TRT World Forum’dan dünyaya kritik mesajlar

Barış Pınarı Harekatı’na verilen 120 saatlik aranın bitimine 27 saat kala Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dünyaya mesajlarını TRT World Forum’dan verdi.

TRT World Forum’dan dünyaya kritik mesajlar

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen TRT World Forum “Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar” temasıyla başladı.  Dünyanın farklı coğrafyalarından küresel düşünce liderlerini bir araya getiren TRT World Forum, iki gün sürecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel düzeyde bunalımların yaşandığı böylesi bir dönemde, TRT World Forum’un sağladığı zemin sayesinde meseleleri bir araya gelerek konuşabilmeyi, tartışabilmeyi ve çözüm önerileri üretebilmeyi önemsediğini söyledi.

Erdoğan: “Atılması gereken adımları atacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın gerçekleştireceği Rusya seyahatine vurgu yaparak, “120 saatin büyük bölümü sona erdi. Yarın bizim Rusya seyahatimiz var. Bu seyahatte Sayın Putin ile bu süreci ele alacak ondan sonra da atılması gereken adımları inşallah atmış olacağız,” ifadelerini kullandı.

TRT World Forum’dan dünyaya kritik mesajlar

“Teröre karşı duracaksan platform burası.”

Demokrasi ve adaletin tesisinin, dünyadaki farklı sesleri bir araya getirmekten ve özgür bir tartışma ortamı oluşturabilmekten geçtiğinin üzerinde duran Erdoğan, “Daha önce katılacaklarını bildirdikleri halde, Barış Pınarı Harekâtını gerekçe göstererek programlarını iptal edenler, aslında bu büyük fırsatı kaçırmışlardır. Türkiye’nin bölgeyi terörden arındırmak için başlattığı Barış Pınarı Harekâtını protesto amacıyla konuşma yapmaktan vazgeçenlerin demokrasiyi hazmedemediklerini düşünüyorum. Ve terör örgütlerine de destek verdiklerini düşünüyorum. Bunların teröre karşı olduklarını hiçbir yerde boşa anlatmalarına gerek yok. Eğer karşıysan işte platform burası. Gelirsin burada teröre karşı olduğunu bütün belgeleriyle ortaya koyarsın,” şeklinde konuştu.

 “Sınırları cetvelle çizilen devletler hiçbir zaman gerçek devlet olamazlar.”

Bağımsızlığını kendi gücüyle kazanmış, kalkınmasını kendi iradesiyle gerçekleştirmiş Türkiye gibi birkaç ülke dışında herkesin mutsuz, sıkıntılı ve zayıf olduğunun altını çizen Erdoğan, “Sınırları terle ve kanla değil de, masa başında cetvelle çizilerek oluşturulan devletlerin, hiçbir zaman gerçek devlet olamayacağı ortaya çıkmıştır. Özgürlüğün başkaları tarafından verilen bir lütuf değil; hak edilen, uğrunda mücadele edilen, yürek ve bilek gücüyle alınan, ölümüne bir kararlılıkla da korunan kutsal bir değer olduğunu bu süreçte bir kez daha gördük. Türkiye’nin, coğrafyasındaki diğer devletlerden farkı işte burada yatıyor,” dedi.

Erdoğan: “Çarpık düzenin sonuna gelinmiştir.”

Karanlıkta göz kırpılarak perde arkasından toplumları yönetme devrinin kapandığının altını çizen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Diplomasinin sadece güçlülerin baskı aracı olarak kullanılmasına devam edilebilmesi mümkün değildir. Darbeler dahil her yol mubah sayılarak kurulan çarpık düzenin artık sonuna gelinmiştir. Özellikle de küresel sistemin en zayıf halkasını oluşturan e.konomik ilişkilerin, siyasi hedeflerin silahı haline dönüştürülmesi, adeta intiharla eş anlamlıdır.”

Bakan Akar: YPG’ye verilen silahlar bize doğrultuluyor

İstanbul’da düzenlenen TRT World Forum 2019’da açıklamalar yapan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye’nin amacının sınırlarını korumak olduğunu belirterek, YPG’ye NATO müttefikleri tarafından verilen silahların Türkiye’ye doğrultulduğunu söyledi.

“YPG/PKK, Kürt kardeşlerimizi temsil etmiyor”

YPG’nin ve PKK’nın kürt kardeşlerimizi temsil edemeyeceğini, son günlerde 9 aylık bir bebeği nasıl öldürdüklerini, 181 Suriyelinin sınırda yaralandığını tüm dünyanın gördüğünü belirten Akar şöyle konuştu:

"Bazı müttefiklerimiz YPG'yi desteklemeye başladılar. YPG, bizim için PKK ile eşdeğerdir. Bir terörist tehdidini öldürmeye çalışıyorsanız bir diğer terörist tehdidi de aynıdır, onu da yok etmeniz gerekir. PKK terörist grup olarak tanınmıştır. Müttefiklerimiz arasında YPG’nin sınıflandırılmasıyla ilgili ikilem olduğunu görüyoruz. YPG'nin çok fazla maddi destek aldığını görüyoruz. Her bir silah PKK aracılığıyla veriliyor ve bu silahlar bize doğrultuluyor."

Türkiye’ye bölgeden göç olduğunu demografik yapının değiştiğini vurgulayan Akar, Türkiye’nin amacının bölgede güvenli bölge oluşturmak ve YPG, DAEŞ, PKK gibi tüm terörist örgütlerin ortadan kaldırarak sınırları korumak olduğunu söyledi.

Sadece YPG/PKK değil, DAEŞ ile de savaşıyoruz

120 saatlik sürede YPG ve PKK’nın bölgeyi terk etmesini beklediklerini belirten Akar, Barış Pınarı’nın başlangıcından bugüne 200 DAEŞ’li teröristinin aileleriyle gözaltına alındığını ve 300’den fazla DAEŞ teröristinin etkisiz hale getirildiğini açıklayarak şöyle devam etti: "Barış Pınarı Harekatı'nda 765 terörist etkisiz hale getirildi, 111 yerleşim merkezi ile 1500 kilometrekarelik alan kontrol altına alındı.”

ABD ile anlaşma gereği verilen ara ile ilgili de soruları cevaplayan Akar: “Bu bir ateşkes değildir, harekata ortak açıklamayla ara verildi. ABD ile yapılan mutabakata rağmen 36 taciz/ihlal gerçekleştirildi. Hasmane tutum ve saldırılara karşı meşru müdafaa hakkımız daima geçerlidir,” şeklinde konuştu.

“Haklarımızı koruyacağız”

Türkiye’nin Akdeniz'de kendisi ve KKTC'nin haklarını koruyacağını, KKTC’nin Doğu Akdeniz enerji kaynaklarından mahrum bırakılamayacağının altını çizen Akar, “Bizim operasyonlarımız NATO'nun operasyonlarını tamamlamaktadır. NATO ile bir araya gelerek tehditlere karşı savaşmada ortak bir çerçevede hareket etmemiz gerekiyor,” dedi.

“ÜLKEMİZE ÇAĞIRDIĞIMIZ İNSANLARA SAYGISIZLIK YAPIYORUZ”

TRT World Forum'da düzenlenen “Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar” panelinde Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi Kıdemli Üyesi François Burgat kimlik politikalarına değindi, ülkesini eleştirdi.

Fransız akademisyen Burgat: “Ben Fransız olarak kendi ülkemin söylemine baktığımda, güçlü elitlerin söylemlerini duyduğumda ve onların ortak noktaları olarak gördükleri şeyleri duyduğumda, şunu anlıyorum ki ülkemize çağırdığımız insanlara saygısızlık yapıyoruz. Eğer ülkemizde Müslümanlar varsa, onlar, sömürgeci geçmişimiz döneminde bizim getirdiğimiz insanlarımız. Başörtüsüyle bir insan bir yere giremiyorsa o zaman ben kimlik politikası olsun diyorum, bu insanların hakları için. Azınlıklar topluma dahil olabilsinler.”

İstanbul Kongre Merkezi'nde devam eden TRT World Forum'da düzenlenen “Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar” panelinde konuşan Burgat, kimlik politikalarını değerlendirirken Fransa'dan örnekler vererek, “Fransızların durumuna baktığımızda sömürgeci geçmişe dönüp bakmadan, oradan gelen sıkıntılarla ilgilenmeden ileriye gidemeyiz. Ben, Macron'a oy verdim çünkü başka alternatif yoktu, diğer alternatif aşırı sağ idi. Kasım 2015'teki faciadan sonra Macron'un bir cümlesini duymuştum, 'Biz buradaki sorumluluktan payımıza düşeni alıyoruz.' dedi. Bu çok önemliydi ve 'Yıllar önce Cezayir'de yaptıklarımızın bazıları da insanlığa karşı suç olarak ele alınabilir.' dedi. Bu yüzden ben bu insana oy verdim. İki hafta önce aynı insan analiz yeteneğini tamamen yitirdi. Sorumluk üstlenmeyle ilgili analizini bir yana bırakıp, 'Tek bir düşman vardır, o da radikal İslam'dır.' dedi. Buna baktığımızda evrensellik söylemiyle ilgili yeteneklerini kaybettiklerini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyed Kazem Sajjadpour; “Gelecek sadece Batı’da değildir.”

Aynı Forum’a konuşmacı olarak katılan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyed Kazem Sajjadpour’da, Batı’nın kibirli olduğuna dikkat çekerek, “Batı'nın normatif kibrine kapılmamak lazım. Batı, Batı'dır biliyoruz, teknolojilerini, geçmişlerini biliyoruz ama orada normatif bir kibir var yani onlar her alanda diğerlerinden daha üstün olduklarını hissediyorlar”

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyed Kazem Sajjadpour da küreselleşmeyle ilgili farklı açılardan tanımlar bulunduğunu ifade etti. Küreselleşmenin yönetilebilmesi için analitik kapasiteye ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Sajjadpour, durumun yönetilmesi için iyi analizlerin yapılması gerektiğini belirtti.

Küreselleşmenin aynı zamanda çeşitlilik anlamına geldiğini belirten Sajjadpour, medyanın da önemli rol oynadığını ifade etti. Küreselleşmenin farklı özellikleri olduğunu söyleyen Sajjadpour, Çin örneğini vererek Çin'in küreselleşmeyi İpek Yolu üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığını anlattı.

Sajjadpour, “Medya aracılığıyla Batı'nın belki diğer ülkelerle ilgili ürettiği imajlarla karşı karşıya kalıyoruz. Sadece Batı değil farklı güç yükselmeleri de var, Avrasya’nın ortaya çıktığını görüyoruz, Asya’nın yükselişini görüyoruz. Hatta şu anda 'Dünya Batı’dan oluşur' diyen herkes, Çin'i, İran'ı, Türkiye'yi görmezden gelen kişilerdir. Gelecek sadece Batı’da değildir, Batı haricindeki tüm bölgelerin de dikkate alınması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Ben Budist dininin dünyadaki en barışçıl din olduğunu düşünüyordum.”

TRT World Forum kapsamında düzenlenen “Kürselleşen dünyada kimlik politikaları” panelinde konuşan Birleşik Krallık Lordlar Kamerası Üyesi Nazir Ahmed de, siyasilerin 11 Eylül öncesi ve 11 Eylül sonrası halka vaatleri konusunda ciddi değişiklikler olduğunu belirterek, “Eskiden 'size iş bulacağız' vaadinde bulunuyorlardı. 11 Eylül'den sonra halka yönelik taahhütleri daha çok güvenlik üzerinden şekillenmeye başladı.” ifadelerini kullandı.

Ülkelerin, demokratikleşme ile küreselleşmeyi bir arada gerçekleştirmesinin mümkün olduğunu kaydeden Ahmed, “Ama orada hesap verebilirlik olması gerekiyor.” dedi.

Küreselleşmenin ekonomi, eğitim ve teknoloji gibi pek çok alan için son derece faydalı olduğunu dile getiren Ahmed, kendisini endişelendirenin internet ortamındaki sağ ve faşist etkileşimler ve hareketler olduğunu kaydederek, “Mesela ben Budist dininin dünyadaki en barışçıl din olduğunu düşünüyordum ama Burma’da gördüklerimiz, Rohingya topluluğuna yapılanlar ya da Sri Lanka’da yapılanlar son derece korkutucu.” ifadelerini kullandı.

“Mülteci krizini kendi çıkarları için kullandılar, İslam ve Müslümanlarla ilişkilendirdiler”

Pakistan Eski Senatörü ve Eski Devlet Bakanı Javed Jabbar ise bireysel haklar, kadın hakları, azınlıklar ve siyahi vatandaşların haklarının korunması için kimlik politikalarının yürütülmesinin doğru bir şey olduğunu belirterek, kimlik politikalarının başkaları üzerinde bir baskı mekanizması haline getirilmesinin son derece tehlikeli olduğunu vurguladı.

TRT World Forum’da görüşlerini aktaran Jabbar, şunları söyledi: “Ancak başkalarına baskı oluşturmak için, onlarda korku yaratmak için -ki faşist hareketlerin çoğu bunu yaptı Avrupa’da- mesela mülteci krizini kendi çıkarları için kullandılar. İslam ve Müslümanlarla ilişkilendirdiler. İşte o zaman kimlik politikaları tehlikeli hale geliyor. İsrail'de Filistinlilere uygulanan politika buna paralel işliyor. Özellikle Filistinlilere karşı olan nefret söylemi Müslümanlara olan nefretle eşdeğer. Daha fazla toprağa sahip olma isteği, hatta Filistinlilere hiçbir hak tanımama, İsrail'de küçük grupları bir araya getiriyor.”

Çavuşoğlu: “Son 35 saat”

“Barış Pınarı Harekâtı: Türkiye’nin Güvenli Bölge Talebi” başlıklı ilk oturuma Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 35 saat vurgusu damga vurdu. 

“ABD ile uzun müzakerelerin sonunda 13 maddelik bir mutabakata vardık. ABD bizim meşru endişelerimizi tanıdı. Güvenli bölge Türk ordusu tarafından kontrol edilecek. Onlar orada, sınırlarımızın hemen öbür tarafında fiilen bir terör devleti yaratmaya çalışıyorlardı ve biz bu oyunu bozduk,” diyerek ABD ile yapılan mutabakata değinen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, saatine bakarak, “35 saat kaldı. Bu 35 saat içerisinde geri çekilmezlerse operasyon tekrar başlayacak,” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “Tarihimizde kimyasal silah asla kullanmadık.”

TRT World Forum'da konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, her ne olursa olsun siviller konusunda hassas olduklarını belirterek, operasyona karşı iddiaların çoğunun uydurma olduğunu söyledi. Özellikle, YPG’nin yönelttiği kimyasal silah kullanımı iddiasının kara bir propaganda olduğunu belirterek, “Envanterimizde kimyasal silah bulunmamaktadır. Biz bu konuda çok hassasız. Askerimiz, ordumuz çok hassas. Burada yapılacak en ufak ihlali kabul etmeyiz” şeklinde konuştu.

Altun: “Küreselleşmeyi devralmalıyız.”

İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, yükselen güçlerin üzerine sorumluluk düştüğünü, ticaretin artması ve birbirleriyle bağlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, şöyle dedi:

“Geçmiş küreselleşme tecrübesinin olumlu özelliklerini koruyarak, adil küreselleştirme yolunda adımlar atmalıyız. Bir başka deyişle öteki dünya yani biz, küreselleşme bayrağını devralarak herkesin çıkarı için çalışmalıyız. Asimetrik ilişkiler yerine eşitler arası ortaklığa ve ilişkiye dayalı bir bakış açısı ortaya koymalıyız.”

İbrahim Eren: “İnsanın ve vicdanın sesi olduk, olmaya devam edeceğiz”

TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, İnsanı ve vicdanı merkeze alma kaygısının hep ön planda olduğunu, farklı sesleri bir araya getiren TRT World Forum’da da bu temel ilkeyi hep merkezde tuttuklarını söyleyerek, “Türkiye’nin bu “insani yaklaşımı” bize hep ilhâm oldu… Türkiye’nin ve dolayısıyla TRT’nin bu âlî gönüllü tavrı, binlerce yıllık medeniyet ve değerler mirasımızdandır. Fakat maalesef; güçlü yalanın, haklı gerçeğe galebe çaldığı bir çağdayız. Yalan haber ve bilgi çarpıtmanın dünyanın sayılı medya kuruluşları tarafından bile sürekli yapıldığına şahit olmaktayız. Biz TRT olarak, dünya kamuoyunun yanlış yönlendirildiği bu dönemde sadece ve sadece gerçeklere sadık kaldık. Bu nedenle de birçok zorlukla karşılaştık.” şeklinde konuştu.

“Sayın Cumhurbaşkanımızdan aldığımız ilhamla 7,5 milyar insanın kaderini, 5 ülkenin kararına bırakan sisteme itiraz ettik,” ifedesini kullanan Eren konuşmasını şöyle tamamladı: “Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da TRT dünyanın neresinde olursa olsun mazlumun sesini, hakkı, hakikati, dünyada ve bilhassa bölgede olup bitenleri tüm gerçekleriyle uluslararası kamuoyuna duyurmaya devam edecektir.”

TRT World Forum'a emek veren TRT çalışanlarına ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun'a teşekkür eden Eren, "Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz bütün TRT World Forumları onurlandırarak bize destek ve ilham veren Sayın Cumhurbaşkanımıza da bilhassa şükranlarımı arz ediyorum." diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Türkiye İrem'e ağlamıştı! Yine aynı facia...Geçtiğimiz sene Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) kamyonetin kasa kapağının açılarak başına çarpması sonucu üniversite öğrencisi İrem Kütük hayatını kaybetmişti. Benzer bir ölüm yine yaşandı! Çankırı'da Ayşe Dümen (66), seyir halindeki kamyonun kasasının açık unutulan arka kapağının çarpması sonucu hayatını kaybetti. Kaza anı, güvenlik kamerasına yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber