Geri Dön

‘Nobel’ sırası şimdi onlarda

Prof. Dr. Hadis Morkoç, Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi ve Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil. Onlar, yurtdışında Türkiye’nin göğsünü kabartan bilim insanları. ‘Nobel’li Prof. Dr. Aziz Sancar’dan sonra bu 3 önemli ismin de Nobel almasını bekliyoruz

‘Nobel’ sırası  şimdi onlarda

ABD’de bulunan North Carolina Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülmesinin ardından gözler yurtdışındaki diğer başarılı Türk bilim insanlarına çevrildi. Lisans eğitiminde ya da sonrasında çalışmalarına devam etmek için yurt dışını tercih etmiş birçok Türkiye doğumlu bilim insanı, çalışmaları ve buluşları ile tüm dünyanın dikkatini çekiyor.

“H endeksi” adı verilen, bilim insanlarının yayınlanan akademik makale sayıları ile bunlardan diğer bilim insanlarının yaptıkları alıntılarla hazırlanan başarı listesinde Türk bilim insanları arasında ilk sırada Prof. Dr. Sancar yer alıyor. Sancar’ı, Prof. Dr. Hadis Morkoç, Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi ve Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil takip ediyor.

Sancar’ın ardından Nobel almasını temenni ettiğimiz birbirinden başarılı bu bilim insanlarımıza başarılarının sırrını, yurtdışına gitme kararlarını ve çalışmalarını sorduk. İşte birçok genç bilim insanına örnek olabilecek bilim insanlarının hayatları ve öğütleri.

‘Bilimle uğraşmaya çocukken başladım’
Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi (Avusturya Johannes Kepler Üniversitesi)
Sarıçiftçi, İstanbul’da Sankt Georg Avusturya Lisesi’ni bitirdiğinde takvimler 1980’i gösteriyordu. Üniversite tercihi yapmak zorunda olan Sarıçiftçi, 1980 yılı Eylül ayında ‘Türkiye’deki mevcut durumda bilimsel eğitim ve araştırma seviyesinin düşük olması’ nedeniyle eğitim hayatına Avusturya’da devam etmeye karar verdi. Prof. Dr. Sarıçiftçi’nin “Bilim neredeyse oraya gitmek lazım” diyerek çıktığı yolculukta bir sonraki durağı Viyana Üniversitesi oldu. Burada lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Fizik bölümünde tamamlayan Sarıçiftçi, ardından doktora sonrası araştırma için Stuttgart Üniversitesi ile California Üniversitesi’nde çalışmalar yaptı. 1996’da ise halen çalışmalarına devam ettiği Johannes Kepler Üniversitesi’ne ‘Ordinaryüs Profesör’ olarak atandı.
Güneşten doğal gaz
Organik güneş pilleri üzerine çalışan Prof. Dr. Sarıçiftçi, son dönemde ağırlıklı olarak “bio organik yarı iletkenler ve bio kompatibel olan transistörler” üzerine çalışıyor. Güneş enerjisinden direkt olarak doğal gaz ve benzin üretebilmek için araştırmalar yürüten Prof. Dr. Sarıçiftçi, suni-fotosentez konularının gelecekte güneş enerjisinden yararlanılmasında çok önemli rol oynayacağını söylüyor.
“Her çocuk merakla dolu bir araştırmacıdır” diyen Prof. Dr. Sarıçiftçi, kendisinin de bilimle uğraşmaya çocukken başladığını anlatıyor. Çocukluk merakının böyle üstün bir başarıya dönüşmesinin anahtarı ise Sarıçiftçi’ye göre 4 C’de: Curiousity (merak), Creativity (yaratıcılık), Communication (iletişim), Collaboration (ortak çalışma).
Türkiye’nin kendisine bugün sahip olduğu araştırma ve çalışma şartlarını sağlaması durumunda Türkiye’ye dönmeyi düşünebileceğini belirten Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi şu andaki mevcut durumda ise bu ihtimalin uzak olduğunu şu sözlerle ifade ediyor:
‘Şu anda uzak ihtimal’
“Bu günlerde Türk üniversitelerinin çok politize ve polarize olduğunu ve maalesef çeşitli gruplar ve taraflar arasında bilim dışı parametreler ile yönetildiğini biliyorum. Türk Bilimler Akademisi bile ikiye bölündü geçtiğimiz yıllarda. Böyle bir ortamda çok kaliteli bilim yapmak hakikaten zor. Bunu becerebilen istisnai kardeşlerime çok büyük tebrikler iletirim ama benim çalışmak istediğim ortamlar daha bilime saygılı ve kooperasyon üzerine oturmuş sistemlerdir.”
Prof. Dr. Sarıçiftçi yine de Türkiye’de bilimin gelişmesi için sürekli mücadele ettiğinin altını çizerek, görevli olduğu okullara eğitim amacıyla gelen 50 Türk bilimcisini yetiştirdiğini; birçoğunun bugün Türkiye’de bölüm başkanlığı ve profesörlük yaptığını anlatıyor ve şunları ekliyor: “Benim Türkiye için yararlı olmam, Türkiye’de olmamı gerektirmiyor.”
Prof. Dr. Sarıçiftçi, Sancar’ın başarısına çok sevindiğini ve gururlandığını belirterek, “Benzer kaderi paylaştığın, benzer yollardan geçtiğin birini kendine çok yakın hissediyorsun” diyor.
‘ABD’de bayıldığım için kalmıyorum’
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil (ABD Harvard Üniversitesi):
Üniversite eğitimine 1980 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başlayan Hotamışlıgil, mezuniyetinin ardından ABD’nin yolunu tuttu. Harvard Tıp Fakültesi’nde doktorasını tamamlayan Prof. Dr. Hotamışlıgil, son dönemde ana hedefi diyabet olan bir aşı projesi üzerine çalışıyor. Prof. Dr. Hotamışlıgil’in “Vücudun kendi ürettiği ama hastalığı tetikleyen sinyalleri kapatacak aşı çalışması” diyen tanımladığı araştırmasının amacını şöyle anlatıyor:
“Beyin aç olduğunu düşünüyorsa ne yapıyor, yemeye devam ediyor, karaciğer aç olduğunu düşünürse ne yapıyor, yemeye devam ediyor, şeker ve yağ üretiyor. Ondan sonra diyabet geliştiriyorsunuz. Bu sinyaller bulunursa sorun da ortadan kalkmış oluyor.” Çalışmanın insanlar üzerinde 2016 yılında test edilmesi bekleniyor.
Prof. Dr. Hotamışlıgil daha önce verdiği bir röportajında yönünü neden ABD’ye çevirdiğini “Ben Amerika’da bayıldığımdan kalmıyorum ki” diyerek şöyle anlatıyor: “Sadece benim yaşadığım Boston’da, Harvard ve MIT’nin bulunduğu Cambridge bölgesinde, yarıçapı 3 mil olan bir daire çizerseniz, o alanın içinde tam 10 bin laboratuvar var. Dünyada araştırmacıların en çok talep ettiği ve en yoğun yerleştiği yer burası. Akşam sokağa çıktığınızda bile havada bilim soluyorsunuz. Bizim alanımızda devamlı etkileşim gerekiyor. Hiç kimsenin zekâsı ve yaratıcı kapasitesi, biyolojinin karmaşasını tek başına çözecek kadar güçlü olamaz. Burası arı kovanı gibi bir ortam. Zihinsel özgürlüğünüzü sınırsız kullanabiliyorsunuz.”
Türkiye özleminin hiç dinmediğini de belirten Prof. Dr. Hotamışlıgil, dönebilmesi içinse Türkiye için ‘en hayati konu’ olarak tanımladığı zihinsel ve bilimsel dönüşümün gerçekleşmesi gerektiğini söylüyor.
‘Günde 15 saat çalışıyorum’
Prof. Dr. Hadis Morkoç (ABD Virginia Commonwealth Üniversitesi)
Liseye kadarki eğitim öğretimini Erzurum’da tamamlayan Morkoç, 1964 senesinde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Elektrik ve Elektronik Mühendisliği eğitimi aldı. Morkoç, aynı bölümde yüksek lisansını da tamamladıktan sonra Türkiye’de hem eğitim hem de iş anlamında seçeneklerinin kısıtlı olduğunu gördü. Önce ibresini İngiltere’ye çevirmeyi düşünse de kısa bir değerlendirmenin ardından ABD’nin yolunu tuttu.
Burada Cornell Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği bölümünde doktora yapan Morkoç, “GaN bazlı ışık yayan diyotlar” üzerine çalışmaya başladı. Morkoç kendi anlatımıyla, “Taşıyıcı akımların içsel dinamiklerine odaklanarak, en yüksek güç dönüştürücü verime erişmeye çalışıyor.”
“Günde ortalama kaç saat çalışıyorsunuz?” sorusuna yanıtı ise hayatını bilime adadığının göstergesi: “Bir konu üzerine çalışırken kaç saat çalıştığınızı söylemek çok zor. Benim gibi araştırmacılar asla zihinlerini kapatmazlar. Mesela ben en yaratıcı çalışmalarımı en akla gelmeyecek, iş yerimden çok uzaktaki yerlerde yaparım. Fakat illa ki bir rakam söylemek gerekirse günde ortalama 15 saat çalıştığımı söyleyebilirim.”
‘Türkiye gurur duymalı’
Çalışmalarında motivasyonunu listelere girmekten, ödüller kazanmaktan almadığının altını çizen Morkoç, “Yaptığım işi ne iyi seviyede yapıp, sonuçlarını iyi yazılmış makalelerle paylaşmak en büyük motivasyonum” diyor.
Türkiye’ye dönme konusunda kendisine ihtiyaç duyulduğu noktasında tereddütleri olduğunu belirterek, gelmek istese dahi bunun ayarlanabileceğine dair endişeleri olduğunu dile getiren Morkoç, Türkiye’de bilimle ilgilenen gençlere ise şunları öğütlüyor: “İlk olarak hayallerinizi takip edin. Ve sonuçlarını düşündüğünüzde sizi en çok heyecanlandıran şey üzerine çalışın. Çevrenizde olup bitenlerin sizi ve düşüncelerinizi şekillendirmesine izin vermeyin. Her şeyi kendiniz yaratmak için çabalayın.”
Prof. Dr. Sancar’ın başarısını” hayal edilemez” ve “tüm engellere rağmen” diye niteleyen Prof. Dr. Hadis Morkoç, tüm Türkiye’nin bu ödülle gurur duyması gerektiğini söylüyor.

Kaya mezarlarda Süryanice kitabeler bulunduDiyarbakır'ın Silvan ilçesindeki tarihi Hasuni Mağaraları'nın yanındaki kaya mezarlarında, 'Monoha' adlı papazın gömülü olduğu ve dua istenilen Süryanice yazılı 2 kitabe bulundu. Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yıldız, bu kitabelerin 'mezartaşı' kitabesi olduğunu söyledi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber