‘Biz bir zaman yolcusuyuz’

Dinleyicilerin arasına karışmış 65 şancı, tekerlekler üzerinde bir piyano… Seyircinin ruhsal olduğu kadar fiziksel olarak da müziğin ta içinde yer aldığı, sürprizlerle dolu, iç rahatlatıcı, dokunaklı bir deneyim sunan “Human Requiem” bugün ve yarın İstanbul’da. Projenin başındaki isim Jochen Sandig, Milliyet’e konuştu

‘Biz bir zaman yolcusuyuz’

47. İstanbul Müzik Festivali sona yaklaşırken festival kapsamında önemli gösterilerinden biri, “Human Requiem” (Yaşama Övgü), iki gece üst üste Zorlu PSM’de. Mekân ve ses arasındaki ilişkiyi yeniden kurgulayan bir deneyim sunan ve ölümü sorgularken yaşamı kutlayan “Human Requiem”de dinleyiciler, müziğin tam ortasında yer alırken sanatçılarla birlikte eserin bir parçası haline de geliyor. Eser mekândan bağımsız bir şekilde kurgulanırken, izleyicilerin arasında gezinerek performans sergileyen 65 şancının her biri de kişisel deneyimlerini, hayatı sorgulamalarını sahneye taşıyor. Brahms’ın “Alman Requiem”i eşliğinde sahnelenecek gösteri öncesi projenin başındaki isim Jochen Sandig ile konuştuk.

‘Human Requiem’in hikâyesi ortaya nasıl çıktı?

Benim için bu hikâye aslında babamın bana ilk kez Brahms’ın “Alman Requiem”inden bahsetmesiyle oldu. Babamın hayatındaki en önemli şey müzikti. Sürekli müzik dinlenilen bir ortamda büyüdüm. Bu sayede ben de keşfetmeye başladım. Bu yıl İstanbul Müzik Festivali’nde de yer alan RIAS Korosu’nun Berlin’deki bir konserine gençlik yıllarımda gittiğimde bu parçayı icra ediyorlardı. Çok etkilenmiştim. Yıllar sonra bir projede eşim Sasha Waltz ile tanışmıştık. Kendisi bir dramaturg ve bu projenin koreografisi de Ilka Seifert ile birlikte onlara emanet. O olmasa bu projeyi hayata geçirmeye cesaret edemezdim. Çünkü daha önce böyle bir deneyimim yoktu. Beni bunun için cesaretlendirdi. Böylece konsepti geliştirdim. Başta yola çıktığımızda daha küçük çaplı performanslar hayal ediyorduk ancak gelinen noktada büyük salonlarda bu performansı yapıyoruz. Birkaç yıl önce İstanbul Müzik Festivali’nin o dönemdeki direktörü Yeşim Gürer Oymak ve şimdiki direktörü Efruz Çakırkaya, Hamburg’da performansımızı izlemeye gelmişti. Bu gösteriyi İstanbul’a da taşımak istediklerini ifade ettiler. Sonrasında işte buradayız.

Neden Brahms’ın bu bestesini seçtiniz?

Mozart, Fauré ve Verdi gibi müzisyenlerin bestelediği “Requiem”ler aramızdan ayrılan insanlar için yapılmış besteler olma özelliği taşıyor. Sevdiğiniz birini kaybettiğinizde hislerinizi iyi yansıtsa da Brahms’ın bestesi kadar kişisel değiller. Brahms bize bu bestesinde benim de üzerinde durmak istediğim bir ‘inançlar üstü atmosfer’ yaratıyor. O yüzden bence bu sadece Hıristiyanlığa dair bir beste değil. Brahms bu bestesinde aşk ve insanlığa dair duygularını yansıtıyor. Dolayısıyla baktığınızda bu beste benim için de sizin için de bestelenmiş bir eser. Brahms’ın insanlığa sunduğu bu müthiş eserin bir parçası olmak istedim. Çünkü o hümanizmden bahseden bir besteci. Tam bizim dokunmak istediğimiz nokta. Hayatımıza bir anlam, bir amaç atfetmeliyiz ve bu aşk olmalı. Aşk bizi ölüm korkusundan uzaklaştıran bir duygu.

Bir izleyici için “Human Requiem” nasıl bir deneyim olacak?

Konsere gittiğinizde rahatlamak, gün içinde yaşadığınız sorunları bir kenara itmek istersiniz. Bizim “Human Requiem” ile sunmaya çalıştığımız ise daha derinlikli felsefesi olan bir şey. Etik, sosyal ve hatta politik. Çünkü bu gösteri çok demokratik. “Human Requiem”de herkes eşit. Biz hatta insanlardan ayakkabılarını çıkarmalarını, telefonlarını bir köşede bırakmalarını arzu ediyoruz. Çünkü buraya gelenlerin herhangi bir sosyal statü ile kendilerini ifade etmelerini istemiyoruz. Bu 70 dakikalık bir olay. Bu esnada Brad Hwang’ın hazırladığı görsel efektler de devrede olacak. Bu kısım sürpriz olsun. Zorlu PSM’yi seçmemizin nedeni buradaki sahnenin buna çok uygun olması. Bu performansta insanlar şu soruyu sormalı: “Sahip olduklarımızın ötesinde biz neyiz?” Stephen Hawking’in dediği gibi biz zaman yolcusuyuz. Bunun ne kadar süreceğini de hiçbirimiz bilmiyoruz.

‘Gösteride tanışıp evlenen var’

Bu gösteri sırasında, performansa eşlik etmek istemeyen izleyiciler bunu yapmakta özgür olacak mı?

Elbette. Bu soru çok önemli. Bu bir deneyim fırsatı. Kimseyi istemediği bir şeyi yapması için zorlamıyoruz. Tüm bu süreci dışarıdan da gözlemleyebilirsiniz. Ama ne zaman isterseniz de durduğunuz yeri değiştirebilirsiniz. Bu herkesin kendisini özgür hissedebileceği bir yer. Ama bunu yapmaktan korkmamaları gerektiğini düşünüyorum. “Human Requiem” bu yönüyle gündelik hayata benziyor. Dilerseniz sürekli hareket edebilirsiniz.

Performansta çok önemli solistler var. Onlarla çalışmak nasıl bir duygu?

Iwona Sabotka ve Konrad Jarnot’nın aralarında olduğu isimlerle çalışmak çok güzel. Ama biz tüm ekip olarak eşitiz.

Bu ‘aşk dolu gösteri’de yaşadığınız ilginç bir anekdot oldu mu?

Atina’daki bir performansımız sırasında birbirlerini daha önce hiç tanımayan iki kişi, gösteride tanışıyor. Bu iki kişi bu gösteri sırasında birbirlerinden etkileniyor. Aralarında aşk başlıyor ve şu anda da evliler. Bu bizim için de çok güzel bir anı.

Tropikal meyve üreticilerinde hedef Avrupa pazarıMangodan ejder meyvesine, avokadodan liçiye kadar birçok tropikal meyvenin yetiştirildiği Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde üreticiler, Avrupa pazarına odaklandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber