Geri Dön

Erkek giyimiyle dünyaya açıldı

Genç yaşta erkek giyim üzerine yaptığı tasarımlarıyla dünyaca tanınan Emre Erdemoğlu, erkek ve kadınların gardırobunda mutlaka beyaz bir gömlek, jean, deri ceket ve bol aksesuar olmalı diyor

YURTDIŞINDA ve yurtiçinde erkek giyim konusunda başarılı çalışmalara imza atan Emre Erdemoğlu, iyi bir tasarımcının moda tarihini bilmesi ve sanatla ilgilenmesi gerektiğini söylüyor. Türkiye’de birçok iş adamı ve sanatçıyı da giydiren genç tasarımcı, “Gerçekten bir tarzı olan ama çok fazla vakti olmayan adamların gardırobunu diziyorum” diyor. Emre Erdemoğlu ile başarıya giden hikayesi ve moda üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kısaca hayat hikayenizden bahseder misiniz?

Modayla yolculuğum çocuk yaşlarda başladı. Lisede yıllarımda Ressam Ülkü Kaya’dan resim eğitimi aldım. 2005’te Dokuz Eylül Üniversitesi Moda TasarımBölümü’nü kazandım. Üniversite hayatım boyunca birçok yarışmada ödül alıp, sektördeki önemli isimlerle çalışma fırsatı buldum. Üniversite biter bitmez “Sandık Lekesi” koleksiyonumu hazırladım. Bu koleksiyon, İtalya’da MEDMODA’da ilk 10’a girdi. Ardından yurtdışındaki ilk defilemi gerçekleştirdim. Türkiye’ye dönünce bir erkek tasarım firmasıyla anlaştım. Sonra markamı kurup İstanbul Fashion Week’te “Planor” isimli koleksiyonumla defile yaptım. Bu koleksiyon İtalya’da “Most Creative Collection” ödülüne layık görüldü. Şu an firmalara danışmanlık yapıyorum.

Neden erkek tasarımı?

Türkiye’de erkek tasarımı açısından ciddi bir açık vardı. Ben de ondan faydalanmak istedim. Aynı zamanda danışmanlık yaptığım firmalarda erkek üzerineydi. Benim açımdan çok keyifli oldu.

Yurtdışında defile yapmak bir tasarımcıya ne katıyor?

Bu kadar hızlı sıçramamı yurtdışında çalışmış olmak sağladı. Çünkü Türkiye’de bu işler stresli ve sıkıntılı, ikili ilişkiler gerektiriyor. İtalya’da işine, yeteneğine bakılıyor, onun dışındaki şeylerle ilgilenmiyor. Türkiye’de sanata değer verilmiyor.

Sizin farkınız nedir?

Koleksiyonunuz güçlüyse ne tarz koleksiyon hazırlasanız hazırlayın farklı olursunuz. Türkiye’de moda, moda oldu. Stylist, moda fotoğrafçısı, blogger olmak moda oldu. Diziler bile modadan etkileniyor. İnsanlar bundan faydalandığını sanıyor ama yanılıyorlar. Türkiye’de hiçbir şey bilmeyen insanlar, tasarımcı oluyor. Oysaki tasarımcı olmak bu kadar kolay değil.

Hedef kitleniz kimler?

A plus… Ne istediğini bilen, ayaklarının üstünde duran, görgülü bilgili bir adam. Gerçekten takım elbisenin içine ne giyeceğini, altına nasıl çorap giyeceğini bilen adam gelip benden alışveriş yapıyor. Çok fazla iş adamı ve sanatçı giydiriyorum. Kendini bana teslim eden, gerçekten bir tarzı olan ama çok fazla vakti olmayan adamların gardırobunu diziyorum.

Sizce erkek ve kadın gardırobunda olmazsa olmaz parçalar nelerdir?

Erkek veya kadının moda diye bir şeyi giymesine gerek yok. Giydiğiniz kostümle ruhunuzun öpüşmesi gerekiyor. Herkesin gardırobunda bol aksesuar bulunması gerekiyor. Çünkü aksesuarla çok basit bir elbiseyi çok farklı bir hale getirebiliriz. Gardıropta bir kadın için kurtarıcı siyah elbise olması gerekiyor. Erkek için de mutlaka geceyi kurtaracak bir smokinin, hafta sonunu kurtaracak spor bir deri ceketinin olması gerekiyor. Güzel bir kalıbı olan bir jean pantolonu basic tşörtleri, mutlaka özel her takımla uyabilecek rengarenk çoraplarının olması gerektiğini düşünüyorum. Kadın için özellikle çanta, ayakkabı önemli. Kadının da erkeğin de dolabında mutlaka beyaz gömlek olmalı. Jean, trençkot, deri ceket, trikolar, hem uzun hem de kısa gece elbisesi... Bunlar modası geçmeyen ürünler.

Genç tasarımcılara neler öneriyorsunuz?

Önlerinde maalesef örnek alabilecekleri az kişi var. Bizler de seminerler vererek moda tasarımcısı olmanın önemini anlatmaya çalışıyoruz. Bir moda tasarımcısı moda tarihini bilmesi gerekiyor. 60, 70, 80, 90 ve 2000’leri ve günümüzü, ilkçağı, ortaçağı, yeniçağı hepsini bilmesi gerekiyor. Resim sergisi, müze gezmek lazım, müzik dinlemek, yani dünyayı bilmemiz sanatla ilgilenmemiz lazım. Gençleri bu yönde geliştirip yönlendirmemiz gerekiyor.

SOSYAL TREND

Dijital arkadaş

Apple’ın sanal asistanı Siri son günlerin en çok konuşulan konularındandı. Bir sanal asistan da Android için geldi, onun adı da CEYD-A. Alarm kur deyince alarm kuruyor, mesaj yazıyor, haber okuyor yeri gelince masal bile anlatıyor. Fakat ülke olarak en çok da sanal asistanlarımızla sohbet etmeyi sevdik. Hatta işi ileri götürüp evlenme teklifi edenler bile oldu. Siri’ye evlenme teklifi edince “Daha birbirimizi doğru düzgün tanımıyoruz” diyerek açık kapı bırakıyor, CEYD-A ise “Ben robotum” deyip karşısındakiyle ayrı dünyalardan olduklarını yüzüne vurarak bu ilişkiye ihtimal dahi vermiyor.

Onların gözü olun

Hayat engeli olmayanlar için zorken, engelliler için daha da zor olabiliyor. Fakat kısmen de olsa kolaylaştırmak belki de yarının engelli adaylarının elinde. Görme engelliler için yapılmış olan “Be My Eyes” isimli uygulama sayesinde yardıma ihtiyacı olan bir görme engellinin çağrısını kabul edip kamera sayesinde bir nevi onun gözleri oluyorsunuz. Karşınızdaki engelli gıda ürününün son kullanma tarihi gösterip okumanızı isteyebilir ya da evinde kaybettiği bir eşyayı sizden aldığı komutlarla bulabilir. Telefon uygulamaları arasında gerçekten de fayda sağlayacak bu uygulamayı indirerek siz de engellilere küçük de olsa yardım edebilirsiniz.

Üniversite okumak şart mı?

Kariyer için şart

İsmail Sarıkaya (Ege Üniversitesi-Halkla İlişkiler): Bence kariyer yapmak isteyen ve idealleri olanların üniversite okuması gerekiyor. Ayrıca üniversite ortamını öğrencilerin görmesi onların ufkunu genişletecektir. İlk yılımda üniversiteyi kazanamamıştım ve iş hayatına atılmak korkutmuştu beni. Kendimi hazır hissetmemiştim. Bu yüzden bir yıl daha hazırlandım ve meslek lisesi mezunu olmama rağmen halkla ilişkiler bölümünü kazandım. İyi ki üniversite okuyorum.

Yanlış düşünce

Özgür Böçkün (İstanbul Erkek Lisesi): Herkesin üniversite okumasını gereksiz ve yanlış buluyorum. Üniversite mezunlarına tabii ki ihtiyaç var fakat bir yerde yoğunlaştırılmış meslek eğitimi almış ve bu eğitimi üniversitede değil de liselerde almış insanlara ihtiyaç var. Üniversite mezunu olmayan cahildir düşüncesi de yersiz. Herkes üniversite okursa arz talebe yetişemez ve işsizlik yükselmeye devam eder.

Diplomalı işsiziz

Tansu Tan (Fatih Üniversitesi-Tıbbi Laboratuvar): Bence üniversite okumak gerekli değil. Okuyunca işsiz kalıyoruz. Son iki yıldır herkes vakıf üniversitelerinde sağlık bölümleri okuyor. Yıllık 10-15 biner lira verip kısa yoldan diplomam olsun sağlıkta işsiz kalmam diye verilen parayla farklı alanlara yoğunlaşılabilinir. Mesela iş kurabilirler. Ben de böyle yaptım fakat 1 yıldır işsizim. Her şey üniversite okumak değil.

17’lik öykü yazarı

Türkiye’nin en genç çocuk öykü yazarı Burakcan Çamlıca, “Öksürük ve Şurup” adlı öykü kitabıyla edebiyat dünyasına adım attı. Kadir Has Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi olan Burakcan Çamlıca henüz 17 yaşında. Edebiyata, hayata, toplumsal sorunlara duyarlı, eğitimin ve kitap okumanın öneminin farkında. Özellikle dünyayı çocukların değiştireceğini düşünen Çamlıca, bu duyarlılıkla 7-11 yaş arasındaki okuyuculara ulaşarak, sevgi, cesaret, dostluk gibi kavramları hatırlatmayı hedefliyor. Burakcan’ın Milenyum Yayınları’ndan çıkan, her hikayede farklı bir maceranın anlatıldığı kitabında, Öksürük adındaki kahramanın maceraları; Şurup adındaki kedisiyle çocukların hayvanlarla kurduğu dostluğu anlatılıyor. İlk söyleşisini Maltepe Albay Niyazi Esen İlkokulu’nda gerçekleştiren Burakcan Çamlıca, çocukların fenomeni olma yolunda ilerliyor.

Nargile kömüründen zehirlenen çift, evlerinde ölü bulunduHatay'da, evde nargile içtikten sonra uykuya dalan Feryat (43) ve Atra Alvonoğlu (42) çifti, nargile kömüründen yayılan karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybetti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber