İslam hem ruhun hem de bedenin arınmasını ister

Peygamber’in, ‘Temizlik, abdest imanın yarısıdır’ ifadesi, abdestle arınmanın hem beden hem ruh temizliği açısından önemine işaret etmektedir. Yiyecek ve içeceklerin temiz olması da sağlık açısından önemlidir

İslam hem ruhun hem de bedenin arınmasını ister

İslam hem ruhun hem de bedenin arınmasını ister
Temiz ve bakımlı olmak, kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle barışık olmasının, kendine ve sosyal çevresine karşı saygınlığının bir gereğidir. İslam’ın doğasında ruhun arınması kadar bedenin paklığını da gerektiren iki yönlü bir temizlik anlayışı vardır. Hz. Peygamber’in (sav), “Temizlik/abdest, imanın yarısıdır” ifadesi de abdestle arınmanın hem beden hem de ruh temizliği açısından önemine işaret etmektedir.

Hz. Peygamber bütün müminlerden düzenli olarak beden temizliği yapmalarını isteyerek bütün yönleriyle sağlıklı bir toplum oluşturmayı hedeflemişti. Çevre temizliği bağlamında Efendimizin, “Evlerinizin önünü ve civarını temiz tutunuz” (Tirmizi, Edeb, 41) ve “Rahatsızlık veren şeyi yoldan kaldırmak sadakadır” (Buhari, Cihad, 128) buyurması, bazen bizatihi mescidi temizleyerek bunu uygulaması , “Lanete sebep olan şu üç şeyi yapmaktan; su kaynaklarına, yol ortasına ve gölgelik yerlere abdest bozmaktan sakınınız” (Ebu Davud, Taharet, 14) buyurması, bu konuya verdiği önemi göstermektedir.

Peygamber’in tedbirleri

Yiyecek ve içeceklerin temiz olması da sağlık açısından önemlidir. Allah Resulü’nün yiyecek ve içecek kaplarının taşınması esnasında üzerlerinin örtülmesini emretmesi, su saklama kaplarının kapalı tutulmasını istemesi, özellikle temiz sulardan içmeye özen göstermesi, temizliğin en temel unsuru olan suyu insanlara ulaştırmaya teşvik etmesi bu yönde aldığı bazı tedbirlerdir.

Düzenli beslenme de sağlığı korumanın en önemli şartlarındandır. Bu bağlamda Kutlu Nebi az yemek yemenin, mideyi yormamanın sağlığı koruma açısından önemli olduğunu vurgulamak için şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu, midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır. Halbuki birkaç lokma ademoğlunun belini doğrultmaya yeter. Eğer mutlaka bu miktarı geçecekse, midesinin üçte biri yemeğe, üçte biri içeceğe ve diğer üçte biri de (boş kalarak) nefes alıp vermeye ayrılmış olsun.” (Tirmizi, Zühd, 47) Benzer bir şekilde iyileşme sürecindeki hastalara da ağır yemekler yerine hafif gıdalarla beslenmelerini tavsiye etmiştir.

Allah Resulü’nün sağlığı korumak için diğer bir tavsiyesi de dinlenmeye ve uyumaya teşvik etmesiydi. Uyku hem beden hem ruh sağlığı açısından temel insani ihtiyaçlardandır. Hz. Peygamber de, kendi hayat tarzını örnek göstererek geceyi hiç uyumadan ibadetle geçirmek isteyenlerin uygulamalarını hoş karşılamamıştır. Düzenli olmayı tavsiye eden Hz. Peygamber, yatsı namazından önce uyumayı, namazdan sonra da sohbet ederek oturmayı hoş görmemiştir. Kendisi ise ilim meclisleri ve ihtiyaç duyulan çeşitli konularda müzakere için uyanık kaldığı zamanlar hariç, gece uykusuna erkenden başlamış fakat bütün geceyi uykuda geçirmeyerek teheccüde kalkmayı da ihmal etmemeyi tavsiye etmiştir.

Dualarına da yansıttı

Allah Resulü sağlığın kıymeti ve önemi hususunda birçok tavsiyede bulunmuştur. Özellikle insanların sıhhatlerinin kıymetini takdir etmeleri anlamında, “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman” (Buhari, Rikak, 1) buyurmuş, hastalık gelmeden önce sağlığın kıymetini bilmek gerektiğini söylemiştir. (Hakim, Müstedrek, IV, 341) Bu bağlamda, “Yedi şey gelmeden önce (salih) ameller işlemede acele edin! Ne bekliyorsunuz? Her şeyi unutturan yoksulluğu mu, azdırıp saptıran zenginliği mi, sıhhati bozan hastalığı mı, bunaklaştıran ihtiyarlığı mı, ansızın geliveren ölümü mü, beklenenlerin en şerlisi olan Deccal’i mi? Yoksa kıyameti mi? Ki kıyamet (hepsinden) daha dehşetli ve daha acıdır” (Tirmizi, Zühd, 3) şeklindeki nebevi uyarı son derece dikkat çekicidir.

Resul-i Ekrem, “Allah’tan, afiyet istenmesinden daha çok hoşuna giden bir şey istenmemiştir.” (Tirmizi, Deavat, 84) buyurmuş, sağlık ve afiyet hususundaki talebini dualarına da yansıtmıştır. Mesela bunlardan birisi, ‘’Allah’ım, bedenimi, gözlerimi ve kulaklarımı koru” (Ebu Davud, Edeb, 101) şeklindeki duasıdır. Arka arkaya üç gün duanın en faziletlisini soran bir kişiye de cevap olarak, “Rabbinden dünya ve ahirette lütuf ve afiyet iste” buyurmuş ve eklemiştir: “Bu iki değere sahip olduğunda dünya ve ahirette kurtuluşa erersin.” (İbn Mace, Dua, 5).

Her eklem için sadaka

Peygamber Efendimiz, tarih boyunca en büyük sıkıntıların peygamberler ve salih insanlar tarafından yaşandığını haber vermiştir. Ancak bu durum onlarda ümitsizliğe, yılgınlığa ve isyana yol açmamıştır. Bu örnek insanların belâ, musibet ve hastalıklara birer imtihan gözüyle baktıkları Kuran’da anlatılmaktadır. Söz gelimi Eyyüb Peygamber’in başına bir dert geldiği ve bu derdinden dolayı, “Rabbim, bana zarar dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisisin” (Enbiya, 21/83) şeklinde, şikâyet etmeden, haya ile dua ettiği belirtilmektedir. Onun hastalıklara karşı sabır ve metanetini Allah Teala şöyle övmektedir: “Biz onu sabredici bulduk. Ne iyi kuldu ol gerçekten Allah’a yönelirdi.” (Sad, 38/44) Yine Kuran-ı Kerim’de Hz. Eyyub’a mükafat olarak şifa verilip dertlerinden arındırıldığı haber verilmektedir.

Mümin, diliyle Rabbine şükrettiği gibi eylemleriyle de şükretmesini bilmelidir. Peygamber Efendimiz şükrün yanı sıra musibetlerden korunmak için sadaka vermeyi de tavsiye etmiş, hatta her eklem için sadaka verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Cami adabına dair

Camide Rabbimizin aziz huzurunda, ona yaraşır bir vakarla namaz eda etmek ibadetlerin en üstünüdür. Bu yüzden cami içerisinde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Hiç şüphesiz bunların başında güzel koku gelir. Bedenimizin, elbiselerimizin güzel kokması; iç çamaşırlarımızın ve çoraplarımızın günlük değiştirilerek hem namaza engel olan kirlerden arındırılması hem de diğer insanları rahatsız edecek kötü kokulara meydan verilmemesi gerekir.

Birlikte namaz kılmayı hesap ettiğimiz andan itibaren yiyecek ve içeceklerimize dikkat etmeli, ağızda koku bırakacak ve yanına durduğumuz kardeşimize rahatsızlık verecek gıdalardan uzak durmalıyız. Sandalyelere oturup ayak ayak üstüne atmak, telefonla konuşmak ya da telefonun zilini açık unutarak ibadet hilinde olanlara rahatsızlık veren müzikler çalınmasına yol açmak gibi davranışlar cami ve cemaat adabını ihlaldir.

İslam hem ruhun hem de bedenin arınmasını ister

Kadir Gecesi’nde camiler doldu taştı

İslam âlemi için en değerli gecelerden biri olan ve “Bin aydan hayırlı gece” olarak nitelendirilen Kadir Gecesi’nde camiler dolup taştı. Vatandaşlar, ibadetlerini gerçekleştirmek için camilere akın etti. Vatandaşlar gece boyunca namaz kılıp ellerini semaya kaldırıp dualar etti. Büyük Çamlıca Camii’nde iftar sonrasında düzenlenen Kadir Gecesi programı dolayısıyla vatandaşlar camiye koştu. Vatandaşlar, geceyi namaz kılıp dua ederek geçirdi. Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda, gece boyunca ilahiler okundu.

Kadir Gecesi nedeniyle Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Beştepe Millet Camii’nde de özel bir program düzenlendi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği program, Beştepe Millet Camisi imam hatibi Adem Kemaneci’nin Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kadir Gecesi’nin öneminin anlatıldığı vaazın ardından dünya Kuran-ı Kerim güzel okuma birincileri Suriyeli Mu’tasım El-Asali, Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien ile İranlı Ahmed Ebu’l Kasımi Kuran-ı Kerim ziyafeti sundu. Kadir Gecesi, dünyanın dört bir yanında bulunan camilerde de milyonlarca Müslüman tarafından huşu ve huzur içinde idrak edildi.

Mevlit geleneği

Mevlit kelimesinin sözlük anlamı “doğum yeri ve zamanı”dır. Bu kelime Hz. Peygamber’in doğum yıl dönümünde yapılan törenlere isim olarak verilmiş, bu törenlerde okunmak üzere yazılmış eserlerin ortak adı olmuştur. Hz. Peygamber’in sağlığında onun doğum yıl dönümü kutlanmadığı gibi dört halife dönemiyle Emevi ve Abbasi devirlerinde de mevlidle ilgili bir uygulamaya rastlanmamaktadır. Mısır’da Fatımi Devleti ile birlikte başlamış olan kutlamalar, daha sonra Memlükler döneminde, Kuzey Afrika ve Endülüs’te yaygınlık kazanmıştır. Osmanlı Hükümdarı III. Murad 1588 yılında merasimle mevlid kutlamalarını başlatmakla birlikte resmi olmasa da Osmanlı Devleti’nde kutlamaların bundan önceki dönemlerde de yapıldığı bilinmektedir.

Balkanların fethiyle birlikte bu coğrafyada da mevlid törenleri yapılmaya başlanmıştır. Günümüzde mevlit, Suudi Arabistan hariç Kuzey Afrika’dan Endonezya’ya kadar İslam ülkelerinde yaygın biçimde kutlanmaktadır. Mevlit kutlamaları sırasında Resul-i Ekrem’in doğumunu anlatan, bu vesileyle methini de içeren ve genel olarak “mevlit” olarak anılan şiirlerin okunması gelenek halini almıştır.

Türk dünyasında “Mevlit” olarak bilinen ve yalın bir dil ile yazılmış olan Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-necât isimli eseri son derece beğenilmiş, asırlardır canlılığını kaybetmemiştir. Ülkemizde özellikle kandil gecelerinde, şehitlerin ruhları için, bir kişinin ölüm yıl dönümünde, adaklarda, hac dönüşünde, doğumlarda, sünnet törenlerinde, askere uğurlama veya askerden dönmede başta olmak üzere çeşitli vesilelerle mevlit törenleri düzenlenmektedir.

Ayrıldığı sevgilisini vurup intihar ettiKuşadası’nda emlakçılık yapan sevgilisini pompalı tüfekle yaralayan bir kişi, olaydan bir saat sonra kendini vurarak intihar etti. Hastaneye kaldırılan yaralı kadının hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber