İşten ayrılma, evliliklerin sona ermesi, aşkların sona ermesi gibi her konuda “gitme zamanı” olduğuna inanıyorum. İş yerimden, aşık olduğum iş yerimden ayrıldığımda gitme zamanı demiştim, gitme zamanı bir sona erişi anlatır, gerekendir ve yeni başlangıçların habercisidir. Gitmeyi siz de seçebilirsiniz, karşınızdakinin seçimi de olabilir. Kabullenmemek sadece olanı görmekten kaçmaktır.

Hep duyduğumuz “Bir kapı kapanır, yenisi açılır” sözü nedense bende her zaman  “lafın gelişi” etkisi yaratmıştır.

Gitme zamanını hissedip direnmek neden? Vazgeçmekten mi korkuyoruz, yoksa yeniliklere mi açık değiliz? Mevcut duruma tutsaklık değil mi devam etmek?  Devamında bizi zorlayan konular ruh halimizi nasıl etkileyecek? Ruh halimiz davranışlarımıza yansıyacak, mutsuz bir birey olacağız. Bu muydu hedefimiz? Giderken yanımızda sonsuz olasılıkları da alıp götürüyoruz, neden bunu görmezden geliyoruz? Orada devam edip belli kalıplar içine hapsolmak, bir kuyunun içinde, derin bir kuyunun içinde giderek derinleşen bir karanlığa gömülmek, hiçbir şeyi görmemek için gözlerini kapatmak, etrafında sana göz kırpmaya çalışan ışığı görmemek için direnmek neden? Mutsuz olduğumuzu bile görmekten kaçmak?

Mevlâna’nın “Dışarıya baktığın pencere kirliyse sana uzattığım çiçekleri çamur görürsün” sözünde olduğu gibi yoksa dışarıya bakmayı mı başaramıyoruz? O halde penceremizi temizleyelim önce…

Gitmeyi seçseydiniz neler olacağını hayal edin. Olanları görmezden gelmeden, yaşanılanları halı altına gizler gibi davranmadan. Gücüm yok, yenilikler beni korkutuyor deriz. Yeni bir aşk korkutur bizi, bunca yıldır alışılan bir kişiyi gitme zamanı olduğu için bırakıp gitmek korkutur. Yepyeni insanlarla tanışmak, onlara alışmak kolay değildir. İşi terk etmek de aynı hissi vermez mi bize? Yeni bir iş aramak, alışkanlıklardan vazgeçmek? Zor olanı seçmez zihin. 

Onsuz yaşamaktan korkuyorum dediğiniz her şeyi geride bıraktığınızda dönüp arkanıza bakın, sadece giden, biten korkudur. Size göre yanlış olanlar gitme zamanının sinyalleridir. Neden yanlışı sürdürüyoruz, siz kendi doğrularınızı seçemeyen misiniz?  Yoksa gitmek güçsüzlük mü? Uzun süren bir evlilikte, çocuk da varsa bazen güç, bazen itibar, bazen düzen, bazen de gelenekler, aile kavramı bırakamadıklarımız…

Bıraktığımızda güçten de öte, düzensizliğin düzeni yerine düzen, bambaşka bir aile kavramı bulamayacağımızı nereden biliyorsunuz? Ya iş hayatında karşınıza çıkacak olan farkınızı göstereceğiniz işi olana devam ettiğiniz için bulamayacağınızı bilseydiniz ne yapardınız? En iyi yaptığınızın, yeteneklerinizin olduğunuz yerde hiçe sayıldığını fark etseydiniz gitme zamanı demez miydiniz? Sonsuz olasılıklara açık olmanın rahatlığını, huzurunu yaşamak ister miydiniz?

Onsuz yaşamaktan korkuyorum dediğiniz her şeyi geride bıraktığınızda dönüp arkanıza bakın, sadece giden, biten korkudur. Size göre yanlış olanlar gitme zamanının sinyalleridir. Neden yanlışı sürdürüyoruz, siz kendi doğrularınızı seçemeyen misiniz?  Yoksa gitmek güçsüzlük mü?