Elveda ey kutlu misafir mübarek Ramazan...

Gelişini sevinç ve neşeyle karşılamıştık. Ayrılışında da içimizi hüzün kapladı. Zaman algımızı değiştiren, iftarları, teravihleri ve sahurlarıyla bereket getiren mübarek günlere tekrar ulaşmak için bir yıl bekleyeceğiz

Elveda ey kutlu misafir mübarek Ramazan...

Elveda ey kutlu misafir mübarek Ramazan...
Bir ay önce bizlere misafir olan, gündüzlerimizi ve gecelerimizi manevi bir huzurla dolduran on bir sayın sultanı Ramazan ayını uğurluyoruz.

Her misafirliğin bir sonu olduğu gibi bu değerli ayın da ayrılma vakti geldi. Gelişini sevinç ve neşeyle karşılamıştık. Ayrılışında da içimizi hüzün kapladı. Kur’an-ı Kerim orucun sayılı günler olduğunu ifade eder. Sayılı günler hızlıca geçip gitti. Zaman algımızı değiştiren, iftarları,
teravihleri ve sahurlarıyla bereket getiren bu mübarek günlere tekrar ulaşmak için bir yılın geçmesini bekleyeceğiz.

İçimizden kimlerin önümüzdeki ramazan ayına erişeceğini bilmiyoruz. Ne mutlu bu bir aylık mübarek zaman dilimini Allah’a yakın olarak yaşayabilenlere! Ne mutlu ramazanın hakkını verebilenlere!

Çetin bir azap

Ramazan ayının bizden razı olarak aramızdan ayrılmış olmasını temenni ediyoruz. Kıldığımız namazlar ve teravihler, okuduğumuz ve dinlediğimiz hatimler, verdiğimiz zekâtlar, fitreler ve sadakalar Allah’ın razı olacağı şekilde makbul olduysa ramazan ayı bizim için büyük bir kazançtır.

Dünya hayatı uzun gibi görünse de sonsuz hayatla kıyaslandığında göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman gibidir. Rabbimiz dünya hayatını Kur’an’da şöyle ifade buyuruyor: “Bilin ki dünya hayatı, bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki bitirdikleri çiftçileri imrendirir, sonra kurumaya yüz tutar, bir de bakarsın ki sararmıştır, ardından da çerçöp haline gelmiştir. Ahirette ise ya çetin bir azap yahut Allah’ın bağışlaması ve hoşnutluğu vardır. Dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir” (Hadid suresi ayet 20). Dolayısıyla insanın yaratılış amacından tamamen kopuk bir dünya hayatı anlamını, özünü yitirmiş, sadece biçimde kalmıştır.

Ramazan ayını uğurlarken neleri kazandığımızın öncelikle bir muhasebesini yapalım. Hayatımızda gerçekleştirdiğimiz bu kazanımların neler olduğunu daha iyi anlar isek
ve aklımıza aktarabilir, gönlümüze idrak ettirebilirsek bu kazanımları hayat boyu sürdürme imkanını
yakalayabiliriz.

Ruhu olgunlaştırmakta

Ramazandan istifade etmenin yollarından biri de ve belki de en önemlisi elimize, dilimize ve bütün benliğimize sahip olarak oruç tutmaktı. Böyle bir oruç bedenimizi ve ruhumuzu olgunlaştırmakta, ahlaken kemale erdirmektedir. Bedenimizin her azasına oruç tutturmak suretiyle yanlışa sürüklenmekten kendimizi alıkoyduk. Bu durumu bir hayat boyu sürdürerek, Allah’ın emrettiği şeyleri yerine getirmeli, yasakladığı şeylerden de kaçınmalıyız.

Ramazan ayı Kuran ayı idi. Bu ayda bulunan ve yakın zamanda idrak ettiğimiz bir gece (Kadir Gecesi) kendisinde Kuran indirildiğinden dolayı bin aydan daha hayırlı kabul edilmiş. Bu ayda diğer zaman dilimlerinde okumadığımız kadar Kuran okuma, onunla buluşma imkanımız oldu. Bu buluşma bir yıla sonuçta bir ömüre aktarılmalıdır. Çünkü Kur’an okuyana sevap getirmekle beraber, gönüllere şifa veren, inananları rahmete kavuşturan, hidayet rehberi ve nurdur. Kuran son ilahi mesajdır. Kıyamete kadar gelecek olan insanlara Allah’ın bir lutfudur. Bu lütuftan istifade etmek ise elimizin altında bulunan ve bize kadar hiçbir harfi değişmeden gelen Kur’an-ı Kerimi okumak, anlamak ve hayatımıza aktarmaktan geçmektedir.

Ramazan ayı ibadettir, Cenab-ı Hakk’a yakın olmaktır. Cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı, şeytanların bağlandığı bir huzur dönemidir. Takvanın, şükrün ve rüşdün yollarının öğretildiği, irade eğitiminin verildiği, bir aylık yoğun program uygulayan bir okuldur. Oruç, bir nefis terbiyesidir.

Son teravih, son sahur

Acaba, nefis terbiyemiz açısından kendimizi Ramazan öncesinden daha iyi bir duruma getirebildik mi? Oruç bize, yaratılanlara karşı sevgi, şefkat ve merhamet dolu bir insan olmayı öğreten bir ibadettir. Hayatımızın her safhasında olması gereken sevgi, şefkat ve merhamet, acaba yeterince yer alabiliyor mu?

Ömrümüz boyunca kaç Ramazan geçireceğimizi bilemeyen bizler için son teravih namazı, son sahur, son iftar buruk bir hüzne dönüşüyor. Tıpkı gözü yaşlı hacıların kutsal iklime veda edişi gibi, bu mübarek mevsime de aynı duygularla veda ediyoruz. Camilerde güzel sesli hafızların, “Elveda ya şehr-i Ramazan” nağmeleri ile uğurluyoruz Ramazan’ı. Bir taraftan arınmış, korunmuş, bol ecir kazanmış olma ümidi, diğer taraftan bir sonraki Ramazan’a yetişememe endişesi ile vedalaşıyoruz.

Bizi Ramazana kavuşturan ve bizlere oruç tutma fırsatını veren Rabbimize hamd-ü senada bulunuyor, O’nun Sevgili Peygamberi Efendimiz’e salat ve selam ediyoruz. Yüce Allah tuttuğumuz oruçlarımızı, kıldığımız namazlarımızı, verdiğimiz zekatlarımızı, sadakalarımızı, hayır ve hasenatımızı kabul eylesin. Bir sene sonraki Ramazan ayına sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde bizleri kavuştursun.

Mimar Sinan Camii

İstanbul Ataşehir’de bulunan Mimar Sinan Camii, Osmanlı mimarisi takip edilerek inşa edilmiştir. Caminin yapımına 2010 yılının temmuz ayında başlanmıştır. Cami, Mimar Sinan’ın anısına yaptırılmıştır, Osmanlı ve Türk mimari üslubuna göre tasarlanmıştır. Caminin minareleri dev gökdelenlerin arasında yükselmektedir. Mimar Sinan Camii’nin proje mimarını, Hilmi Şenalp hazırlamıştır.

Elveda ey kutlu misafir mübarek Ramazan...

Teknoloji donanımlı

Camide, ibadethane ve avlu alanlarının altında konferans salonu bulunmaktadır. Bununla birlikte eğitim odaları, sergi salonları, satış birimleri VIP salonu, cami katına çıkan 4 adet 15 kişilik asansörler ve 270 araç kapasiteli iki katlı otopark bulunmaktadır. Mimar Sinan Camii, günümüz teknolojisine sahip bir camidir.

Mimar Sinan Camii’nin ana kubbe yüksekliği 42, çapı 27 metre olarak inşa edilmiştir. Camide 72 metre yüksekliğinde 3 şerefeli 4 minare bulunmaktadır. Caminin dış alan avlusu yaklaşık 6 bin 500 metrekaredir.

Mimar Sinan Camii’nin yanında, Mimar Sinan Parkı bulunmaktadır. Bu parkta 2 büyük süs havuzu, pergola alanları ve fitness aletleri bulunmaktadır. Mimar Sinan Parkı doğal taşlarla bezenmiştir. Bu parkta 3 adet çocuklar için oyun alanı bulunmaktadır.

Elveda ey kutlu misafir mübarek Ramazan...

Bayram sabahı

Bayramlara önceden hazırlanılması, bugünlerde temiz ve güzel elbiselerin giyilmesi, vücut temizliğinin yapılması, güzel kokular sürülmesi, güler yüzlü olunması, ramazan bayramında namazdan önce hurma vb. tatlı bir şey yenilmesi, namaza mümkünse yürüyerek gidilmesi ve dönüşte başka bir yolun kullanılması, çokça sadaka dağıtılması, namaza giderken tekbir getirilmesi faziletli davranışlardır.

Bayram namazı

Bayram namazı cuma namazı gibi iki rekattır. Fakat diğer namazlardan daha fazla tekbirleri vardır. İlk rekatta “Sübhâneke”den sonra, ikinci rekatta ise rükûa varmadan önce üçer defa namaza başlarken olduğu gibi eller kaldırılarak tekbir alınır. Bunlara zevâid tekbirleri denir ve vâciptir. Namaz bitince hatip hutbe okur.

Sadakanın değeri

Alim sahabi Abdullah b. Mes’ud anlatıyor: “Bir gün Nebi (sav) çevresindekilere, ‘Hanginiz varisinin malını kendi malından daha çok sever?’ diye sordu. Oradakiler, ‘Aramızda, kendi malını varisininkinden daha çok sevmeyen kimse yoktur.’ dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: ‘Şunu iyi bilin ki aranızda varisinin malı, kendi malından daha çok hoşuna giden hiç kimse yoktur. (Çünkü) Senin malın (sadaka vererek) hayır yaparak önceden (ahirete) gönderdiğindir. varisinin malı ise (öldükten sonra) geride bıraktıklarındır” (Buhari, Rikak, 12).

Bir ayet

Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da gruplar halinde cennete sevkedilecek. Nihayet oraya vardıklarında cennetin kapıları açılmış olacak; bekçileri onlara, “Selam size! Hoş geldiniz! Ebedi olarak kalmak üzere buyurun girin cennete!” diyecek. (Zümer suresi 73).

Bir hadis

“Yarım hurma (sadaka) ile bile olsa cehennemden korunun. Eğer bunu da bulamazsanız güzel bir sözle (korunun)” (Müslim, Zekat, 68).

Bir dua

Allah’ım! Kuran’ı bize dünyada yoldaş eyle. O’nu kabirde bize dost eyle. Kıyamet günü onu bize şefaatçi kıl, sırat köprüsü üzerinde onu bize nur eyle. Cennette onu bize yoldaş eyle. Cehennem ateşine karşı onu bize perde ve engel kıl. İhsanın, cömertliğin ve keremin ile tüm hayırlı yollar için onu bize önder kıl.

Asansör teknisyeni nöbet gününde akıma kapılarak öldüAntalya'da, asansör bakım firmasında teknisyen olarak çalışan Oğuzhan Aykurt (23), nöbet gününde bir kafenin arızalanan asansörüne müdahale ettiği sırada elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber