itirafçı

itirafçı

Son dakika itirafçı haberleri ile ilgili Milliyet'e eklenen tüm haberler bu sayfada yer almaktadır. Geçmişte yaşanan itirafçı gelişmeleri, bugün yaşanan en flaş gelişmeler ve çok daha fazlası sürekli güncel olan itirafçı haber sayfamızda...

itirafçı haber başlıkları altta listelenmiştir. Son dakika haberleri de dahil olmak üzere şu ana kadar eklenen toplam 111 itirafci haberi bulunmuştur.

O bir itirafçı  Hasan Cemal
O bir itirafçı Hasan CemalBiz ekipçe Hasan Cemal'i Clark Kent'e benzetiriz. Süpermen'in gazeteci kimliği Clark Kent'e. Esasında fiziği dışında, çizdiği rolle de benziyor. Şahide Yazıcıoğlu54 yaşında ikinci çocuk: "Tek çocuk gibi büyüdüm. Çünkü ablamla aramda 9 yaş fark vardı. Kendimi fark etmeye başladığımda o, İstanbul'a Çamlıca Lisesi'ne yatılı olarak gitmişti. Doğduğumda babam 44 yaşındaymış -hayli yaşlı değil mi? Benim ikinci kızım da, ben 54 yaşındayken doğdu. E tabii yaş farkı samimi ilişkileri azaltabilir, ama bunun tersi de olabilir. Kızım daha 2,5 yaşında ve onunla olan ilişkim şimdilik çok keyifli. Hep söylüyorum, 50'sinden sonra dede olmaktansa baba olmak daha güzel. Bu gençliğin göstergesi mi bilmiyorum ama, en azından insanı diri tutuyor."Dedenin ruhu: "Askerlik önemliydi, çünkü hayatımın 24 ayını aldı. Diplomat mı olacağım, reklamcı mı, devrimci mi ya da üniversiteye gidip akademisyen mi?.. 24 ay bu muhasebeyle geçti. Askerde solcu arkadaş çevrem oldu: Ataol Behramoğlu, Ali Faik Cihan. Sola iyiden iyiye kaymamda bu çevrenin etkisi büyük ama daha öncesi var. 18 yaşımda Mülkiye'ye başladığımda 27 Mayıs sonrasıydı ve sol yükselişteydi. Sol radikalizminden etkilenmem esasında o yıllara rastlar. Ataol Behramoğlu'na göre benim solcu olmamda dedemin etkisi var. Doğan Avcıoğlu'yla askerlik sonrası çalışmaya başladığımı öğrenince geldi bana, 'Dedenin ruhu seni rahatsız ediyor, senin genlerinde de ihtilalcilik var' diye espriler yaptı ama, dedemin ihtilalciliğiyle benim ihtilalciliğim arasında bire bir bağ olduğunu sanmıyorum."Yazar değil, gazeteci: "Salon entelektüeli hiç olmadım. Entelektüelizmi küçümsemiyorum, aksine çok ciddi bir iş. Ama mesleğim, içinde yaşadığım koşullar dolayısıyla salon entelektüeli olmadım. Sürekli sıcak gazeteciliğin içindeydim; kendimi yazar olarak değil, gazeteci olarak görüyorum. Son kitabımın arkasında söylediğim gibi, gazeteciliğin aktif bir üyesiyim. Mesleğimi seviyorum. Sadece bu odada oturup yazı yazmaktan hoşlanmıyorum. Mümkün olabildiğince geziyorum, kulislerin içine giriyorum. Güneydoğu'ya da gidiyorum, Kuzey Irak'a da. Gazeteci ne kadar entelektüel olur ne kadar olmaz, bilmiyorum, ama benim kitaplarım bir gazetecinin kitaplarıdır."Kendini yazdı rahatladı: "Kızan olmaz olur mu? Düşünsene haftanın altı günü yazı yazıyorsun, üstelik bir tane de fotoğrafın çıkıyor orada. Sürekli kelam eden bir adam. Hiç kuşkusuz kızarlar. Kaldı ki, kitabımda yazdıklarım siyasi yanı daha ağır basan şeyler. O günlerde iyi düşünmemişim bugün böyle düşünüyorum dediğim vakit, tırlatanlar da oluyor. Valla insan kendisindeki değişimi neden yazmasın; varsa bir değişim. Fakat insanlar hatırlamak istemedikleri mazilerini uykuya yatırıyorlar. Bir adam gelip, 'Hey uyan!' dediğinde şaşkınlıkla uyanıyorlar ve anılarını gömmüş oldukları için, tepki duyuyorlar. Bu normal. Sen kendi kendinle hesaplaştığın vakit bir dönemi anlatıyorsan, o vakit genel kabul gören doğruları da sorguluyorsun, bu da kızdıyor insanları. Ama ben çok rahatladım, yük kalktı üzerimden."Avcıoğlu'nun fedaileri: "Devrim dergisi iki yıl çıktı. O iki yıl devrime gidecek yolu açacak bir yayın organının fadai yazıişleri müdürleriydik, Uluç Gürkan'la. Çünkü şuna inanıyorduk: Bu dergiyle Türkiye'nin önü açılacak ve devrim gerçekleşecekti. O zamanlar hepimizin beslendiği köşe yazarları vardı. Bir Çetin Altan, İlhan Selçuk, Doğan Avcıoğlu, daha sonra rahmetli İlhami Soysal. Üniversitede hocalarım Sadun Aren, Muammer Aksoy. Mümtaz Soysal efsanevi isimlerden biriydi. Sonra TİP hareketi oldu. Oradan oraya savrulduk. Kimimiz TİP'çi oldu, kimimiz Devrim çizgisinde Doğan Avcıoğlu'nun yanında yer aldı. Doğan Avcıoğlu, -ki ben ona Doğan Bey derdim- her zaman kendime çok yakın bulduğum kişi oldu. Bizim için bir önderdi, ağabeydi. Fakat 12 Mart'tan sonra benim görüşlerim değişmeye başladı. İlişkilerimiz gayet iyi olsa da farklı düşündüğümüz konularda pek konuşmazdık. '83'de öldü. Yaşıyor olsaydı görüşür müydük, bilemiyorum. Bir anlamda da fedailik
11.03.2000The Others
Benzer Etiketler
Bölümlere göre sonuçlar
Yazarlara göre sonuçlar