Hep olumlu yönünden bakılır gülme eylemine. Öyle ya genel geçer bir kabul ve tanımlamayla insanın, eğlendiği için güldüğü söylenebilir. Ben de bugün gülerken düşünmeye başladım, gülmek akıllı işi mi diye ve başladım sorgulamaya. 

“Gülme-Komiğin Anlamı Üstüne Deneme” (Ayrıntı Yayınları) kitabının yazarı Fransız filozof Henry Bergson’a göre insanı, hayvandan farklılaştıran yegâne eylem. İnsanın hayvandan ayrışmasına sebep olarak gösterdiği gülmeyi,  kalbin uyuşturularak salt olarak zekâ ile gerçekleştirilen bir eylem olarak kabul etmesi, gülmenin zeka ve dolayısı ile düşünme süreci gerektirdiğini gösteriyor; insan için genel geçer kabul gören “düşünen hayvan” tanımlaması da bu tezi destekliyor. Kimi zaman olumlu kavramlar üzerinden yürütülen bu düşünme sürecinde, gülünenin yetersizlikleri, olumsuzlukları, obje haline getirilecek olursa gülmenin sadece “tek taraflı hoşluk” durumu alması kaçınılmaz olabiliyor. Ki bunun en güzel örneğini Karagöz-Hacivat’ta net olarak görebiliriz. Etkenin, edilgene alaycı üslubu ile güldürme yaklaşımı da bu fikri savunmakta. Bu tanımlamada hafifletici faktör ise gülme eyleminin subjesi olan konu ve kişinin (örnekteki Karagöz’ün) tevazu ve alttan alabilme yeteneğidir. Bununla beraber Bergson’un gülme tanımlamasındaki madde-ruh ikilemesinde;  maddenin neden olduğu katılıkların, ruh tarafından yumuşatılması şeklinde ifade edilmektedir. 

Bergson, yukarıdaki bu ikilemi ve zeka-düşünce sürecinin gülme eylemindeki önemini anlatmak için çukura düşen adam örneğini veriyor. Çukura bakarak atlayan insanın eylemindeki bilinçlilik ve istem, yıldızlara bakarak yürürken çukura düşen adamın düşüşünde bulunmadığı için izleyicinin bu iki örneğe yaklaşımı farklılaşıyor. İstemsiz ve kaza sonucu gerçekleşen düşmede izleyici, “bir neden” ile gülme eylemine yönelirken bilinçli yapılan atlamada yaklaşım farklı oluyor.

Baudelaire’e göre ise herhangi bir oranda bilgisizlik gerektiren bir eylem olan gülme, delilere özgüdür ve Henry Bergson’un zeka gerektiren tanımlamasına karşıt bir duruşla “bilge kişinin gülümsemesi ürkektir!”. Sokakta düşen birine gülen kişinin eylemindeki dinamiklere yönelik bir söylemmiş gibi görünen Baudelaire söyleminde gülme, kişinin kendini üstün görme temeline dayanmakta. Üstün görmenin de Montaigne’ye göre bilgisizlikten köken aldığını düşündüğümüzde; bilge kişinin neden ciddi ve yüzü gülmez görünümlü olduğu anlaşılacaktır. Buradan da Hacivat-Karagöz örneğine gönderme yapacak olursak, espriyi yapan ancak güldüğü görülmeyen Hacivat’ın bilgeliği, seyircinin kendini Karagöz’den üstün görme psikolojisinin sonucu olan “kahkaha”larla taçlanmaktadır.

Gülme eylemi ile ilgili olarak felsefi platformdaki bu ikilemlerin benzerleri tıbbi konularda da geçerli. Olumlu tarafları bilinen bu eğlenceli eylemin olumsuz tarafları da bulunmakta… Hepimizin bildiği gibi özellikle psikolojik açıdan oldukça faydalı bir eylem gülmek… Kızgınlık, endişe ve stresi azalttığı için stresin sebep olduğu tüm hastalıklar açısından da faydalı olduğu biliniyor. Bununla birlikte acı eşiğini yükseltmesi de diğer bir özelliği. Bilimsel araştırmalarda damar sertliğini engellemesi ve kalp krizi riskini azaltması, kalp-damar sistemi açısından kanıtlanmış faydalarından. Bununla birlikte kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) etkilerini de hafiflettiği biliniyor. Yarım saat gülme aktivitesinin yaklaşık 100 kcal harcattığı gerçeği göz önünde bulundurulursa neşeli bir hayatın, şişmanlama ve şeker hastalığı gibi sorunlara karşı da faydalı olduğu anlaşılmış olur.  Bunların haricinde gülmenin doğurganlığı arttırdığı da ispatlanmış gerçeklerden.

Ancak, gülmek kimi zaman istenmeyen sağlık sorunlarına da neden olabiliyor.

Gülmekten bayılmak, gülmekten yarılmak, gülmekten altına yapmak, gülmekten kırılmak, gülmekten ölmek gibi halk arasında deyimleşmiş söylemler aslında gülme eyleminin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini özetlemekte.

Gülme sırasında kasların aniden kasılıp aniden gevşemesi, baş ağrılarına neden olabilmekle birlikte idrar kaçırma ve karın-kasık fıtığı gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Bununla birlikte gülme sırasında ağzın açılmasına bağlı olarak çene kasları ve eklemi ile ilgili problemlerin görülmesi de olası. Yine gülme sırasında alınan derin nefesler ile yabancı maddelerin akciğerlere dolması astım ve alerji krizlerini tetikleyebiliyor. Keza özellikle toplu ortamlarda gülme ile solunum yolu kaynaklı bulaşıcı hastalıkların yayılımının kolaylaştığı da bilinmekte. 

Kalp damar sistemindeki olumlu etkilerinin yanında özellikle uzun süren, patlayıcı kahkahaların kan basıncını arttırdığı, geçici bayılmalara sebep olabildiği ve kalp ritminde bozukluklara neden olabildiği biliniyor. Ayrıca vücudun ana damarı olan aortta, gülme ile meydana gelebilecek yırtılmalar olabileceğini de söyleyebilirim.

Sözün özü: Hayat, kahkaha ile güzel ve Bergson’un dediği gibi “İnsanın gülmesi olağanüstü bir eylem.”

Zekanızın ve ruhunuzun dahil olduğu, kahkahalarınızın bol olduğu bir hafta geçirmeniz dileğiyle…