YÖK’te yeni dönem eylemleri bitirdi

Kitlesel gösteriler, polis müdahalesi, gözaltılar... Her yıl 6 Kasım’da YÖK protestoları gündemin ana konusuydu. Ancak son yıllarda protestolar azaldı; bu yıl sendikaların ve birkaç küçük grubun açıklamalarının dışında bir eylem yapılmadı. Başkan Saraç’a göre ise YÖK, yeni döneme geçti.

YÖK’te yeni dönem eylemleri bitirdi

 

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) 12 Eylül Darbesi’nden sonra 6 Kasım 1981’de kuruldu. Önceki gün 38. yılına giren YÖK, kurulduğu günden bu yana üniversiteler üzerindeki yetki ve denetimleri nedeniyle eleştirilerin odağındaydı. Her kuruluş yıl dönümünde öğrenciler, akademisyenler, siyasi partiler ve sendikalar tarafından Türkiye’nin dört bir yanında protesto ediliyordu. YÖK’e karşı ilk eylem, kuruluşundan 4 yıl sonra gerçekleşti. Eylemin başlıca nedeni, YÖK’ün üniversiteden atılmaları düzenleyen 44. Maddesi’nden dolayı tek dersten kalıp okuldan atıldığı için intihar eden İsa Tanrıverdi isimli öğrenciydi.

Bazı yıllarda üniversitelerde derslerin boykot edilmesi, saçların kesilmesi gibi protestolar gerçekleştirildi. YÖK’ün antidemokratik bir kurum olduğunu belirten protestocular, YÖK’ün kaldırılması gerektiğini savunuyorlardı. Birçok yıl, zırhlı araçlar, göz yaşartıcı gazlarla müdahale edilen protestolarda, yüzlerce öğrenci gözaltına alındı. Bu yıl ise YÖK tarihinin en sakin geçen yıldönümlerindendi. Sadece İstanbul, İzmir, Bursa’da öğrenciler tarafından düşük katılımlı protestolar düzenlenirken, YÖK kuruluş yıldönümünde sosyal medyada bile gündem olmadı.

‘YÖK kaldırılmalı’

YÖK ile ilgili yine en sert eleştiriler, YÖK’ün kaldırılması gerektiğini savunan sendikalardan geldi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) tarafından yapılan açıklamada, “YÖK, var olduğu günden bugüne, her siyasi iktidarın üniversiteleri dize getirmek için kullandığı en temel araç oldu. Ancak hiçbir dönemde üniversiteler, bugünkü durumuna düşürülmedi” denildi.

Üniversitelerin köklü bir dönüşüme ihtiyaç duyduğuna dikkat çekilen açıklamada, bunun ilk adımının ise YÖK’ün kaldırılmasından geçmekte olduğu vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi: “Barış talep eden ya da sendikal faaliyetleri nedeniyle rektörlerin şimşeklerini üzerine çeken akademisyenleri, idari ve teknik personeli ihraç eden, haklarında her türlü nefret kampanyasını yürüten, cezaevlerine gönderen bir yönetim aklı ortadan kalkmalıdır.”

Açıklamada ayrıca “YÖK kaldırılmalı, ihraç edilen akademisyenlerin, idari ve teknik personelin kurumlarına geri dönme hakkı sağlanmalı ve itibarları iade edilmeli, üniversiteler demokrasinin, eşitliğin, özgürlüğün ve adaletin yaşam bulduğu kurumlar haline getirilmelidir” denildi.

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası’nın (Eğitim İş) açıklamasında ise “Üniversitelerimiz, doğrudan siyasal iktidar ya da YÖK aracılığıyla antidemokratik uygulamalar altında eziliyor, karanlığa ve yıkıma sürükleniyor. Üniversitelerin yaşaması ve toplumsal işlevlerini yerine getirebilmeleri için özgür düşünce ve özerklik şart. Üniversitelerin özerk-demokratik bir yapıya kavuşmaları için 12 Eylül’ün artığı olan YÖK kaldırılmalı” denildi.

Yetkilerini devrediyor

YÖK, kurulduğu dönemde 27 üniversiteyi yönetiyordu, üniversite sayısı bugün 207’ye çıktı. Bu üniversitelerde eğitim gören 8 milyona yakın öğrenci, 168 bini aşkın öğretim elamanıyla YÖK’ün sorumluluğu arttı. Üniversite sayısı ve sorumluluğu artarken YÖK yetkilerini her geçen yıl azaltmaya gidiyor. Bunda 2014’te atanan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın son yıllarda yaptığı reformların da etkisi büyük.

YÖK’te yeni dönem eylemleri bitirdi

Başkan Saraç 2015’te YÖK’ün imajından rahatsız olduğunu belirtip “YÖK’ün eski imajını sırtımızda taşımak istemiyoruz” demişti. Saraç, kuruma ilişkin kamuoyundaki olumsuz algıdan kurtulmak için bazı yetkileri üniversitelere devretmeye hazırlandıklarını açıklamıştı. Bu tarihten sonra YÖK, birçok yetkisini üniversiteler ile Yükseköğretim Kalite Kurulu’na devretti.

Geçtiğimiz günlerde de Saraç, gazetecilerle gerçekleştirdiği bir toplantıda, “YÖK’le ilgili 12 Eylül’ün mirası algısı son yıllarda giderek dağılmaya başladı” diyerek, şunları söyledi:

“YÖK niye üniversitelere müdahale ediyor döneminden YÖK üniversitelere şu konularda niye müdahale etmiyor, dönemine geçildiğini görüyoruz. Bu bakış açısı pek çok şeyin değiştiğini, YÖK’ün artık yeni bir YÖK olduğunu da gösteriyor. Üniversitelere sürekli müdahalelerle sistemin yürütülemeyeceğini düşünüyoruz. Bunun için YÖK olarak üniversitelere sürekli müdahale yerine yetki devirleriyle süreci yönetmeye çalışıyoruz.”

22 Kasım 2019 Haftanın Özeti22 Kasım 2019 Haftanın Özeti

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber