Deniz Feneri’nde örgüt bulunamadı

Deniz Feneri davasında savcılık 20 şüpheli hakkında, 526 sayfalık iddianame hazırladı. İddianamede,20 şüpheli hakkında, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlarından takipsizlik kararı verildi

Deniz Feneri’nde örgüt bulunamadı

ALMANYA’daki Deniz Feneri e.V. Derneği’nin Türkiye bağlantılarının araştırıldığı, 2008 yılından bu yana süren soruşturma tamamlandı. Savcılık, Almanya’daki dernek aracılığıyla Türkiye’de 41 milyon Euro’luk yolsuzluk yaptıkları iddia edilen eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın da aralarında bulunduğu 20 şüpheli hakkında, 526 sayfalık iddianame hazırladı.

Şüpheliler hakkında “özel belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ve güveni kötüye kullanmak” suçlarından, 3 yıl 9 aydan 14 yıl 6 aya kadar değişen oranlarda hapis cezaları istendi. İddianamede, 20 şüpheli hakkında, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüte üye olmak” suçlarından takipsizlik kararı verildi.

25 kişi için takipsizlik kararı

Soruşturmadan alınan savcıların Deniz Feneri şirketlerine yaptırdığı baskın haberini şüphelilere sızdırdıkları iddia edilen Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz ile eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın koruma müdürü Ali Karabağ‘ın da aralarında bulunduğu 25 kişi hakkında da takipsizlik çıktı. Deniz Feneri soruşturmasından alınan Akman ve Karaman’ın da aralarında bulunduğu şüphelileri, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik” yapmakla suçlayan soruşturmanın eski savcıları iddianameyi hazırlasa, sanıklar 6 yıldan 18 yıla kadar hapisle yargılanabilecekti.

Ancak soruşturmadan alınan ve haklarında dava açılan eski savcılar, bazı sanıklardan bile daha fazla ceza istemiyle yargılanacak. Nadi Türkaslan hakkında, soruşturduğu bazı isimlerden bile daha fazla, 1 yıldan 11 yıla kadar, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz hakkında ise 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapis isteniyor.

Almanya’daki Deniz Feneri e.V. Derneği’nin Türkiye bağlantılarının araştırıldığı soruşturma, 8 Eylül 2008’de İşçi Partisi’nin yaptığı suç duyurusu üzerine başladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’ü soruşturmayı yürütmekle görevlendirdi.

İlk operasyon 1031 gün sonra

Üç savcı, ilk operasyonu soruşturmanın başlamasından 1031 gün sonra yaptı. 6 Temmuz 2011’de yapılan ilk dalgada, Akman, Karaman, Kanal 7 Yönetim Kurulu üyesi İsmail Karahan, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik ve Yeni Dünya İletişim A.Ş. çalışanlarından, Türkiye’deki serverde kayıt ederek sıkıştırılmış Uyum adı verilen bir muhasebe programını Almanya’daki dernekte kuran Erdoğan Kara gözaltına alındı. Savcılar, 49 saatlik gözaltı maratonunun ardından Akman, Karaman, Karahan ve Çelik’in, ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, nitelikli dolandırıcılık, evrakta sahtecilik’ suçlarından tutuklanmasını talep etti. 4 kişi, 11 Temmuz 2011’de tutuklandı. Üç savcı, Akman ve Karaman’ın tutuklanmasının ardından HSYK’ya yapılan şikayet üzerine soruşturmadan alındı.

Ardından da HSYK’nın yaptığı soruşturma sonucu Türkaslan hakkında ‘evrakta tahrifat yapmak ve görevi kötüye kullanmak’ suçlarından 1 yıldan 11 yıla kadar, Yaren ve Tamöz hakkında ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezaları istemiyle dava açıldı. Bu arada Akman ve Karaman’ın da aralarında bulunduğu şüpheliler, 102 gün tutuklu kaldıktan sonra ‘bundan sonrası cezaya dönüşür’ şeklindeki kararla tahliye oldu.

Üç savcının görevden alınmasından sonra soruşturmayı devralan Ankara Cumhuriyet Savcıları Veli Dalgalı ve Hakan Pektaş, eski savcılar hakkında dava açılmasına neden olan şüphelilerin ortağı olduğu şirketlerin üzerindeki tedbir kararını da kaldırdı.

Dalgalı ve Pektaş, 3 yıldır süren soruşturmayı dün tamamladı. UYAP’a yüklenmeye başlayan toplam 526 sayfalık iddianamede, aralarında Akman ve Karaman’ın da bulunduğu toplam 20 kişi ‘şüpheli’ olarak yer aldı. İddianamede, şüphelilerin, TCK’nın, ‘özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanmak’ suçlarından cezalandırılması istendi. 20 şüphelinin, hangi suçları işledikleri açıklanmazken, her üç suçu da birden işleyenler hakkında 3 yıl 9 aydan 14 yıl 6 aya kadar hapis talep edildi.

İddianamede, Akman ve Karaman’ın yanısıra Kanal 7 Yönetim Kurulu üyesi İsmail Karahan, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, Kanal 7 finans müdürü Erdoğan Kara, Almanya Deniz Feneri e.V. Derneği eski yöneticileri Mehmet Gürhan, Mehmet Taştan ve muhasebeci Firdevsi Ermiş’in yanısıra Almanya’daki Deniz Feneri e.V.’nin kurulması fikrini ortaya atan ve Kanal 7’de “Şehir ve Ramazan” isimli programın sunucusu olarak tanınan Uğur Arslan da şüpheli olarak yer aldı.

Savcılardan az ceza istendi

İddianamede, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis öngören ‘özel belgede sahtecilik’ suçundan şüpheliler hakkında yarı oranında indirim öngören TCK’nın 211. maddesinin uygulanması da istendi.

İddianame kabul edilir ve Almanya’daki Deniz Feneri e.V. Derneği’yle olan ilişkilerine dayalı bir alacağı ispat için sahtecilik suçunun işlendiğine kanaat getirilirse Akman ve Karaman’ın da aralarında bulunduğu şüphelilere bu suçtan en az 6 ay, en fazla 1 yıl 6 ay hapis verilecek. Şüpheliler hakkında her bir düzenlenen özel belge için ayrı ayrı mı hapis cezaları istendiği ise açıklanmadı. Buna göre, sadece bu suçu işleyenler ise üç savcıya istenen cezalardan az hapse mahkum edilebilecek.



Alman savcı:Asıl failler Türkiye’de


Almanya’da Nisan 2007’de başlayan Deniz Feneri e.V. davası yaklaşık 1 yıl içinde sonuçlanmıştı. 6 yıl hapis cezası istenen dernek yöneticilerinden Mehmet Gürhan 5 yıl 10 ay, 3 yıl istenen Mehmet Taşkan 2 yıl 9 ay, 2 yıl hapis cezası istenen Firdevsi Ermiş de 1 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin açıkladığı karar sırasında savcı Lotz “davanın asıl faillerinin Türkiye’de olduğu” şeklinde açıklama yapmıştı.


Hangi cezalar talep edildi?

İddianamede şüphelilerin TCK’nın 207/1-2, 204/2-3, 211 ve 155/2. maddelerinden cezalandırılmaları talep edildi. “Özel belgede sahtecilik” suçunu düzenleyen 207/1-2. maddeler, belgeyi düzenleyen ve bilerek kullanan kişiye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis öngörüyor. 204. madde, resmi belgeyi gerçeğe aykırı olarak düzenleyen kamu görevlisine 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası verileceğini, belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde ise verilecek cezanın yarı oranında artırılarak, 4 yıl 6 aydan 12 yıla kadar hapse çıkarılmasını düzenliyor. Bu madde, sadece kamu görevlileri için uygulanabiliyor. İddianamede, bu iki ceza istenmesine karşılık, bu suçu işlediği iddia edilen sanıkların, 211. madde uyarınca, cezalarının yarısı oranında indirilmesi talep edildi. Bu madde, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını ispat etmek amacıyla belgede sahtecilik yapan kişiye verilecek cezanın yarı oranında indirilmesini düzenliyor. Buna göre, özel belgede sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanıklar üst sınırdan 15 yıl ceza alsa bile, bu ceza 7,5 yıla inebilecek. Sanıklara yöneltilen 155/2. madde ise “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanan” kişiye 1 yıldan 7 yıla kadar hapis verilmesini düzenliyor. Bu maddeden de üst sınırdan ceza verilmesi halinde, 3 suçtan birden ceza alan bir sanık, en fazla 14,5 yıl hapse mahkum edilebilecek.

Buzdolabındaki yılan korkuttuMalatya'da, bir evin buzdolabına giren yılan, paniğe neden oldu. Yılan, itfaiye ekipleri tarafından yakalanarak, doğaya salındı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber