Gülse Birsel 'eleştiri nasıl karşılanır? Empati nasıl yapılır?' dersi veriyor

Gülse Birsel yakın bir zamanda "Gençler hayallerini bir an önce gerçekleştirsin" dediği için eleştiri almıştı. En azından çoğumuz açıklamasının bundan ibaret olduğunu sanıyorduk. Sanki Gülse Birsel durup dururken gaza gelip "Hadi bakalım gençler hayallerinizi gerçekleştirin" diye ortaya çıkmış gibi... Birsel, hem manşetlere çıkan bu açıklamasına hem de yapılan eleştirilerin sebebine değindi. Çok da iyi yaptı. Adeta ders niteliğinde çünkü.

Gülse Birsel 'eleştiri nasıl karşılanır? Empati nasıl yapılır?' dersi veriyor

Açıklamanın muhatabı kim?

Açıklamanın muhatabı kim?

Gülse Birsel'in istisnasız tüm gençlere "Hayallerinizi bir an önce gerçekleştirin" demesi söz konusu olsaydı, "Sen içinde bulunduğumuz şartları biliyor musun?" yakınmaları yüzde 100 haklı olacaktı.

Çünkü 'tuzu kuru' birçok mevkii sahibi insan, kişisel gelişim zırvaları ve içi boş motivasyon konuşmalarıyla, imkansızlıklarla boğuşan gençlere kendilerince akıl veriyor.

Dolayısıyla bu tavsiyelerin ne işe yarar bir tarafı, ne de gençlerin ufkunu açan bir yanı olmuyor.
 

Gülse Birsel'in söyledikleri de sanki aniden gaza gelip tüm Türk gençliğine sesleniyormuş gibi algılandı.

Yazısında da görüyoruz ki, durum böyle değilmiş.

Kuzey Kıbrıs'taki bir üniversitede oyuncu olmak isteyen, yazarlık hayali kuran, yönetmenlik amaçlayan birçok genç onun tavsiyesini istemiş.

O da tam olarak kendi cümleleriyle şunları söylemiş:

"Gerçekten istiyorsanız ve yapabileceğinize inanıyorsanız, bir yerden başlayın. Mesela oyunculuk istiyorsanız amatör tiyatro yapın. Hedefiniz yazarlıksa hemen oturup her gün yazmayı deneyin, o egzersizi edinin. Üniversite bitsin sonra bakarız diye vakit kaybetmeyin, hayalinizdeki meslek neyse tatilleri bile boşa geçirmeyin, tavsiyem, bir an önce o alanda parasız bile olsa çalışın, tecrübe edinin, sahaya çıkın."

İşte bu cümleler manşetlere "Hayallerinizi bir an önce gerçekleştirin" olarak çıkınca ortalık yandı bir anda.

Halbuki bu tavsiyenin muhatabı yalnızca Kuzey Kıbrıs söyleşisinde Gülse Birsel'den tavsiye isteyen öğrencilerdi.

'Farklı olun' derken?

'Farklı olun' derken?

Gülse Birsel tamamen suçsuz olmasına ve cümlelerinin tam olarak okunmadığı için yanlış anlaşılmasına rağmen bu eleştirilere duyarlılıkla yaklaştı.

Yakın zamanda Cem Seymen de benzer bir sebepten eleştiri yağmuruna tutuldu örneğin. Ama onun eleştirilmesinin Gülse Birsel'in eleştirilmesi kadar haksız olduğunu düşünmüyorum.

Orada gençlere inememek, kendi yaşadığı dönemin şartlarıyla şimdiki dönemin şartları arasında nasıl bir uçurum olduğunu görememek söz konusu.

Eleştirileri de pek dikkate almadı zaten.

Gülse Birsel ise farkındalık, duyarlılık, empati ve sorumluluk duygularıyla hareket ediyor.

Gençlerin tahammülsüzlük dolu bu eleştirilerinin haksız olsa ve kendisini yerden yere vursa bile bir temeli olduğunun farkında.

Her önüne gelenin gençlerden 'farklı olmasını' istediği ortamda asıl farkı kendisi yaratıyor.

Savunma mekanizması yerine empati

Savunma mekanizması yerine empati

Gülse Birsel pekala bu eleştirilerden ötürü kendisine haksızlık edildiğini söyleyebilir, gönül koyabilir, kendini savunabilirdi. Bunu tercih etmedi. Olayın aslını kısaca açıklayıp "Ben bu eleştirileri neden aldım?" sorusunu sordu kendine.

Belli ki haklılığından ya da haksızlığından çok, gençlerin umutsuzluğunu önemsiyor.

Zannediyorum Gülse Birsel'i eleştiren, eleştirenleri destekleyen her genç onun bu yazısını okuduğunda kişisel gelişim zırvaları savuranlardan ne kadar farklı olduğunu anlayacaktır.

Eleştiri bombardımanına rağmen hararetle kendini savunup haklı çıkmak yerine olayın aslına odaklanan kaç kişi kaldı ki?

turcel.orman@milliyet.com.tr
 

Bu makaleye ifade bırak