22.03.2008 02:55 | Son Güncelleme:
İSTANBUL Milliyet

Gözaltı ve işkenceyle geçen bir ömür

1963’ten beri Cumhuriyet’teki ‘Pencere’ adlı köşesinde yazan İlhan Selçuk 12 Mart Muhtırası’ndan sonra gözaltına alınıp işkence görmüştü

Gözaltı ve işkenceyle geçen bir ömür

Portre: 
İlhan Selçuk

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alınan İlhan Selçuk, 1925’te Aydın’da doğdu. 1950’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık, matbaacılık, dergi ve gazetelerde yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk yazıları 1952’de “41 Buçuk” isimli mizah dergisinde çıktı. Selçuk, 1963’ten bu yana Cumhuriyet gazetesinde pazartesi hariç haftanın 6 günü yayımlanan “Pencere” köşesini yazıyor. İlhan Selçuk aynı zamanda gazetenin Yayın Kurulu Başkanı.
Selçuk, 12 Mart Muhtırası’ndan sonra gözaltına alındığı “Ziverbey Köşkü”nde ağır işkencelere maruz kaldı. O günleri “Ziverbey Köşkü” isimli kitabında anlattı. Kitabın arka kapağında, “12 Mart döneminde Erenköy’de, Ziverbey’de Ziverbey Köşkü diye anılan Zihni Paşa Köşkü’nde, Faik Türün ve Memduh Ünlütürk buyruğunda bir işkence merkezi kurulmuştur. Bu işkence merkezinde de birçok aydın tezgâhtan geçirilmiştir” diyordu.

Falaka aklımı başımdan aldı
Selçuk, kitapta yaşadığı işkenceyi şöyle anlatıyordu: “Gözlerim bağlı olduğundan hiçbir şey görmüyordum. Birileri beni yere yatırmışlar, çoraplarımı çıkarmışlardı. Ayak bileklerime bir alet geçirilmişti. Bir manivelanın ya da vidanın sıkıştırıldığını duyumsuyordum. Öyle bir an geldi ki, bacaklarımı kıpırdatamaz oldum. Bir yağ mı sıvı mı sürüyorlardı tabanlarıma sonra sopa inip kalkmaya başladı.
Kendimi acıya katlanabilir sanırdım (...) ancak falakanın verdiği acı hiçbir acıyla kıyaslanamaz (...) Taa kemiklerine işleyen bir acı duyuyor insan. Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum. Ama sonra kendimi bıraktım; çünkü ne kadar çabalarsan çabala sesine gem vuramıyorsun.
Önce hırıltı başlıyor, ardından feryada dönüşüyor, hayvanlaşıyorsun. Olayın bir de ruhsal yanı var ki, bedensel acının üstüne biniyor. Kendini aşağılanmış olarak görüyorsun...”

MHP’ye övgüsü çok tartışıldı
İlhan Selçuk son genel seçimden önce,  AKP iktidarına en sert muhalefeti yaptığı gerekçesiyle MHP’yi övdü. Eleştiriler gelince de “Laik Atatürk Cumhuriyeti’nin bütünlüğü için dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin gereği sayıyorum” dedi.
Ancak MHP’nin türbanda AKP’yi desteklemesi üzerine övücü sözlerini geri aldı ve MHP için “Milliyetçi falan değilmiş. Amerikancılığa postu serdi. Mandacılığa teşne, AKP kuyrukçuluğu yapıyor” diyerek sert eleştiriler yöneltti. 

 

İşte son yazısı
Selçuk: Bir şeyler olacak

İlhan Selçuk, dünkü “RTE, XlV’üncü Louis mi?..” başlıklı yazısında, Başbakan Erdoğan’ı “Devlet benim” diyen Fransa Kralı 14. Louis’ye benzetti ve “Bu gidişle bir şeyler olacak” dedi.
Selçuk, “Pencere” adlı köşesinde 14 Mart 2008’de kaleme aldığı, “Sonra oturup ağlamasınlar” başlıklı yazını hatırlatarak o yazıdaki şu cümleleri alıntı yaptı: “İslamcılar -ılımlısı ve köktencisi- artık ülkeyi, belediyeleri, devleti, her şeyi ele geçirdiklerine inanıyorlar. (...) AKP iktidarı belli hedefe doğru doludizgin yürüyor, yandaşları da içmeden sarhoş olmuşlar. Bu gidişle bir şeyler olacak... Ama ben (...) şimdiden haber vereyim... Bir şeyler olduğunda sonuç düşündükleri gibi çıkmazsa, oturup mazlum rolünde ağlamasınlar.”
Yazısında Yargıtay Başsavcısı’nın AKP için açtığı kapatma davasına değinen Selçuk, “dinci ya da liboş” diye isimlendirdiği gazetelerde, “İlhan Selçuk davadan haberliydi” şeklinde çıkan yazılara tepki göstererek, “Geri zekâlılığın üst göstergesiydi bu tür yazılar” diye yazdı.
Kapatma davasıyla ilgili olarak Başsavcı’nın görevini yaptığını ifade eden Selçuk, Erdoğan’ı eleştirdi. Selçuk, “AKP iktidarı hukuku, anayasayı, yasaları, Başsavcı’yı, yargıyı tepeleme savaşımının borularını durmadan üflüyor... Ve herkes yine birbirine soruyor: - Ne olacak?..”
Selçuk ne olacak sorusuna kendi cümleleriyle şu yanıtı verdi:  “Ya anayasal hukuk işleyecek... Ya da AKP iktidarının çılgınca gidişatıyla her şey birbirine girecek... RTE yoksa hastalandı mı?.. 14’üncü Louis edasıyla diyor ki: ‘- Devlet benim...’ Başbakan’ın dengesizliği ortalığı allak bullak ediyor, sapla saman birbirine karışıyor, siyasetin karnı neredeyse burnuna değecek, hamilelik sancıları bir şeylere gebeliği pompalıyor... Evet, bu gidişle bir şeyler olacak...
RTE 14’üncü Louis gibi ‘devlet benim’ dedikçe Türkiye’nin dengeye girmesi, ortalığın sakinleşmesi ve normalleşmesi olanaksız...
Ya RTE anayasaya ve yargıya ‘sokaktaki adam’ gibi saygı gösterecek... Ya da 14’üncü Louis olmadığını RTE’ye anımsatacak ve öğretecek bir hesaplaşmaya hazırlıklı olalım... Aklın bir başka yolu yok...”

İlhan Selçuk, Nadir Nadi’nin evindeki bir törende. Oturanlar (soldan sağa): Berin Nadi, Nadir Nadi, Yaşar Kemal, Uğur Mumcu, Emine Uşaklıgil, Mustafa Ekmekçi, İlhan Selçuk. Ayaktakiler (soldan sağa): Bülent İnal, Demirtaş Ceyhun, Okay Gönensin. Tarih 8 Kasım 1988.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0
EtiketlerErgenekon