Bence güzelliğin geleceği, cildi uyaran yöntemleri ve cihazları bir arada uygulamaktadır. Çünkü cildiniz uyarılmazsa yaşlanır. “Cildiniz için Gençlik Sırları” kitabımı da bu sözümden yola çıkarak yazdım. Ancak bunun için de cildi doğru analiz edebilmek gerekir. Cildin yapısı, nasıl yaşlandığı artık biliniyor. Cildin anatomisinin şifresi çözüldü. Cilt nasıl yaşlanır kısaca bir göz atalım. Zamanla cilt hücrelerinin içindeki su azalır, cilt su üretemez, kollajen üretimi azalır. Cildin ürettiği şeylerin azaldığı yetmiyormuş gibi kişinin hızlı kilo alıp vermesi, yaşadığı yorgunluklar, uykusuzluklar, stres, sağlıksız beslenme ve yerçekimi gerçeği de cildin içinin boşalmasına neden olur, kırışıklıklar ve sarkmalar başlar, sürekli yapılan mimiklerle kırışıklıklar derinleşir. Ultraviyole ışınlarına maruz kalan cildin üzerindeki homojenlik azalır, kılcal damarlar çıkar, lekeler oluşur. 

Peki yaşlanmanın bu etkilerini nasıl geriye çevirebiliriz ve nasıl geciktirebiliriz?

Güzellik eşittir gençliktir, genç bir görünümdür. Gençliğimizde üçgen biçiminde olan yüzümüz yaşlandıkça ters üçgene döner. Bu da güzel görünümün ortadan kalkmasına neden olur. Yeniden güzel görünebilmek için bizim gençliğimizdeki üçgen görünüme kavuşmamız ve onu korumamız gerekir.
Bu noktada güzelliğin geleceğini üç yöntem ve cihazda görüyorum diyebilirim: Kök hücre yöntemi, iplerle yüz germe, radyofrekans/lazer/ultrasonik ses dalgalarıyla cilt gençleştirme. İster iplerle germe, ister kök hücre yöntemi, ister son sistem cihazları kullanayım, hepsinde amacım cildi uyarmak oluyor. Önce ciltte küçük yaralar oluşturmak, ki buna aksiyon diyebiliriz, sonra da cildin bu aksiyona reaksiyon vermesini sağlamak. Şimdi dilerseniz günümüzde güzellikte gelinen son nokta ve önümüzdeki yıllarda da güncelliğini koruyacak olan bu yöntemlere kısaca göz atalım.

1.    Kök hücre yöntemi
Azalan hücresel aktiviteyi en iyi tetikleyecek yöntem, kendinden kendine otolog yani kök hücre naklidir.  Kulak arkasından alınan kök hücreyi 3 hafta boyunca laboratuvarda özel bir ortamda çoğalttıktan sonra tekrar cilde enjekte ediyorum. Binlerce canlı hücreyi cildin altına göndererek cildi gençleştirme sürecini hızla başlatmış oluyoruz. Bunun üstüne cildin üst tabakasındaki yaşlılık lekelerini gidermek için IPL yani güçlendirilmiş soft lazer uyguluyorum. Senede 3 kez yapılan bu uygulama sayesinde kılcal damarlarda iyileşme sağlanırken, lekelerde ise pigmentlerin yeniden düzenlenmesiyle lekelerin görünümü önemli ölçüde azalıyor.Yüzün üst bölgesindeki mimik kırışıklıkları için kas gevşetici özellikli botoks yapıyorum. Su tutmayı yeteneği az olan cilde mezoterapi tekniği ile hyaluronik asit veya somon DNA enjeksiyonları yapıyorum. Yani cildi çok boyutlu olarak ele alıyorum. Ve danışanlarıma çok boyutlu cilt gençleştirme/güzelleştirme sistemi uyguluyorum. 

2.    İplerle yüz germe

Benim cildin gençliğinin geleceğinde ikinci gözdem iplerdir. Yıllarca plastik cerrahlarla birlikte çalışmış ve onları estetik operasyonları sırasında asiste etmiş bir doktor olarak cildi iplerle germenin etkisini bizzat gözlemledim. Ancak ben bu işlemi estetiğe gönül vermiş bir dermatolog olarak akupunktur iğnesi gibi ince iplerle muayenehane şartlarında yapıyorum. Burada hedef, iplerle cildin altında minik yaralar oluşturmaktır. İpler cildi gerdiği gibi aynı zamanda deri altında bulunduğu 6 hafta boyunca hücreleri çalışmaya teşvik ediyor. İpin bulunduğu  trase yani çizgi boyunca ip eriyor ve onun bulunduğu yerde yeni kolajenler üretilmiş oluyor. İpin konulduğu yön boyunca da cilt geriliyor. Yani 6 hafta  boyunca ipleri deri altında tutarak aslında işçi hücrelerin başına bir şef dikmis oluyoruz ve bu şef işçilerine sürekli “çalışın, üretin!” diyor. O ipler eriyene kadar cildi 7/24 uyarıyor. Peki bu işlem çok mu acı verici? Hayır. Dolgu ve Botoks gibi iğneli  bir işlem olduğundan zaten öncesinde lokal anestezik kremler uyguluyorum. İplerin ciltte kaldığı süre boyunca herhangi bir acı söz konusu değildir. Bu işlemden sonra da danışanımın ihtiyaçları doğrultusunda belirli bir stratejik plan dahilinde IPL, Botox ve Dolgu üçlüsünü uyguluyorum.

3.    Radyofrekans/lazer/ultrasonik ses dalgalarıyla cilt gençleştirme

Günümüzde artık pek fazla yeni cihaz piyasaya sürülmüyor. Daha ziyade mevcut cihazlarda bir iyileştirme, geliştirme sağlanıyor. Yıllardır uygulanmakta olan cihaz ve yöntemler nasıl bir araya getirilebilir ve nasıl bir cins cilt gençleştirme sistemi yaratılabilir artık buna odaklanılıyor. Cihazlarda gelinen en son nokta, lazerle veya radyo frekans ile cilt gençleştirme, ultrasonik ses dalgalarıyla cilt yenileme ve sıkılaştırmadır. Şu anda kullanmakta olduğum en son teknoloji ürünü radyofrekans cihazının iğnelisi ve iğnesizi bulunmaktadır. İğneli olanlarını daha agresif işlemlerde kullanıyoruz. Cilt altında görünmeyen yaralar oluşturup, hücre üretimini tetiklemeyi, yaralar iyileşirken cildin sıkılaşmasını amaçlıyoruz. Isı etkisiyle iğnesiz yapılan Radyofrekans yönteminde ise cildin kan dolaşımını hızlandırmayı hedefliyoruz. Hangisini seçeceğimize, hastanın cilt yaşına ve beklentilerine göre karar veriyoruz.

Sonuç olarak, hiçbir cihazın ya da yöntemin tek başına sihirli değnek olmadığı gerçeği artık kabul edildi. Dolayısıyla güzelliğin geleceği cildi uyaran güçlü silahların , multi-disipliner yaklaşımla bir arada kullanılmasındadır.