10.05.2013 02:30 | Son Güncelleme:
Mithat Sancar / Gökkuşağı Ülkesinde - 9

Gökkuşağı Ülkesinde - Cehennemden kurtuluş cennete yürüyüş

Güney Afrika, ağır bir çatışmayı zor bir süreçte aşmayı başardı. Ülke cennete dönüşmedi, ama cehennemden kurtuldu. Barış, toplumu cehennemden çıkardığı gibi, herkese kendi cenneti için mücadele etme imkânı sunar. Az bir şey mi bu?

Gezimizin son durağı, tarihte emsali zor bulunan liderlerden birini, Nelson Mandela’yı yetiştiren ve onun büyüttüğü örgütün, yani ANC’nin genel merkezi.
1912’de kurulan ANC, bir asrı geride bırakmış. Bu uzun ömrünün yaklaşık 30 yılında silahlı mücadele yöntemini de kullanmış olmasına rağmen, iki lideri Nobel Barış Ödülü almış bir örgüt. İlk ödül 1960’ta Albert Lutuli’ye, ikincisi 1993’te Nelson Mandela’ya.
Johannesburg’un en işlek caddelerinden birinin üzerinde yer alan genel merkez binasını, etrafa hakim olan sarı  yeşil - siyah renklerden ve duvarlardaki resimlerden hemen tanırsınız.
10. kata çıkıyoruz. Binanın dış duvarlarındakine benzer bir manzara burada da var. Mandela, Tambo, Sisulu gibi ANC’ye ruh veren isimlerin resimlerine, mücadele tarihinden bazı görüntüler eşlik ediyor; ama abartısız bir şekilde. Zaten binanın içi de şatafattan uzak, oldukça sade.
ANC’de cinsiyet kotası
Az sonra Komite’nin başkanı ve iki üyesinden oluşan ekip odaya giriyor. Üçü de kadın. ANC’de titizlikle uygulanan “cinsiyet kotası” var. Her alanda ve düzeyde eşit temsili öngören yüzde 50’lik bu kota, biraz sonra başkanın da tekrarlayacağı gibi, özgürlük mücadelesi boyunca kadınların oynadığı belirleyici rolü, yeni Güney Afrika’nın siyasal ve toplumsal hayatında kurumsallaştırma amacını taşıyor.
Başkan Baleka Mbete güzelliği ve şıklığıyla dikkat çekiyor. Apartheid’a karşı mücadeleye erken yaşlarda katılmış, sürgün yaşamış, ANC kadın örgütlenmesi gelişmesinde rol oynamış bir aktivist. Tecrübeli bir siyasetçi. Mbete, illegal mücadeleden yasal siyasete geçmenin yarattığı bocalamaları anlatıyor. “Daha önce taş attığımız binalara yönetici olarak gelmek çok tuhaftı. Eski dönemde kullandığımız araçları unutup, yeni yöntemlere alışmamız gerektiğini kısa zamanda öğrendik” diyor.
Önceki gün görüştüğümüz Devlet Başkanı yardımcısı Kgalema Petrus Motlanthe gibi, Baleka Mbete de, geçiş sürecini henüz tamamlamadıklarını ve özellikle ekonomik eşitsizlik konularında fazla yol alamadıklarını kabul ediyor. “Siyasi iktidar bizde, ama ekonomik iktidar değil. Ekonomik iktidarı değiştiremedik hâlâ” diye özetliyor bu yaklaşımı.
Evet, Güney Afrika’yla ilgili yeni tartışmalara şöyle bir göz attığınızda bile, en çok öne çıkan konuların yoksulluk, yolsuzluk, kaynakların paylaşımında ırklar arasında devam eden derin adaletsizlik, suç oranlarındaki endişe verici yükseklik vb. olduğunu görürsünüz. Bu tablodan hareketle, “müzakereli devrim”le gelen barışı ve çözümü değersizleştirmeye yönelik yorumlar da az değil.
Gerçi ANC’nin 19 yıllık iktidarında, ekonomik ve sosyal alanda da birçok olumlu gelişme yaşanmış. Pozitif ayrımcılık gibi yöntemlerle, “Black Economic Empowerment” gibi programlarla eşitsizlikleri azaltma ve sosyal dayanışma ağını yaygınlaştırma yönünde yoğun çalışmalar yapılmış.
Buna rağmen, Güney Afrika’nın bugün çok ciddi toplumsal ve sınıfsal sorunlar yaşadığı inkâr edilemez. Ancak bu gerçeklik, çözüm sürecinin bir tür devrim olduğu gerçeğini de değiştirmez. Ağır çatışmalar yaşayan toplumlarda barış ve çözüm süreçlerinin asli işlevleri, ülkeyi cehennem olmaktan çıkarmaktır. Barış, öncelikle şunları vaat eder:
- Silahlı çatışmalardan kaynaklanan ölümleri ve acıları durdurmak,
- Kimliğin inkârı, ırksal ve etnik ayrımcılık gibi ağır baskı ve zulümlere son vermek,
- Geçmişin yaralarını sarmak,
- Siyasal eşitlik ve özgürlük temelinde bir demokrasi inşa etmek.
Güney Afrika, bu açıdan, benzer sorunları yaşayan bütün toplumların ilham alması gereken bir tecrübe yaratabilmiş.
Çözüm ve barış süreçlerine, yukarıda saydıklarımın çok ötesinde, mesela sosyal ve ekonomik düzeni kökünden ya da kısa sürede değiştirmek gibi bir misyon biçenlerin bu süreçlerin doğasına dair ciddi bir yanılgı içinde olduklarını, bu vesileyle vurgulamak istiyorum.
Güney Afrika, çok ağır bir çatışmayı zor bir süreçte aşmayı başardı. Ülke bir cennete dönüşmedi, ama cehennemden kurtuldu. Ayrıca, ırkçılıktan ve bunu sürdürmek için uygulanan yöntemlerden dolayı tarifsiz acılar yaşamış eski kuşak açısından, Apartheid’ın tasfiyesi ve “yeni düzen”e geçişin, birçok bakımdan cennetle eş değer olduğunu da unutmamak lazım.  Son olarak: Çatışmalı sorunlarda barış, toplumu cehennemden çıkardığı gibi, herkese ve her kesime kendi cenneti için barışçıl siyasal yollarla mücadele etme imkânı sunar.
Şu soruyu kendinize samimiyetle sorun ve vicdanla cevaplayın lütfen: Az bir şey mi bu?

 _____BİTTİ_____

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0