Ankara

Yerel Haber
29 Aralık 2018 - 12:18

Gramofon Onarırken Tanıştığı "Tarihi" Aletlerle Koleksiyon Yaptı

Dolmuş şoförü Savaş Şekerbay'ın 1900'lü yılların başından kalma 500 farklı tamir aletinden oluşan koleksiyonu ve özel tasarım gramofonlarını muhafaza ettiği atölye, müzeyi andırıyorSavaş Şekerbay:"8 yıl önce bozuk gramofonları tamir ettirmek isterken çok yüksek ücret talep edildi. İnat ettim, 'O parayı tamir ve restorasyona vermeyeceğim, oturup kendim yapacağım' dedim. O günden sonra geçmişin izlerini taşıyan her parçaya ilgi duymaya başladım""Müşterilerime 'Siz hayal edin, ben yapayım' diyorum. Örneğin bir müşterim, 'Vitrin mankeninden gramofon yapabilir misin' dedi, 'Yaparım' dedim ve yaptım. Şu an çalışır vaziyette. Deniz kabuğundan, kemandan, gitardan ses veren gramofonlar yaptım""1910 model bir makinayı tamir ederken teknolojik aletler kullanmak bana tuhaf geldi. 'Adam bunu yaparken şarjlı tornavidalar, şarjlı matkaplar yoktu. Bunu adam kendi el gücüyle yapıyordu, ben de nostaljik olsun diye öyle yapayım" dedim. O zaman eski aletlere ilgi duymaya başladım"

ANKARA (AA) - AYBÜKE İNAL - Antikacılardan topladığı yedek parçalar ile 8 senedir gramofon tamiri yapan Savaş Şekerbay, 1900'lü yılların başından kalma 500 farklı aletten oluşan koleksiyonuna ve özel tasarım gramofonlarına gözü gibi koruyor. Şekerbay'ın Mamak'taki atölyesi müzeyi andırıyor.

Ankaralı dolmuş şoförü Savaş Şekerbay'ın bozuk gramofonları tamir ettirmek isterken başlayan antika merakı, ilginç bir koleksiyon ortaya çıkardı. Geçmişin izlerini taşıyan her parçaya duyduğu ilgiyle yeni bir hayata adım atan Şekerbay, 8 yıl önce başlayan "koleksiyon" serüvenini AA muhabirine anlattı.

Savaş Şekerbay, yaklaşık 8 sene önce bozuk iki gramofonu tamir ettirmek istediğini ancak tamircilerin çok yüksek ücret talep ettiğini belirterek, "İnat ettim, 'O parayı tamir ve restorasyona vermeyeceğim, gramofonları oturup kendim yapacağım' dedim. Oturdum, çözdüm, tamir ettim ve iki gramofonum oldu." dedi.

Daha sonra bir atölye açmaya karar verdiğini ifade eden Şekerbay sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dedim ki 'Ben bunun tamiratını yapabiliyorum, bu işi daha da geliştirebilirim.' Elimden geldiğince kendimi geliştirmeye çalıştım. Yedek parça tedariği yaptım, gramofon buldukça aldım. Bozuk, çalışır, çalışmaz hiç önemli değildi benim için çünkü artık yapabiliyordum. Zaman içinde kendimi, bu atölye diye tabir ettiğim dükkanımda buldum. Sabahları minibüste çalışıp öğleden sonra gelip burada gramofon tamiri ile uğraşıyorum."

- "Gramofoncu demek bana biraz basit geliyor"

Gramofonun son 150 yılda icat edilmiş en güzel makina olduğuna inandığını söyleyen Şekerbay, bu sebeple kendisine "gramofoncu" diye hitap edilmesinden rahatsız olduğunu dile getirdi. Şekerbay, "Bu işi severek yapıyorum. O yüzden gramofoncu demek bana biraz basit geliyor." şeklinde konuştu.

Şekerbay, "Araştırırken 'gramofonist' kelimesini buldum. İnternette yazdım ve benim gibi bu işlerle uğraşan bir kişinin 1915 yılında kendisine 'gramofonist' dediğini gördüm. Belki şu an sözlüklerde yok ama bu, o yıllarda kullanılan bir kelimeymiş. Ben yaptığım işe uygun ismi buldum." ifadesini kullandı.

Kendi tasarımı gramofonlar da yapan Şekerbay, aklındaki orijinal fikirlerin birçoğunu hayata geçirdiğini belirtti. Şekerbay, "Müşterilerime 'Siz hayal edin, ben yapayım.' diyorum. Örneğin bir müşterim, 'Vitrin mankeninden gramofon yapabilir misin' dedi, 'Yaparım' dedim ve yaptım. Şu an çalışır vaziyette. Deniz kabuğundan, kemandan, gitardan ses veren gramofonlar yaptım. Ancak bizim insanlarımız değişik fikirlere çok alışkın değil. Kemandan, gitardan gramofon yapma fikrimden bahsettiği arkadaşlarım benimle dalga geçti. Bir gün elime, Amerika'da bir gramofon koleksiyonerinin kemandan yapılmış gramofonunun resmi geçti, o zaman 'Ben doğru yoldayım' dedim." diye konuştu.

Mekanik bir arızayı kısa sürede tamir edebildiğini anlatan Şekerbay, bu dönemde tamir aletlerine de ilgi duymaya başladığını söyledi.

Şekerbay, tarihi aletlere ilgisinin ortaya çıkışını ise şu sözlerle aktardı:

"1910 model bir makinayı tamir ederken teknolojik aletler kullanmak bana tuhaf geldi. Dedim ki kendi kendime 'Adam bunu yaparken şarjlı tornavidalar, şarjlı matkaplar yoktu. Bunu kendi el gücüyle yapıyordu. Ben de nostaljik olsun diye öyle yapayım.' O zaman eski aletlere ilgi duymaya başladım. Şu an lazım olduğunda bir tornavidayı gidip hırdavatçıdan alabiliyoruz ama ben öyle yapmıyorum. Bir makineyi tamir ederken o yıllarda yapılmış tornavidayı, çekici, penseyi bulmaya çalıştım ve buldum. Ama daha sonra bunları kullanmaya kıyamadım. Görsel olarak hayran kaldım ve koleksiyonunu yapmaya başladım. Biriktirdiğin el aletlerini kullanmıyorum, satışı da yok."

Tıraş bıçağı bileyleme makinası, 1901 yapımı tütün kesme makası, tırpan bileyleme makinası, 1920 Alman yapımı ayarlı pense gibi el işi birçok aletin bulunduğu koleksiyonunu anlatan Şekerbay, bu aletlerin kendisine çok estetik geldiğini söyledi. Şekerbay, "Adam bunu yaparken içine sanat katmış, görsellik katmış. Üzerlerinde çok güzel işlemeler var." dedi.

Şekerbay, ilerleyen zamanlarda bu aletleri sergileyebileceği bir müze oluşturmayı planladığını dile getirdi.

©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.