çiçek

çiçek

çiçek ile ilgili tüm haberleri ve son dakika çiçek haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz.!

çiçek ile ilgili tüm haberleri ve son dakika çiçek haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. Toplam 484 cicek haberi bulunmuştur.

ÖDP umut olmaktan çıktı mı
ÖDP umut olmaktan çıktı mı?Geçen hafta Radikal'in pazar eki Radikal 2'de Kemal İnal, "ÖDP'nin erken solan renkleri" adlı bir yazı yazdı. Aşağıda kimi ayrıntılarını bulacağınız yazı, ÖDP'liler kadar ÖDP sempatizanlarının da 'tepki'sini çekti. Kısa bir süre önce yapılan ÖDP kongresi partiyle ilgili birçok soruyu da beraberinde getirdi. Kim, ne dedi?Kemal İnal özetle demişti ki!ÖDP, emek eksenli bir kitle partisi olacak, ayrımsız tüm ezilenlere seslenecekti. Ancak sosyalistlere göre marjinal, öteki gibi konumları aşamayan çeşitli "renk ve sesler"den oluşan üyeler partiden çeşitli nedenlerle ayrıldı.Son genel seçimlerde, partinin işçilerden neredeyse destek görmediği ortaya çıktı, çünkü ortodoks sol gibi fabrika ve işçi sendikalarında neredeyse hiç örgütlenilmemişti.Partinin arzuladığı noktaya gelmemesinin en önemli nedeni belki de parti içindeki gruplar oldu. 1980 öncesinin fraksiyonel yapılarından eksilerek/süzülerek gelen bu gruplar, ÖDP'de ortak bir parti kimliğinin oluşmasını engellediler.Mine G. Kırıkkanat (Gazeteci - yazar)"Biz bir avuç insanız""Türkiye'ye özgü bütün umutlarım metafizik olduğundan ÖDP'yi tutmaya ve sevmeye devam ediyorum. Beni hiçbir zaman düş kırıklığına uğratmadı. ÖDP'ye pratik umut bağlamak zaten saçmalıktı. ÖDP'nin kazanamayacağını biliyorum, ama Türkiye'de benim istediklerim hiçbir zaman kazanmadılar ki! Birkaç tane güzel insanın bir araya gelip, güzelliğin ve kötülüğün ne olduğunu bilmeyen bilgisizlere, kötülüğün ne olduğunu göstermeye çalışan idealistler onlar. Biz bir avuç insanız ve kendi aramızda dans ediyoruz. Türkiye'de hangi ideal başarılı olmuş ki, bu karanlık yığınlara karşı ÖDP gibi zarif, çiçek gibi insanlar başarılı olsunlar. Bugüne kadar işçilere destek olmaya çalışan herkes kafalarını kırdılar ve hala işçilerin adam olmak istemediklerini öğrenemediler. Dolayısıyla ÖDP'nin işçileri kucaklayamamış olması bir kayıp değil."Aydın Engin (Gazeteci)"ÖDP patlamayan bir tomurcuğu simgeliyor""ÖDP'nin sorununun tekil ve özgül bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Bir başka deyişle sorun, ÖDP'nin değil dünyadaki sosyalist hareketindir. ÖDP'nin de içinde yeraldığı pek çok parti, Marksizm reddiyesine dayanmayan bir yol arayışı içindeler. Bu kolay değil. 'Proletarya' kavramından 'değer' kavramına, 'parti' kavramından 'enternasyonalizm' kavramına kadar bir dizi çetrefil ve karmaşık kavram, yeni yanıtlar, yeni tanımlamalar bekliyor. Bunlara 'küreselleşme', 'bilginin metalaşması' gibi yeni kavramları da eklemek gerek. Bu sorunlar demeti doyurucu yanıtlara kavuşmadıkça bu partilerin de, ÖDP'nin de bugünkü boğuntularının aşılabileceğini sanmıyorum. Kanımca ÖDP, renkleri solan bir çiçeği değil, patlayamayan bir tomurcuğu simgeliyor."Mihri Belli"Karamsarlığın gereği yok""ÖDP'nin erken solan renkleri' başlıklı yazı yer yer doğru ama bazen de çok yanlış tespitlerden çıkış yaparak ÖDP hesabına karamsar sonuçlara varıyor. Bunu Türkiye genelinde sosyalizm davası hesabına karamsarlık olarak yorumlayanlar çıkacaktır. ABD'nin San Francisco kentinde savaş yıllarında ve daha önceleri Komünist Partisi sempatizanı olan bohemliğe yatkın bir kesim vardı. Senatör Mac'Carty gibi bir faşistin yönlendirdiği devlet terörü ile karşılaşınca bu Beatnik hareketine dönüştü. Beatnik'leri de Hippy hareketi izledi. ÖDP yönetiminin ileri sürdüğü ama tabanın önemli bir kesiminin hep yadırgadığı 'İnadına aşk' sloganı örneğin bana hep Hippy'lerin 'Savaş yapma - Aşk yap' sloganını hatırlatmıştır. ÖDP'de hala bir gruplar koalisyonu manzarası sergilendiği, partililik, yoldaşlık bilincinin yerleşmediği doğrudur. Ama Türkiye sosyalistlerinin önemli bir kesimini barındıran bu partinin er geç silkinerek Kuruluş Bildirisi'nde üstlendiği misyonu gerçekleştirmek için harekete geçeceğine inanıyorum. Karamsarlığın gereği yok."Hasan Pulur (Gazeteci)"ÖDP ciddi bir parti""Türkiye'nin tek sosyalist partisi, Türkiye'nin soldaki entelektüellerinin desteklediği bir parti ve sonuçta sanıyorum
1.04.2000The Others
Orkide katliamı
Orkide katliamıNecati GüngörÜstat Refik Halik Karay'a sorarsanız, çocukluğunda yediği, Bursa'dan getirtilen salep reçelini de anlatır size kelamın bir bir tadıyla!Kışın karlı günlerinde, öksüz doyuran kallavi fincanlar içinde üzeri kaymaklı, tarçınlı, buğusu tüten salebi kim tatmamıştır ki? İnsanın içine işleyen soğuklarda hem içinizi ısıtır, hem de göğsü yumuşatır... O, Maraş'ın taze süt kokulu, kaya gibi sert, değme bıçağın kesemediği namlı dondurmasını bilmeyen var mıdır? Dondurmaya sertliği veren şey, saleptir. Üstat Refik Halit Karay'a sorarsanız, çocukluğunda yediği, Bursa'dan ısmarlanıp getirtilen salep reçelini de anlatır size, kelamın bin bir tadıyla!İşte bu nimetlerin kaynağıysa, doğada kendi kendine yetişen ve adına orkide denilen nadide çiçeğin köküdür. Bu lezzetlerin bizlere ulaşması için kaç orkide kökünden koparılır acaba; kim bile, kim söyleye...Halk arasında "güçotu" derler ona. Ansiklopedilerdeyse, "salepgiller" olarak kayda geçmiştir. Asya ve Avrupa'nın ılıman bölgelerinde boy atar. Yeryüzünde seksen türünü saptamış bilim adamları. Ancak, çok sayıda doğal melezi vardır. Ülkemizdeki türleriyle, Muğla, Isparta, Kastamonu, Safranbolu, Antalya, Maraş yörelerinde yabani olarak yetişmektedir. Çiçek açma mevsiminde toplanır yıkanır; on dakika kaynar suda haşlandıktan sonra güneşte kurutulur kök yumruları. Yarı saydam, kirli beyaz renkte, kokusuz, lezzetsiz parçacıklardır. Değirmende toz haline getirildikten sonra kullanılır. Az bulunan bir nesne olduğu için, dirhemi milyon değerindedir bu tozun! Böylesine değerli oluşundan ötürü, un ve nişasta gibi maddeler ekleyerek işin hilesine kaçanlar da görülür.Salebin cinsel gücü artırdığı da öteden beri bilinir ve söylenir. Halk dilinde "güçoto" denilmesi bu yüzdendir. İşte, zurnanın zırt dediği yer de burası! Salebin afradizyak etkisini biz biliriz de, elin Avrupalısı bilmez mi? Onlar da bildiği için, yıllar yılı habire salep satın alırlar Türkiye'den... Kendi topraklarında da orkide yetişmesine karşın, neden bizden satın alırlar acaba? Çünkü Türkiye'nin florası, Yağma Hasan'ın böreğidir onlar için. Kendi orkidelerinin yok edilmesine gönülleri katlanmaz da, parayı bastırıp bizden alırlar! Varsın Türkiye'nin doğal varlıkları yağmalansın, adamların derdi mi?Bir zamanlar çıkarılan bir yasayla bu doğa yağmasının önüne geçilmeye çalışılmış, ama paranın açmayacağı kapı yok, sözü de bize ait bir darbımesel değil mi? Bugün kim söyleyebilir, orkide katliamının gizli ya da açık sürüp gitmediğini? İddia sahibi varsa beri gelsin.
25.03.2000The Others
Mutaassıp kadın  Derya Baykal
Mutaassıp kadın Derya Baykalİki 'Fişne Pahçesu' arası kulisten, bir çiçek kadın gibi geliyor Derya Baykal. Kül Kedisi'nin baloya giden hali! Zarif, kibar, ama resmi... Ser veriyor sır vermiyor!Şahide YazıcıoğluSırdaş aynalar: "Biraz karışık bir aileyiz. Ben, aynı anne - babanın tek çocuğuyum; ama babamın da, annemin de ilk eşlerinden çocukları var. Ablamla, -annemin ilk eşinden kızı- birlikte büyüdük, öz kardeşten daha yakınız. İlkokuldan sonra Devlet Konservatuvarı'na girdim. Ablamın kocası tiyatrocuydu; sürekli evlerine tiyatrocular gelip giderdi. Televizyon olmadığı için de hep tiyatroya giderdik. Bütün bunlar etkiledi beni galiba. Bir de çok taklit yapardım her çocuk gibi. Ütünün kordonu elimde, şarkılar söylerdim. Aynayla çok barışıktım. Aynadaki kendimle konuşurdum. En sıkıntılı olduğum anlarda ayna sırdaşımdı. Şimdi düşününce çok komik geliyor tüm bunlar. Bir dönem de erkek gibi çocuk olmuştum; haylaz, yalnızca erkeklerle oynayan. Sonra akıllandım ama!"Zuhal Olcay ve sırları: "Gerçek dünyayla karşılaşmam konservatuvar yıllarına rastlar. Yatılı okudum; ortaokulu yeni bitirmişim, televizyon yok, hiçbir şey yok... Tek başınıza bütün bir hafta okuldasınız. Yalnızsınız ve ayakta kalmalısınız! Tüm güçlüklerine karşın konservatuvar büyüleyici bir ortamdı. Piyanolar, kemanlar... Müthiş cezbettiğini hatırlıyorum. Zuhal Olcay, Mehmet Ali Erbil, Nesrin Kazankaya, Melek Baykal, Haluk Bilginer sınıf arkadaşlarımdı. Galiba çok hoş bir devreydi bizimki. Çok şanslar tanındı bizi. Çok da eğlendik. Yatakhaneden kaçmaya çalışırdık falan. Özelikle Mehmet Ali.. o bizim neşe kaynağımızdı. Okulda da inanın aynen bugünkü gibiydi, hoştu. Konservatuvarın bahçesinde mermer bir fıskıye vardı. Bir gün bahçede Zuhal'le kartopu oynuyoruz. Ben fıskıyenin içindeyim, Zuhal bana kar topu atıyor. Başımı o tarafa bir döndüm... Burnum kırıldı! Saatlerce kanadı. Kötü bir anı, ama hatırlayınca hala güleriz. Zuhal'le çok keyifli anılarımız var, ama hepsinden önemlisi ölünceye dek saklayacağımız sırlarımız."Shakespeare hayranı: "9 yıl Devlet Tiyatroları'nda çalıştım. Bir ara Mehmet Ali'yle, İzzet Öz'ün hazırladığı Metronom adlı programda sunuculuk yaptım. Komikti, çünkü o zamanlar sunuculuğun su'sunu bile bilmiyorduk! İzzet bize ne derse onu yapıyorduk. Mehmet Ali bugünkü gibiydi. Ben de onun yanında denge unsuru olarak bulunuyordum. Sonra dublaj çalışmaları, televizyon oyunları, hepsi iç içe gitti. Arkasından, Ankara Sanat Tiyatrosu'nda, ondan önce de bir ara, Hababam Sınıfı'nda oynadım. Egemen Bostancı bana rol teklif etti, ben de Devlet Tiyatroları'ndan istifa edip İstanbul'a geldim. Rahmetli Adile Naşit, Şener Şen, Şevket Altuğ.. hep birlikte çalıştık. Büyük bir Shakespeare hayranıyım. Ferhan'ın değişik bir manada yazacağı bir Shakespeare oynamayı çok isterim. Benim de yazdığım bir iki küçük şey var, ama pek ortaya çıkartmak istemiyorum. Evde bunu çok iyi yapan birisi varken, yazdıklarım küstahlık gibi geliyor bana."Önce düşün, sonra yutkun!: "Ferhan benim üçüncü evliliğim. İlk evliliğimden oğlum dünyaya geldi. Benim öyle çok çok flörtlerim olmadı; evliliklerim oldu. Mutaassıp bir tarafım var sanırım. İkinci evliliğimi yaptığımda fazla göz önündeydim, galiba o zamanlar çok meşhurdum! Basın çok üzerimize geldi, biz de evlenmek zorunda kaldık. Bunu kötü bir şey olarak anlatmıyorum, ama son on senede her şey acayip değişti. Her gün sevgili değiştiren insanlar var. Biz, güzel bir birliktelik yakaladık Ferhan'la. Nasıl tanıştık? Ferhan bir film için oyuncu arıyormuş. O günlerde benim de Zuhal'le bir fotoğrafım çıkmıştı gazetelerde. Zuhal'de kalıyordum. Bir gün aradı, 'Filmimde oynar mısın?' dedi. Kocamdan ayrılmak üzereydim, aramızda bir yakınlık doğdu. Sonra Muzur Müzikal'de rol teklif etti bana. Sonra da her şey bir başka oldu, ama çok çok sonraları. Zaten evlilik benim için önemli değil. Asıl önemli olan o saygıyı, o sevgiyi içinizde hissedebilmek. İşin özü, galiba ikimiz de bir şeyleri yaşadıktan sonra evlendik. İkimiz de özür dilemesini biliyor
18.03.2000The Others