Bütün sermayeyi kabyetti, hobisi işi oldu

Elektronik mağazası soyulunca bütün sermayesini kaybeden genç adam, hobisini meslek edindi. Behzat Ç ve siyasilerin vazgeçilmezi oldu

Bütün sermayeyi kabyetti, hobisi işi oldu

Dükkanı soyulduğu için işsiz kalan, tüm sermayesini kaybeden elektronikçi, tespih hobisini mesleğe dönüştürerek, Ankara’nın en tanınan tespih ustalarından biri oldu.

Tespih ustası Yusuf Güney (32), AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 yıl önce elektronik eşyalar sattığı dükkanının soyulmasıyla bütün birikimini kaybettiğini, bunun üzerine yeniden kendisine meslek seçmek zorunda kaldığını ve tespihçiliğe yöneldiğini söyledi.

Dükkanının soyulmasının ardından iş aramaya başladığını bildiren Güney, "2007’de dükkanım soyulunca yapabileceğim bir iş arayışına girdim. Sermayem hiç kalmamıştı. Dükkanımda fişe takılacak tek elektronik malzeme yoktu. O işi devam ettirmem imkansızdı. Tespihlere zaten çocukluğumdan bu yana hep bir merakım vardı. Samanpazarı’na, Ankara Kalesi’nin etrafına gelip ustaları gezmeye, onlarla konuşmaya başladım. Hobimi işe çevirebilir miyim diye düşündüm" dedi.

Yıllarca duyduğu merak nedeniyle doğal taşlardan yapılan tespihlerin yapılışını bilmese de malzemesi ve kalitesi hakkında bilgiye sahip olduğunu ifade eden Güney, ustaları tespih yaparken izlediğini belirtti.

Öğrendiklerini uygulayarak günlerce uğraştıktan sonra ilk tespihini yaptığını söyleyen Güney, şunları kaydetti: "Bir arkadaşım o tespihi almak istediğini söyledi. Böylece mesleğe girmiş oldum. Arkadaşım birkaç gün sonra arkadaşlarından tespih siparişi alarak geldi. Bu beni epey şaşırttı. Kendi kendime öğrendiğim tespih yapımı sayesinde 1 yılın sonunda geçimimi sağlayabilecek hale geldim. Çok şükür ailemi geçindirecek kadar gelir elde edebiliyorum. Zamanla Ankara’da ve Türkiye genelinde tanınan bir usta oldum. Ankara’da usta sayısı İstanbul’a göre daha az. Bu mesleğin kalbinin attığı yer İstanbul. Pazarlama ve tanıtım olanakları da daha çok orada ama işinizi severek yapıyorsanız nerede olursanız olun adınız da yaptığınız iş de tanınıp biliniyormuş." Tespih yapımında kullandığı taşlardan en fazla rağbet görenin kehribar olduğunu belirten Güney, şöyle konuştu: "İki çeşit kehribar var. Damla ve sıkma kehribar. Damla kehribar doğal olanı. Damla kehribar, milyonlarca yıl önce yeryüzünde bulunan ağaçların salgıladığı reçinenin taşlaşmış hali. Ağacın gövdesi veya dalı herhangi bir şekilde zarar görürse yani kırılıp, yarılırsa kabuksuz dokuların dış etkenlere dayanıksız olduğu bir bölge açığa çıkar. Bu durumda reçine salgılanarak, taze yüzeyin kapatılarak iyileştirilmesi sağlanır. Bu reçine, onu salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına genellikle sellerle birlikte denizlere taşınır.

Milyonlarca sene boyunca ortama taşınan, bazen yüzlerce metre kalınlık altında kalan reçine, basınç ve sıcaklık koşulları altında sertleşerek kehribara dönüşür.

Bir de plastikten yapılan sıkma kehribar var. Bu kehribar dünyada yapılan ilk plastikten üretilmiş. Yapıldığı fabrika iflas etmiş o dönemde ve o nedenle şu an plastiğin formülü de yok ham maddenin devamı da. Müşteriler evlerinde buldukları ya da antikacılardan aldıkları şemsiyeyi, ayakkabı topuğunu, kalemliği bize getirerek o kısımlarından tespih yapmamızı istiyor. Bu tespihin kullanıldıkça rengi sarıdan kırmızıya dönüyor. Fabrikanın da iflas etme sebebi bu zaten. Rengi değiştiği için müşteri o zamanlarda bundan şikayetçi olmuş. Fakat şimdi bu nedenle yüksek fiyatlardan satılıyor. Çünkü sıkma kehribarın antika değeri var." Son günlerde tespih satışının arttığına dikkati çeken Güney, 7’den 70’e, kadın-erkek pek çok müşterisi olduğunu ifade etti.

Tespihleri çoğunlukla siparişle yaptığını, birçok bakan, milletvekili ve sanatçının kendisine tespih yaptırdığını belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Bülent Arınç’a, Cemil Çiçek’e birer tespih yaptım. En son ’Behzat Ç’ dizisinden tanıdığım Erdal Beşikçioğlu geldi. Ona filmde kullandığı tespihleri yaptım" dedi.

Doğal kehribarın bal rengi, turuncu, sarı, kırmızı, kahverengi, siyah, altın rengi, kemik rengi, mavi ve yeşil gibi tonlarda olabildiğini söyleyen Güney, tespih fiyatlarının malzemeye göre 400 lira ile 20 bin lira arasında değiştiğini belirtti.

Tespihin doğal kehribardan yapılıp yapılmadığını anlamanın en pratik yönteminin kor haline getirilmiş iğneyle tespih tanesinin göze çarpmayacak bir yerine dokunmak olduğunu belirten Güney, "Gerçek kehribardan hoş bir çam reçinesi kokusu ortama yayılır, plastik malzeme ise kötü koku yayar. Elimizdeki maddeyi ısınıncaya kadar yünlü bir kumaşa sürtelim, ısınmaya başlayınca küçük kağıt parçalarına veya saç teline yaklaştıralım. Kehribar doğal statik elektrik özelliği nedeniyle bu cisimleri kendine doğru çeker, sentetik madde bu özelliği göstermez" dedi.

Polis, trenin çarpmak üzere olduğu aracın sürücüsünü son anda kurtardı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber