Marşlar cesareti artırıyor

›› 21 günlük bedelli askerliğin ilk celbine giderek tezkeremi aldım. Geldiğimden beri de adeta soru bombardımanına tutuluyorum. Bedelliye gidecek olup neler yaşayacağını merak eden yakınlarım ve çocukları gidecek hocalarım, büyüklerim… Sürecin nasıl geçtiğini, ne kadar zorlandığımı, bedellilere yaklaşımın iyi olup olmadığını ve daha birçok şeyi merak ediyorlar. ›› Eminim okuyucularımız arasında da benzer soruların cevaplarını kendisi ve yakınları için merak edenler var. Bu nedenle teslim olduğum andan başlayarak terhis olduğum güne kadar neler yaşadığımı, ‘Yanınıza mutlaka almanız gerekenler listesi’ gibi askerde hayat kolaylaştıracak önerilere de yer vererek paylaşıyorum

Marşlar cesareti artırıyor

Marşlar cesareti artırıyor
Lisans, yüksek lisans, doktora derken sürekli ertelenen askerlik görevime doktoramın sonlanmasıyla gitmenin zamanı gelmişti. İşlerimin aksamaması gibi birçok nedenle 21 günlük bedelli askerlik iyi bir fırsattı. O nedenle açıklanır açıklanmaz hemen parayı yatıranlardandım. Ve şans o ki, ilk celpte gidecekler arasında yer aldım. 15 Eylül sevk tarihimdi. Bir günlük yol izniyle, 17 Eylül’de Kırklareli 55. Mekanize Piyade Tugayı’nda olmam gerekiyordu. İçimi bir heyecan kapladı. 21 günlük sürenin bir fırsat olduğunu bilmeme rağmen sosyal medyanın öncülük ettiği ve kulaktan kulağa yayılan dedikodular; içimdeki heyecanın kısa sürede kaygıya dönüşmesine yol açtı. Bedellilerin sevilmediği, gittiğimizde bize çok çektirecekleri ve daha neler neler… Hayatı boyunca masa başında, zihinsel güce dayalı çalışmış olan bir insan için büyük ölçüde beden gücünün ön plana çıktığı askerlik zaten yeterince zorlayıcı görünüyorken, daha fazlası nasıl olacaktı?

Kolonyalı, şekerli karşılama

Soru işaretleriyle dolu zihnimin daha fazla kaygı üretmemesi adına bir yol buldum. “Deneyim kampına gidiyorsun” dedim kendime… Şimdiye kadar yaptığın her şeyden farklı olacak. Yeni insanlar tanıyacaksın, alışmadığın koşullarda yaşamaya çalışacaksın. Mesela bu kampta akıllı telefonlar ve sosyal medya olmayacak. Bu ayrılığı içselleştirecek arayışıma Prof. Dr. Osman Müftüoğlu derman oldu. Teslim olmadan çok özleyeceğimi bildiğim gazeteleri alıp bir kafeye oturdum ve okumaya başladım. Tam da o gün Müftüoğlu “İşaret parmağı perhizi yapın” başlıklı yazısıyla, en az 3 hafta boyunca bozmamız gereken sosyal medya orucu öneriyordu. Önümde 3 hafta vardı ve bundan iyi bir motivasyon faktörü herhalde bulamazdım. Gazeteleri okuduktan sonra tugaya doğru yola çıktım. Tugaya adımımı atmamla, bedellilere yaklaşım konusundaki kaygılarım azalmaya başladı. Kapıda bizi kolonya ve şekerle karşılayan askerler vardı. Bize misafir karşılar gibi yaklaşmaları, bedelli asker olmamız sebebiyle kaygılarla gelen bizler için oldukça güzel bir başlangıçtı.

Marşlar cesareti artırıyor

Birkaç adım daha attığımda ise hâlâ o anki gibi hatırladığım ilginç bir his sardı içimi… İçeri girmiştim ve artık bir süreliğine bile olsa istesem de çıkamayacaktım. Unutamadığım o ağır hissi kayıt alanında çalan marşlar zamanla hafifletti. Geçmişte katıldığım müzikle terapi eğitiminde bazı melodilerin kahramanlık, cesaret gibi duyguları canlandırdığı anlatılmıştı. Çalan marşlar hem melodileri hem de sözleri ile odağımı “Çıkış yok”tan, “Çıkmak da neymiş”e hızla çevirdi. Bu satırları yazarken o ana tekrar gidebilmek adına onlardan birini dinliyorum. “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa”…

Ranza ve çarşaflar tertemizdi

Kayıt ve hızlı bir muayenenin ardından “Bavullarınızı yatakhaneye bırakın” dediler. Yatacağımız yere giderken attığım her adıma, zihnimde dönen sorular eşlik ediyordu. Yatacağımız yer temiz ve hijyenik miydi? Ranzayı kimle paylaşacaktık? Yanımdaki yatakta nasıl biri yatacaktı? Koğuşta kaç kişi olacaktık?... Ranzaları ve çarşafları gördüğümde, derin bir “Oh” çektim. Sanırım ilk kullanan bizdik, tertemizdiler. Ranzayı paylaştığınız kişi “buddy”niz oluyor. Buddy’im Metehan ile tanışıp onun da benim gibi akademisyen olduğunu öğrenmek mutluluk düzeyimi iyice arttırdı. Koğuşta çaprazıma ise Dr. Öğretim Üyesi olduğum üniversitede çalışan Murat Aslan’ın denk gelmesi büyük bir sürpriz oldu. “Bu kadarı da nasıl tesadüf oluyor?” diye düşünenleriniz olabilir. Şöyle ki; Murat bana hangi saatte tugaya gideceğini söyledi. Bu sayede yaklaşık aynı zamanlarda içeri girdik. Meğerse yatacağımız yerden, sırada duracağımız yere kadar her şeyimizi belirleyen numaralarımız; geldiğimiz saate göre veriliyormuş. Yani tanıdığınız biriyle aynı yere askere gidecekseniz, mutlaka önceden haberleşin ve aynı anda içeri girin. Birbirini takip eden numaralar alarak orada arkadaşınızla buddy bile olabilirsiniz.

Bot numaranızı öğrenin

Koğuşa yerleştikten sonra üniformalarımızı almaya gittik. Giydiğimiz bottan kıyafete kadar her şey yeniydi. Bazılarımıza büyük veya küçük gelen kıyafetler oldu. Ama en çok botta sorun yaşandı. Ben kıyafetleri alma aşamasında acele etmedim, arkada durdum. Bu sayede benden önce bot alan arkadaşların botunu deneyerek, bot numarama emin olduktan sonra botumu aldım. Herkesin böyle bir imkanı olmayabilir, o nedenle askere gideceklere; bu keşfi önceden yapmalarını tavsiye ediyorum. Alışverişinizi yaptığınız askeri mağazada, orijinal asker botlarını deneyerek bot numaranızı öğrenin. Ve yanınıza tabanlık almayı kesinlikle ihmal etmeyin. Bir gün tabanlığımı spor ayakkabımda unutup, bota koymayı unutmuştum. Epey pişman oldum. Yanında tabanlık getirmeyen arkadaşlardan ciddi problemler yaşayanlar olduğunu bizzat gözlemledim.

Marşlar cesareti artırıyor

Tugaydan ayrılmadan önce askerliğimiz boyunca her sorunumuzda bize yardımcı olan Özgür Komutana teşekkür ederken...

‘Mantığınıza yatmayan şeyi yapmayacaksınız’

Kıyafetlerimizi giydikten sonra genel bilgilendirme amacıyla hepimizi bahçede topladılar. Bedelli askerlerden sorumlu Tabur Komutanı Piyade Yüzbaşı Özgür Özden “Kaygıları, korkuları olanlar olabilir ama endişelenmeyin…”, “Kardeşim de bedelli askerlikten yararlanacak sizi çok iyi anlıyorum.”, “Her türlü ihtiyacınızı, sorununuzu bizimle çekinmeden paylaşın”, “Merak etmeyin burada size mantıksız gelen hiçbir şeyi yapmayacaksınız” gibi cümlelerle dolu bir konuşma yaptı. Bu açılış konuşmasının gergin bir bekleyiş içinde olanları bile önemli ölçüde rahatlattığı hissediliyordu. Komutanların olumlu yaklaşımına rağmen, ilk üç gün biraz zorlu geçebiliyor. Özellikle de hayatında hiç yurtta kalmamış ve yatağını bile kendi toplamak zorunda olmamış olanlar için. Ancak korkmaya gerek yok, herkes bir şekilde adapte olmayı başarıyor.

Marşlar cesareti artırıyor
Götürülmesi gerekenler

Askere gidecek herkes gibi ben de askeri malzemeler satan bir yere gidip iç çamaşırından çoraba, kilitten şafak saatine kadar ihtiyacım olan tüm malzemeleri aldım. Ancak o standart malzemelerin yanı sıra yanınıza mutlaka almanız gerekenler var. Mesela tuvalet kâğıdının olmadığı oldu. Yanınıza tuvalet kâğıdı ve kâğıt havlu mutlaka alın. Bol bol mıntıka temizliği yapacağınızı ve tuvalet temizleme sırasının bir gün size de geleceğini düşünerek, yanınıza tek kullanımlık eldivenlerden alırsanız orada kendinizi çok şanslı hissedeceksiniz. Yanınızda taşıyabileceğiniz boyutta ıslak mendile orada her an ihtiyacınız olacak. Terlik ve havlu da olmazsa olmazlarınız arasında yer alacak. Hatta havaların soğuduğunu, bu nedenle de hemen kurutamayacağınızı düşünerek birden fazla havlu almak işinize yarayabilir. Şampuan ve eşofman gibi başka yerde kalmaya giderken yanınıza alacak olduğunuz ihtiyaçlarınız da bavulunuzda mutlaka olsun, ne de olsa üç hafta orada yaşayacaksınız.

Ecza çantanız yanınızda olsun

Her gün hatta her gece “Revire gitmek isteyen var mı?” diye soruldu. Ama bazen hızlı çözümler isteyebiliyorsunuz. Çünkü çok sayıda kişinin bir arada kalması koğuşta hastalıkların hızla yayılmasına yol açıyor. Bizde de neredeyse herkes hasta oldu. Ben yanımda kocaman bir ecza çantası ile gitmiştim. Eczacı olmam ve üniversitede öğretim üyesi olmam nedeniyle “Hocam boğazım ağrıyor, başım ağrıyor, kas kasılması yaşıyorum, yaram var, hasta olmak üzereyim…” diye gelen tüm takım arkadaşlarımla, neyim var neyim yoksa bilgimle birlikte paylaştım. Gittiğinizde sağlık konusunda ciddi bir sorun yaşamamanız adına kendi ecza çantanızı yanınıza almanızı tavsiye ediyorum. Ecza çantanızda pastil, ağrı kesici, kas gevşetici, burun açıcı koymanız işinize yarayacak. Koğuşun çoğu hastalanmasına rağmen ben hasta olmadım çünkü bağışıklık sistemimi güçlendirmek adına da yanıma çeşitli eczane ürünleri almıştım. Laden içeren pastil, karamürver özütü içeren tablet, afrika sardunyası özütü içeren solüsyon, propolisli boğaz spreyi bunlardan bazıları… Fitoterapi uzmanı bir doktora veya eczacınıza danışarak siz de ecza çantanızda koruyucu ürünlere yer verirseniz hastalanmadan süreci atlatma şansınızı yükseltebilirsiniz. Bunların dışında yanınızda mutlaka yara bandı olsun. Benden en çok istenenlerden biri ve benim en çok kullandığım ürün yara bandıydı. Ben yanıma sprey şeklinde yaraların üzerine sıkılarak yaranın mikrop kapmasını önleyen ve hızlı iyileşmesini sağlayan ürünlerden de almıştım. Çok işimize yaradı. Ayrıca soğuk hava ve rüzgar nedeniyle eli, dudağı ciddi şekilde kuruyan çok kişi oldu. Bu nedenle el ve dudaklarınızı nemlendirecek kremlere de ecza çantanızda yer vermenizi öneririm. Diş macunu ve diş fırçasının yanı sıra diş fırçası kabı almayı kesinlikle ihmal etmeyin. Hemen uykuya geçemeyenlerden ve horlayanlardan rahatsız olanlardansanız kulak tıkacınız da yanınızda olsun.

Marşlar cesareti artırıyor

Aşı karnenizi unutmayın

Alerjisi olanlara süreç boyunca yoğun şekilde toz, toprak gibi alerjenlere maruz kalacaklarını ve bir süre arılarla, böceklerle yaşayacaklarını hatırlatmakta fayda var. Alerjisi olanlar da kronik hastalığı olanlar da kullandıkları ilaçlarını doktorlarının reçeteleriyle birlikte yanlarında mutlaka getirsin. Ayrıca tetanoz aşısı ve doğum yılınıza göre üçlü bir aşı vuruluyor. Ancak bu aşılar zorunlu. Yani yakın zamanda olduğunuz bir tetanoz aşısını kanıtlamanız gerekiyor. Bunun için de aşı olanlar tekrar aşı olmamak adına yanlarında aşı karneleriyle gelsin.

YARIN: Silahlı ve silahsız eğitimler; kadına şiddet eğitimi...

Tarlasında öldürüldü!Bursa’nın İnegöl ilçesinde çift sürmeye gittiği tarlasında, para meseli yüzünden husumetli olduğu İbrahim İ. (40) tarafından tabancayla vurulan Ali Cemal Kalkancı (60), yaşamını yitirdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber