“Kamyon konusu bana ilk intikal ettiğinde, yine terör örgütleri bomba taşıyorlar diye düşündüm. ‘Eyvah’ dedim. Genelkurmay Başkanı benim gerçekten çok değer verdiğim bir insan. Kendisinin üzülmesini hiç istemem. Genelkurmay Başkanı’nı çok demokrat görüyorum. Nasıl TRT’de bir statüko varsa ve bunu değiştirmek zorsa, Genelkurmay Başkanı da bu anlamda zorlanıyor.”
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’le ilk bölümünü dün yayımladığımız söyleşimizin asıl nedeni son kamyon olayı ve sonrasındaki açıklamalardı, ancak ona gelen kadar “TRT bu yayınları niçin yapıyor?” dedirten diğer başlıkları da konuşmaya çalıştık. Kanadoğlu’nun evinin aranması, Zir vadisi kazısından canlı yayın, Tuncay Güney’le canlı yayın, ıslak imza haberleriyle başlayan mülakata bugün kaldığı yerden devam ediyoruz:
22 Şubat 15:24’te alt yazı geçildi, “Çetin Doğan gözaltına alındı” diye. Doğan 16:21’de alındı. Bu 57 dakika ne kazandırdı; gözaltına alma gerçekleşene kadar bu bilgiden feragat edilemez miydi?
Hiç haber de yapmayabilirsiniz, bu haberleri görmezden de gelebilirsiniz.
Niye görmezden gelesiniz, ama gözaltına alındığında dense daha doğru değil mi?
Bir kere gözaltına alındığı haberini ilk NTV verdi, biz vermedik.
Bu gerçekler tam olarak bilinmiyor, çünkü aslında o haberin nasıl verildiğini TRT’de o anda kimse izlemiyor. Ama ne oluyor? TRT içinden birtakım kişiler, birtakım internet sitelerine haber yaptırıyorlar, sonra Türkiye’de bu gereksiz bir gündem oluşturuyor.
Ayrıca ben hata yapma lüksümüzün olmadığını da her fırsatta söylüyorum. Eğer arkadaşlarımız işini iyi yapmazlarsa en kötü ihtimal belki bizim buradan ayrılmamızı sağlarlar.
Arkadaşlar burada çalışmamı istiyorlarsa, daha düzgün yapacaklar işlerini. Ama her bir haberde siz bunu niye yaptınız diye kafalarına vurursak da bizim haber dairesini tatil etmemiz lazım. Çünkü diğer türlü yine eski TRT’ye döneriz. Yani son derece silik, sıradan, gecikmiş, bayatlamış haberler veren bir kanala.
Haklısınız, zamana karşı yarışırken bütün televizyon kanalları, hatta gazeteler de hata yapıyor, ama hiç değilse TRT’nin reyting kaygısı yok. Kaliteli habercilik için bu büyük bir imkân değil mi?
Zaten bizim de en birinci derdimiz “Son dakika!” haberciliği yapmak değil, verdiğimiz haberlerin güvenilir olması. Ama biz hem doğru olsun, hem de son dakikayı veren ilk biz olalım istiyoruz. Bu refleksi arkadaşlarımız içselleştirdiği anda konu zaten bitmiş olur. Ancak takdir edersiniz ki dev bir Titanic burası. Birdenbire yön değiştirmesi kolay değil.
Hatalarımız olacak. Bizi insanlarımız hatalarımızla kabul etsinler, ama tabii bu sürekli böyle olacak anlamına da gelmez. Tabii ki yaptığımız hatalar birtakım insanları incitiyor olabilir. Dönüyorum, ben onlardan da özür diliyorum. Kamuoyundan da özür diliyorum. Tuncay Güney olayında da çıktım, ekranların huzurunda bana sordular, ben Sayın Deniz Baykal’dan özür dilediğimi söyledim.
Bizim kimseyi üzmeye hakkımız yok. Ama takdir edersiniz ki bu kurum da bu tarz haberlere henüz alışkın değil. Arkadaşlarımız maalesef alt yazı geçerken tutuklanma nedir, gözaltına alınma nedir, bu tarz haberleri yeni yeni yapmaya başladılar. Refleksler artık yavaş yavaş oturacak.
Özellikle tek bir konuya yoğunlaştığımız için kadro meselesine hiç girmeyecektim, ama 924 kişiyi emekliye ayırıp yenileri alınırken acaba TRT tecrübeli habercilerinden mi oldu?
Hayır, emekliye ayrılanların hangi kategorilerde olduğunu görürseniz bunlarla ilgili çok üzülmezsiniz, çünkü bunların çoğu dağda vericilerde olan arkadaşlarımızdı, düz, büro memuru olanlardı, muhabir, kameraman vs. daha azdı. Ayrıca bir kameraman düşünün ki 64 buçuk yaşında. Özel televizyonlarda hiç 40 yaşından büyük kameraman gördünüz mü?
Sonunda geldik kamyon meselesine: Şimdi birincisi madem muhabirlerinizin her yerden haber alma imkânı var, niçin Jandarma’ya “Bu bombaların seri numarası niye yok?” diye sorulmadı? İkincisi Orgeneral Güner’in de sorusu; sizin “Haberleri doğrulatmadan vermiyoruz” şeklinde bir açıklamanız vardı, peki bu kamyon haberini nereden doğrulattınız?
Doğrulatmadan vermiyoruz değil, doğrulatmaya çalışıyoruz. Ulaşamıyorsak nasıl doğrulatacağız, doğrulatmadan da veriyoruz. Ayrıca haberde bir yarış vardır. Kaldı ki olayı biz tersinden gördük. Konu bana ilk intikal ettiğinde açık söyleyeyim, Kurtuluş parkında nasıl bir kamyonet içersinde bombalar yakalandıysa, yine terör örgütleri herhalde bomba taşıyorlar diye düşündüm.
“Eyvah” mı dediniz?
Gayet tabii. Üstelik tam uçağa binmek üzereydim. Gerçi Ankara’da olsam da çok fazla bir şey değişir miydi bilmiyorum. Belki “Bu haberi kesin, vermeyin” diyebilirdim, ama “son dakika”lar geçtiği sırada ben İstanbul’a gitmek üzere uçağa bindim.
Haber sizin muhabirinize nereden gelmiş, o an sordunuz mu?
Hiç sormadım, ama böyle bir bilgi geldiğinde benim ilk tepkim, “İyi ki yakalanmış oldu.” Daha sonra detaylarına girildi, Muğla Jandarma açıklama yaptı, o açıklamayı verdik ve haberi kestik. O sırada kamyondaki bombaların üzerindeki seri numaraları “silinmiş” ifadesi alt yazı geçildi, onun dışında bir yanlış zaten biz yapmadık. Ama varsa yine burada bir yanlış, onu da düzeltiriz, ancak bununla ilgili bizim niye sormadığımızı söyleyenler de bize sormadan açıklama yapıyorlar.
Genelkurmay İkinci Başkanı Güner “TRT ajite ediyor” dedi?
Kendileriyle görüşmeden bu konuda bir açıklama yapmam doğru olmaz.
Peki 14 Mart’ta Genelkurmay’da sempozyuma gittiniz; orada size karşı olumsuz bir havayla karşılaştınız mı?
Hayır, olur mu öyle şey, o ayrı bu ayrı. Ayrıca bir defa Genelkurmay Başkanı benim gerçekten çok değer verdiğim bir insan. Kendisinin üzülmesini hiç istemem. Çünkü ben demokrasinin gelişmesi gerektiğine inanan bir insanım ve Genelkurmay Başkanı’nı da bu anlamda çok demokrat görüyorum. Bu mücadeleyi her baba yiğit yapamaz, çok açık yüreklilikle söylüyorum bunu.
Ama zaten bunu söyleyen Başbuğ değildi ki, Güner söyledi?
Hayır, ama bana gazeteciler her ikisi de söyledi diye aktardı. Ayrıca
kurumun başı Genelkurmay Başkanı’dır. Benim Genelkurmay Başkanı’yla ilgili de kanaatim bu. Nasıl TRT’de bir statüko varsa ve bunu değiştirmek zorsa, Genelkurmay Başkanı da bu anlamda zorlanıyor.
O yüzden mi “TRT ajite etti” lafını değerlendirmeye almıyorsunuz?
Böyle bir şey söylemişlerse de o kendi düşünceleridir, ama TRT hiçbir zaman ne ajite eder, ne de böyle bir derdimiz olur. Arkadaşlarım TRT’de en büyük yatırımları askerle ilgili dizilere, yayınlara ayırdığımıza, bizden önceki ve bizim zamanımızda ne işler yapıldığına dair bir çizelge çıkarmışlar, ama ben onlara dahi gerek görmüyorum. O benim tarzım değil. Benim kendimi ispatlamak gibi bir derdim yok. Biz habercilik yapacağız ve bunu da doğru yapmakla mükellefiz. Biz bunun bilincindeyiz.
O bir smaçör
İbrahim Şahin’le söyleşimizin dünkü bölümünde sürekli ayağını salladığını görünce “Sinirlendiniz mi?” diye sormuştuk. Şahin, önce gülerek “Sinirden değil, beni ne zaman kızdıracağınızı beklediğimden” demiş, sonra da sözlerine, “Asıl sebebi akşama hazırlık. Birkaç saat sonra voleybol maçım var” diye devam etmişti. Gerçi Şahin’in voleybol oynadığını biliyorduk, ama dün Genelkurmay İkinci Başkanı “TRT ajite ediyor” demiş; bugün kendi ağzından “TSK’ya rest” manşeti çıkmış; birazdan TRT’den de Sorumlu Devlet Bakanı Bülent Arınç’la ani bir görüşme talebine icabet edecek bir bürokrat için bu voleybol disiplini bize biraz enteresan geldi, “Biz de izlemeye gelelim” dedik.
Kalktık, 18.30’da Polis Akademisi’nin Anıttepe’deki spor salonuna gittik. Bir de gördük ki hobi olsun falan diye değil, karşımızda ciddi ciddi voleybol oynayan bir ekip var. Aralarında hâkimlerin, doktorların, müsteşarların, genel müdürlerin, bakanların, milletvekillerinin olduğu ve zamanla kendilerine “Ak saçlılar” diyen bu grup 1984’ten beri her salı ve cuma burada voleybol oynuyor.
Kimler mi var? Mesela takımın kuruluşundan beri bulunanlar arasında Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, Eski ANAP Genel Başkan Yardımcısı Galip Demirel, eski bürokratlardan Muzaffer Ecemiş...
TBMM Başkanlık Başmüşaviri Dr. Hüseyin Zayıfoğlu takımın hem koçu hem hakemi. TRT Türk’ün Genel Yayın Yönetmeni Ümit Sezgin hakemle en çok diyaloğa girenlerden. PTT Genel Müdürü Osman Tural en agresif oyuncu. Eski Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç futbol tecrübesini sürekli ayak paslarında konuşturuyor.
Eski millilerden Remzi Altınok 72 yaşına rağmen sahanın yıldızı. İbrahim Şahin ise genellikle ön köşedeki 4 numara mevkiinde oynayan bir smaçör.
İbrahim Şahin genellikle ön köşedeki 4 numara mevkiinde oynayan bir smaçör. Hobi olsun diye değil, karşımızda ciddi ciddi voleybol oynayan bir ekip var.
Yakın olduğum tek cemaat Galatasaray
Eski Cumhurbaşkanı Sezer, TRT Genel Müdürlüğü’nüzü veto etmişti, ama daha önce başka görevlerinizi onaylamıştı.
Üç kez. Kaymakamlıktan hukuk müşavirliğine geldiğim zaman imza Cumhurbaşkanı Sayın Sezer’indi. PTT Genel Müdürlüğü’ne atandığımda da üçlü kararnamedeki imza Sayın Sezer’indi, Ulaştırma Bakanlığı’na müsteşar olduğumda da...
TRT Genel Müdürlüğü sizin akreditasyonunuzu mu bozdu acaba?
Bu benimle ilgili değil, bu koltukla ilgili. TRT kurumu ateşten gömlek.
Daha önce yıllarca çok daha üst düzey görevlerde bulundum, o kadar devasa projenin altına imza attım hakkımda tek satır çıkmadı, ama bu koltuğa oturduktan sonra çıktı. Çünkü TRT, gücü çok fazla olan bir yer, etkisi çok fazla.
Ayrıca biz biraz da haddimizi aşarak çok şey yapmaya çalıştık, TRT’yi değiştirmeye kalktık. Bir de benim kimseye eyvallahım olmaz, belki ondan dolayı da daha çok hırpalanıyorumdur.
Mesela şimdi soracağım şu soru, hakkınızda kaç kez konuşulmuştur: Bir cemaate yakınlığınız var mı?
Sizin olduğu kadar.
Benim olsa olsa Galatasaray cemaatine yakınlığım olur; sizin?
Ben de Galatasaray Kongre üyesiyim, benim de yakınlığım o kadar olur.
Yani?
Yani, eğer böyle bir şey olsaydı bugüne kadar yüz bin kere çıkarırlardı, ama biz bildik bir Anadolu çocuğuyuz. Bizi yeter ki mali konularda suçlamasınlar, geri kalan her şeye bir şekilde cevap veririz. Onun dışında gariban bir bürokratız biz.
Aman efendim, iki yerden maaş alıyorsunuz, nasıl garibansınız?
İki yerden maaş aldığım doğru, çünkü bu yasal bir hakkım. Aslında müsteşarken Avea’dan da alıyordum, ama burası KİT kapsamında olduğu için birini bıraktım. Zaten yasal olmasa 50 kere çarparlardı şimdiye kadar.
4 yıl daha iyi olur
Genel müdürlükten istifa etmeyi düşündünüz mü?
O bir şakaydı. Onu Genelkurmay’daki sempozyumda söylediğimde yanımda Mehmet Ali Birand, Murat Yetkin de vardı. Hatta Birand’la o kadar çok şey konuştuk ki, büyük gazetecilik herhalde böyle oluyor, ne gündeme taşıdı ne bir şey yaptı.
Yalnız daha önce de Zaman gazetesinde Nuriye Akman’a “İlk zamanlar bugün gitmemeyim dediğim günler oldu” demiştiniz. O yüzden acaba o sözünüz çok da şaka olmayabilir mi?
Tam tersine üzerime gelinmesi beni daha çok hırslandırıyor, gelecek bir dört yıla daha niyetleniyorum. Tabii uygun görürlerse, ama bunu çok samimi olarak söylüyorum.
Yalnızca bir buçuk yılınız kaldı galiba...
Evet, ama bir sonraki dört yıl daha aslında iyi olur, çünkü birilerinin bu sektörde dersini alması gerekiyor diye düşünüyorum. Bakın, aleyhimize bir sürü yazılar yazıyorlar, çiziyorlar. Ben ise sadece iki şeyden korkarım. 1-Kimse para almış, hırsızlık yapmış demesin. Çalışma arkadaşlarıma da sürekli vurguladığım şey bu; aman para konusunda özellikle titizlik gösterin.
Çünkü TRT’nin bir olumsuzluğu da bana sorarsanız, çok rahat para harcayan bir kamu kurumu burası. O yüzden bizim hassasiyetimiz iki kat artmalı. İkincisi de adam gibi haber yapmalıyız. Ama bu bizim son dakikayı ıskalamamız anlamına da gelmesin, zaten o dengeyi biz yakaladığımızda kurtarıyoruz.
BİTTİ

Tayyip Erdoğan ve AKP % 80 oya doğru mu koşuyor?