40

40

40 ile ilgili tüm haberleri ve son dakika 40 haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz.!

40 ile ilgili tüm haberleri ve son dakika 40 haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. Toplam 270 40 haberi bulunmuştur.

Gerçekten taciz iddiasını kesin bir dille yalanlamadınız mı
Gerçekten taciz iddiasını kesin bir dille yalanlamadınız mı?Talat Bulut, CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Gerçekten taciz iddiasını kesin bir dille yalanlamadınız mı?Aslında unuttuğum bir mesele. Hatırlattığınız için cevap vereyim. Çünkü savcılık tarafından aklandım ama o iftirayı atan insanlarla aramızda bir tazminat davası sürüyor. Bununla ilgili çok detaylı şeyler söylemeyeceğim ama elbette Talat Bulut olarak 60 yıllık hayatınıza bir leke sürülmeye çalışılıyor. Dolayısıyla o dönem çok üzücüydü ama beni asıl üzen şey, iftira atan kişinin daha 13 yaşındayken savcılığa babasının kendisine cinsel saldırıda bulunduğu şikâyetiyle başvuruda bulunması oldu. Ben şu an 21 yaşındaki bir kız çocuğunun babasıyım. Benim kızımın başına böyle bir şey gelse diye düşündüğümde çok üzülüyorum. İftira atan kişinin yıllar sonra aynı metin üzerinden yürümesi onun sağlıklı olmadığını gösteriyor. Keşke tedavi edilebilip daha yararlı bir kız çocuğu olabilse. Bir anne-baba için çok üzücü bir durum. İftira atıldığı için mahkeme sonuçlandı ve tazminat davası devam ediyor. Ancak beni en çok üzen o kızın sağlıksız olması. İftira atan kızın babasıyla yaşadığı sıkıntı kamuoyuyla paylaşıldı ama medyadaki birçok insanın bu durum işine gelmediği için üzerinde durulmadı. Bu kullanılmadı çünkü geriye dönüş sağlamaları mümkün değil.Kızın bu iftirası ve yalanı ortaya çıktı. Olayın sıcak olduğu anlarda İzmir’den gelen bir avukat, kadın dayanışmaları ya da benzer konularla ortalığı karıştırdı. Ancak kızın babasıyla arasında yaşadığı olayın dosyası ortaya çıktığında hepsi ortadan kayboldu. Şu an kıza açtığım tazminat davasında onu savunacak bir avukatı yok. Bu durum çok ilginç. Nerede onu savunan avukatlar, dernekler, insanlar? Ortada yoklar. Demek ki bir yalanı savunacak durumda değiller şu an. Kızın yalan söylediğini anladılar ve şu an onu savunmuyorlar ama o dönemde ben kendimi anlatamadım. Sosyal medyada insanlar kendilerini o kadar özgür hissediyorlar ve o k
11.09.2019Televizyon
“Geleceksel tıp” yöntemleri iddia edildiği gibi kandırmaca mı, para tuzağı mı
“Geleceksel tıp” yöntemleri iddia edildiği gibi kandırmaca mı, para tuzağı mı?Dr. Ayşegül Çoruhlu, CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın: “Geleceksel tıp” yöntemleri iddia edildiği gibi kandırmaca mı, para tuzağı mı?Dr. Ayşegül Çoruhlu: Öncelikle “Geleceksel” kelimesini seçtiği için editör arkadaşıma teşekkür ediyorum. “Geleneksel tıp” dendiğinde akla hacamat gibi yöntemler geliyor. Ben o yöntemlerle ilgili değilim. Artık hayatımızda o kadar imkan var ki bir hücrenin içinde neler döndüğünü anlayabiliyoruz. Kanser de olsa tiroid de olsa sadece cilt yaşlanması bile olsa her şeyi öğrenebilecek pozisyondayız. Dolayısıyla oradaki olayları daha olmadan engellemeye çalışmak aslında tıbbın şu andaki kendisi. Ben ve bütün hekimlerin gittiği yer orası.  Hangi hekime bakarsanız bakın, hastalığı önlemek ya da ertelemekle ilgili çabalar gösteriyor. Şu andaki tıp hastalığı önlemek, bunun için hayat şeklini düzeltmek ve o hastalık için doktora gelmemeyi sağlamak üzerine çalışıyor. Bana göre bir branşın uzmanı çalışmalarını hastaların kendisine gelmemesi üzerine yapmalıdır. Biyokimya’nın çözdüğü şey de zaten hücre içinde olup biteni gördüğü için onu hastaya önceden görüp anlatmaktır. Bu bir para tuzağı değil çünkü orada tedavi yok öneriler var. Ben bunları kitap üzerinden de yapıyorum. Benim yaptığım şey danışmalık.
11.09.2019Televizyon
Demet Akalınla aranız neden bozuldu  Neden ve nasıl barıştınız
Demet Akalın'la aranız neden bozuldu? Neden ve nasıl barıştınız?Alişan, CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Demet Akalın'la aranız neden bozuldu? Alişan: Yemin ederim aramız neden bozuldu bilmiyorum. Ben Demet’le bir kavga yaşamadım. Kavga edipte sonra küsmedik. O zaman hayatımızda olan başka bir kişiyle ilgili bir problem yaşadık. Demet’le mesajlaştıktan sonra sabah bir uyandım telefonumda 60-70 cevapsız arama. Bütün basın aramış. Demet, Twitter’a benimle ilgili ‘Bir daha ne ara ne sor. Sen zaten şöyleymişsin, böyleymişsin’ yazınca aramızdaki şey tamamen koptu. Ben Demet’in evliliği sırasında da yanındaydım. Demet’in en kötü anında ben de onun o da benim yanımdaydı. Evlerimize gidip geliyorduk. Birlikte iş ve televizyon programı yaptık. Bu kadar iyiyken bu kadar kötü nasıl olduk bilmiyorum. Evlendiği zamandı, Okan yanındaydı. Ben ona direk söylemedim de Okan’a söylüyordum. Çünkü bir kadınla polemiğe giremezsin. Bir şey söyleyemezsin. Olay daha da büyüdü, sarpa sardı. Çok güzel bir dostluk varken bayağı düşman gibi olduk. Ta ki Burak’ın doğumunda Demet, bir magazin Instagram sayfasına like atıp, sonrada televizyon programına bağlandı. Çok güzel şeyler söyledi. Ben kendimi tutamayıp ağladım. O da ağladı ben de ağladım. 6 yıl sonra ilk kez bir diyalog oldu aramızda. Şimdi görüşüyoruz, mesajlaşıyoruz, arada dertleşiyoruz ama keşke öyle şeyler olmasaydı diyor insan. Benim namusuma, ekmeğime, şerefime, haysiyetime bir şey olmadıktan sonra bence herkes birbiriyle barışabilir.
11.09.2019Televizyon
Kendini bir şey zanneden ünlülerimizden kastınız neydi  O ünlüler kim
Kendini bir şey zanneden ünlülerimizden kastınız neydi? O ünlüler kim?Alişan, CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Kendini bir şey zanneden ünlülerimizden kastınız neydi? O ünlüler kim?Alişan: Tabii ki isim vermeyeceğim ama bunu zaten herkes biliyor. Bunu ben şuna binaen söyledim; Instagram'da bir kadın paylaşmıştım. ‘Güzelliğimden dolayı hiçbir yerde yürüyemiyorum. Beni gören herkes hasta oluyor’ diyordu. Bunu sordular bana ben de dedim ki evet o kadının yaşadığı psikolojik bir durum var ama bunu yaşayan ülkemizde çok sanatçı var. Örneğin takipçisi yok, takipçi satın alıyor. Ondan sonra da kendisini çok fazla kişinin takip ettiğine inanıyor. Böyle insanlar var. Sabah kalkıyor, ‘Günaydın, bugün buradayız. Bugün cilt bakımındayız. Bana çok soruyorsunuz rujumu’ diyor. Bunu yapan erkekler de var. Bu bizim zamanımızda şöyleydi; bir albüm çıkmadan hep böyle yalan haberler yapılırdı. İşte 500 bin siparişle albüm çıkıyor. Tabii ki yalan 50 bin siparişi bile yok. Veya albüm sattım 1 buçuk milyon. Yalan, albüm satmış 100-200 bin. Şimdi bunun sosyal medya şeyi başladı. Şu anda konser veren ve yılda 150 konser verip, bundan 10 sene önce o sanatçılar Unkapanı’na gitseydi yemin ediyorum prodüktörler tarafından tekme tokat dövülürdü. ‘Ya sen hasta mısın? Kendi sesinin güzel olduğuna inandın. Bir de albüm yapacaksın, satacaksın. Bir de bu işten para kazanacaksın. Buna inanıyorsun’ deyip, tekme tokat gönderirlerdi. Ama maalesef böyle bir durum var. Şimdi bunlar albüm yapıyor, konser veriyor. Veya bir YouTube fenomeni çıkıyor şarkı yapıyor. 150-200 milyon izlenme alıyor. Biz yıllardır bu işi yapıyoruz, 5-6 günde anca 1 milyona çıkıyor. Şu andan şöhret olmak çok kolay. Ama her şey anlık. Bence 5 sene sonra şu andaki şöhretlerin hiçbirini tanımayacağız. Benim zamanımdaki starlar şuanda yoklar.
11.09.2019Televizyon
Hala MahsunKırmızıgül ve Özcan Denize kırgın mısınız  Ya da onlar mı size kırgın
Hala MahsunKırmızıgül ve Özcan Deniz'e kırgın mısınız? Ya da onlar mı size kırgın?Alişan, CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Hala MahsunKırmızıgül ve Özcan Deniz'e kırgın mısınız? Ya da onlar mı size kırgın?Alişan:  Ben en küçüktüm. Ve ben ayrıldıktan sonra da birlikteyken de ben hep saygılı davrandım. Hep saygıyı veren ben oldum. Küçük olarak hiçbir zaman onlara bir saygısızlık yapmadım. Ta ki MahsunKırmızıgül benim babama bir saygısızlık yapana dek. O zamana kadar ben çok fazla görüşmüyorduk. Belki ayrıldıktan sonra ara ara görüşmeye başladık. Bir yerde gördüğümüz zaman ben gittim yanlarına. Ne bileyim soru sorulduğu zaman ben hep cevap verdim. Onlarla ilgili ama aynı sevgiyi ikisinden de göremedim. Yani Özcan ile çok fazla bir sorunum yok. Özcan'la zaten çok arkadaş da değildik. Çok teşviki mesaimiz de yoktu. Ama MahsunKırmızıgül ile dediğim gibi bundan işte 3 sene önce bir düğünde bir babama bir saygısızlık yaptı. Ben babama bir saygısızlık yaparsa bu MahsunKırmızıgül değil bu kim olursa olsun bunu affetmem. Ya oturduğumuz bir şey MahsunKırmızıgül bizim evimize girip çıkan birisi daha önceki senelerde. Çok yakın bir arkadaşımızın ortak arkadaşımızın düğününde karşılaştık. Ben gittim yanına bana böyle çok soğuk bir merhaba dedi. Sonra babam yanına gitti. Böyle bacak bacak üstüne atıp babamın suratına bile bakmadan bir ‘Merhaba’ dedi. Yani benim kafamdan aşağı kaynar sular döküldü. Sokakta tanımadığımız birisi bile gelse bir hayranın bile gelse Alişan Bey babam dese hani elini öperim. Saygı gösteririm falan. Bunu göremedim ondan ve çok fazla sinirlendim. Hatta o gün orada hani zor tuttular beni öyle söyleyeyim. Yakın bir arkadaşımızın düğün olmazsa başka şeyler de olabilirdi. Onun şöhreti, parası, ne bileyim hayatı hiçbiri beni ilgilendirmiyor ve ben ona da o zaman söyledim. Yani karşında 22-23 yaşındaki Alişan değilşu anda 42 yaşında bir adam var ve benim babama saygılı olmak zorundasın. Bundan sonra da benim hayatımda hiç
11.09.2019Televizyon
Kadınlara, çocuklara, hayvanlara uygulanan şiddetin önüne nasıl geçilebilir
Kadınlara, çocuklara, hayvanlara uygulanan şiddetin önüne nasıl geçilebilir?Cemalnur Sargut ,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Kadınlara, çocuklara, hayvanlara uygulanan şiddetin önüne nasıl geçilebilir?Cemalnur Sargut: Kuran-ı Kerimi anlamıyoruz ve bilmiyoruz. Allah ayette  "Her şey beni tesbih eder" diyor. Şurada milyonlarca atom "Allah, Allah" diye dönüyor değil mi? Bir mutasavvıf asla ve asla şunun üstüne vurmaz. Neden? Burada Allah diye dönen atomun üstüne vurabilir misin? Maddeye vurmazsa, yere hızlı basamazsa... Peki, bitkiye nasıl hürmetsizlik edeceksin, nasıl koparacaksın? Bırak insanı, hayvana nasıl hürmetsizlik edeceksin? Hayvandan tecelli eden de onun bir ismi değil mi? Her şey diyor çünkü. "Her şey beni tesbih eder." Peki, insana nasıl hürmetsizlik edeceksin? Edemezsin. Onun için bu terbiyeyi insanlara vermek lazım. Sen kula hürmetsizlik etmekle, O'na eziyet etmekle direk Allah'a giden bir hal yaratıyorsun. Allah'ı seven insan nasıl bunu yapabilir? Sevmiyoruz Allah'ı, kula tapıyoruz. Kula da takmıyoruz, kendimize tapıyoruz. "Benim istediğim gibi olmadı" diye düşman oluyoruz insanlara. Bunun tek düzelme yolu, Allah aşkını çoğaltmak, İslam tasavvufunu anlatmak, Allah'la ilgili bilgileri arttırmak. Çünkü bilmediğin bir şey âşık olamazsın, bilmen lazım. Öyle yaparsan İşte bu tasavvuf ilişkileri kurmaya çalıştığımız, bu edep terbiyeleri, insanla Allah ilişkisini arttırarak, kulla ilişkiyi azaltıp Allah'la ilişkiyi çoğaltarak edep öğretiyor insana. Allah hepimize nasip etsin inşallah.
11.09.2019Televizyon
Gerçekten dışarıdan göründüğü gibi bu sevgi kelebeği misiniz
Gerçekten dışarıdan göründüğü gibi bu sevgi kelebeği misiniz?Cemalnur Sargut ,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Gerçekten dışarıdan göründüğü gibi bu sevgi kelebeği misiniz?Cemalnur Sargut: Yok, tasavvufla ulaştım ben. Yoksa ben de tam veremli kız gibi her şeye üzülen, "karşımdakini üzdüm mü" diye çok başkalarını ön plana alıp düşündüğüm için her şeye üzülen bir insandım. Fakat tasavvuf senden çıkan sözünde Allah'ın lütfu olduğunu, karşındakinin de ona ihtiyacı olduğunu öğrettiği için hiçbir şeye üzülmeyen, gayet mutlu bir insan haline geçtim. Tabii biraz benle yaşamaları lazım insanların ya da etrafıma sormaları lazım. Biz bu alemde cennette yaşıyoruz. Allah’ın büyük bir lütfu olarak. Çünkü Allah'la beraberiz ve bizim istediğimiz cennette değil. Hani Yunus Emre Hazretlerinin buyurduğu gibi "Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle, birkaç Huri. İsteyene ver sen onu bana seni gerek seni." Ben Allah'ımı istiyorum, cemalini istiyorum. Peygamberime aşığım, O'nu çok seviyorum, O'nu istiyorum. İşte kafanız bunlarla meşgul olursa onları nasıl memnun edeceğim, daha nasıl hizmet edebilirim İslam'a? Sadece bunlarla meşgul olursa, Harakâni Hazretleri var, çok büyük sultan. O buyuruyor, "Herkes sabah kalkar bir şey ister. Ben kalkarım kime hizmet edeyim onu isterim." Sabah kalkıyorsunuz ne kırışıklarınızı görüyorsunuz, ne 70 yaşına yaklaştığınızı görüyorsunuz. Sadece çok şükür "Biraz gücüm var. Onu hizmete kullanabilir miyim? Allah'ım daha güç ver." diyorsunuz. Çok mutlu yaşıyoruz. Dünyaya gidebilme fırsatını Allah bana nasip etti. Onun için çok mutlu yaşıyoruz.
11.09.2019Televizyon
Neden dedikodu yapmaktan vazgeçemiyoruz
Neden dedikodu yapmaktan vazgeçemiyoruz?Cemalnur Sargut ,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Neden dedikodu yapmaktan vazgeçemiyoruz?Cemalnur Sargut: Boşuz, meselemiz yok, gayemiz yok. Gaye edinsek Allah'a ulaşmayı... Bu alem şu kadarcık, öbür ailem sonsuz. Oraya gittiğinde Allah seni kul hakkı ile sınamayacak mı? İki sınavımız var. Her şeyi affederim diyor. Öyle affedici, öyle aşk dolu, sevgi dolu, bir Allah 2 şeyi affetmiyor. 'Şirk koşmayı, benden fazla bir şey tapmayı'. 'Bir de kul hakkı yemeyi'. Dedikodu kul hakkıdır ve kim dedikodu ediyorsa kendi yapmadan gitmeyecektir. Bunu kesinlikle bilsin. Başkasının aleyhinde konuşmak Allah'a reçete, davetiye çıkartmaktır. "Bana da aynı kusuru işlet lütfen Allah'ım" diye. Onun için niye insanlarla meşgulüz ki? Başkasında hata görmek yaratılışımızda var. Ama hatanın bizde olduğunu, gördüğümüz hatanın kendimize ait olduğunu, ayna gibi oradan göründüğünü bilirsek neyin dedikodusunu yapacağız? Kendi hatanın mı dedikodusunu yapacaksın?  Onun için dedikodu, kibir, benlik, başkasını eleştirmek kadar saçma sapan büyük günah yok. Bu ramazan ayında dilin oruç tutması lazım dedikodudan uzak, kulağın oruç tutması lazım dedikodu dinlemeyecek, elin oruç tutması lazım harama uzanmayacak, ayağın oruç tutması lazım, gözün başka yere bakmaması lazım. İşte bütün bunları yaparsan oruçlusun. Yoksa öfkelen, sinirlen, asabi ol, başkasının aleyhine konuş. Bunlar orucu sakatlar.
11.09.2019Televizyon
Hollywooda açılma hayaliniz hala var mı  Neden yurt dışında başarılı olamıyoruz
Hollywood'a açılma hayaliniz hala var mı? Neden yurt dışında başarılı olamıyoruz?Osman Sınav ,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Hollywood'a açılma hayaliniz hala var mı? Neden yurt dışında başarılı olamıyoruz?Osman Sınav:Bir dönem bununla uğraştım. Hatta ortaklık kurdum, sözleşme yaptım, senaryo çalıştım. Uzun bir dönem buna para harcadım. Hollywood'a 3-4 yıl boyunca gidip geldim. Bir ortak sinema filmi yapmaya çalıştım. Sonra birden bire vaz geçtim. Bana son gönderdikleri audition DVD'sini izlemedim bile. Direk çöp kutusuna attım. Senaryom bitmişti, çekime başlayacaktık. Son DVD'yi aldım ve çöp kutusuna attım. Çünkü yalancılar. Bana göre çok yapay bir dünya, asla samimi değiller. Belki ortaklarım öyleydi. Ben kendi ülkemde yapmak istediğim hikâyeyi yapabiliyorum. Orada da kendi hikâyemi anlatabiliyorsam anlatırım. Ama onun dışına çıkıyorsa benim sinema yapmamın bir anlamı yok ki. Benim sebeb-i telifimin bir anlamı yok. Başarılar oluyor. Yavaş yavaş başladık. Golden Globe vs. ödül alan arkadaşlarımız, diziler oluşmaya başladı. Bunlar adım adım olacaktır. Daha dünyaya bakmamız, dünya vatandaşı olmamız lazım. Ben Burdur'un Yeşilova ilçesinin Düden köyünde doğdum. Torosların tepesinde bir yayla, motorlu taşıtın giremediği bir köyde doğdum. Bu işleri yaptım ve Hollywood ile ortaklık yapmaya çalıştım. Benim çocuklarım Şişli'de doğdu ve Amerika'da okudular. Onlar yapacak belki. Bir nesilde ben buradan buraya gelmişim. Bu çok kolay bir şey değil. Dünyanın hiçbir milleti bir nesilde buradan buraya gelemez. Bu çok zor bir şey.
11.09.2019Televizyon
Neden Kurtlar Vadisi gibi bir projeye imza attınız
Neden Kurtlar Vadisi gibi bir projeye imza attınız?Osman Sınav ,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Neden Kurtlar Vadisi gibi bir projeye imza attınız? Ayrıca gerçekten gizli belgelere sahip misiniz ve o şekilde mi o dizi ortaya çıktı?Osman Sınav:Hayır, asla. Hiçbir zaman elimde en ufak bir belge olmadı, bir belge ile hareket etmedim. Bir drama, hikâye anlatıcısının bir gizli belgeye ihtiyacı yoktur. Daha belgesel işler yaparsanız, onun için de belli kurumlar ya da insanlara müracaat edip, belgelere sahip olup bunun üzerinden bir belgesel tarzı drama yapabilirsiniz. Kurtlar Vadisi öyle bir proje değildi. Kurtlar Vadisi tamamı ile içinden geçtiğimiz, Türkiye'nin içinden geçtiği bir dönemin tanıklığına bir anlamda soyunmuş bir hikâyedir. O tanıklığı yaptı. İçinden geçtiğimiz dönemde, şunu hatırlıyorum; daha hiçbir oyuncu, hiçbir isim yokken, bir senaryo toplantısı sonunda bir cümle yazdığımı hatırlıyorum. Bu cümle şuydu; 'Türkiye'nin milli gelirinin yarısı vergilendirilmiyor ve bizim adına Kurtlar Vadisi dediğimiz karanlık ve puslu bir vadiden geçiyor. Bu, bu ülkede yaşayan masum her vatandaşa kesilmiş toplumsal bir haraçtır. Bu bir mafya dizisidir.' Cümle buydu, ezbere bu cümleyi hiç unutmadım. Tamamen amaç da bunu anlatmaktı. Evet, o dönemlerde bu ülkenin milli gelirinin yarısı vergilendirilmiyordu ve yeraltından geçiyordu. Kurtlar Vadisi bilinen, klasik anlamda anlaşılan mafya teriminin çok dışında bir mafya tarifler. Yani 'official mafya' diye bir kavramı ortaya atmıştır. Resmi Gazete'de bir karar yayınlanmadan, o karar üzerine tasarruflarda bulunan ve ülkenin ekonomisini ve siyasetini yöneten bir mafyalaşma üzerine yürümüştür. O yüzden çok ses getirdi.
11.09.2019Televizyon
Neden mafya dizilerini hayatımıza soktunuz Reyting için mi
Neden mafya dizilerini hayatımıza soktunuz? Reyting için mi?Osman Sınav ,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Neden mafya dizilerini hayatımıza soktunuz? Reyting için mi?Osman Sınav:Asla reyting için değildi, başka bir şey içindi. Adalet arayışının bir toplumda, toplumumuzda yer etmesi içindi. Ben bu sorularla ilk Deliyürek'i yaptığım zaman karşılaştım. "Niye mafya dizisi yapıyorsun?" gibi. Deliyürek bir mafya dizisi değildi. Bütün röportajlarımda, bunu söylediğimde bunu anlatamadım bir türlü. Deliyürek bir mafya değildi, yani o format bir mafya formatı değildi. İlk senaryo toplantısında yazar arkadaşlarıma söylediğim cümle şuydu; 'Dadaloğlu bugün yaşasa, yani adalet sağlamakla görevli adalet sağlamak asli işi olan Bolu Beyi adaleti kendisi için kullanıyorsa, bugünün Bolu beylerine karşı bir Dadaloğlu yaratalım. Bir halk kahramanı yaratalım. Halk kahramanı adalet talep eden bir karakterdir. Bizimde kültür genlerimizde çok vazgeçilmez bir yeri vardır. Böyle bir modern karakteri nasıl yaratırız?' yola çıkış cümlemiz buydu. Adalet talep eden bir modern kahraman yaratalım. Yusuf Miroğlu karakteri de bunun için yaratıldı. Dünyada bilinen tarih boyunca bu problem hep vardır. Bunun draması hep yaşanmıştır. İnsanlar bu duruma hiçbir zaman göz ardı edemez. Bu hep talep görecektir, yani her zaman bir adalet talebimiz olacaktır.
11.09.2019Televizyon
Boşanmanızın nedeni sadık bir erkek olamamanız mı yoksa  o sıkıntılı süreçte yara almanız mı
Boşanmanızın nedeni sadık bir erkek olamamanız mı yoksa o sıkıntılı süreçte yara almanız mı?Tamer Karadağlı,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Boşanmanızın nedeni sadık bir erkek olamamanız mı yoksa o sıkıntılı süreçte yara almanız mı?Tamer Karadağlı: Hepsinin toplamı olabilir. Çünkü, o dönemki travma çok anlatılır bir şey değildi. Bende gerçekten bir yara açtı. İnsanların tepkisine çok şaşırdım. Tamam, bir tepki olur ya da eleştiri olur ama böyle büyük bir tepki gerçekten beklemiyordum. “Parçalayın, parçalayın” gibi bir tepki beklemiyordum. Tabi çok şey öğrenmiş oldum. O dönemin açtığı yara uzun süre devam etmiş oldu. Evliliğimizi tabii ki zedeledi. Arzu dimdik durdu. Çünkü Arzu benim 6 ay önce tanıştığım, 3 ay sonra evlenme teklif ettiğim ve sonra evlenip boşandığım biri değil ki. Yıllardır tanıyorum, iyi ya da kötü günlerimiz birlikte geçmiş biri. Arzu da ilk fırtınada gemiyi terk edecek biri değildi. Sadece beni değil, arkadaşları ve yakınlarını da terk etmeyen biri. Her şeyden önce eş olarak değil, bir dost ve arkadaş olarak o dönemde bana yardımcı olmaya çalıştı. Burada hakkını vermem lazım. Arzu, evet çok zor zamanlar geçirdi ama dimdik ayakta durdu. Bu herkesin yapabileceği bir şey değildir. O yüzden boşanmamızın üzerinden çok zaman geçmiş olsa da ilişkimiz devam ediyor. Bunu yapmak cesaret ister. Herkeste o cesaret yok.
11.09.2019Televizyon
Geçmişinizle barıştınız mı Siz kendinizi affettiniz mi
Geçmişinizle barıştınız mı? Siz kendinizi affettiniz mi?Tamer Karadağlı,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Buket Aydın: Geçmişinizle barıştınız mı? Siz kendinizi affettiniz mi?Tamer Karadağlı: Bütün hatalarımın bedelini misliyle ödedim. 10 yılda çocuğumdan uzak yaşıyorum. Her fırsatta girip görebiliyorum, ama birlikte akşam yemek yiyelim, dizi seyredelim, ödev yapalım gibi durumlar olmadı. Ben bedelini ödedim. Artık kimsenin bana söyleyecek bir şey yok" dediniz. Yani çocuğunuzla ilgili söyledikleriniz benim içimi burktu. Ne kadar sevdiğinizi görüyorum şu anda da, birlikte çok vakit geçiriyorsunuz anladığım kadarıyla. Tabii ki kimsenin size söyleyecek bir şeyi yok, herkesin kendi hayatı.Buket Aydın: O döneme baktığımızda geçmişinizle barıştınız mı? Siz kendiniz, affettiniz mi?Tamer Karadağlı: Benim kendimi affedip affetmeme gibi bir durumum söz konusu değil. Yaşanması gereken şeyler onlarmış, yaşanmış. Bugünkü aklım olsa aynı tepkileri vermezdim. Çünkü acemiliğimize geldi belki de. Şöhretin daha ilk yıllarında olan tepkilerdi. Dolayısıyla şimdi düşündüğüm de bugünkü aklım olsaydı, "Bana bir tek insan hesap sorabilir. O da karım. O da gereğini yapar. Kime ne!" derdim. Ama nedense "Hata yaptım" hâletiruhiyesine girdik. Belki de hata yapmadım. Belki de öyle olması gerekiyordu. Kime ne. Benim özel hayatımdan kime ne... Hem özel hayatın gizliliğinden, kutsallığından bahsediyoruz. Ondan sonrada insanların özel hayatını irdelemek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bu sadece karı kocayı ilgilendirir. Taraflarda, ne hissediyorsa onu yapar. Kimsenin de söz hakkı olduğuna inanmıyorum. Tabii ki görsel bir iş yaptığınız için, popüler kültürün bir parçası olduğunuz için her gün onlarca habere konu olmak zorunda kalıyorsunuz. Ağzı olan olmayan herkes sizinle ilgili bir laf söylüyor. Bunlara da göğüs germeniz gerekiyor. Tabii ki zor zamanlar, ama daha önce de dediğim gibi "Nimetleri olduğu kadar, külfetleri de olacak.". Bu iş böyle, yapacak bir şey y
11.09.2019Televizyon
Hayatınız minibüs şoförlüğünden, profesörlüğe ve bakanlığa nasıl uzandı
Hayatınız minibüs şoförlüğünden, profesörlüğe ve bakanlığa nasıl uzandı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın:Hayatınız minibüs şoförlüğünden, profesörlüğe ve bakanlığa nasıl uzandı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk:Bu kader çizgisi ile elbette ilgili. Ama ben kendi hayatımdan söz ettiğimde, ‘Bunu çok anlatmayın, kötü örnek oluyorsunuz.’ diyenler var. Fakat hayat bir bütün, onu parçalamak lazım. Benim okul dışındaki hayatımdaki deneyimimin fazla olması ve hafta sonu kurslara gitmeyip, birçok tecrübe yaşamam, çok sayıda işi görmem, çalışmam, bana çok büyük zenginlik kattı. Geçmişe baktığımda eğitime bu kadar tepkili olan birisinin, okula bu kadar tepkili olan birisinin eğitim ile ilgilenmesi; aslında eğitimi ne kadar sevdiğimi, fakat kendimi bulamadığımı göstermek için bir ifade diye düşünüyorum. O kadar sene kitap okumadım ama sonrasında bir kitap okumaya başladım, benim bir okumam geldi, anlatamam. Uzun yıllar boyunca gerçekten çok uzun süreli okumalar yaptım. Sonuçta gördüğüm şey şu; hayattaki bütün deneyimlerim bir aradayken benim yolum açık. Ama sadece okulda başarımla benim yolum çizilmiyor. Sadece çalıştığım bir işle benim yolum açılmıyor. Yaz tatillerinde çalışmak, hafta sonları çalışmak, birçok insan ile etkileşime girmek, almak, satmak, vermek, paylaşmak, işbirliği oluşturmak. Bütün bunların aslında bir hayat tecrübesi sağladığını ve bunlar birlikteyken bir işe yaradığını söylemem mümkün. Elbette ilkokuldayken TIR şoförü olmak vs. gibi hayallerim oldu. Bunlar her çocuğun hayalinde olan meslekler vardır. Benimki de öyle bir hayaldi. Şu anda bizim TIR, eğitimin sorunlarını taşıyor.
11.09.2019Televizyon
Sözleşmeli öğretmenlerin durumu ile ilgili bir düzenleme yapılacak mı
Sözleşmeli öğretmenlerin durumu ile ilgili bir düzenleme yapılacak mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın:Sözleşmeli öğretmenlerin durumu ile ilgili bir düzenleme yapılacak mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk:Öğretmenlik meslek kanunundaki düzenlemeler, onlar içinde iyileştirmeyi içeriyor. Mevcut durumun daha da iyileşmesi lazım. Bunun içinde elimizden geleni yapacağız. Elbette son karara sahip olan söz sahibi olan Meclis. Biz bakanlık olarak belirli hazırlıkları yapmak ve arz etmek durumundayız. Bu anlamda öğretmenlik meslek kanununu beklemeden şu anda 4+2 olan zorunlu hizmet ile ilgili sürenin 3+1'e indirilmesi ile ilgili zaten bir beyanımız olmuştu. '2023 Eğitim Vizyonu'nda da bu yazıyordu. Bunu her şekilde hayata geçireceğiz. Bununla ilgili herhangi bir sıkıntı yok. Sadece seçim ve benzeri durumlardan dolayı belirli bir takvim söz konusu. Bunun ötesinde sahipsiz hissetmeleri beni üzer. Çünkü onların hepsi bizim meslektaşlarımız, hepsi bizim birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız. O anlamda ne yapmamız gerekiyorsa, biz ödevimizi yaparız. Sadece eş durumu ile ilgili bir konuda ciddi şikâyetler var. Bir ailenin bütünlük içinde olmayı istemesi çok doğaldır. Bu elbette çok insani bir durum bu, eleştirilecek bir durum değil. Sözleşmeli öğretmenliğin çıkmasının temel nedeni şu. Benim yaklaşık 2 milyon kadar öğrencimin bulunduğu bir bölgede, öğretmenlere atama yaptığımızda geri gelme olanları çok yüksek ve biz orada öğretmen tutamıyoruz. Bir, bir buçuk sene ortalama kalma süresi. Dolayısıyla çocukların eğitimi kesintiye uğruyor. Polisler için zorunlu hizmet var, sağlık hizmetlerinde var, asker, ordu mensubu insanlarımız için zorunlu hizmet var. Yıllarca var. Çok uzun süre zorunlu hizmetler var. Nasıl diğer meslekler için söz konusuysa Milli Eğitim Bakanlığı içinde, bizim için de söz konusu ve ben şu anda acil bir ihtiyaca sahibim. Bu ihtiyacımı gidermek için de böyle bir kanun çıktı. Bu kanun
11.09.2019Televizyon
Atama bekleyen öğretmenlerin sorunları çözülecek mi  Yeni atamalar yapılacak mı
Atama bekleyen öğretmenlerin sorunları çözülecek mi? Yeni atamalar yapılacak mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın:Atama bekleyen öğretmenlerin sorunları çözülecek mi? Yeni atamalar yapılacak mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk:Şubat ayında bir 20 bin atama yaptık. Önümüzdeki süreçte bir 20 bin daha yapıyoruz. Bunu kamuoyu biliyor zaten, ilan ettik. Mülakatların yerine kadar ilan ettik. Bu bir finans konusu, biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak kendi kafamıza göre davranamayız. Hükümetin bir ekonomi politikası var. Bazı öncelikleri var hükümetimizin. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hangi konular nasıl önceliklendirmeli diye, oturup bir tartışma konusu yapılıyor. Bu bağlamda ‘Neden bu sene 100 bin öğretmen atanmadı?’ gibi bir soru elbette gençlerin arzusu ile ilgili. Geçtiğimiz yıllara baktığımızda da ortalama kaç öğretmen atanmış? Son 16 senede, 20 senede kaç öğretmen atamışız? Bunun sayısı rakamsal olarak belirli. Biz yine belli bir çerçevede atama yapmaya devam edeceğiz. Nitekim yapıyoruz. Yine yapacağız bu 20 bin kişiyi, yine atayacağız. Ama ‘İşte şu kadar, 100 bin öğretmen bekliyor. Bunların tamamını atayalım.’ gibi beklenti var. Eğitim sisteminin böyle bir ihtiyacı yok. Diyelim ki 600 bin tane ortalama konuşulan bir rakam var, bekleyen öğretmenimiz var. Türkiye'nin bu kadar büyük miktarda bir açığı yok. Yıllar içerisinde bu açığı giderip, ücretli öğretmen sayımızı azaltıp, kadrolu-sözleşmeli öğretmen sayımızın artması ile ilgili bir süreç de yaşıyoruz. Yani sonuç olarak elimizden geldiği kadar, imkânlar elverdiği kadar bu çalışmalar devam edecek.
11.09.2019Televizyon
Öğretmenlerin şartları düzeltilebilir mi   Buna yönelik çalışmalarınız var mı
Öğretmenlerin şartları düzeltilebilir mi? Buna yönelik çalışmalarınız var mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın:Öğretmenlerin şartları düzeltilebilir mi? Buna yönelik çalışmalarınız var mı? Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk:Bunun tabii birçok boyutu var. Bir tanesi finansmanla ilgili boyutu, ekonomik koşullarla ilgili. Farklı bölgelerde çalışan öğretmenlerin farklı ücretlendirmeleri ya da ücretli öğretmenlik ya da sözleşmeli öğretmenliğin mali koşullarının daha iyi hale getirilmesi vs. Ya da okul yöneticilerinin özlük haklarının maliye olarak ya da başka açılardan iyileştirilmesi. Bunların hepsi meslek kanunu ile de bağlantılı. Ve ülkemizin ekonomik durumunun rasyonalitesi içerisinde de değerlendirilebilecek konular. Yani temel amaç bunu iyileştirmek ve oraya doğru gidiyoruz. Fakat bir taraftan da yani şunu düşünmek lazım. Biz öğretmenliği çocuğun hakkını peşin olarak veren bir meslek olarak görürüz. Yani bize verilen maaş ya da tatil, özlük hakları vs. Bunlar bizim devletle yada çalıştığınız kurumla vesaire olan ilişkimizdir. Bunu biz hallederiz, tartışırız, konuşuruz, paylaşırız, bir şekilde hallederiz. Ama her şeyden bağımsız olarak öğretmen çocuğun hakkını peşin veren kişidir. Ve bu yüzden de öğretmenlik aslında dünyanın en zor işidir. Ama siz öğretmenliği otomatik pilota bağlarsanız, yani sıradan bir işe geçim vasıtasına dönüştürürseniz öğretmenlik kolay bir meslektir. Çocuğa dokunmanın ne demek olduğunu, bir çocuğun hayatına dokunmanın nasıl bir vebali olduğunu ve ‘Acaba benden daha iyi bir öğretmen var mı bunu öğretecek?’ ya da ‘Bu çocuk başka bir öğretmene sahip olsaydı daha iyi eğitim alır mıydı?’ gibi. Acaba kaygısı ile sürekli kendini geliştiren bir öğretmen için, öğretmenlik çok zor bir iş. Evde de çalışmasını gerektiren bir iş. Ama yok bir an önce okuldan çıkmayı isteyen, bir an önce başka işlere bakma isteyen bir öğretmenlikse, o öğretmenlik zor bir öğretmenlik değil. Bizim öğretmenliği cesaretle
11.09.2019Televizyon
Okulların tatil programıyla ilgili değişiklikler yapılacak mı
Okulların tatil programıyla ilgili değişiklikler yapılacak mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın: Okulların tatil programıyla ilgili değişiklikler yapılacak mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk:Şu anki mevzuatta da mümkün bölgelere göre tatil. Bizim kaçırdığımız bir şey var bence. Dünyada sürekli kış yaşanan ya da kış mevsiminin uzun süre yaşandığı ülkeler var. Ya da doğuda birçok şehrimizde hani batıda olsa o kar ortamı buz ortamı, belki 1 ay tatil gerekir. Şimdi o çocuklarda okula gidiyorlar. Biz bu tek tip anlayışınızdan kaynaklanan neden dolayısıyla bölgesel tedbir almakta biraz zorlanıyoruz. Aslında sayın valilerin denetiminde bu konu. Fakat önümüzdeki süreçte bu konu ile ilgili kısa zamanda bir açıklamada yapacağız. Bunu turizm bakanlığımızda da görüştük, başka kurumlarla da görüştük. Ve tatillerin düzenlenmesi ile ilgili, araya küçük tatiller koymakla ilgili bir açıklamamız olacak. Bunu daha önce de ifade etmiştim. Fakat şöyle bir şey var; Türkiye birdenbire hemen 200-220 gün olsun gibi bir hazırlığa henüz sahip değil. O zaman içerisinde dikkate alınabilecek bir şey. Şu anda biz mevcudu ne kadar iyi yapabiliriz? Onun peşinde olmalıyız. Bu amaçla da bölgelere göre tatil olabilir, bunun önüne açılabilir. Ve biz konu ile ilgili takvimi ilan ettiğimizde aslında sayın valilerin zaten yetkisinde olan bazı hususların çok daha işlevsel biçimde bölgesi olarak yapılması söz konusu olacak. Ama asıl olan tatil kavramının da anlamını dönüştürmek. Yani öğretmen için, öğrenci için tatilne demek? Bütün bunların anlamı ve algısı ile ilgili de çalışmalar yapıyoruz.  Öğretmenlerimizle beraber yapıyoruz. Bunları da kamuoyu ile paylaşacağız.
11.09.2019Televizyon
Eğitimde kalıcı düzenlemeler yapabilmek mümkün mü
Eğitimde kalıcı düzenlemeler yapabilmek mümkün mü?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın: Gelecek hedefiniz nedir? Eğitimde kalıcı düzenlemeler yapabilmek mümkün mü?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk:Biz bu konuda gerçekten çok olumlu bir bakışa sahibiz ekip olarak. Şundan dolayı, şimdi 50'den fazla ülkenin eğitim sistemini inceleme, gidip oralarda aylarca kalma ya da haftalarca araştırma yapma imkânımız oldu. Bunu akademik olarak gerçekten iyi incelemiş bir ekibimiz var. Bu işin ben özel sektör tarafında da bulundum. Yani finansman yönetimi, şirket yönetimi, dünya ile rekabet vs. Bu işin bürokrasisinde de bulundum. Yani Talim Terbiye Kurulu Başkanı olarak ve başka süreçlerle, üniversitede akademisyen olarak. Gördüğüm şey şu; biz eğer bir proje yapacaksak bunu gerçekten proje gibi yapmalıyız. Yani güncel olarak, popüler olarak, bazı şeylerden etkilenip ani kararlar alıp, işte parlak olsun, daha popüler olsun diye bir takım şeyler yapmak doğru değil. Her şeyin bir zamanı var. Biz bir bilimsel araştırmaya yönetiyormuş gibi basamak basamak, aşama aşama buna bakmak zorundayız. Böyle bakıyoruz.Bazen çok eleştiriyorlar işte ‘Kaç ay oldu geleli hala eğitim sistemi değişmedi.’ Eğer biz kâğıt üretiyor olsaydık, kalem üretiyor olsaydık, bunu oturur tartışırdım ben. Biz nesil yetiştiriyoruz ve eğitim sistemi birkaç ayda değişmiyor. Birkaç ayda değişim söz konusu olursa, o zaman başka problemlerimiz olacak demektir. Bizim sabırla hiç dışarıdan gelen bu eleştirileri dikkate almadan, neyi ne zaman yapacağımız… Elbette Türkiye'nin koşulları da var. Ekonomik imkânlar söz konusu, öğretmen eğitimi ile ilgili süreç söz konusu. Birçok altyapı hazırlıkları söz konusu. Her şeyi kontrol ediyor değiliz. Elbette Türkiye'nin imkânları var ve ondan etkileniyoruz. Ama sonuç olarak baktığımızda bu proje yürüdüğünde adım adım biz uluslararası standartlar çerçevesinde, Türk eğitim sisteminin önce mekaniğini sonra kültü
11.09.2019Televizyon
Ders çeşitleri, saatleri ve teneffüslerde nasıl değişiklikler yapmak istiyorsunuz
Ders çeşitleri, saatleri ve teneffüslerde nasıl değişiklikler yapmak istiyorsunuz?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın: Ders çeşitleri, saatleri ve teneffüslerde nasıl değişiklikler yapmak istiyorsunuz?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk:Bu konuyu konuşurken dünyadan örnekler veriyorum. Neden bütün belli başlı ülkelerde bu kadar az ders varken bu kadar başarılı oluyorlar? Bizde bu kadar çok ders olması bizim çocuklarımızın hepsinin yüzeysel almasına yol açıyor. Aşırı yüklenmelerine ve ergenliklerinin yaşanamamasına, çocukluklarının kaybolmasına yol açıyor. Bunun için bir şey yapmak lazım. Şikâyet makamı değiliz. Biz çözüm makamıyız. Bunu çözmek için de Türkiye’nin eğitim sisteminin bir doğası var. Yani birden bire yurt dışında olan bir şeyi alın, nasıl olsa onlar yapmışlar. Biz de burada yapalım diyemiyoruz. Türkiye’deki norm kadro sistemi, öğretmen sayısı, atama bekleyen öğretmenlerle ilgili sayısal durum, mezunlarla ilgili durum, bütün hepsini birlikte düşündüğümüzde gördüğümüz şey şu; bu anlamda bizim başka bir bakış açısına ihtiyacımız var. ‘Şu kadar ders saatini azaltacağız, bunu da indireceğiz, çıkartacağız.’ meselesi değil. Bu eğitime ilişkin algımızı dönüştürmekle ilgili bir proje ve bunun fazları var. Türkiye şunu beklemesin. Hemen birkaç ayda bütün dünyadaki sistem Türkiye’ye gelecek. Hayır, öğretmen eğitimi yapılmadan okulu dönüştürebilir misiniz? Müfredatı öğretmen eğitimine bağlamadan bunu yapabilir misiniz? Hayır. Bütün bunları birlikte dönüştürmekten ve fazları ayırmaktan söz ediyoruz. Birinci faz eylülde başlayacak ve derslerin sayısında bir azalma olacak. Ama bu şundan aşağı olmaz ya da şundan yukarı olmaz biçiminde değil, tamamen Türkiye’nin kendi tabiatı, çocuklarımızın, öğretmenlerimizin özellikleri, mevcut kaynaklarımızın yönetim stratejisi, bunlara bakarak yapılabilecek bir şey. Böyle baktığımızda şunu söyleyebilirim; eylülde birinci faz, bir sonraki sene ikinci faz ve artık belli bir aya oturması
11.09.2019Televizyon
Yeni Aziz Sancar’lar yetiştirmek için neler yapmalı
Yeni Aziz Sancar’lar yetiştirmek için neler yapmalı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın: Yeni Aziz Sancar’lar yetiştirmek için neler yapmalı? Şimdi de eğitim eşit ve ulaşılır mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: Şimdi aslında daha eşit ve daha ulaşılır. Çünkü o döneme baktığımızda bir mukayese problemi de var. Mukayeseden kastım şu; mesela rahmetli Hasan Ali Yücel döneminde Türkiye’de 60-70 civarında lise var. Bugün 10 binin üzerinde okulumuz var. Bütün Türkiye’de 10 binin altında öğrenci var. Binin altında 800 küsur öğretmen var. Ve çocuklar kaymağın kaymağı çocuklar yani zihinsel beceri açısından. Hocalar Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nurettin Topçu, Enver Behnan Şapolyo, Halide Edip Adıvar vs. Öğretmenler bu tür insanlar. Ve taş binalarda liselerimiz var. Ve çok özel bir durum var. Şimdi o günkü gençlere, lise okuyamayanlara baktığımızda okuma-yazma oranında bile bir problem var lise çağındaki çocuklarda. Bugünün Türkiye’sini bu denli küçümsememek lazım. Bugün eğitimde her şey kötü demek çok yanlış ve biz çok mesafe aldık. Böyle baktığımızda elbette yetiştiririz. Sadece bu sınav sistemi bizim çocuklarımızın enerjisini olmaması gereken yöne akıtıyor. Ve çocuklar anlam üzerinden değil de işlem üzerinden bir eğitim görüyorlar.  Bunun önüne geçilebilir mi? Tabii ki geçilebilir. Nasıl geçilebilir? Okullarımız arasında imkân ve öğrenme bakımından çok fark var. Biz bu farkları azaltabiliriz ama bu bir zaman istiyor. Eğer okullar arasında fark azalırsa çocuk, ‘İlla ben şu okula gitmek istiyorum.’ demekten vaz geçip, okulların birbirine yakın olduğu bir Türkiye’de sınav baskısını az hisseder. Ve sonuçta da bilimin çok daha öne çıktığı güzel bir Türkiye ile karşılaşırız.
11.09.2019Televizyon
Zorunlu yabancı dil eğitimi kalkacak mı
Zorunlu yabancı dil eğitimi kalkacak mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,CNN TÜRK'te 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı.Buket Aydın: Zorunlu yabancı dil eğitimi kalkacak mı?Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: Bu tür bir genel ifadeyi ben kullanmam. Zorunlu yabancı dil meselesinde, ihtiyaçları dikkate alarak gözetilen yaklaşım başka bir şey, kalkacak ya da kalkmayacak biçimde sıfır-bir yaklaşımı başka bir şey. Burada anlatılmak istenen şey; bir hazırlık sınıfı olan bir okul varsa oradaki yaklaşımımız değişik. Meslek liselerinde yabancı dille ilgili yaklaşımımız değişik. Bazen 4 sene verebiliriz, bazen 1 sene verebiliriz. Yani bu kalkacak ya da kalkmayacak şekilde değil de hangi çocukların neye ihtiyacı var bunu saptamak önemli. Bunu saptarken neye göre saptayacağız? Şu anda model çalışmalarımız, denemelerimiz var. Ve bunu aceleye getirip sadece müfredatı değiştirerek İngilizce öğretemeyeceğimizi biliyoruz. Bunun yanı sıra öğretmen eğitimi, araç-gereç yönetimi çok önemli. İngilizce öğrenmeyi etkileyen birçok faktör var. Bunu bir ekosistem gibi düşünün. Bu ekosistemin paydaşlarını ve unsurlarını eğer birlikte dönüştürebilirsek bir yol alacağız ve bu yolu alacağımızdan da eminim.Bizim yaptığımız pilot çalışmalar şunu gösteriyor. Eğer bir gruba, okula özgü çalışmalar söz konusuysa o zaman orada yapılan uygulamaların kişiselleşmesi ya da gruba dönük olması mümkün olabiliyor ve verim artmaya başlıyor. Ama biz şunu yaparsak; herkes ilkokul 2’nci sınıfta 2 saat alır. Sonra bir hafta bekler, 2 saat daha alır. Bir hafta daha bekler, 2 saat daha alır. Peki, o hafta içinde o 2 saat ne olur? Unutulur. Dolayısı ile ortalama 1000 saat aldığımız eğitimin bir işe yaramamasının bu 1000 saati yönetmekle ilgili olduğu da fikrini akla getirir. Bundan dolayı biz optimizasyondan söz ediyoruz.
11.09.2019Televizyon
Benzer Etiketler
Bölümlere göre sonuçlar
Yazarlara göre sonuçlar