Biz her gün o siperdeyiz

Beytüşşebap’a bağlı Çaman köyünde yaşayan Jirki aşiretinin tümü korucu. Irak sınırına 20 kilometre uzaklıktaki bu yemyeşil köy, uzaktan sakin ve huzurlu görünüyor. Fakat Jirkiler, 20 yıldır dağda çatışmanın karşılığını alamadıklarından, hiçbir güvenceye sahip olmadıklarından şikâyetçi...

Biz her gün o siperdeyiz

Çaman köyünün erkekleri, 15-16 yaşından itibaren eline silah alıp PKK ile çatışıyor. 20 yılda Jirki (Başaran) aşireti mensubu 300 korucu şehit olmuş... Buna rağmen aşiretin efsane lideri Tahir Adıyaman, geçen yıl “Barış istiyoruz, artık kan akmasın” diye açılıma destek vermişti.
Şırnak-Hakkâri yolundan sapıp, bereketli Zap suyunu çevreleyen ağaçların ve Cilo dağlarının gölgesindeki Çaman köyüne varıyoruz. “Tahir Ağa’nın evi”ne ulaştığımızda ailenin erkeklerini bahçede, tefekkür halinde buluyoruz. Kendimizi tanıtıyoruz. Tahir Ağa yok, fakat kardeşleri ve oğlu bizi buyur ediyor.
40-50 erkeğin arasındaki tek kadın olarak kraliçe gibi ortadaki sandalyeye yerleştiriliyorum. Zaten bütün gezi boyunca, sokakta veya herhangi bir mekânda, her yerde azınlıktayım! Fakat hiçbir yerde kendimi rahatsız hissetmiyorum. Aksine “Hocam” ve “abla” diyen sıcak Güneydoğu insanı tarafından el üstünde tutulmaktan memnunum.

YAYLALAR YASAK
Çaylar gidiyor, ayranlar geliyor... Tahir Ağa’nın oğlu Yahya Adıyaman, öğle vakti yemek yemeden bizi bırakmayacağını söylüyor. Hayır denir mi hiç? Evin hanımlarının yaptığı mükellef yer sofrasına kurulup sohbet ediyoruz.
Çoğu faal olarak koruculuk görevine devam eden, kimi gazi, kimi yakınlarını kaybetmiş olan bu aşiretin mensupları, hiçbir güvencelerinin olmadığını anlatıyor... Yıllarca verdikleri hizmetin karşılığında sigortasız, tazminatsız yaşamak onları yıpratıyor.
Üstelik yaylalara çıkmak yasaklandığından eskisi gibi hayvancılıkla da geçinemiyor, boşaltılan köyler için ayrılan ödeneğin valilikte repo yapılarak dağıtılmadığını iddia ediyorlar. Biri, “Babam 24 yıl koruculuk yaptı. Gazi oldu. Şimdi yatalak. Ömrünün yarısı dağda geçmiş, emekli maaşı 250 TL” diyor. Diğeri siyasileri kastederek “20 gündür siperlerde oturup kalkıyorlar. Biz her gün o mevzideyiz...”
Kamuoyunda oluşan olumsuz algıyı, özellikle Bilge Köyü katliamından sonra koruculara yönelen eleştiriler hakkındaki düşüncelerini soruyorum. Evet, “savaş rantçısı” olarak görülmekten rahatsızlar. Ama yaylaları açmadan başka bir geçim biçimi onlar için mümkün değil.
Düzeltme: Yazı dizisinin dünkü bölümünde Hakkâri’deki Gazi mahallesindeki olay fotoğrafının altına “Kuran Kursuna giden çocuklar” başlığı yanlışlıkla konulmuştur. Yüksekova’da çekilen gösteri fotoğrafının altına “Hakkâri sokakları savaş alanına döndü” yazılmıştır. Düzeltir, özür dileriz.

MUHTEŞEM SOFRA
Aşiretin kadınları bize yarım saatte mükellef bir sofra hazırladı. Sadece erkeklerin yediği bu sofrada misafir edilip dünyanın en güzel pilavını yedik. Tahir Ağa’nın oğlu Yahya sol başta, sağda ise amcası ve korucubaşı Mehmet Adıyaman.

Biz her gün o siperdeyiz

ESKİŞEHİRLİYİM
Uludere yakınlarında, Gülyazı’da tümenlerine dönen askerlere rastlıyoruz. El sallayarak yanımızdan geçiyorlar. Biri “Eskişehirliyim” diye sesleniyor. Diğeri “Konyalıyım”...

Biz her gün o siperdeyiz

25 YIL ÖNCEKİ HÜLYA AVŞAR GİBİ
Şırnak çarşısında dolanırken karşıma güzeller güzeli bir kız çıktı. Dayanamayıp, peşinden dükkâna girdik. Emine Karal (20), korucu kızı. Ortaokuldan sonra liseye yollamamış ailesi. Şimdi asker çocuklarına bakıyor. İki annesi, 12 kardeşi var. Okula gitmediği için pişman değil, ama evlenmeyi de düşünmüyor. Sakıncalı konularda konuşmayı istemiyor.

KIZ BİLE VERMİYORLAR
Cizre-Şırnak yolundaki Kumçatı’da rastladığımız bu korucular farklı bir aşiretten. Bir dokununca bin ah işitiyoruz: “Korucuları kimse sevmiyor. Bize paralı milis gözüyle bakıyorlar. Kız bile vermiyorlar... Çatışmalar bittiğinde kimsenin yüzümüze baktığı yok.” Ağanın genç oğlu Ahmet Demir “Niye bizi yalnız bıraktılar? Cizre’de Şırnak’ta pazara bile çıkamıyoruz. Levent Ersöz bize komplo yaptı” diye isyan ediyor. Korucubaşı ise “Son yıllarda rahatlamıştık şimdi yine 90’lı yıllara döndük. Eskiden herkes düşüncelerini saklardı şimdi kimse söz etmeye çekinmiyor” diyor.

Biz her gün o siperdeyiz

BEYTÜŞŞEBAP YOLU
Çaman köyünden çıkıp Hakkâri’ye giderken Zap suyunun kenarındaki ağaçlar, görkemli dağlar insanı büyülüyor. Buralarda yaşayan çocukların bazıları bisiklete binecek kadar şanslı. Haricinde her yere yürüyerek gidiyorlar.

670 TL
RAKAMLARLA KORUCULAR

- Korucu maaşı 670 TL. Sigortaları yok.
- Bir uzman çavuşun maaşı 2500 TL.
- Beytüşşebap’taki korucular çocuk yardımı almıyor.

ASKERE ÇARŞI İZNİ YOK
- Bu gencin yaşı taş çatlasa 25. Fakat çocukluğunda günlerce, hatta aylarca elektriğin gelmediği günleri hatırlıyor... Bu sıkıntılar 2000’lerde bitmiş. Yol, su, elektrik sıkıntısı çözülmüş.
- Son valinin eğitim seferberliğinden çok memnun kalmışlar. Bedava kitap dağıtılmış, dershaneler açılmış.
- Şehirde hızlı bir yapılaşma gözüküyor fakat geçim derdi var. Birincisi, askere çarşı izni yok ve esnaf bundan mağdur. İkincisi, en büyük gelir kaynağı olan maden ocaklarında insanlar günde 20 TL yevmiyeyle çalışıyor.
- Üniversitenin adı var ama kendi yok. Habur kapandığından beri tarımla geçim olanağı bitti. Üretim yok.
- Şırnak Merkez en güvenli yer, çünkü burada TSK nüfusu çok yüksek. 4-5 tugay ve bir tümen var.

Biz her gün o siperdeyiz

DAYI ÇOK DERTLİ
Şırnak Merkez’de dolaşırken yerel kıyafetleriyle boş bir binanın altına taburesini atıp etrafa bakan bu dayı, Kayaboyu köyü boşaltıldıktan sonra Şırnak’a yerleşmiş. PKK’lı diye iftira edilen dayısı öldürülmüş. “30 yıldır savaş bitmedi, ben ne diyeyim?” diyor.

Babamın katilinin ismiyle anılıyorum
Haberlerde sık sık çatışma ve terör olaylarıyla birlikte adını duyduğumuz Şırnak’ın merkezi, uzaktan kale gibi görünüyor. Kentte sakin bir hava hâkim. Almanya-İspanya maçı şehrin merkezindeki büyük ekrandan yayınlanırken, kalabalık fakat tuhaf bir şekilde sessiz gençler, gece maç keyfi yapıyor.
Görünen sükunetin altında trajediler saklı. Bu şehirde genci de yaşlısı da “yanlış bir şey” söylemekten korkuyor. Şırnak’ta rastgele sohbet ettiğimiz üniversiteli bir genç, fotoğraf ve isim vermek istemiyor...
PKK’lılar, dedesini 80’lerde öldürmüş. Daha yakın zamanda ise dayısı. O tarihlerde PKK ve devletin boşalttığı dağ köylerinden gelenler, Şırnak’a yerleşmiş. Zaten şehir olarak yeniden kurulması sadece 10 yıl öncesine dayanıyor.
“Halkın tek sıkıntısı, onların ismiyle anılmak. Düşünsenize: Sırf Şırnaklı olduğun için babanın katilinin ismiyle anılıyorsun” diyen genç, terörle Kürt’ün bir tutulmasından usandıklarını anlatıyor: “PKK sempatizanı da var, faili meçhule kurban gideni de. Çareyi yanlış yönde aramış olabilirler. Peki niye benim anadilim yasaklandı?” diye soruyor usulca.
Klasik soruyu yöneltiyorum: “Eskisi gibi değil. Artık Kürtçe müzik dinleyip konuşamıyor musun?” Şırnak’ta gönlünce dinleyemediğini söylüyor. Dükkânında Kürtçe müzik çalsa müşteri gelmez diyor: “Ama gavurun müziğini dinliyorum!”

YARIN:
YOLDA SIKI KİMLİK KONTROLÜ- ŞIRNAK GAZİ VE ŞEHİTLER DERNEĞİ BAŞKANI NE DİYOR?- KORUCULARIN “BARIŞ İSTİYORUZ” ÇIĞLIĞI

Sobadan sızan gazdan 3 kişi hayatını kaybettiManisa'nın Alaşehir ilçesinde, iddiaya göre sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen Eraslan Altıntaş (84), eşi Gülşen Altıntaş (80) ve torunları Hasret Altıntaş (10) hayatını kaybetti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber