hapishane

hapishane

Son dakika hapishane haberleri ile ilgili Milliyet'e eklenen tüm haberler bu sayfada yer almaktadır. Geçmişte yaşanan hapishane gelişmeleri, bugün yaşanan en flaş gelişmeler ve çok daha fazlası sürekli güncel olan hapishane haber sayfamızda...

hapishane haber başlıkları altta listelenmiştir. Son dakika haberleri de dahil olmak üzere şu ana kadar eklenen toplam 53 hapishane haberi bulunmuştur.

Biraz korkak, biraz cesur  Ahmet Ümit
Biraz korkak, biraz cesur Ahmet ÜmitTanıyor ve seviyorsunuz. Bu kaçınılmaz bir şey galiba. Bu anlamda Ahmet Ümit'e "şanslı bir insan" denmez de ne denir? Üstelik, kendisi bir polisiye roman yazarı. Başka? Şahide YazıcıoğluAnneye duyulan sevgi: "1960'da Gaziantep'de doğdum. Babam tüccardı, kilim falan satıyordu. İlginç olan annemdi. O terziydi. Terzi olması çocukluğumu derinden etkiledi. Annemin yanında hep çırak kızlar çalışırdı. Beni çok severlerdi. Onların arasında el bebek, gül bebek büyüdüm. Bana mutluluk verdiler, sosyalleşmemi sağladılar. Bir de yedi kardeşin en küçüğüydüm. Çokça ihtimam gösterildi. Hayata her zaman pozitif bakmamda bana verilen sevginin etkisi büyüktür. Polisiye roman yazmama rağmen Kafkavari bir karamsarlık yoktur bende. Yazar olmamda, sanıyorum annemin katkısı çok oldu. Terzilik yaparken, Singer makinesi vardı annemin, 10 - 15 kız etrafını sarardı. Kızlar sıkılmasın diye annem onlara okuduğu kitapları, -annem çok kitap okurdu- yeniden yaratarak anlatırdı. Öyle lezzetli anlatırdı ki!"'Kral Marx': "Kitaplarla, abilerimin kitapları sayesinde tanıştım. Ağabeylerim İstanbul'a, Londra'ya, Ankara'ya okumaya gittiklerinde, onlardan geriye kitapları kaldı. İşte Marx'ın, Lenin'in, Gorki'nin kitapları... Marx'a, ismini söyleyemediğimden mi ne, hep 'Kral Marx' derdim. Okumasam bile kitapları okula giderken yanımda götürürdüm, gösteriş olsun diye. 14 yaşına geldiğimde, 12 Mart'ın baskıları yavaş yavaş sona ermiş, yoğun bir politik süreç başlamıştı. Düşünüp taşınmadan kendimi bir örgüt içinde buldum. O rüzgara kapıldım ve o rüzgarla 89'a kadar sürecek, adeta profesyonel devrimcilik denilen, hayatının büyük bir bölümünü devrimci mücadeleye ayırmış bir insan oldum." En sık ziyaret edilen yer, mezarlık: "Üniversite için İstanbul'a geliyorum ve hiçbir yeri bilmiyorum. Yolculuk 20 saat sürmüş, nasıl yorgunum. Kimseyle bağlantım yok. Doğrudan örgüte gittim. Hiç unutmam o zamanlar Bakırköy Halkevi vardı, bütün arkadaşlar orada. Onu bunu bekledik, akşam oldu. Beni bir yere gönderecekler, uyuyacağım diye bekliyorum. Bir haber geldi: 'Yeşilköy Halkevi'ni faşistler basacakmış. Oraya gidiyoruz,' dendi. Herkes gibi biraz cesur biraz korkağım ama, hiç tanımadığım bir yer. Bir şey olsa nereye kaçacağım, bilmiyorum. Korkunç. O gece orada kaldık. Ortak yemekler yeniyor; ölünecekse hep beraber ölünecek falan... Allahtan bir şey olmadı. Ama daha sonra bir sürü şey yaşandı. 79 yılıydı yanılmıyorsam. Bir yaz akşamı. Bakırköy Halkevi bahçesinde beş arkadaş oturup, sohbet ediyoruz. Ben kalkıp büfeye gittim. Büfeye girdim, bomba patladı. Bir dakika önce kalkmasıydım... Üç kişi öldü orada. 78 - 80 arası en sık ziyaret ettiğim yer hapishane falan değil, mezarlıktı. Bu sertleştiriyor insanı, hoşgörüsüzleştiriyor. Bazı şeyler de çok değer kazanıyor; öleceksiniz ya! Mesela aşk. O çok değerli olmaya başlıyor." Peşini bırakmayan kız: "Yeni gelmişim Antep'den. Üniversiteyi gitmişim, aynı örgütten insanları hemen buluyorsun. Çok önemli çünkü. Silah arkadaşım gibi. Karşında düşmanlar var adeta. Gerçekten öyle. Bir kız var. Peşimi bırakmıyor, aşık olmuş bana. Çok iyi bir kız, çok güzel ve de çok kararlı. Ama işte başka ilişkilerim var. Bir gün ağabeyimdeyken gözaltına alındım. Üzerimde el yazımla yazılmış, örgütteki insanların isimlerinin yazılı olduğu kağıtlar var. 2. Şube'ye götürüldük. Polis kağıtları aldı, yolda 'Kim Vildan, kim Ahmet' diye soruyor. 'Bilmiyoruz,' diyoruz. Yukarı çıkarttılar bizi. Önümüzdeki poşete bıraktılar kağıtları. Ben onları yok ettim. Bir kısmını yedim. Arkadaşlarıma işkence yapılacak, daha ötesi yok. Bir kısmını tuvalete attım, rahatladım. İşte içeride birdenbire onu sevdiğimi anladım. O gün çıktığımda artık ilişkimiz içerik değiştirdi. Evlenmemiz de ilginçtir. Biz dünyayı değiştereceğiz, ahkamlar kesiyoruz falan ama, doğum kontrolü denilen şeyden haberimiz yok. Eşim, eşim olmadan önce hamile kaldı. 'Ne yapacağız,' dedi. Baktım korkuyor ama istiyor da, 'Doğur o zaman,' dedim. Nisan'da evlendik Temmuz'da nur topu gibi
25.03.2000The Others
Benzer Etiketler
Bölümlere göre sonuçlar
Yazarlara göre sonuçlar