Demokrasiye vurulan ‘ilk darbe’

Türkiye’de 14 Mayıs 1950’deki seçimle çok partili sisteme geçildi ve Demokrat Parti iktidar oldu. Demokrat Parti (DP) 1954 ve 1957’deki seçimlerde de iktidarını korudu. Ancak siyasetteki yüksek gerilim sokağa yansıdı, DP iktidarına karşı tepki büyüdü. 27 Mayıs 1960’ta tanklar kışladan çıktı. Başbakan Menderes tutuklanırken, Cumhurbaşkanı Bayar, Çankaya Köşkü’nden; DP’liler ise evlerinden askerler tarafından alındı. Askeri uçak, İzmir’deki emekli Org. Cemal Gürsel’i Ankara’ya darbenin lideri olarak getirdi. Yassıada’daki trajik yargılama sonunda üç idam kararı uygulandı. Bakanlar Fatin Rüşdü Zorlu ile Hasan Polatkan 16 Eylül 1961’te, Başbakan Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961’de idam edildi. Berrin Menderes’in evine bir bohça içinde idam ipi ve gömleği gönderildi.

Demokrasiye vurulan ‘ilk darbe’

Türkiye’nin ilk siyasal partisi, 9 Eylül 1923’te Atatürk tarafından Halk Fırkası adıyla kuruldu. Cumhuriyet, 29 Ekim 1923’te ilan edildi. İlk siyasi parti, 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı. Atatürk, çoğulcu demokrasinin gereği olan çok partili sisteme geçmenin özlemini duyuyordu. Ancak 1924’teki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile 1930 yılındaki Serbest Cumhuriyet Fırkası denemelerinde başarı sağlanamadı. 1930’lı yılların sonu ile 1940’lı yılların ilk yarısı, İkinci Dünya Savaşı cehenneminin hissedildiği kâbus yıllarıydı. Böyle bir konjonktür içinde Türkiye’nin siyasi hayatında yeni bir deneme yapılamadı. Kağıt üzerinde 1946 seçimiyle başlayan çok partili sisteme geçiş, asıl olarak 14 Mayıs 1950’deki seçimle başlayacaktı.

DP 416 milletvekili çıkardı

Seçimde, oyların yüzde 55.2’sini alan DP, seçim sistemi nedeniyle oy oranının çok üstünde milletvekili çıkardı. 487 milletvekilinin 416’sı DP’dendi. CHP 69, MP 1 milletvekili çıkarırken, bir vekil de bağımsız olarak seçildi. Demokrat Parti’nin bir numaralı kurucu ismi olan Celal Bayar, 387 milletvekilinin oyunu alarak cumhurbaşkanı seçildi. DP’nin genç ve karizmatik kurucusu olan Adnan Menderes ise Başbakanlık koltuğuna oturdu. Celal Bayar, Atatürk’ün çok güvendiği ve son günlerinde Başbakanlık koltuğunu emanet ettiği bir isimdi. Menderes’i de, Aydın il başkanı olduğu dönemde keşfeden Atatürk, siyasi hayatta yükselmesinin yolunu açmıştı.

Darbe öncesi kaos ortamı

Cumhuriyet tarihinde ilk kez iktidar CHP’nin elinden gitmişti. 1954 ile 1957’de yapılan seçimlerde de, DP yine iktidarını korudu. Özellikle 1957 yılında seçim öncesi siyasette oluşan gerilim seçim sonrasında da devam etti. Siyasetteki yüksek gerilim sokağa yansıdı ve CHP ile DP’lilerin gittiği kahveler bile ayrılmaya başladı. Üniversitede ve orduda DP iktidarına karşı tepki giderek büyüdü. DP, Tahkikat Komisyonu ile muhalefeti demokrasi dışı yöntemlerle baskı altına aldı.

Kurmay subaylar cuntası

Siyasi hayattaki kaos ortamı, ordunun içinde daha önce örgütlenmiş olan ve çoğunluğunu yüzbaşı, binbaşı, yarbay ve albay rütbesindeki kurmay subayların oluşturduğu cunta ekibine de darbe için zemin yarattı. Darbenin karargahı Kara Harp Okulu idi. Karargahın başında da darbecilere sonradan katılan Tümgeneral Cemal Madanoğlu vardı.

Bildiri radyodan okundu

27 Mayıs 1960 günü sabaha karşı saat 03.15’te piyade ile süvari grupları Ankara’nın içine doğru harekete geçti. 03.30’da da tanklar kışladan çıktı ve ilk hedeflerinden biri Ankara Radyosu idi. Daha sonra ülkücü hareketin Başbuğ’u olacak merhum Kurmay Albay Alparslan Türkeş, saat 04.36’da radyoda okuduğu bildiri ile darbe duyuruldu. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı Kurmay Albay Osman Köksal da, darbeci subayların içindeydi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, başyaverinin karşı çıkmasına rağmen Çankaya Köşkü’nden alınarak Kara Harp Okulu’na götürüldü. Başbakan Menderes ise o sırada Eskişehir’de bulunuyordu. Konya’ya gitmek için geçtiği Kütahya’da daha sonra Hava Kuvvetleri Komutanı olacak Muhsin Batur’un da yer aldığı havacı subaylar tarafından tutuklandı. Hükümet üyeleri, DP milletvekilleri asker tarafından evlerinden alınmıştı. Aynı gün İzmir’e havalanan askeri bir uçak, Karşıyaka’daki evinin bahçesindeki çiçeklerin bakımını yapmak en büyük keyfi olan emekli Orgeneral Cemal Gürsel’i Ankara’ya darbenin lideri olarak getirdi.

Milli Birlik Komitesi kuruldu

Darbenin kurumsal yapısını oluşturmak için ise anayasa profesörleri, İstanbul’dan askeri uçakla getirildi. İstanbul’dan gelen Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Sıddık Sami Onar, Naci Şensoy, Ragıp Sarıca, Tarık Zafer Tunaya, Hüseyin Nail Kubalı ve İsmet Giritli’den oluşan komisyona; Ankara’dan öğretim üyeleri Muammer Aksoy, İlhan Arsel ve Bahri Savcı da katıldı. Feshedilen hükümet ve Meclis’in yerine, 38 üyeli Milli Birlik Komitesi (MBK) oluşturuldu. Komitede; orgeneral ile yüzbaşı eşit konumdaydı. Zaman içinde MBK içinde de ayrışma ve çatışmalar ortaya çıktı.

Türkeş tasfiye edildi

13 Kasım 1960’da aralarında Alparslan Türkeş’in de bulunduğu Türkçü 14 MBK üyesi tasfiye edilerek, yurtdışındaki büyükelçiliklere müşavir olarak gönderildi.

Yassıada’da trajik dava

Darbenin ardından en trajik sahneler ise Yassıada’da yaşandı. Yassıada’da oluşturulan mahkemedeki davalar, 14 Ekim 1960’da başladı ve 15 Eylül 1961 tarihinde son buldu. Köpek Davası ve Bebek Davası ile bu yargılama, traji-komik bir nitelik kazandı. Yargılama sonucunda verilen idam kararlarından sadece üçü uygulandı. Menderes Hükümeti’nin bakanları Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan, 16 Eylül 1961 tarihinde sabaha karşı idam edildi.

Eşine idam gömleği gönderildi

Adnan Menderes’in idam edilmemesi için ise dünya ayaktaydı. İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth bile Türkiye üzerinde baskı kuranlar arasındaydı. Ancak askeri yönetim idamda ısrarlıydı ve Menderes 17 Eylül 1961 günü saat 13.30’da darağacına çıkarıldı. İnfazın sabaha karşı olması şeklindeki idam geleneği bile bir tarafa bırakılmıştı. Acılı eş Berin Menderes’in Ankara’daki evine idamdan 9 gün sonra bir bohça içinde idam ipi ve gömleği gönderildi. Evin kapısına idam kararı asıldı. Berin Hanım’dan Menderes’in son gün yiyip içtiklerinin parası ile imam ve cellat masrafı da alındı.

Askeri vesayet düzeni oluşturuldu

6 Ocak 1961’de oluşturulan Kurucu Meclis tarafından yeni anayasa hazırlandı. Dönemine göre oldukça ilerici olarak nitelendirilen anayasa ile sosyal devlet ilkesi ilk kez Türk siyaset hayatına girdi. Anayasa 9 Temmuz 1961’de yapılan referandumda, yüzde 61.7 evet oyu alarak kabul edildi.

Fuat Başgil tehdit edildi

Menderes’in idamından üç hafta sonra 15 Ekim 1961’de genel seçim yapıldı. DP’nin devamı olan AP, CKMP ve YTP oyların yüzde 62’sini aldı. Halk, kurmay subayların kestiği çınardan yeni bir filizin yani 1965 - 1980 yılları arasında Türk siyasi tarihinde önemli bir rol üstlenecek AP’nin yeşermesini sağlamıştı. Ancak ordu içindeki etkili gruplar, iktidarı devretmek için siyasetçiler ile pazarlık yaptı. Bu pazarlığın sonucunda Cemal Gürsel, 26 Ekim 1961’de Cumhurbaşkanı seçildi. Ali Fuat Başgil ise ölümle tehdit edildiği için adaylıktan çekildi. 27 Mayıs darbe yönetimi döneminde hâlâ ekonomide etkili bir aktör olan OYAK kuruldu. Daha sonraki darbelere gerekçe oluşturan hükümler içeren TSK İç Hizmet Kanunu çıkarıldı. 27 Mayıs’ta devlet teşkilatında yapılan düzenlemeler ve oluşturulan gelenekler, askeri vesayet sisteminin uzun yıllar Türk siyasi yaşamında etkili olmasına neden oldu.

Demokrasiye vurulan ‘ilk darbe’

‘Allah milletimize zeval vermesin’

Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi, Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celal Bayar’ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, 16 Eylül 1961 tarihinde sabaha karşı idam edildi. Menderes ise 17 Eylül 1961‘de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden “sağlam” raporu alınmasının ardından, İmralı Adası’na götürüldü. İlk durak, komutanın odası oldu. İdam kararı yüzüne okundu. Menderes’in dilinden “Allah milletimize zeval vermesin” cümlesi döküldü. İdam sehpasına gitmeden önce din görevlisi ile birkaç dakika konuştu. Ardından beyaz gömlek giydirildi. Menderes’in idam sehpasına çıkarıldıktan sonraki son sözleri, “Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum” oldu. Menderes, 17 Eylül 1961’de saat 13.21’de İmralı Adası’nda idam edildi. TBMM, 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes, Polatkan ve Zorlu’ya itibarlarını iade etti.

587 sanıklı Yassıada yargılamalarında sanıklar aleyhine 3 ceza, 9 yolsuzluk ve 7 anayasayı ihlal davası açıldı. 14 Ekim 1960’tan 15 Eylül 1961’e kadar devam eden yargılama sonunda, 31 kişi hakkında müebbet hapis, 15 kişi hakkında ise idam cezası verildi. Başbakan Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu idam edildi. Görevden uzaklaştırılan ve sanıklar arasında olan dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın idam cezası ise yaşı nedeniyle müebbet hapse çevrildi.

Demokrasiye vurulan ‘ilk darbe’

Uçak kazasından kurtuldu

17 Şubat 1959’da Kıbrıs konusunda Yunanistan’la imzalanan ikili antlaşmanın ardından üçlü görüşmeler için İngiltere’ye giden Başbakan Adnan Menderes’in uçağı, Londra Gatwick Havalimanı yakınlarında alçalırken düştü. Menderes bu kazadan yara almadan kurtuldu.

Demokrasiye vurulan ‘ilk darbe’

Çankaya Köşkü’nde tartaklandı

Darbeyi yapanların hedefindeki ilk noktalardan biri de Çankaya Köşkü idi. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı Albay Osman Köksal, darbeyi yapan 38 subaydan oluşan cuntanın çekirdek kadrosu içinde yer alıyordu. Tutuklanmaya karşı direnen Cumhurbaşkanı Celal Bayar, tartaklanarak bindirildiği askeri araçla Harp Okulu’na götürüldü. Kurtuluş Savaşı’nın ‘Galip Hocası’, Atatürk’ün Başbakanı, İş Bankası’nın efsanevi kurucusu, Köşk’ten zorla indirilen ilk cumhurbaşkanı olarak tarihe geçecekti. 15 Eylül 1961’de Yassıada’da kurulan mahkemede idama mahkum edildi. Yaşı dikkate alınarak cezası müebbet hapse çevrildi. 7 Kasım 1964’te hastalığı nedeniyle tahliye edildi. 7 Temmuz 1966’da ise dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından affedildi.

AK Parti'den Emine Bulut cinayeti açıklaması!AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Emine Bulut cinayeti ile ilgili "Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuda hassasiyetinin altını çizdi" dedi. Kadın cinayetleriyle ilgili Çelik, yasal düzenleme ihtiyacının olması halinde tereddüt edilmeyeceğini de belirtti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber