Sinema
20.09.2017 - 11:50

Arzu Çevikalp

Geniş Kadraj

Tüm Yazıları
Milliyet Yazarı

Güvendiğiniz Dağlara Kar Yağarsa…

Sitene Ekle

Süslü ve görsel efektlere bezeli filmlerden oldukça sıkılmışken, dramatik bir konuyu sarkastik bir biçimde perdeye yaftalayan Barry Seal, vizyona girdiği zaman içimizde adeta bir umut yeşerdi. Pablo Escobar ile bağ kuran ve 1980 yılına uzanarak nostaljik bir ritim tutmaya çalışan film, Güney Amerika’nın geçmişinde neler olup bittiğini ortaya koyuyor.

Uzun süredir beyazperdede seyirciyi etkilemekte zorlanan Tom Cruise, son filmi “Barry Seal” ile yeniden özüne döndü. 1986 yılında “Top Gun” filmiyle büyük bir başarı yakalayan Tom Cruise, “Barry Seal” filminde seyirciye retro havası solutarak, Top Gun filminden fırlayan bir pilot edasıyla eski günleri bugüne taşıyor. Donanma pilotu olan Pete Mitchell'ın (Maverick) Top Gun onur ödülünü almak için verdiği mücadeleyi anlatan film, Tom Cruise’un gençlik hallerini en iyi yansıtan filmlerden biri. Her ne kadar Barry Seal filminde yaşlanan bir Tom Cruise ile karşılaşsak da fevkaledenin fevkinde olan Cruise, yerinde oyunculuğu ve inandırıcılığıyla seyirciye kemerlerinizi bağlayın mesajını veriyor. Hem uyuşturucu kartellerinin babası olarak kabul edilen Pablo Escobar (http://www.haberturk.com/yazarlar/arzu-cevikalp/1018053-kirlenen-cennet) hem de CIA için çalışan (silah kaçakçılığı) Barry Seal, pilotluk ve uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor. Barry Seal’in en büyük olayı ise her yerden paçayı sıyırmak!

“BEN NASILSA KURTULACAĞIM VE SİZ BİR ŞEY YAPAMAYACAKSINIZ”

Kolombiyalı uyuşturucu kaçakçısı Pablo Escobar'ın hayatını konu alan ve Narcos dizisinde ismi geçen Barry Seal pilotluk konusunda nam salan bir havacı aslında… Sinemada uzun zamandır gerçek hikayeleri işleyen ve sıkmadan seyirciye aktaran filmleri oldukça özlemişken Barry Seal filminin beyazperdede hayat bulması yerinde oldu.

Sözün özü, durum komedisine bulanan aksiyonun, ironik bir biçimde Tom Cruise tarafından hikâyeye yansıması ve bununla beraber komedi ruhunun korunarak aşırıya kaçmaması filme karşı olan sempatimizi arttırıyor. Tam sinemada gerçek satmıyor derken zeki manevralarla donatılmış belgesel-vari ve biyografik film olma niteliğini taşıyan Barry Seal’ın sıra dışı anlatım tarzı, eğlence dolu sahneleri ve renkli kurgusu seyirciyi etkiliyor. Kendine has bir film olma özelliğini taşıyor oluşu ise zevkle izlenmesine vesile oluyor.  

Yolsuzluk, yozlaşma ve raydan çıkma olaylarına göz kırpan, 70’lerde çekilmiş havası yansıtan sahneleriyle sanki bir portreyi anımsatan Barry Seal, CIA’nin iç yüzünü görmemizi sağlarken, 1980’li yıllarda Amerika’nın türlü türlü yollara başvurduğunu ortaya koyuyor. Buna yasal olmayan yollar da dahil! Medyada Barry Seal hakkında çıkan bazı sırları ortadan kaldırmaya çalışan CIA için çalıştığını belirten garip adam Schafer, esasında Barry Seal’e yakınlaşarak bir tür tehlikeli oyunların kumandanlığını yapıyor. 

Avlanmayı iyi bilen Schafer avını yakalamak için oltaya bir yem takarak istediği hedefe ulaşmaya çalışıyor ve bu sayede Pablo Escobar ve onunla iş birliği yapanlar hakkında istihbarat topluyor. Toplum kurallarına uymayan, başkalarından bağımsız, başına buyruk bir şekilde takılan Barry Seal’in tüyler ürpertici yaşamını seyrederken aklınıza “Catch Me İf You Can” filminin gelmesi kuvvetle muhtemel… Filmin birçok sahnesinde “ben nasılsa kurtulacağım ve siz bir şey yapamayacaksınız” cümlesini sürekli ağzına dolayan Barry Seal biraz kibirli, biraz egolu, biraz da megaloman olduğunu kanıtlayarak seyircileri roller-coaster ile eşsiz bir maceraya davet ediyor. Filmin başından sonuna kadar başımız dönüyor.

Kaçak uyuşturucu ticaretini, büyük acıyı, Güney Amerika’nın (Buna Amerika’da dahil) içinde bulunduğu durumu ve milyonlarca insanın hayatının yandığını anlatan filmin en büyük özelliği ise stilize edilmiş atmosferi, manzaralı mekanları ve onları aksiyonun içine yerleştiriyor oluşu…

“Jason Bourne”“Edge of Tomorrow” gibi başarılı filmlerin yönetmenliğini yapan Doug Liman alıp başını giden uyuşturucu problemi hakkında dikkat çekmenin yanı sıra Kolombiya’nın uyuşturucu yetiştirdiği tarlalarını gözler önüne seriyor ve devreye Medellin Karteli giriyor. Bağımsız bir film yaptığının sinyallerini veren Liman, sekansların arasına koyduğu resimler ve videolarla geçmişe doğru yolculuk yapıyor.

PARA NEREDEYSE SEAL ORADA

Özetle; Amerikan siyasetini ele alan film, Barry Seal, Medellin kartelinin uyuşturucularını Kolombiya, Panama ve Nikaragua'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne uçakla taşımış oluşuna ve uçuş başına ise ortalama 500.000 dolar kazandığına vurgu yapıyor. Bununla da sınırlı kalmayıp Seal’in Pablo Escobar’a attığı kazık sebebiyle kartel tarafından infaz edilmesini göz önüne seriyor. İşte tüm bunlar Barry Seal’in yaşamının oldukça karışmasına sebebiyet veriyor.  Komünist rejim düşmanlarına silah taşımış oluşunu da unutmamak gerek!

Tom Cruise'un 3. biyografik (Doğum günü 4 Temmuz (1989) ve Operasyon Valkyrie (2008)) filmi olan Barry Seal hakkında çok önemli bir haber var aslında, o da şu: Filmin çekimlerinin en son günü olan 11 Eylül 2015’de usta pilot Alan D. Purwin ile Venezuela’lı yardımcı pilot, Carlos Berl, küçük çift motorlu uçakları Aerostar’ın, Andes’de (Medellin’in yanı, Kolombiya) sisli havada çakılması nedeniyle hayatlarını kaybetmişlerdir. Filmin böyle üzücü bir olayla yolunun kesişmesi gerçekten de kötü olmuş.  

Peki, 2015 yılında son sahnesi çekilen film neden 2017 yılında vizyona girdi? Rivayete göre; filmin senaryosu, en çok beğenilen ve henüz görücüye çıkmamış film senaryolarının kara listesinde yer almış.

Geldik filmin iki negatif tarafına… Birincisi filmin bazı sahnelerinde İspanyolca konuşan Tom Cruise’un İspanyolca konusunda sınıfta kalışı. Ara not: İspanyolca aksan olarak zor bir lisan olduğundan ötürü Cruise bir hayli zorlanmış olsa gerek. İkincisi ise gerekli önemin verilmediği Pablo Escobar mevzusu… İzleyicinin Pablo Escobar’ı iyi tanıyor olduğu varsayılmış, onu tanımayanlar ise hiç hesaba katılmamış.

Netice itibariyle; Barry Seal suçluları ve suçlulara ilişkin meseleleri ön plana alarak, o suçluların kaydını tutmanın ne denli önemli oluğunu, bazen insanların kendilerini ateşe atarak hakikatleri gün yüzüne çıkarmalarını ve hatta her taşın altına cesurca ellerini koymaları gerektiğini ciddi bir biçimde ifade ediyor. 1981-1989 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri başkanı olarak görev yapmış Amerikalı politikacı ve aktörün filme kancallanması ise hikâyenin dikkat çeken unsurlarından…

Keyifli seyirler…

¡Que tengas una buena lectura!

https://www.sinegazete.net

arzucevikalp@sinegazete.net

https://twitter.com/biglynchlover

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.