Ekonomi
27.04.2014 - 02:30 | Son Güncelleme: 27.04.2014-2:30

Getiri liginin zirvesinde yatırım fonları arayı açtı

Yüksek yönetim gideri ve iyi yönetilemedikleri gibi suçlamalarla karşılaşmasına karşın yatırım fonlarında orta ve yüksek düzeyde risk kazanıyor. Son 3 yılda yabancı menkul kıymetlere yatırım yapan fonların getirileri yüzde 91’lere ulaştı

Sitene Ekle

ZEYNEP AKTAŞ

Hisse senedi, altın, euro ya da dolar gibi farklı enstrümanlar yerine yatırımını fonlara yapanlar içinde en yüksek getiriyi elde edenler, yabancı menkul kıymet fonlarına yatırımda bulunanlar oldu. Zira yatırım fonları içinde son üç yılda en yüksek getiriyi sağlayan ilk dört fon, yabancı menkul kıymet fonları. Tasarruflarını döviz cinsinden değerlendirmek isteyen, orta düzeyde risk seviyesine sahip yatırımcılar yabancı menkul kıymetler fonlarını takip ediyor.
Dolar ve euro son üç yılda sırayla yüzde 39.70 ve 32.86 oranında değer kazanırken bu fonlarda yüzde 91’lere varan getiriler oluştu. Öte yandan dövizdeki hareketin ivme kaybetmesi esnek ve değişken fonları da ilerleyen süreçte daha fazla ön plana çıkaracağa benziyor. Portföy büyüklüğü en yüksek 20 fona baktığımızda ise tablo değişiyor. Son 3 yılda bu fonlara yatırım yapanların getirilerinin yüzde 6 ile yüzde 20 arasında kaldığını görüyoruz.
Portföy büyüklüğü yüksek fonlar ağırlıklı olarak likit ve kısa vadeli tahvil bono fonlarından oluşuyor. Düşük risk nedeniyle tercih edilen B Tipi fonlar arasındaki likit fonlar yerine parasını aylık mevduatta değerlendirenler daha fazla kazandı. Zira KYD 1 Aylık Gösterge Mevduat Endeksi’nin getirisi son üç yılda yüzde 26,76 oldu. Kıyaslama gösteriyor ki fonlarda seçici olmasını bilenler düşük riskle daha yüksek getiri elde ediyor.


Sürekli karar değiştirenler...
Borsanın yatırım ustalarından Peter Lynch’e göre, fon yöneticileri mesailerinin dörtte birini neyi neden yaptıklarını açıklamakla geçiriyor. Bu ince eleştiriden kastedilen ise fon yöneticilerinin boşa harcadığı zaman olsa gerek. Buna bir de fonların yüksek yönetim gideri ve masraflarını da ilave ettiğimizde, fonlara yapılan yatırımın ne derece doğru olduğu kamuoyunda da ciddi bir tartışma konusu olmakta. Söz konusu eleştiriyi yapan Lynch gibi bir usta olunca fonların performansının sorgulanması da bir başka anlam kazanmakta. Ancak bireysel yatırımcının kendi başına  gerçekleştirdiği performans ile  fonların performansı kıyaslandığında, ortaya çıkan tabloyu da göz ardı etmemek gerekiyor.
Bir yanda önceden belirlemiş olduğu kurallara göre hareket eden ve bu kurallardan taviz vermeyen bir fon, diğer yandan bir an önce parasını katlamaya çalışan ve riskli yatırımlara girişmekten gözünü sakınmayan bireysel yatırımcılar.
Bu tablo içinde borsaya getirdiği parayı kısa sürede eriten ve hatta tamamen yok eden yatırımcı sayısı hiç de az olmadığı bilinen bir gerçek. Hal böyle olunca fonların önemi biraz daha fazla öne çıkıyor. Zira fonlar önceden belirlemiş oldukları risk kapsamında getiri elde etmeye çabalarken başta verdikleri söze bağlı olarak kabul ettikleri risk çerçevesinde hareket ediyorlar. Bu durum yatırımcılar için kuşkusuz en büyük avantaj olsa gerek. Neticede yatırımcının kendisi, ilk yola çıktığı gün aldığı risk ile sonradan aldığı riskin sürekli olarak değişebilmekte.

Yatırımın bir parçası
Fonlar, portföylerine alabilecekleri menkul kıymetlere göre 16 türde olabilmekte. Portföylerindeki enstrümanların riskine göre farklılık gösterebiliyor. Herkesin bildiği tahvil ve bono fonu, hisse fonu, likit fon gibi fonların dışında daha az bilinen yabancı menkul kıymetler fonu, fon sepeti, garantili fon, koruma amaçlı fon, özel fon ve serbest yatırım fonları gibi fonlar yatırımcının risk tercihine göre alternatif olabilmekte.
Söz konusu fonlar içinde yabancı menkul kıymetler yatırım fonları son üç yılda en fazla kazandıran fonlar arasında ilk sırada yer aldı. Bu tür fonların portföylerinin en az yüzde 51’i devamlı olarak yabancı menkul kıymetlerden oluşuyor.

Riske bağlı yatırım aracı
Çoğunlukla profesyoneller tarafından küçümsenen fonların önemli bir boşluğu doldurduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Bireysel yatırımcıların birikimlerini, girişilen gereksiz risklerle yok etme ihtimali riski seven bir yapıya sahip olan Türk yatırımcısı için hiç de düşük bir ihtimal değildir.
Böylesi gereksiz riskler yerine birikimin önceden belirlenen risk çerçevesinde profesyonel ve güvenilir yöneticiler tarafından yönetilmesi oldukça önemlidir. Ayrıca portföye alınacak farklı enstrümanlarla riskin en aza indirilmesi mümkün olabildiği gibi hedefe ulaşmak da mümkün olabilmekte. Daha yatırımın başında belirlenen riske sadık olan fonlar sayesinde, küçük birikimlerle alınması mümkün olmayan getiri potansiyeli olan menkul kıymetlere yatırım yapmanın da mümkün olması bir diğer avantaj olsa gerek.

Fonlarda seçicilik getiriyi yükseltir
Fonların kazandırma potansiyelinin olması hepsinin kazandırdığı anlamına gelmiyor. Böylesi bir yanılgı birikimlerin düşük getirili fonlara kayma riskini de beraberinde getirir. Her yatırım enstrümanında olduğu gibi fonlarda da kazandıran olduğu gibi kaybettirenlerin de olduğunu bilmek gerekiyor. Bu nedenle seçici olmakta fayda var. Fonlarda seçici davranmak her şeyden önce performanslarına ve yarattıkları maliyetleri öğrenmekten geçiyor.
Birikimi olanlar alacakları fonun geçmiş yıl performansını incelediklerinde ileride gösterecekleri performans hakkında da ipucu sahibi olabilirler. Öte yandan komisyon, yönetim ve diğer fon giderleri de  bilinmesi gereken bir diğer önemli hususlardandır. Bu giderler fon içtüzüğünden ve izahnamelerinden öğrenilebilir. Yatırımcılar elde edecekleri bilgilerle kabul ettikleri riske göre en az maliyetle en yüksek performansı yakalayabilirler.   

Üç yılın lideri Akbank
Fonlarda son üç yılda en yüksek getiriyi sağlayan fonlar içinde Akbank’a ait dört  fon ilk beş arasında yer aldı. Akbank’ın çıkarmış olduğu B tipi  fonlardan Akbank B Tipi Franklin Temp.Şem. Fona Bağ. Avrupa YMK 2. Alt Fonu yüzde 91 getiri ile ilk sırada yer aldı. Onu yüzde 86 ile Akbank Özel Bankacılık B Tipi Dengeli YBMK Fon’u takip etti. Üçüncü sırada yer alan fon ise yüzde 71,83 ile Akbank B Tipi Franklin Temp.Şem. Fona Bağ. Amerika YMK 1. Alt Fonu ve dördüncü sırada yüzde 60,86 ile Akbank Özel Bankacılık B Tipi T/B (USD EUROBOND)Fonu oldu.


İlk çeyrekte seçicilik artacak

İlk çeyrek bilançoları açıklanmaya başladı. Buna bağlı olarak hisselerde seçicilik de artacak. Kurumların tahminlerine bakıldığında ise ilk çeyrekte beklentilerinin hiç de iç açıcı olmadığı görülüyor. Kuşkusuz firma bazında farklılıklar olmakla birlikte genel tablo şirket kârlılıklarının azalacağı yönünde.
Bankalarda daralma...
Banka kârlarında genel olarak son dönemlerin en kötü performanslarından birinin gelmesi bekleniyor. Çeyrek dönem karlarının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 ile yüzde 27 arasında gerileyeceği beklentisi tahminler arasında yer alıyor. Buna bağlı olarak BIST Banka Endeksi, BIST Mali Sektör Endeksi ve BİST 100’ün olumsuz yönde etkilenmesi söz konusu olacaktır.

Sanayide öne çıkanlar
Borsa şirketlerine ilişkin yapılan ilk çeyrek değerlendirmelerinde, iç talebe bağlı olarak çalışan şirketler için tahminler çok da iyimser değil. Ancak faaliyet kârlılığını koruyan ve giderlerini aşağı çekmeyi başaran şirketlerin dönem kârlılıklarını artırmaları bekleniyor.
Açıklanan bilançoların endekse olumlu yansıması beklenmiyor. Zira BİST 100’de ağırlığı en yüksek olan hisseler bankalar. Bankaların kârlarında meydana gelebilecek azalma, hisse fiyatlarına daha ziyade olumsuz yönde yansımasına neden olacak. Bu da Endeksin yukarı atak ihtimalini zorlaştırıyor.


Etiketler: bist, borsa, dolar, Akbank, Avrupa, Amerika
Bilgi YarışmasıGenellikle polislerin kullandıkları lastik sopaya ne ad verilir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
İlk Özel TV Kanalımız hangisidir ?
En Çok Konuşulan Haberler
    İMKB 100101.742 %0.00
    Deger%
    ISATR56394.0020.00
    RAYSG2.0819.54
    DGATE5.8717.17
    DOBUR3.4910.09
    CEMAS0.837.79
    Tümü »

    ©Copyright 2019 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
    İlginizi ÇekebilirX