Böbrek

Böbrek

Böbrek ile ilgili tüm haberleri ve son dakika Böbrek haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz.!

Böbrek ile ilgili tüm haberleri ve son dakika Böbrek haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. Toplam 77 bobrek haberi bulunmuştur.

Yiyenlerin hayatı özel lisanslı şeflere emanet
Yiyenlerin hayatı özel lisanslı şeflere emanetJaponya'da popüler yemeği zehirli balon balığı, ehil olmayan şefler tarafından hazırlandığında ölüme varan sonuçlara neden olabiliyor. Ancak özel lisanslı şefler tarafından servis edilebilen balon balığı, fiyatıyla da cep yakıyor. Japonya'da 'Fugu' adıyla bilinen ve riskli hazırlama süreci nedeniyle sıkı denetimlere tabi olan zehirli balon balığı, fiyatına ve taşıdığı risklere rağmen popüleritesini koruyor. İçerdiği hayati tehlike nedeniyle ancak özel lisansa sahip şefler tarafından servis edilebilen balon balığını hazırlayabilmek içinse zorlu bir süreçten geçmek gerekiyor. İki yıllık özel eğitimin ardından mesleğe adım atan ve 40 yıldır Balon Balığı Şefi olarak çalışan Takeharu Fukamatsu, bu balıktaki tehlikenin kendisini cezbettiğini belirterek, "Zehirli ve pahalı olması ilgimi çekti. Aslında normal bir restoran şefi olmak isterken, merakım nedeniyle karar değiştirdim ve bu alana yöneldim" dedi. “Konsantre olmanız gerek” İçerdiği risk nedeniyle mesleğinin birçok sorumluluğu da beraberinde getirdiğinin altını çizen Fukamatsu, "Her zehirli parçayı tek tek temizlemek çok zor ve konsantre olmanız gerekiyor. Japon tarzı özel bıçakları kullanmak da işi zorlaştırıyor. Alışmak oldukça uzun zaman alıyor" ifadelerini kullandı. “22 farklı çeşidi, hepsinin farklı zehri var” Balon balıklarının aynı familyadan gelen birçok farklı türünün bulunduğunu söyleyen Fukamatsu, bu durumun getirdiği zorlukları şu sözlerle anlatıyor: "22 farklı balon balığı çeşidi var. Aralarındaki farkı görmek çok zor. Ancak yapısal olarak tümü kendine özgü ve zehir barındıran bölümleri farklı. Her cinsin zehirli bölümünü hatırlamak ve ona göre temizlemek zorundasınız. Ve hatırlamak oldukça zor." Organları öldürebilir Balon balığı tüketimi konusunda güvenliğin önemine vurgu yapan Fukamatsu, ehil olmayan ellerden yenildiği taktirde balon balığının ölüme dahi yol açabileceğini belirtiyor. "Gözler, alt çene, böbrek ve yumurtalıklar zehir içerir" uyarısı yapan Fukamats
11.09.2019Haberler
Pamukkale değil, Altınkale
Pamukkale değil, AltınkaleSivas'ta Sıcak Çermik bölgesinde yer alan ve Pamukkale Travertenlerini andıran sarı renkteki yer görenlerin ilgisini çekiyor. İl merkezine yaklaşık uzaklığı 31 kilometre olan Sıcak Çermik bölgesinde, Maden Tetkik ve Arama Tesisleri (MTA) içerisinde bulunan sarı renkteki doğal oluşum, Denizli'deki Pamukkale Travertenlerine benzerliği ile dikkat çekiyor. Yer altından doğal yollarla çıkan; sodyumlu, sülfatlı, hidrokarbonatlı, magnezyumlu ve karbonatlı bileşime sahip olan suyun sürekli akarak bu yapıyı oluşturduğu zannediliyor. Ortalama sıcaklığı 45-48 derece arasında değişen su, romatizmal, sinirsel ve adale rahatsızlıkları, kadın, deri ve böbrek hastalıklarına iyi geliyor. Florür içeren suya rahatsızlığı olan vatandaşlar ayaklarını sokarak hem hastalığına şifa arıyor hem de oluşan doğal ortamın güzelliğinde bol bol fotoğraf çekiliyor. Vatandaşlar 'Altınkale' olarak adlandırılan bölgenin turizme kazandırılmasını istiyor. Bölgeyi ziyaret eden Büşra Topal romatizma hastalığının olduğunu söyleyerek, "Şifalı 'sudur' dediler. Geldik bizde. Suyun sıcaklı 45-48 derece arasındadır. Güzel, şifalı bir sudur. Sıcak iyi geliyor bacaklarıma. O yüzden her sene geliyorum buraya. Pamukkale Travertenlerine benzetiyoruz, görünüm olarak da çok güzel duruyor. Gelip fotoğraf falan çekiliyoruz. Ayaklarımızı suya sokuyoruz" dedi. Bölgenin çok güzel bir yer olduğunu ve turizme kazandırılması gerektiğini anlatan Osman Topal da, "Her sene geldiğimiz bir yer. Gelip görülmesi gereken yerler. Pamukkale Travertenlerinden de bir farkı yok. Çok güzel buluyoruz. Şifalı sudur. Bazı hastalıklara çok iyi geldiğini biliyoruz. Zamanla oluşumundan dolayı görsel zenginliğinde güzel. Su aktıkça Pamukkale Travertenleri gibi iz bırakıyor" şeklinde konuştu.
11.09.2019Yaşam
İlk kez Türkiyede yapıldı, doktorlar bile şaşkına döndü
İlk kez Türkiye'de yapıldı, doktorlar bile şaşkına döndüİstanbul'da yaşayan 67 yaşındaki Mürüvvet Gülbay'ın böbreğindeki taşın boyutu doktorlarını bile şaşırdı. Dayanılmaz ağrılar çeken kadın, Türkiye'de ilk kez uygulanan yöntemle sağlığına kavuştu. Ağrılardan kurtulan kadın, "Artık taşlara bakamıyorum" dedi.67 yaşındaki Mürvet Gülbay, 5 yıldır çektiği ağrılardan ağrısız ve bıçaksız gerçekleştirilen bir buçuk saatlik operasyon ile kurtuldu. Bükülebilir sistem ile böbrek içindeki taşların kırılması yöntemiyle (Flexible) yapılan operasyonun taşın büyüklüğü açısından dünyada bir ilk olduğuna dikkat çeken Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Yencilek, "Amacımız bu kadar büyüklükteki taşın toz haline getirilmesiydi ve bunu başardık" dedi. Bükülebilir sistem ile böbrek içindeki taşların kırılması yöntemi (Flexible) yaklaşık 15 yıldır Türkiye'de uygulanıyor. Vücudun bütünlüğünü bozmadan kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyonda idrar yolunu tersinden yukarı doğru takip ederek böbreğe ulaşılıyor. Böbrekte bulunan taş lazer ile toz haline getiriliyor. Flexible yöntemini 2003'ten bu yana hastalarına uyguladığını belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Direktörü ve Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Yencilek, dünyada ve Türkiye'de ilk kez bu kadar büyüklükte bir taşı Flexible yöntemiyle kırdıklarını söyledi."BU BÜYÜKLÜKTE LİTERATÜRDE HENÜZ YOK" Yıllardır binlerce hastanın ağrı ve acı çekmeden bu yöntemle tedavi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Faruk Yencilek, "Zamanla bizim kullanmış olduğumuz bu yöntemdeki tecrübemiz arttı. İlk başlarda daha küçük taşlarda uygulanan bu yöntemde son operasyonla 6 santime kadar ulaştık. Benim yaptığım literatür taramasına göre bu zamana kadar 6 santimlik bir taşa "bükülebilir sistemle böbrek taşının temizlenmesi" operasyonu uygulanmamıştı. Mürvet Hanım'ın geçirdiği operasyon ilk olma özelliği taşıyor. Temel amacımız bu kadar büyüklükteki taşın toz haline getirilmesiydi ve biz bunu başardık. Küçük küçük tozların atılması için böbrek içine bir stent yerleştirdik. Bir aylık sü
11.09.2019Yaşam
Sıcak havada, sıcak kaplıca suyunu tercih ediyorlar
Sıcak havada, sıcak kaplıca suyunu tercih ediyorlarSivas'ta bulunan Sıcak Çermik Kaplıcası, yaz aylarında kent sakinlerinin en gözde mekanları arasında yer alıyor. Vatandaşlar sıcak havaya rağmen sıcak suya girerek keyif yapıyor.Sivas kent merkezine 20 kilometre mesafedeki Sivas Belediyesinin işletmeciliğini yaptığı Sıcak Çermik Kaplıcası, yaz aylarında kent sakinlerinin en gözde mekanları arasında yer alıyor. Özellikle yurt dışında yaşayan gurbetçilerin de yoğun olarak geldiği yaz aylarında kaplıcada yoğunluk yaşanıyor. Havaların yaklaşık 30 derece civarında seyrettiği kentte, halk ortalama sıcaklığı 45-48 derece arasında değişen kaplıca suyunda keyif yapıyor. Kaplıca yanındaki mesire alanında pikniklerini yapanlar daha sonra ise kaplıca suyuna giriyor. Florür içeren kalsiyum, magnezyum, sodyum ve karbonat klorürlü özellikleri ile dikkat çeken kaplıca suyu, romatizmal, sinirsel ve adale rahatsızlıkları, kadın, deri ve böbrek hastalıklarına iyi geliyor.Kaplıca Sorumlusu Erhan Yılmaz, "Sıcak Çermik Kaplıcalarının suyunun içerisinde yüksek derecede mineraller vardır. Magnezyum, bikarbonat, kalsiyumlu özel bir sudur. İçerisindeki demiroksikt ile oksijenin buluşması sonucunca kükürtle sararmış olduğu renkle suyumuz sarı bir renge sahiptir. Bu suyun özellikleri hastalıklar olarak baktığımız zaman, kadın hastalıkları, iç hastalıklar, böbrek rahatsızlıkları, idrar yolu hastalıkları gibi bir çok hastalığa iyi geldiği gözlemlenmektedir" dedi. 'DAHA ÇOK YAZIN TERCİH EDİLİYOR' Sıcak havaya rağmen vatandaşların sıcak suyu tercih ettiğini söyleyen Yılmaz, "Şu an dışarıda 36 derece bir sıcaklık hissedilmekte. Bizim sıcak çermiğimizdeki kaplıcamızın suyu ise 48 derece. Ama insanlarımız dışarıdaki sıcaklığa aldırmadan 48 derecedeki bir suya çok rahatlıkla girebiliyorlar. Sıcak Çermik kaplıcalarına insanlarımız daha çok yazın gelmekte ve ilgi gösteriyorlar. Termal turizm aslında kışın daha fazla artarken Sivas'ta daha çok yazın tercih ediliyor. Bunun sebebi ise Sivaslılar'ın genelde gurbette
11.09.2019Yaşam
Şarapnel saplanan asker 8 yıl sonra şehit oldu
Şarapnel saplanan asker 8 yıl sonra şehit olduTeröristlerin tuzakladığı el yapımı patlayıcı yüzündün gözlerini kaybeden Jandarma Er Erdem Ay, şarapnel parçalarının vücudunda enfeksiyon yapması sonucunda 8 yıl sonra şehit oldu. Giresun’un Dereli ilçesinde 8 yıl önce 26 Nisan 2010 tarihinde devriye görevi sırasında askeri araçla geçerken PKK’lı teröristlerin yola önceden döşediği el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu Jandarma Er Erdem Ay yaralandı. Patlama yüzünden gözlerini kaybeden ve vücuduna şarapnel parçaları giren Erdem Ay kaldırıldığı hastanede tedavisinin ardından taburcu edildi. Ay, zamanla şarapnel parçalarının vücudunda oluşturduğu enfeksiyon ve böbrek yetmezliği sebebiyle 4 ay önce Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tekrar tedavi altına alındı. Hastanede yapılan tüm müdahaleye rağmen Erdem Ay, kurtarılamayarak şehit düştü. Şehit Ay memleketinde son yolculuğuna uğurlandı Şehit olan Jandarma Er Erdem Ay için Düzce’nin Gölyaka ilçesi Merkez Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Şehidin eşi Müşerref’in kucağında bulunan 4 yaşındaki kızı İkbal babasının tabutunun üzerine Türk bayrağı serdi. Yakınları ise gözyaşlarını tutamadı. Düzce Müftüsü Hüseyin Can tarafından kılınan cenaze namazının ardından Şehit Erdem Ay, Çamlıbel köyünde son yolculuğuna uğurlandı. Törene; Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Düzce Valisi Zülkif Dağlı, Bilecik Jandarma Er Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Tanju Selçuk Yücel, Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay, AK Parti Düzce milletvekilleri Fevai Arslan, Ayşe Keşir ve çok sayıda vatandaş katıldı. Şehit Erdem Ay'ın 4 yaşında İkbal, 2 yaşında İkra adında iki kızı bulunuyor.
11.09.2019Yaşam
Karaçalı balı için üreticiler, meralara çıkmaya başladı
Karaçalı balı için üreticiler, meralara çıkmaya başladıEDİRNE'de Karaçalı bitkilerinin çiçek açmasıyla birlikte, Türkiye'nin çeşitli illerinden üreticiler Karaçalı balı üretmek için meralara kovanlarını koymaya başladı.Sağlıkta mide, böbrek, akciğer, karaciğer, romatizma ve sinir sistemine kadar bir çok hastalığa iyi gelmesiyle bilinen Karaçalı bitkilerinin çiçeklerini açmasıyla birlikte bal üreticileri en yüksek ve kaliteli verimi aldıkları Edirne'nin meralarına gelmeye başladı. Bulgaristan'a sınır Çömlekköy, Muratçalı ve Suakacağı köylerinde çadır kuran üreticiler, 15 gün çiçek açıp yağmur yağmasıyla son bulan karaçalı ve kanola çiçeklerinden, bal üretmesi için arılarını doğaya saldı. Mayıs ayında başlayıp Ağustos ayına kadar bölgede kalan üreticiler, 150 ton bal üretmeyi hedefliyor.Muğla'nın Bodrum ilçesi Mumcular köyünden bal üretimi için Muratçalı köyüne gelen Mehmet Gül(68), bölgeye karaçalı, kanola ve ayçiçeği balı üretmek için 1985 yılından bu beri geldiğini söyledi. Bu yıl 1.5 ton bal üretmeyi hedeflediğini belirten Gül, Bu yıl üretimde artış bekliyorum. Kovanları koyup arıları karaçalı üretmeleri için doğaya saldım. Karaçalı balı ayçiçek balından daha pahalıya satılıyor ama çiçek açıp yağmur yağan kadar süren 15 günlük kısa ömrü oluyor. Bu yıl mevsimin güzel geçmesiyle birlikte verimin artmasını bekliyorum dedi.Muğla'nın Milas ilçesinden eşi Zeliha Yılmaz ile birlikte Edirne'nin, Bulgaristan'a sınır Suakacağı Köyü merasına gelerek 600'e yakın kovan koyan Hikmet Yılmaz, geçen yıl 8 ton olan bal üretimini bu yıl 10 tona çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Yılmaz, Trakya bölgesine 2007 yılından beri geliyorum. Genelde ayçiçek balı üretimi için geliyorum ama bu sene karaçalı ile başlayalım dedik. Yaklaşık 800 kilometre uzaktan eşimle birlikte buraya geldik. Burada yaklaşık 600'e yakın sandığımız var. Bu sandıklar çocuklarımla ortak bal üretiyoruz. Biz biraz erken geldik, onlar önümüzdeki günlerde gelecek. Geçen yıl 4 ay içinde 8 ton bal ürettik. Bu yıl 10 ton bal üretimi b
11.09.2019Haberler
Ailesine korku dolu anlar yaşattı
Ailesine korku dolu anlar yaşattıSakarya'nın Erenler ilçesinde, evde uyuyakalan genç kız, evlerine giremeyen ailesine korku dolu anlar yaşattı. Kızlarının başına bir iş geldiğini zanneden anne, gözyaşlarına boğuldu.Olay, saat 01.00 sıralarında Bağlar Mahallesi 7009. Sokak üzerinde bir ikametin 3. katında meydana geldi. Evde kiracı olarak bulunan Eyüp S., saat 00.30 sıralarında 20 yaşındaki kızı Büşra S.'yi evde bırakıp oğlunu da yanına alarak eşini işten almaya gitti. Kısa bir süre sonra eve döndüklerinde zili defalarca çalmalarına rağmen kapının açılmaması üzerine korkuya kapılan aile, anahtarlarıyla kapıyı açmayı denedi.Dairenin iç tarafından da anahtar takılı olması nedeniyle başarılı olamayan baba Eyüp S., itfaiyeden yardım istedi. Olay yerine gelen Sakarya Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, sokakta yoğun şekilde bulunan elektrik tellerinden dolayı itfaiye aracının merdivenini açamadı. Bunun üzerine bir itfaiye eri, dairenin anahtarını babadan alarak aile ve polis nezaretinde kapıyı tekrar açmayı denedi.Birkaç denemeden sonra kapının açılmasıyla yaklaşık 1 saat boyunca kapının açılmasını bekleyen, bir yandan zili çalıp bir yandan da kızlarını telefonla arayan aile, itfaiyenin çalışması sonucu evlerine girebildi. Kızına kavuşan anne gözyaşlarına boğulurken, Eyüp S. "Kızım bu nasıl uyumak" diyerek kızına tepki gösterdi. Kızının böbrek hastası olduğunu belirten Eyüp S., "Tedavisi İstanbul'da yapılıyor. Bazen ilaç aldığını unutarak iki defa ilaç içiyor. Bu yüzden daha önce iki kez midesini yıkatmıştık. Evden çıktığımız daha yarım saat olmadan geri döndük. Defalarca zili çaldık, telefonla aradık. Kapıyı açmayınca yine ilaç yüzünden başına bir şey geldiğini zannettik. Buraya taşındığımız 4 ay oldu. Çilingir adresi veya telefonu bilmiyorum. Bu nedenle itfaiyeden yardım istedim. İtfaiye görevlilerine teşekkür ediyorum, bizi kızımıza kavuşturdular" dedi. Kızlarını ailesiyle kavuşturan itfaiye görevlileri olay yerinden ayrıldı.
11.09.2019Yaşam
Usta oyuncu Ercan Yazgannın vefatına ilişkin açıklama
Usta oyuncu Ercan Yazgan'nın vefatına ilişkin açıklamaDün gece tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Bizimkiler dizisinin Kapıcı Cafer'i usta oyuncu Ercan Yazgan'ın vefatına ilişkin açıklama yapan Genel Cerrahi Başhekimi Op.Dr.Mikail Kaya,” Yoğun bakımda tedavi edilirken,diğer organlarda da yavaş yavaş bozulmalar otaya çıktı. Böbrek yetmezlikleri, Hipotansiyon ve karaciğer yetmezlikleri sonucunda ani bir kalp durması sonucunda müdahale edilmiş ve geri dönmemiştir”dedi. Başkehim Kaya ayrıca ünlü oyuncu Ercan Yazgan'ın tedavisi sırasında ziyaretçi istemediğini de söyleyerek, " Hafif bir felç geçirdiği için görünümünde sıkıntı olmuştu. Kendisi ziyaretçi istemedi" Bizimkiler dizisinin Kapıcı Cafer'i ile gönüllerde taht kuran usta oyuncu Ercan Yazgan, geçtiğimiz günlerde solunum yetmezliği nedeniyle özel bir hastaneye kaldırılmıştı. Ünlü oyuncu Yazgan, Yoğun bakım servisinde hipotansiyon, böbrek ve karaciğer yetmezliği ve bunların sonucunda oluşan çoklu organ yetmezliği nedeniyle dün gece hayatını kaybetmişti. Bugün de doktoru Genel Cerrahi uzmanı Başhekim Op.Dr.Mikail Kaya,Nöroloji Uzmanı Dr. Nilay değirmenci, Anestezi ve reanimasyon uzmanı Dr Fatih Mehmet kurt basın açıklaması yaptı.“Kalp durması sonucunda müdahale edilmiş ve geri dönüşmemiştir” Usta oyuncunun vefatına ilişkin açıklama yapan Genel Cerrahi, Başhekimi Op.Dr.Mikail Kaya,” 3 Mart 2018 tarihinde hastanemize getirilerek gerekli muayene ve tedkikleri yapılmış ve hastanemizin nöroloji ekibi sayın Nilay değirmenci tarafından tedavi altına alınmıştır. Bu tedavi esnasında kendisinde damar rahatsızları belirtileri olarak da beyin fonksiyonlarında ve diğer organlarda meydana gelmiş olan ve tedavi edilmiş. Kendisinde bu tedaviler esnasında bir solum yetmezliği ortaya çıkmış hastanemizin yoğun bakımına alınmıştır. Yoğun bakımda tedavi edilirken,diğer organlarda da yavaş yavaş bozulmalar otaya çıkmış. Böbrek yetmezlikleri, Hipotansiyon ve karaciğer yetmezlikleri sonucunda ani bir kalp durması sonucunda müdahale edilmiş ve geri dönüşmemiştir.
11.09.2019Magazin
Gazze’de sağlık krizi
Gazze’de sağlık kriziGazze’de son 5 aydır maaşlarını alamayan temizlik görevlileri greve gitti. Hastane ve muayene odalarında çöp yığınları oluşurken, sağlık hizmetleri durma noktasına geldi. Filistin’in Gazze şehrinin ana tıp külliyesi olan El Şifa Hastanesinde temizlik görevlileri son 5 aydır maaşlarının ödenmemesi nedeniyle greve gitti. Hastanede sağlık hizmetleri durma noktasına geldi. Hastanenin hasta ve muayene odalarının çöplerle dolması ise hem sağlık görevlileri hem de hastalar için hastalık saçıyor. Sağlık Bakanlığı da El Şifa Hastanesinde çalışan 832 temizlik çalışanının son 5 aydır maaşlarını alamadıklarını doğruladı. Gazze Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kidra, 13 kamu hastanesi ve 51 sağlık merkezinde sağlık hizmetlerinin durdurulmasının büyük bir sağlık krizine yol açtığını söyledi. Eşref Kidra, sağlık hizmetlerinin durmasının sağlık çalışanlarını ve sağlık sistemini zora soktuğunu, planlanmış ameliyatların durdurulduğunu, bütün bölümlerde olduğu gibi böbrek kliniklerinde de sağlık hizmetlerinin durmasına sebep olduğunu söyledi.Hastanede yığınlara dönen çöpler nedeniyle hizmet asgari seviyeye düştü. Sağlık hizmetlerinin aksamasına yol açan bu grevin Filistin’de hastaların sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Diyaliz bölümünde bir hasta yakını olan Halit Hasan, “Bu problemin çözülmesi için ilgili herkese yalvarıyoruz. Yerlerin sterilize edilmesi gerekiyor, Altı diyaliz merkezinde her yerde çöp yığınları oluştu. Temizlik çalışanları maaşlarını alamadıkları için çalışmıyorlar” dedi.
11.09.2019Haberler
İdlib şehidi yüzlerce konvoyluk araçla son yolculuğuna uğurlandı
İdlib şehidi yüzlerce konvoyluk araçla son yolculuğuna uğurlandıSuriye'nin İdlib şehrinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin konvoyuna teröristlerce yapılan bombalı saldırıda şehit olan DSİ görevlisi Yasin Tanboğa yüzlerce konvoyluk araçla Adana'da son yolculuğuna uğurlandı. TSK'nın ”İdlib Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü" faaliyetleri kapsamında, 30 Ocak 2018 tarihinde İdlib kuzeyinde intikal halinde olan konvoya, bölücü terör örgütü mensubu teröristlerce bombalı araçla yapılan saldırıda DSİ'de görevli Yasin Tanboğa (39) şehit oldu. Sivil şehit Tanboğa, dün gece cenaze aracıyla memleketi Adana'ya getirildi. Cenaze, bugün ise önce Denizli Mahallesi'ndeki baba evine daha sonra da yüzlerce araçlık konvoyla Kabasakal Mezarlığına getirildi. Dev Türk bayraklarıyla mezarlığa getirilen şehit cenazesi için komandolar ise uzun namlulu yerli silahlarla güvenlik önlemi aldı. Cenaze töreninde böbrek hastası olan baba Mustafa Tanboğa güçlükle ayakta durabildi. Kadın komutan şehidin kızını teskin etti Mustafa (10) ve Nuray Tanboğa (6) isimli iki çocuğu olan şehidin eşi ve kız kardeşleri de gözyaşlarına boğuldu. Şehidin 6 yaşındaki kız çocuğunu ise Uzman Çavuş kadın komutan teselli etti. Kadın komutan sık sık şehidin kızını öptü. Şehidin kızı ise komutanın göğsündeki babasının fotoğrafını eliyle sevdi. Baba Tanboğa namaza sedye ile getirildi. Güçlükle ayakta duran babaya Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve oğlu destek oldu. Baba oğlunun tabutu başındaki fotoğrafına bakıp bakıp ağladı. Tanboğa'nın cenazesi, cenaze namazının ardından defnedildi. Cenaze törenine Adana Valisi Mahmut Demirtaş, AK Parti Adana Milletvekili Fatma Gül Demet Sarı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, komutanlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
11.09.2019Haberler
Maslak’ta zincirleme kaza: 1’i çocuk 4 yaralı
Maslak’ta zincirleme kaza: 1’i çocuk 4 yaralıSarıyer Büyükdere Caddesi’nde 4 aracın karıştığı zincirleme kaza meydana geldi. Kazada 1’i çocuk 4 kişi yaralandı. Sarıyer Maslak’ta bulunan İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü önünde 4 aracın karıştığı zincirleme kaza meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; trafik ışıklarına gelen araçlar yavaşlamaya başladı. O sırada arkadan gelen bir minibüs hızını alamayarak önünde seyreden otomobile çarptı. Çarpışmanın etkisiyle birbirine giren araçlar trafik ışıklarında bekleyen diğer iki araca vurdu. Kazada 1’i çocuk 4 kişi yaralandı.Kaza yapan aracın sürücüler, durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralıların üçünü ambulansta tedavi ederken, kolundan yaralanan bir kadın hastaneye kaldırıldı. Yaralı kadının durumunun iyi olduğu öğrenildi. Polis ekipleri ise kaza ile ilgili çalışma başlattı.Zincirleme kazadan dolayı yolun iki şeridi trafiğe kapandı. Yola koyulan dubalarla trafik iki şeritten akıtıldı. Kaza yapan araçlar bir süre sonra çekici yardımıyla kaldırıldı.Kazaya karışan aracın sürücüsü Turgut Yılmaz, “Sarıyer’den dönüyoruz. Işıklardan geçtik. Baktım. Burada kırmızı ışık yanıyor. Benim önümdeki arabalar yavaşladı. Ben de yavaşladım. Önümde 4-5 metre mesafe bıraktım. Yavaş yavaş gidiyorum. Sonra durdum. Arkamdan bir patırtı kopunca ayağımı frenden çektim ki önümdeki arabaya fazla darbe olmasın. Minibüs hiç fren yapmadan arkadan çarpmaya başladı. Öndeki kadın bir hafta on gün olmuş böbrek ameliyatından çıkalı. Onu hastaneye yolladık. Arabada çocuk var. Kontrol ediyorlar. Kadının sol elinde bir kırık var” dedi.
11.09.2019Yaşam
Mesanesinden 153,5 gramlık taş çıktı
Mesanesinden 153,5 gramlık taş çıktıBURDUR'da, böbrek ağrısı ve idrar yapamama şikayetiyle doktora giden Yakup Kaplan'ın (62) mesanesinden 153.5 gram ağırlığında taş çıktı. Burdur'un Kemer ilçesi Kayı köyünde oturan Yakup Kaplan, idrar yapamama ve böbrek ağrısı şikayetiyle Burdur Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Üroloji Uzmanı Dr. Ümit Gümüştaş, yaptığı muayene ve incelemelerde, hastanın mesanesinde taş olduğunu belirledi. Yaklaşık yarım saat süren açık ameliyatla Kaplan'ın mesanesinden 8x5 santim büyüklüğünde, 153.5 gram taş çıkarıldı. Dr. Gümüştaş, 26 yıllık meslek hayatının son 18 yılında, bu büyüklükte bir taşla karşılaşmadığını söyledi. Gümüştaş, Hastamız, bize idrar yapamama ve laboratuvar tahlillerinde böbrek yetmezliği bulgularıyla geldi. Tetkiklerimizde, mesanesinde son yıllarda görmediğimiz boyutta büyük bir taş gördük. Böbrekteki sıkıntının mesanedeki bu taşa bağlı olduğunu düşündük. Açık ameliyatla 150 gramın üzerindeki 8x5 santim büyüklüğündeki taşı aldık dedi. 'DURUMU İYİ, HİÇBİR SORUN YOK' Ameliyat sonrası, hastanın genel durumunun iyi olduğunu anlatan Dr. Gümüştaş, Böbrek değerlerinde düzelme var. Ürede düşme var. Hastamızı rahatsızlığından kurtaracağımıza inanıyorum. Bu taş, alınmasaydı böbrek fonksiyonları tamamen bozulacak ve kronik böbrek yetmezliğine yol açacaktı. Bunun sonucunda da hasta, diyaliz makinesine mahkum olacaktı. Hastamızın genel durumu iyi, hiçbir sorunu yok. 2-3 gün sonra taburcu edeceğiz diye konuştu. 'TAŞ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM' Böbreklerinde çok ağrı olduğunu ve ameliyat olunca sağlığına kavuştuğunu belirten Yakup Kaplan ise Taş olduğunu bilmiyordum. 'Prostat var' diye düşünüyordum. Kemer'de doktora gittim. İlaç yazdı, ayrıca 'Sen, üroloji doktoruna görün' dedi. Aldırış etmedik. 6-7 senedir ağrı çekiyordum. Ameliyat olunca, sağlığıma kavuştum. Doktoruma çok teşekkür ediyorum dedi.
11.09.2019Yaşam
8 yıllık eşine böbreğini verdi
8 yıllık eşine böbreğini verdiSamsun'da 18 yıldır kronik böbrek yetmezliği tedavisi gören ve 5 ay önce böbrekleri iflas eden Resül Çebi(37)'ye 8 yıllık eşi Zeynep Çebi(34) bir böbreğini vererek hayata tutunmasını sağladı. 5 ay önce rahatsızlanarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Resül Çebi, böbreklerinin artık çalışamaz duruma geldiğini öğrendi. Diyalize girmeye başlayan Çebi'ye kardeşi ve eşi böbreğini vermek istedi. İlk önce kardeşi ile test yaptıran Resül Çebi'nin dokuları kardeşi ile uyuşmadı. Sonra eşi ile yaptırdıkları testler uyunca Zeynep Çebi eşine bir böbreğini verdi. OMÜ Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalında Öğretim Prof. Dr. Nurol Arık ile başlayan tedavi OMÜ Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve OMÜ Böbrek Nakli Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Yarkın Kamil Yakupoğlu'nun nakli gerçekleştirmesiyle mutlu bir şekilde sona erdi."Her şeyden önce, çocuklarımızın geleceğini düşünmek zorundayız" Eşine böbreğini hiç düşünmeden verdiğini belirten Zeynep Çebi, "Çok şükür en azından çaresi olan bir şeydi ve bunu ben yaptım. Başka bir şeye muhtaç olmadık. Çünkü kadavradan olduğu zaman çok uzun zaman bekleyen insanlar var. Çok şükür bize öyle bir şeye gerek kalmadı. Eşim diyalize girdiğinde aklıma ilk gelen şey; eşim kabul etmese bile doktoruma benden nakil olmasını teklif edecektim. Kanımız, dokumuz her şeyimiz uydu. Ömrümüzü paylaşıyoruz, böbreğimizi de paylaştık artık. Çocuklarımız var. Her şeyden önce, kendimizden ziyade onların geleceğini düşünmek zorundayız. İnşallah biraz toparlandıktan sonra daha iyi olacağız. Tedavimizi yapan Prof. Dr. Nurol Arık, Prof. Dr. Yarkın Kamil Yakupoğlu hocama ve OMÜ personeline çok teşekkür ediyoruz" dedi.
11.09.2019Yaşam
Yüz nakli olan Recep Sert tahliye edildi
Yüz nakli olan Recep Sert tahliye edildiTürkiye’nin beşinci yüz nakli yapılan kişisi olan Recep Sert, cezaevinden tahliye oldu. İnegöl’de temizlemeye çalıştığı tüfeğin ateş alması sonucu yüzü tanınmayacak hale gelen Recep Sert'e, 18 Temmuz 2013 tarihinde, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından yüz nakli yapıldı. Beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist 43 yaşındaki Andrzej Kucza'nın yüz ve çenesi Sert'e başarılı bir operasyonla nakledildi. Türkiye'de yüz naklinde beşinci, çene naklinde ise ilk olan Recep Sert, Akdeniz Üniversitesi'nde uzun süre tedavisi sırasında, bu hastanede çalışıp böbrek nakli olan ablasına refakat eden Esma Akyurt ile tanıştı. Sert ile Akyurt arasındaki arkadaşlık kısa sürede aşka dönüşünce, hastaneden taburcu edilen Recep Sert, Esma Akyurt ile 21 Aralık 2014 tarihinde İnegöl'de evlendi. Çiftin dünyaya gelen ve Hira Emine adını verdikleri kızları geçtiğimiz 26 Ocak tarihinde bir yaşını doldurdu. Yürümeye yeni başlayan Hira Emine çiftin ilgi odağı olurken, kızının babasına çok daha düşkün olduğunu söyleyen Esma Sert ise, Hira Emine'nin fotoğraflarını Facebook'taki hesabında paylaştı. Mutlulukları peşpeşe gelen Sert çifti bu sefer de kafe sahibi oldu. İnegöl’ün Mimar Sinan Bulvarı üzerinde Sert çiftinin “Esma Waffle” kafeleri bir süre önce hizmete açıldı. Ancak çift haciz şoku yaşadı. Bin 500 lira borcunu ödemediği gerekçesiyle İnegöl’de gözaltına alınan Recep Sert, Bursa 2. İcra Ceza Mahkemesi kararıyla tutuklandı. Cezaevinde 3 ay kalacak olan Sert, zatürre başlangıcı sebebiyle Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Borcunun ödenmesinin ardından Sert tahliye edildi. Sert’in hastaneden de taburcu edildiği öğrenildi.
11.09.2019Yaşam
Yüz nakli olan Recep Sert cezaevinde
Yüz nakli olan Recep Sert cezaevindeTürkiye’nin beşinci yüz nakli yapılan kişisi olan Recep Sert, borcu sebebiyle tutuklandı. İnegöl’de temizlemeye çalıştığı tüfeğin ateş alması sonucu yüzü tanınmayacak hale gelen Recep Sert'e, 18 Temmuz 2013 tarihinde, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından yüz nakli yapıldı. Beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist 43 yaşındaki Andrzej Kucza'nın yüz ve çenesi Sert'e başarılı bir operasyonla nakledildi. Türkiye'de yüz naklinde beşinci, çene naklinde ise ilk olan Recep Sert, Akdeniz Üniversitesi'nde uzun süre tedavisi sırasında, bu hastanede çalışıp böbrek nakli olan ablasına refakat eden Esma Akyurt ile tanıştı. Sert ile Akyurt arasındaki arkadaşlık kısa sürede aşka dönüşünce, hastaneden taburcu edilen Recep Sert, Esma Akyurt ile 21 Aralık 2014 tarihinde İnegöl'de evlendi. Çiftin dünyaya gelen ve Hira Emine adını verdikleri kızları geçtiğimiz 26 Ocak tarihinde bir yaşını doldurdu. Yürümeye yeni başlayan Hira Emine çiftin ilgi odağı olurken, kızının babasına çok daha düşkün olduğunu söyleyen Esma Sert ise, Hira Emine'nin fotoğraflarını Facebook'taki hesabında paylaştı. Mutlulukları peşpeşe gelen Sert çifti bu sefer de kafe sahibi oldu. İnegöl’ün Mimar Sinan Bulvarı üzerinde Sert çiftinin “Esma Waffle” kafeleri bir süre önce hizmete açıldı. Ancak çift haciz şoku yaşadı. Recep Sert, geçtiğimiz gün haciz şoku yaşadı. Borcunu ödemediği gerekçesiyle İnegöl’de gözaltına alınan Recep Sert, Bursa 2. İcra Ceza Mahkemesi kararıyla tutuklandı. Cezaevinde 3 ay cezasını çekecek olan Recep Sert’in borcunu ödemesi halinde salıverileceği öğrenildi. Recep Sert’in bin 500 lira borcu yüzünden tutuklandığı öğrenildi.
11.09.2019Yaşam
55 dereceye kadar ısıtan mont üretti
55 dereceye kadar ısıtan mont ürettiİzmirli Cengiz Kılıç, 55 dereceye kadar ulaşan ısıtmalı mont, yelek ve ceket üretti. 224 gram ağırlığında batarya sayesinde ürünlerin içerisinde yer alan altı adet ısıtma pedini harekete geçiren sistem, kullanıcının ürünün üzerine yerleştirilen butona basması ile 10 dakika içerisinde ısınıyor. Tam 3,5 saat ısıyı koruyan ısıtmalı ürünler, soğuk kış geçiren bölgelerden yoğun talep görüyor. İzmir’de yaşayan 37 yaşındaki Cengiz Kılıç, İzmir Ekonomi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım bölümünü özel nedenlerle yarıda bırakarak yurt dışına gitti. Kılıç’ın çok üşüyen biri olması, onu ısıtmalı mont üretimine itti. Tasarımını yapan ve ürünlerin patentini de alan Kılıç, montun yanı sıra yelek ve ceket de üretmeye başladı. Şimdiden 11 ülkeden bayilik teklifi alan Kılıç’ın tasarladığı ürünler, kullanan kişinin isteğine göre 40, 45 ve 55 dereceye ulaşabiliyor. Montun cep kısmında yer alan kabloya bir batarya takılıyor ve batarya sayesinde altı adet ısıtma pedi harekete geçiyor. Montta bulunan butona basıldığında ise ürün 10 dakika içerisinde istenilen sıcaklığa ulaşıyor. 55 dereceye kadar ısıtıyor Isıtmalı mont, ceket ve yelekleri anlatan Kılıç, “Ben çok üşüyen biriyim. Bu fikri nasıl hayata geçirebilirim diye sürekli düşünüyordum. 7 aylık bir çalışma sonrası 2 ay önce hayata geçirdim. Isıtmalı montun içerisinde altı adet ısıtma pedi bulunuyor. İkisi göğüs bölgesinde, ikisi böbrek bölgesinde, ikisi de sırt bölgesinde. Bu ısıtma sistemi montu 55 derece sıcaklığa kadar çıkarıyor. Montun içerisinde 224 gram ağırlığında bir bataryamız var. Cepten çıkan kabloyu bataryaya takıyoruz ve bataryayı cebe koyup montun üzerindeki butona basıyoruz. Bu buton düşük seviye, orta seviye ve yüksek seviye olarak üç aşamalı ısı üretiyor. Butonda beyaz ışık yandığında 40 derece, mavi ışık yandığında 45 derece ve kırmızı ışık yandığında 55 dereceye sahip bir montunuz oluyor. Butonlar, müşterinin tercihine göre montun içerisinde ya da dışında olabiliyor. Kişi bunu giyince kutuplara kadar bile gidebil
11.09.2019Haberler
Çocukları kanser ve şeker hastası emekliyi dolandırdılar
Çocukları kanser ve şeker hastası emekliyi dolandırdılarAdıyaman'da inşaatlarda kalıp ustalığı yaptıktan sonra emekli olan Seydi Sava, hasta çocukları için kredi çekmek isteyince, Adana'da 50 bin lira parasını dolandırıcılara kaptırdı. Edinilen bilgiye göre, 24 yıl inşaatlarda çalışan evli ve 4 çocuk babası Seydi Sava'nın (54) 8 yaşındaki oğlu Musa Sava şeker hastalığına yakalandı. Aynı dönemde Sava'nın 9 yaşındaki kızı Melek Sava ise böbrek kanserine yakalandı. Kanser bütün vücudunu sarınca Melek Sava iki gözünü de kaybetti. Bin 300 lira emekli maaşı alan Seydi Sava, çocuklarını okutmak ve tedavi ettirmek için kredi kartlarından para çekerek yaklaşık 7 bin lira borç yaptı. Bu borcu da ödeyemeyen Sava, çocukların rahatsızlığı devam ettiği için ihtiyacı olan parayı bankalardan kredi çekmek istedi. Ancak borçlu olduğu için hiçbir banka kredi vermedi. Bu arada bir arkadaşı bir bankadan kredi çekilebildiğini, Adana'da kendisine yardımcı olacak arkadaşlar tanıdığını söyledi. Bunun üzerine Sava, 9 ay önce Adana'ya gelerek 20 bin lira kredi çekti. Kendisine yardımcı olan kişilere de 30 bin liralık senet imzaladı. Krediyi çektikten sonra şahıslarla birlikte Yeni Baraj Mahallesi'ne gelen Sava'dan şahıslar çektiği 20 bin lirayı alıp kayıplara karıştı. Seydi Sava o günden sonra bu şahısları aradı ama bir türlü bulamadı. Sava 9 aydır emekli maaşını alamıyor. Aldığı emekli maaşı çektiği 20 bin lira kredi ve imzaladığı 30 bin liralık senet icraya verildiği için bunlara kesiliyor. Sava, ikisi hasta olmak üzere 4 çocuk ve eşiyle çaresiz kaldı. Adıyaman'dan Adana'ya gelen ve kendini dolandıranları bulmaya çalışan Seydi Sava burada parklarda yatıp kalkıyor. Parkta polis fark etti Seydi Sava, Merkez Park'ta çimenlerin üzerinde uyurken polis tarafından fark edildi. Park polisi Sava'nın kimlik sorgusunu yapıp daha sonra derdini dinledi. Polisin verdiği ekmek ve zeytini yiyen Sava, daha sonra yaşadıklarını anlattı.
11.09.2019Yaşam
3,5 yaşındaki Yakupun solunum cihazına bağlı yaşam mücadelesi
3,5 yaşındaki Yakup'un solunum cihazına bağlı yaşam mücadelesiBURSA'da doğuştan skolyoz olan, böbrek, mide, solunum ve ciğerlerinde rahatsızlığı bulunan ve evde buhar makinesine bağımlı olarak yaşamını sürdüren 3.5 yaşındaki Yakup Çınar İnal'ın sağlığına kavuşabilmesi için 400 bin lira gerekiyor. Oğlu için valiliğin başlattığı kampanpanyadan bek lenilen ilgiyi görmediğini söyleyen Tuğba İnan, yaşadıklarğımı anneler çok iyi anlar dedi. Bursa'da oturan Tuğba ve Sedat İnal çiftinin 3 çocuğundan en küçüğü olan Yakup Çınar İnal, doğuştan skolyoz (omurganın yana doğru eğriliği). Bunun yanı sıra böbrek, mide, solunum yolları ve akciğerlerinde rahatsızlıklar bulunan Yakup Çınar, oturamıyor ve rahat nefes alıp vermekte zorlanıyor. Küçük Yakup Çınar'ın hastalığının doğumdan önce fark edildiğini söyleyen Anne Tuğba İnal, oğlunun doğduğundan beri günlerini hep hastanelerde ve yoğun bakımda geçirdiğini belirterek, Yavuz'un sıkıntısı büyük. Yavrum gözümüzün önünde parasızlık yüzünden eriyor. Omuriliğindeki problem nedeniyle oturamıyor. Hastalıkları yüzünden rahat nefes alamıyor. Hastanede solunum cihazına bağlanıyor Evde ise kendisini buhar makinesini kullanıp solunum cihazı ile rahatlatıyoruz. dedi. OĞLUMU BÖYLE GÖRÜNCE DAYANAMIYORUM Oğlunun tedavisi için sürekli olarak İstanbul'da bir özel hastaneye gitmek zorunda kaldıklarını ifade eden Tuğba İnal, doktorların Yakup Çınar'ın ameliyatla iyileşebileceğini söylediklerini belirtti. Ameliyat için yaklaşık 400 bin lira gerektiğini belirten anne İnal, Eşim asgari ücret ile çalışyor. Evimizi zor geçindiriyoruz. Çocuğmun tedavisi için bu kadar paraypı bulmamız mümkün değli. Valilğe müracaat ettik. Yardım kampanyası başlattık. Sanatcı Işın Karaca sosyal medya hesabından hayranlarını Yavuz'a destek için çağrı yaptısada para toplayamadık. Çaresizlik içersinde bekliyoruz. Benim yaşadıklarımı ancak anneler anlar dedi.
11.09.2019Yaşam
Benzer Etiketler
Yazarlara göre sonuçlar