Tüm güzellikleriyle başka bir Alaçatı

Göçlerle şekillenen yaşamdan hikâyeler, farklı kültürlerin yoğrulduğu lezzetler, doğayla iç içe deneyimler, sanat dolu aktiviteler… Tasting Alaçatı, birbirinden renkli etkinliklerde, hayattan keyif almak isteyenleri buluşturdu

Tüm güzellikleriyle başka bir Alaçatı

Deniz, güneş, sörf, eğlence… Alaçatı denilince ilk akla gelenler. Oysa bundan çok daha fazlası var. Rum ve Osmanlı mimarisinden izler taşıyan taş evleri, Arnavut kaldırımlı dar sokaklarıyla tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyan Ege’nin şirin köyü, bugün ardı ardına açılan butik oteller, eğlence mekânlarıyla gözde turistik merkezlerden biri. Ancak Alaçatı, gördüklerinizin yanı sıra yaşadıkça tanıyacağınız bir yer.

Öncelikle burası bir göç yurdu. Öyle ki 1800’lerin sonuna kadar bölgede Rum nüfus çoğunluktaydı, Türkler 1922’den sonra mübadeleyle buraya geldi. Gidenlerin bıraktıklarıyla gelenlerin getirdikleri, ortaya çok zengin bir kültür çıkardı. Bu kültür, müziklerinden yemeklerine her şeye yansıdı.

İşte Alaçatı’nın bu güzelliklerini ziyaretçilerine yaşatmak amacıyla iki yıldır çok özel bir organizasyon düzenleniyor: Tasting Alaçatı. Hip Atölye İletişim tarafından organize edilen Tasting Alaçatı, bölgede sürdürülebilir turizmi amaçlayan bir organizasyon.

Bu amaç doğrultusunda Alaçatı’nın restoranları, otelleri, bağ evleri, çiftlikleri, özel menüleri, etkinlikleri ve atölye çalışmalarıyla organizasyonda yerini aldı. Özünde, hayattan keyif almanın bulunduğu Tasting Alaçatı, sanat, müzik, spor, doğa, macera ve gurme deneyimlerle katılımcılara, 26-28 Nisan tarihlerinde keyifli bir üç gün yaşattı.

Lezzet başroldeydi

60 işletmenin ev sahipliği yaptığı organizasyonda, gurme lezzetler, workshop’lar, doğa, macera, spor, müzik ve sanat başlıkları altında 7 farklı kategoride 100’e yakın etkinlik düzenlendi; 70’e yakın özel menü sunuldu. Şeflerin özel tarifleri, tadım menüleri, lavanta ve enginar hasadı, lokal pazar, sörf deneyimi, kumsalda yoga, kitap söyleşileri, sergiler, konserler gibi etkinlikler, katılımcılara başka bir Alaçatı yaşattı.

Biz de bu etkinliklerden birkaçını takip etme şansı yakaladık. Öncelikle organizasyon boyunca köy meydanında verilen klasik müzik ve caz konserlerinin, sokaklarına tarih sinen Alaçatı’nın ruhuna çok yakıştığını söylemek gerekiyor. Yaz aylarında gürültü kirliliği yaratan müzikler, Alaçatı’yı şirin Ege köyü özelliğinden çok uzaklaştırıyormuş, bunu daha iyi anlıyorsunuz.

Şehirli sakinleri

Kurumsal İtibar Yönetimi kavramının ülkemizde ve dünyada tanınması ve yer etmesine öncülük eden, Salim Kadıbeşegil’in Köşe Kahve’de bir araya gelen katılımcılarla gerçekleştirdiği “Alaçatı Yerel Kent Markalarına Örnek Olabilir mi?” başlıklı söyleşisi de bunu ortaya koyuyordu. Kadıbeşegil’in anlattığı Alaçatı, o kadar zengin bir kültüre sahip ki bu kültürü tanımak için orada yaşamak, en azından uzun süre kalmak gerekiyor.

Her tatil beldesi gibi Alaçatı da İstanbul başta olmak üzere, büyükşehirlerden gelenlere ev sahipliği yapıyor. Eflatun Restoran’ın kurucusu ve şefi Nalan Kocaoğlu onlardan biri. Kendisi işletme mühendisliği mezunu olan Kocaoğlu, 2009’da Kemerburgaz’da açtığı İtalyan restoranıyla başlayan lezzet hikâyesini 7 senedir Alaçatı’da sürdürüyor. Bizi öğle yemeğinde ağırlayan Kocaoğlu, Ege otları ve deniz mahsulleri başta olmak üzere dokunduğu her yemeğe ayrı bir tat katan, tam bir sihirbaz.

İstanbul’dan gelip Alaçatı’ya yerleşen bir diğer isim de Bülent Özcan. Kendisinin yazılım şirketi varmış, burada Vadi Alaçatı’yı hayata geçirmiş. Alaçatı’nın merkezine 5 kilometre mesafede, 200 dönümlük bir yer üzerine kurulu ekolojik tesiste, hem tarım hem de turizm yapıyor. Yuvarlak formlu ahşap odalarda konaklama yapılıyor. Biz lavanta hasadı için gittik, ancak ziyaretçiler burada tarımla uğraşma imkânı da bulabiliyor.

Yüzyıllık tarifler

İmren Han Otel ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Fairy ile Yüzyıllık Tarifler” etkinliğinde, Şef Eren Ölmezer, babaannesi Gülgün Ölmezer ve Şef Gülhan Kara, otlar başta olmak üzere Alaçatı’ya özgü birbirinden lezzetli yemekler hazırladı.

PLAKA’da düzenlenen Happy Hour & Köy Meydanında Olten Filarmoni Orkestrası Klasik Müzik Konseri ise gün akşama dönerken, katılımcılara keyifli saatler yaşattı. Yemekler, müzik, ılık bir hava, mutlu olmak için gereken her şey Alaçatı’da vardı.

Geceleri ayrı güzeldi

Organizasyonda, farklı konseptlerde geceler de düzenlendi. D Plus Seya Beach Hotel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış partisi Beyaz Gece’de katılımcılar, yerel tatların yanı sıra canlı müzikle keyifli bir başlangıç yaptı. İkinci akşam Papazz Restoran’da Alaçatı’nın kaybolan lezzetleri gün ışığına çıkarıldı. Üçüncü gün The Beach of Momo’da, Turuncu Dernek organizasyonuyla gerçekleştirilen Turuncu Gece’de ise katılımcılar kumsalda, muhteşem gün batımında, İtalyan şef Carlo Bernardini’nin deniz mahsulleriyle hazırladığı menü ve Yaşar’ın klasikleşen şarkılarıyla Ege gecesi yaşadılar. Organizasyon kapanışı ise seramik ve heykel sanatçısı Cahide Erel’in ev sahipliğinde Perispri’de yapıldı. Badem ağaçlarının altında, göç lezzetleri, müzikleri ve danslarıyla Tasting Alaçatı kapanışı yaptı.

Tüm güzellikleriyle başka bir Alaçatı

Hedef uluslararası arenaya açılmak

Hip Atölye İletişim’in kurucusu Nalan Miri Sözer, Tasting Alaçatı’yı, Ege’nin yeni yaşam platformu olarak tanımlıyor. Gustosuna düşkün olanları, keşfetmeyi sevenleri, gastronomi çevrelerini, şefleri, üreticileri, işletmecileri, halkı, gazetecileri her yıl Alaçatı’da bir araya getirerek global bir yaşam deneyimi sunmayı amaçladıklarını dile getiren Sözer, “Bölgenin doğal güzelliklerini ve lokal işletmeleri ön plana çıkararak Ege’nin yerel ürünleri ve üreticileriyle yeme-içme kültüründeki önemini artırmaya ve sürdürülebilir turizme katkı sağlamaya çalışıyoruz” diyor. İlk yıl 5 bin aktif, 20 bin proaktif kişi etkinliğe katılmış, bu yıl bu rakamların üzerine çıkıldığı tahmin ediliyor. Hedef ise etkinliğin life style bir kimlikte, Avrupa’daki gurme etkinlikler ayarında, uluslararası arenaya açılması.

İşletmeler destekliyor

Yurt dışı hedefi, Alaçatılılar tarafından da mutlulukla karşılanıyor. İncirli Ev’in sahibi ve Tasting Alaçatı Danışma Kurulu Başkanı Sabahat Poshor, otelciler başta olmak üzere Alaçatı’nın hak ettiği yere gelmesini isteyenlerin bu konuda destek verdiğini kaydediyor. Alaçatı’nın deniz ve eğlenceden ibaret olmadığını, Antik Çağlar’a dayanan bir tarihin üzerinde oturduğunu aktaran Poshor, tarihi binaları, doğası, sörfü, restoranları, bisiklet rotaları gibi değerlerini öne çıkarmayı amaçladıklarını ifade ediyor. ‘Alaçatı’yı müziğinden de keyif alır hale getirmek’ istediklerini belirten Poshor, yurt dışından daha fazla turist gelmesi için yeni projeleri hayata geçireceklerini söylüyor.

Tüm güzellikleriyle başka bir Alaçatı

Sahte altın satan kadın serbest kalınca kuyumcu isyan etti!Adana’da daha önce sahte altın sattığı kuyumcu dükkanında ikinci kez aynı yöntemle satış yapmaya çalışırken dükkan sahibi tarafından yakalanan Ayşegül O. (32) hakkında, duruşmalara katılmadığı için 'yakalama' kararı çıkarıldığı, ifadesinin ardından serbest kaldığı belirlendi. Dükkan sahibi Erkan Acar, 2 bin lira zararı olduğunu belirterek, Ayşegül O.'nun tutuklanmamasına tepki gösterdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber