İki Günlük Kapadokya Gezisinde Neler Yapılır?

Eklenme Tarihi20.12.2017 - 9:01-Güncellenme Tarihi20.12.2017 - 14:26

Öncelikle uçak firmalarının Kapadokya’ya sıklıkla düzenlediği indirimli uçuş kampanyalarından birine denk gelip 50-60 TL’ye bilet bulmanız pekala mümkün. Bunun için uçak firmalarından gelecek kampanya maillerini takip etmeniz gerekiyor. Genellikle yolculuklar birkaç ay öncesinden planlansa da bu süre içerisinde gideceğiniz bölgeyle ilgili araştırma yapmaya fırsat bulabiliyorsunuz. Cumartesi sabahından adımını attığınız Kapadokya’ya yerleşme aşamalarından sonra sırasıyla bahsettiğim yerleri ziyaret ederek neredeyse tüm Kapadokya’yı arşınlamış sayılacaksınız :)  
 
 
Göreme Açık Hava Müzesi 
Girişi 30 TL olan Açık Hava Müzesi’ne Müzekart ile de giriş yapılabiliyor. Burası M.S. 4. Yüzyıldan 13. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği eden bir kaya yerleşim yeri ve aynı zamanda dönemin Ortodoks hristiyanlığın inanç merkezi. Büyük bir vadiden oluşan bölgede kaya blokların içerisinde kiliseler, yemekhaneler, oturma alanları, şapeller bulunuyor. Müzenin içerisinde yer alan Aziz Basileus Kilisesi, Karanlık Kilise, Elmalı Kilise, Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kiliseleri arasından benim en çok ilgimi çeken Karanlık Kilise olmuştu.  Nedeni ise fresklerinin neredeyse hiç zarar görmemiş olmasıydı. Kilisenin narteks kısmındaki küçük bir pencereden çok az ışık almasından dolayı fresklerdeki renkler de oldukça canlı kalmış. İçeri girdiğinizde gerçekten etkileyici bir manzara ile karşılaşıyorsunuz. Buranın girişinin ekstra 10TL olduğunu da hatırlatayım.  
 
Zelve Açık Hava Müzesi 
Giriş ücretinin 10 TL olduğu Zelve Açık Hava Müzesi’ne yine müzerkartla da giriş yapılabiliyor. Göreme Açık Hava Müzesi’ne göre daha geniş bir alana yayılmış olan ve Göreme’ye yaklaşık 8 km uzaklıkta bulunan Zelve, 9. ve 13. yüzyıllarda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden birisi olarak kabul edilmiş ve papazlara verilen ilk dini seminerler bu yörede gerçekleşmiş.  İçerisinde bir adet camii ve birçok kaya kilisesi barındıran bölgenin en önemli yerleri arasında Kutsal Hac Kilisesi, Üzümlü ve Balıklı Kilise, Tünel, Cam, Değirmen, Manastır ve Direkli Kilise yer alıyor.
 
Paşabağ Rahipler Vadisi 
Zelve’ye çok yakın bir noktada bulunan Paşabağ Vadisi bir nevi dünyadan eli ayağı çekme mekanı kullanılması sebebiyle Rahipler Vadisi olarak anılıyor. Zamanında keşişlerin burada inzivaya çekilmelerinden ötürü burası Keşişler Vadisi olarak da biliniyor. Özellikle şapkalı peri bacalarının yoğun bir şekilde örneklerinin bulunduğu vadinin ortasındaki üç başlı peri bacasında Aziz Simeon'a adanan bir şapel, karşısında da bir manastır yer alıyor.   
 
Üç Güzeller Peribacaları 
Kapadokya’nın simge peribacalarından olan Üç Güzeller aynı zamanda bölgede en çok fotoğraf çekilen peribacası özelliği de taşıyor. İki büyük bir küçük peribacasından oluşan Üçgüzeller Ürgüp karayolu üzerinde ilçe merkezinde beş dakikalık mesafede bulunan seyir tepesinde yer alıyor. Burada bu üç güzeli bol bol fotoğrafladıktan sonra yakın mesafede bulunan Ürgüp Asmalı Konak’a geçebilirsiniz.  
 
Asmalı Konak 
Bir dönemin en çok izlenen yapımlarından biri olan Asmalı Konak, Ürgüp’e ayak basanlar için ziyaret edilmesi gereken duraklardan bir tanesi. 180 yıllık bir geçmişe sahip olan konakta 42 oda bulunuyor. Odaları tek tek gezince sanki bi dönem orada yaşamış gibi geçmişe dönüyorsunuz. :) Ben en çok konağın avlu kısmını beğendim. Bu arada giriş ücreti olarak 2TL fiş kesilmesine çok anlam veremedim açıkçası.
 
Uçhisar Kalesi 
Kapadokya’nın zirvesi olarak bilinen Uçhisar Kalesi, Nevşehir merkezine yaklaşık 8 km’lik mesafede bulunuyor. Bin yıldan fazla süre boyunca kullanılmış olan kale aynı zamanda bölgenin her yerinden görülebilen tek peri bacası olma özelliğini de taşıyor. Zirveye ulaştığınızda Erciyes ve Hasan Dağları, Avanos, Göreme, Güvercinlik Vadisi, aslında neredeyse tüm Kapadokya bölgesi ayağınızın altına serilip size şahane bir manzara sunuyor. Buraya özellikle tam gün batımı saatlerinde gitmenizi öneririm. Gökyüzünün büründüğü muhteşem kızıllık eşliğinde ortaya çıkan  manzara karşısında bölgenin dokusuna bir kez daha aşık olacaksınız.:)
 
Güvercinlik Vadisi 
Uçhisar’da bulunan Güvercinlik Vadisi Kapadokya’nın en büyük ve en uzun trekking vadilerinden biri. (yaklaşık 4km)Buradaki kayalara güvercinlerin yerleşip yaşaması için insanlar tarafından delikler oyulmuş, güvercin yetiştiriciliğinin ise 9. Yüzyılda başladığı tahmin ediliyor. Üzüm bağ ve bahçelerinde toprak verimliliğini arttırmak için kullanılan güvercin gübresinin yanı sıra güvercin yumurtası da fresklerin zarar görmemesi adına harç malzemesi olarak kullanılmış.  Vadinin içerisinde ayrıca bir adet şalale de mevcut. Kapadokya bölgesinin her köşesi ayrı güzellikler sunuyor şüphesiz ancak Güvercinlik Vadisi en büyüleyici olanı diyebilirim. :)  
 
Ihlara Vadisi 
Dünyanın ikinci büyük kanyonu olan Ihlara Vadisi, Aksaray’a 40 km uzaklıkta bulunan Güzelyurt ilçesine bağlı. Hasandağı volkanından püskürtülen lavların akarsu aşındırması sonucunda oluşan vadi 14 km uzunluğunda. Melendiz çayının meydana getirdiği kanyon görünümlü bu vadide, gelen ziyaretçilerin iniş ve çıkışlarını sağlayan toplam 382 basamak merdiven bulunuyor. Vadide yer alan freskli kiliselerde (Yılanlı, Sümbüllü, Ağaçaltı, Kokar, Eğritaş, Pürenliseki, Kırkdamaltı, Bahattin Samanlığı gibi) İsa'nın Doğumu, Meryem'e Müjde, Ziyaret, Mısır'a Kaçış, Son Akşam Yemeği gibi sahneleri görmeniz mümkün.  Vadinin aşağısında Melendiz çayı kenarında kurulmuş yer döşekli çay bahçeleri yürüyüş sonrası dinlenmeniz için sizi bekliyor olacaklar. Vadinin her bir yanını gezeceğim, tüm kiliselerini görmek istiyorum derseniz buraya en az üç-dört saat ayırmanız gerekiyor. O yüzden diğer gezeceğiniz bölgeleri ve zamanı da düşünerek iyi bir gezi planı çıkarmalısınız.  
 
 
 
 
Selime Katedrali 
Ihlara Vadisi’nin bitiş noktası olan Selime Katedrali Kapadokya’da Hristiyanlar tarafından yaklaşık 1700 yıl önce ilk yükses sesli ayinin yapıldığı yer olarak anılıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, Kapadokya bölgesinde yaşayan ilk Hristiyanlar, baskıya maruz kaldıkları dönemde, burayı büyük bir manastıra çevirmişler. Burada şapeller, kiliseler ve çok amaçlı kaya oyma mekanlar oluşturmuşlar. Bu bölge aynı zamanda ünlü Star Wars filminin çekimlerinde kullanılan bir bölge imiş. Ihlara Vadisi’ni gezmişken burasını da es geçmeyin derim.
 
Derinkuyu Yer altı Şehri 
Nevşehir’e 29 km uzaklıkta bulunan Derinkuyu yer altı şehri Kapadokya’nın en büyük ve en derin yerleşim alanı. Girişi 25 TL olup müzekartla da giriş yapmanız mümkün. Bölgenin bir diğer yer altı şehri Kaymaklı’dır ancak süre sıkıntısı olduğundan biz sadece birini tercih etmek durumunda kaldığımız için burayı seçtik. 8 kattan oluşan ve 85 metre derinliğe inen Derinkuyu Yeraltı Şehri’nde yaşama alanları, mutfak ve yemekhaneler, ahırlar ve şırahaneler bulunmakta.  Bunların yanı sıra içeride diğer yeraltı şehirlerinde bulunmayan bir de Misyoner Okulu  var.  Haç şeklindeki kilisesi ise 2.katında yer alıyor. 4. Ve 7.katlar arasında tek bir iniş bulunduğundan karşıdan kimsenin gelmediğine emip olup o şekilde hızlıca eğilerek yürümek gerektiğini unutmayın.  Klostrofobiniz varsa burayı ve diğer yer altı şehirlerini direkt es geçin. Klostrofobim yok diyorsanız burayı muhakkak ziyaret etmenizi öneririm.
 
Nerede konaklasak? 
Kapadokya’da konaklayacağınız oteli seçerken öncelikle mağara otel olmasına özen göstermelisiniz. Özellikle Ürgüp ve Göreme en çok tercih edilen konaklama bölgeleri. Hemen hepsinde kahvaltı hizmeti ve ücretsiz internet mevcut. Bizim tercihimiz Göreme’de bulunan Explorer Cave Hotel’di. Otelin özellikle dekorasyon, konum ve teras manzarası çok çok iyiydi. Konakladığınız odanın içinden peri bacası geçiyor olması, sabahları terasından balonların izleniyor olabilmesi… Hepsi harikaydı. Ayrıca ev yapımı ürünlerden oluşan ve çeşitlilik açısından zengin olan kahvaltısını da çok sevdik. Burayı kesinlikle önerebilirim.
 
Ne yesek? Ne içsek? 
Akşam yemeğimizi Avanos’ta bulunan Dayı’nın Yeri’nde yemeyi tercih ettik. Kızılırmak nehrinin kıyısında şöyle bir kebap yiyeyim arkasından künefemi hüpleteyim derseniz burası tam size göre.:) Birçok ünlü kişinin de uğrak noktası haline gelmiş mekanı biz çok beğendik.  
Bunun yanı sıra dekorasyonuyla ve lezzetleriyle ünlü Ziggy Cafe’de güzel mezeler eşliğinde meşhur misket şarabından deneyebilirsiniz. Ürgüp’e yolunuz düşerse ve özellikle yöresel yemekler de arıyorsanız buraya uğramayı ihmal etmeyin. 
 
Kapadokya’ya gelmişken balona binilmez mi? 
Tabii ki binilir! :) Evet kabul fiyatlar bütçenizi biraz zorluyor ancak şu hayatta en çok yapmak istediklerim arasında yer alan balona binme fırsatını kaçıramazdım. Ve hiç de pişman değilim. Daha önce binenler hep söylerlerdi; “anlatılmaz, yaşanır” diye, gerçekten de öyle bir hismiş. Sabah 5.30 sıralarında balon firmasının servis aracı gelip sizi otelinizin kapısından alıyor ve balonların kalktığı bölgeye götürüyor. (Tur firması tarafından bir gün önce aranıp alınma saatiniz söyleniyor) Daha sonra sırasıyla yerleşme işlemleri başlıyor. Balonun kaptanı kalkışta sizin nasıl durmanız gerektiğini anlatıyor. Kask, yelek vs .gibi herhanagi bir şey giyilmiyor. Kişi ağırlıkları dengelenecek şekilde balona bindirilip sonrasında havalanmaya başlıyorsunuz. Balonun kalkmasının ardından aslında korkulacak bir tarafının olmadığını görüyorsunuz, gerçekten!:) Yavaş yavaş süzülerek vadilerin üzerinden akarcasına yüzlerce rengarenk balonla birlikte yükselmek, en tepeye çıkıldığında dünyanın en güzel gün doğumuna tanık olmak… Yaşadığım en güzel deneyimlerimden biriydi diyebilirim:) 
Son olarak hangi firma ile uçtuğumuzdan bahsedeyim. Otelimizin yönlendirmesi ile Cappadocia Balloon Tours’u tercih ettik ve kişi başı 240 TL ödedik. Kaptanlarının deneyimli olması, güler yüzlü misafirperverlik tur firmasının artılarıydı. Uçuş sonrası alkolsüz şampanya ile kutlama ve sertifika dağıtım töreni ile uçuşumuzu böylelikle sonlandırdık. Değdi mi dersiniz, fazlasıyla değdi :) 
 
 
Bunları yapmadan dönme! 
-Güvercinlik Vadisi’nde bulunan nazar boncuklu ağaçta fotoğraf çekil. 
-O Ağacın Altı’nda enfes manzaraya karşı bi kahve iç. 
-Avanos’ta çömlek atölyelerinde seramik yapmadan dönme. 
-Kızılvadi’de günbatımının tadını çıkar. 
-Balon deneyimini muhakkak yaşa.  
-Balona binmeyi tercih etmiyorsan gün doğumunda balonların gökyüzüyle buluşma anına şahitlik et. 
-İlgini çekiyorsa ATV turu güzel bir alternatif olabilir.  
-Bölgenin adının verildiği güzel atlar diyarında ata binmemek olmaz. Vakit bulursan bunu da aradan çıkar:) 
Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle… 
 
Gülşah Arslantaş 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Etiketler