını tüketip kendini değiştirme sevdasına düşer insan...
Dileyelim Kılıçdaroğlu hep genç kalsın ve onun yüreklendirmesiyle alevlenen gençlik ateşi tüm siyaseti ve hayatı kundaklasın.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2010