Çokca merak ettiğim Ege’nin incisi sayılabilecek adalarından biri olan Samos’a Eylül ayında nihayet ayak bastım. Yazın o kavurucu sıcakları kaybolmuş, aşırı sayılabilecek kalabalıklar da yerini daha az insana bırakmıştı. Samos diğer Yunan adalarına göre daha çok yabancı turist çeken bir ada. Midilli, Sakız ve Meis’dekilerin aksine Türk turist sayısı oldukça az. Buraya sadece iki gün ayırabildiğimiz için adanın en çok merak ettiğim Pythagorion bölgesinde vakit geçirdik. Araştırmalarıma göre de adanın en güzel bölgesi burasıydı:)
 
 
Ünlü matematikçi Pisagor’un doğum yeri olan Pythagorion şirin eski bir balıkçı kasabası. Burası sahil boyunca uzanan tavernalarıyla, şık restaurantlarıyla, Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla ve tertemiz deniziyle kalplerimizi ilk günden fethetti :)
 
 
 
Buraya nasıl gidebiliriz?
Samos’a uçakla gelebileceğiniz gibi Türkiye üzerinden iki türlü geliş şekli var. Kuşadası üzerinden kalkan feribotlarla Pythagorion ve Vathi’ye, Seferihisar Sığacık üzerinden kalkan feribotlarla da Karlovasi’ye karşılıklı seferler düzenleniyor. Bizim merak ettiğimiz bölge Pythagorion olduğu için Kuşadası üzerinden gitmeyi tercih ettik. Meander Turizm’den aldığımız biletin fiyatı kişi başı 35 euro idi ancak Kuşadası limanı özel işletme olduğu için yetişkin liman vergisi adı altında 10 euro daha ödeme yapmamız gerekti. Toplamda kişi başı 45 euro’ya  gidiş-dönüş bileti aldık. Bu arada yurt dışı çıkış harç pulunu da limandan alabiliyorsunuz.
 
Adaya gelebilmek için vize şartı var. Shengen vizeniz veya yeşil pasaportunuz var ise ekstra vize işlemleri ile uğraşmadan geçiş yapmanız mümkün ancak OHAL gerekçesiyle birkaç belge daha istenebiliyor. (sgk hizmet dökümü vs) Kapı vizesi denilen şey de kısaca şöyle; seyahatinizden en az 3 gün önce ilgili seyahat acentasına başvuruyorsunuz, acenta da sizden istediği belgelerle birlikte ön vize talep ediyor. Feribotla adaya geçtikten sonra gümrük kısmında polis vizenizi onaylıyor. Verdikleri vize iki günlük olabileceği gibi 15 günlük de olabilir. 
Ada’ya vardıktan sonra eğer adanın tamamını gezmek istiyorum derseniz araç kiralamanız daha mantıklı. Biz sadece Pythagorion bölgesinde kalacağımız için plajlara giderken yakın mesafe olduğundan taksi kullandık. Aynı zamanda adanın bir çok yerine giden otobüsler de mevcut. Daha çok başkent Vathy üzerinden kalkan otobüsler gün boyunca adanın neredeyse her bölgesine (plajlar da dahil) sıklıkla sefer düzenliyor. 
 
Nerede kalabiliriz?
Adanın genelinde daha çok studio diye adlandırdıkları pansiyonlar mevcut. Konforuma çok düşkünüm diyenlerdenseniz lüks sayılabilecek oteller de bulabilirsiniz ancak bizim aradığımız öncelik “konum, temizlik ve fiyat açısından uygunluk” diyorsanız Studio Iris’i önerebilirim. Burası çarşının tam içerisinde yer alıyor. İki kişilik oda fiyatı kahvaltı hariç günlük 30 euro. Fiyat-performans açısından bakınca buradan oldukça memnun kaldık diyebilirim. 
 
 
Pythagorion’un en gidilesi plajları nereler?
 
Psilli Ammos
Burası Kuşadası Dilek Yarımadası’nın tam karşısında yer alıyor, mesafe o kadar yakın ki adeta birkaç kulaçla Türkiye tarafına geçebilirmişiz gibi geliyor:) Şezlong+şemsiye kişi başı 3 euro.  Dilerseniz gün boyunca hiçbir şey satın almayın, kimse karışmıyor. Yanınıza istediğiniz yiyeceği -içeceği getirmeniz de mümkün. Denizi tamamen kumluk, yosun, taşlık vs. hiçbir şey yok. Mavinin türlü tonları ve sadece kum… Gördüklerim arasında ilk 3’e girdi bile burası. Pytagorion'un çarşısından taksi ile 15 euro karşılığında buraya ulaşabilirsiniz.
 
 
Glicorisa Beach
Bölgenin ikinci en güzel plajı buraya ait. Şezlong+şemsiye burada da kişi başı 3 euro. Yeme-içme istediğiniz gibi takılabilirsiniz, dışarıdan getirebileceğiniz gibi işletmede de birçok yiyecek seçeneği mevcut. Denizi ise yine berrak, yine fazlaca görsel şov yaşatıyor bizlere:) Aynı zamanda çarşıya oldukça yakın olan bu plaja 6 euro karşılığında taksi ile ulaşmanız mümkün. 
 
 
Pythagorion Merkezinde Yer Alan Plajlar 
Pythagorion merkezindeki plajların geneli kumluk ve suyu çok güzel, öyleki Samos'un diğer bölgelerindeki plajların neredeyse tamamı çakıl taşlı iken bu bölgenin çoğunlukla kumluk olması burayı bize daha çok sevdiriyor. Özellikle tatilin son günü feribotların akşam saatinde kalkması nedeniyle merkeze yakın yerleri tercih etmek daha mantıklı. Sırasıyla yan yana dizilmiş restaurantlar gündüzleri sahile attıkları şezlonglar, duş  ve şemsiyelerden ücret almıyorlar, içeceğiniz 2 euroluk bir frappe bile yeterli olabiliyor. Trata Taverna ve Remataki buranın en güzellerinden. 
 
 
 
Ne Yiyelim? Ne İçelim?
Buranın en popüler mekanlarından birisi olan Elia Restaurant Türklerin en uğrak yeri de aynı zamanda. Canlı müzik de yapılan mekan, limanın sonunda yer alıyor. Tripadvisor’da en iyilerden biri seçilen restaurant için fiyatlar ortalamanın biraz üzerinde denilebilir, buraya gitmek isterseniz öncesinden rezervasyon yaptırmayı da ihmal etmeyin.
 
 
Fazla popüler olmasın ama şöyle denize sıfır, kumsalın üzerine atılmış masaların üzerinde balık keyfi yapayım derseniz de Trata Greek Seafood & Oyster Tavern tam size göre. Gündüzden kurutulan kızarmış ahtapot, çıtır kalamar, papalina çeşidi balık, greek salata, ufak boy uzo ve şarap’lı menüden oluşan soframıza 35 euro hesap ödedik. Porsiyonlar o kadar büyükki iki kişi bir porsiyonla rahat bir şekilde doyabiliyor. Her bir çeşitten yarım porsiyon alarak masanızdaki çeşitleri daha da zenginleştirmeniz mümkün:)
 
 
Buraya gelip de uğramadan dönmemeniz gereken iki mekan önerim daha olacak. Bunlardan biri zeytin ağaçları arasında yer alan özellikle dondurma ve tatlılarıyla ünlü Two Spoons. Pavlova ve sorbe dondurma mekanın spacialleri. Biz tercihimizi pavlovadan yana kullandık, porsiyonlar yine çok büyüktü, iki kişi için aldığımız tatlıyı 6 kişi rahatça yiyebilirdi:)
 
 
Uğramanız gereken diğer mekan ise Orange Gelateria & Cafe. Gönülleri fetheden birbirinden lezzetli el yapımı dondurmaları arasında favorilerim karpuzlu ve karamelli olanıydı. Kaldırımlara attıkları masa ve sandalyelerden oluşan ambiyans da oldukça hoştu. Çarşının hemen girişinde yer alan mekana uğramadan Samos’tan dönmeyin derim:)
 
 
Pythagorion'da görülmesi gereken başlıca yerler arasında; 
Panagia Spiliani Manastırı, Pisagor Heykeli, Hera Tapınağı, Eupalinos Tüneli, Arkeoloji Müzesi, Mitilini Paleontoloji Müzesi, Polykrates Kalesi Ve Antik Tiyatro yer alıyor. 
 
Adanın her bir köşesini karış karış gezmek isterim derseniz de iki ya da üç gecelik bir tatil planlamanız sizin için ideal olabilir. Ben bu yaz ki tatilimi sadece Pythagorion’a ayırmak istedim, darısı önümüzdeki senelerde adanın diğer bölgelerine artık :)
 
Bunları yapmadan dönme! 
 
-Pisagor’un adaletini yansıtan kupadan muhakkak edin. Bardakta herkesin eşit içmesi amaçlanmış ve bardağın doldurulması gereken kısım belirtilmiş. O kısmı geçtiğiniz takdirde suyun tamamı dışarı akıyor ve suyu içemiyorsunuz:) Büyük düşünürümüz bu kupa ile şunu söylemek istiyor muhtelemen: “İnsan bazen yaşamın sundukları ile yetinmeyi bilmeli, zira daha fazlasını elde etmek isterken elindekiler de kayıp gidebilir.”
 
 
- Logotheti Lykourgou caddesinde bulunan sağlı sollu hediyelik eşyacılara uğramayı unutma.
 
-Ünlü dondurmacı Orange’ın yanındaki fanatik Paok taraftarı börekçinin kremalı ve tavuklu böreklerini muhakkak dene.
 
 
-Akşam yemeğinden sonra Corner Bar’da soluğu al, meşhur kokteylerini dene.
 
-Pisagor’un adına yapılan heykele selam vermeden dönme.
 
 
Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle… :)
Etiketler