İlk yatırımları CAMİYDİ

Toprak ailesinin doğuya yaptığı ilk yatırım 97'de Lice'de kurdukları mermer fabrikası olarak tanıtıldı. Oysa babası Hacı Hamit, oğlundan tam 40 yıl önce Diyarbakır'da kendi adıyla bir cami yaptırmıştı..

1980'lerin başında ortağı olduğu Paktaş'a da vergi borçları yüzünden el konulmuştu ama Toprakbank'a el konulması Halis Ağa'ya gelen en büyük darbe oldu. Ve Halis Toprak, bankasına el konulduğu gün yaptığı açıklamalarda doğduğu yere ve o yıllara atıfta bulunarak nasıl sıfırdan bu noktaya geldiğini anlatarak, "Beni devlet batırdı. Söz verdiği teşvikleri vermedi" dedi. Kasım ayının son günü Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun yaptığı bir açıklama ile Toprakbank'a el konuldu. Bu, asıl gelişimini 1980'lerde yapmış olan Toprak Holding yani Halis Toprak için de bir dönüm noktası oldu. Çerçi babanın oğlu Hikaye 1930'larda başlar. Ayağındaki şalvarından başındaki örtüye kadar tam geleneksel Diyarbakır kıyafetleri giyen baba Hacı Hamit Toprak, değil yol, ekmek bulmanın bile zor olduğu günlerde, katır sırtında köy köy, mezra mezra, kumaş ve iğne satarak 'çerçicilik' yaparak geçimini sağlamaya çalışır.O yıllara ilişkin görüştüğümüz Diyarbakır'ın yerlilerinden Cihat Karakaş, Hamit Toprak'ı sert, otoriter ve tüccar kişilikli biri olarak tarif ediyor.Karakaş, Hamit Toprak ile birlikte katır sırtında satış yapan kayınpederi dolayısıyla o günleri iyi hatırladığını ifade ederken, Toprak ailesinin ilk sermayesinin de o yıllarda oluştuğuna işaret ediyor. Biz de Diyarbakır Lice'den Adana'ya oradan da İstanbul'a uzanan Halis Toprak'ın hikayesini tanıklar aracılığıyla yeniden yazdık. Çünkü Toprak ailesinin doğuya yaptığı ilk yatırım 1997'de Lice'de kurdukları mermer fabrikası olarak tanıtıldı. Oysa babası oğlundan 40 yıl önce Diyarbakır'da kendi adıyla bir cami yaptırmıştı. Okul yerine medrese Dini yönden oldukça muhafazakar görüşlere sahip Hacı Hamit, oğlu Halis'i altı yaşında okuyup din alimi olması için bölgenin en önemli eğitim merkezi olan ve bugün Hizbullah'ın çıkış yeri olarak bilinen Silvan'a gönderir.Halis Toprak'ın çocukluk arkadaşı olan ve halen Uğur Han'ın girişinde manifaturacılık yapan Silvanlı 67 yaşındaki Mustafa Serhan o günleri şöyle anlatıyor: "O yaramazın birisiydi. Babası onu Silvan'a Seyyit Molla Hüseyin'in yanına gönderdi okusun diye ama o 99'luk tespihi 33 yaptı. 99'luk tespih dini anlatır namaz kılarken kullanır, ama 33'luk tespihi serseriler boş adamlar çeker, yani en güzel dini eğitimi alacaktı ama o kaçıp geri geldi." Sonradan Türkiye'nin en büyük holdinglerinden birisinin sahibi olacak ailenin ilk çocuğu Halis ise 1938 yılında Lice'de doğar. Hacı Hamit ertesi yıl Diyarbakır'ın yolunu tutarak, o zamanlar şehrin merkezi sayılan Hasırcılar'da bugün de faal olan Uğur Han'da manifaturacılık yapmaya başlar. 'Eşhed getirene kadar...' Halis Toprak, altı yaşında gittiği Silvan'dan sekiz yaşında Diyarbakır'a geri dönerek Uğur Han'da babasının yanında çalışmaya başladı. Bu hayatının da en önemli dönüm noktası olur. Çünkü Halis Toprak, eğer Silvan'dan kaçmasaydı, bugün holding sahibi değil, çok tartışılan bir dini lider olabilirdi.Mustafa Serhan'ın o yılları anlatırken, nedenini hatırlamamakla birlikte, Halis Toprak'ı dövdüğünü anlatıyor: "O benden iriydi ama benim yaşım büyüktü ve kuvvetliydim. Bir gün eşhedini getirene kadar dövdüm. Eşhed getirince de bıraktım (Eşhedini getirmek, kavgada pes etmek anlamında kullanılıyor). Ama o geçen yıllarda buraya gediğinde beni tanıyamadı." Mustafa Serhan'ın o günlerden hatırladığı şeylerden birisi de Halis Toprak'ın çoğu akşamları Han'daki dükkanda kalması ve kumaş toplarının üzerinde uyuması. Babasına kalsa dini lider olacaktı Halis Toprak, 6 yaşındayken babası Hacı Hamit Toprak tarafından bugün Hizbullahın çıkış yeri olarak bilinen Silvana, Seyyit Molla Hüseyinin yanına gönderildi okusun diye. Ancak o 8 yaşında kaçıp geri geldi. Uğur Handa babasının yanında çalışmaya başladı. Halis Toprak Silvandan kaçmayıp eğitimine devam etseydi, belki bugün çok tartışılan bir dini lider olabilirdi. Kasası tabure oldu Hacı Hamit Toprakın Uğur Handaki manifaturacı dükkanı yani bir anlamda Halis Toprakın ticareti öğrendiği yer olan 22 numaralı dükkana gittiğimizde bizi Tevfik Yıldızhan karşılıyor. 60 yaşındaki WYıldızhan dükkanın dışındaki çelik bir kasayı gösteriyor ve anlatıyor: Artık antika olan bu kasa Haci Hamit Toprak'ın para kasasıydı. 1996da dükkanı alınca dışarıyı çıkardık hem dekor oluyor hem de üzerine oturulabiliyor." Altın mı buldular? Toprak ailesi de mahalleden göçen Ermenilerden birisine ait eve yerleşmiş. Bu evlerin önemli bir özelliği ise Ermenilerin altın olarak tuttukları servetlerini evlerin altına küpler içinde gömmeleriymiş.Kilisenin bekçiliğini yapan Diyarbakır'ın 'yalnız Ermenisi' Anton Zor da bunu doğruluyor. Bu evleri alanların çoğunun buldukları altın dolu küplerle zengin olduğunu belirtiyor. Söylenti Hacı Hamit Toprak'ın da böyle bir küp bularak zengin olduğu ve ardından da Adana'ya göç ettiği yönünde.Hacı Hamit Toprak, Adana'ya göçtükten sonra memleketini unutmaz ve ailenin Diyarbakır'a ilk yatırımının temellerin atar. Adana'ya göç ettikleri için boşalan evlerini camiye çeviren Hacı Hamit Toprak'ın bu girişimi için mahallenin yaşlıları iki farklı yorumda bulunurlar. Adını da girişine yazdırdığı cami ile ilgili birinci yorum: 'dini yönden oldukça muhafazakar olan Hacı Hamit'ten zaten böyle bir şey beklenirdi.'İkinci yorum ise: '1963'te büyük bir minaresi inşa edilen camiyi Ermenilere ait altınlarla elde ettiği servetin günahı üzerinde kalmasın diye yaptırdı.' Camiden çıkan yaşlı birisi ise mahallenin girişinde bulunan ve Hamit Toprak'ın yaptırdığı caminin 100 metre uzağındaki 'dört ayaklı minare camisini' göstererek, "Burada böyle bir ihtiyaç yoktu ama yine de Allah razı olsun" diye ikinci yoruma hak verir ifadeler kullanıyor. Toprak ailesinin Diyarbakır'daki izini sürerken, yolumuz zorunlu olarak evlerinin bulunduğu Hasırcılar mahallesine düşüyor. Diyarbakır'in eski yerleşim yeri olan Hasırcılar bir zamanlar çoğunlukla Ermenilerin yaşadığı yer olarak da biliniyor. YARIN: Kardeş canına mal olan Paktaş'ın hikayesi...

Fuat Oktay: Kaldığımız yerden devam ederizCumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "120 saatlik ara istediler, 'buyurun' dedik. Eğer o süre dolduğunda verilen sözler yerine getirilirse zaten Barış Pınarı Harekatı amacına ulaşmış demektir. Hayır değilse, kaldığımız yerden çok daha kararlı şekilde devam ederiz" dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber