UNESCO

UNESCO

UNESCO ile ilgili tüm haberleri ve son dakika UNESCO haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz.!

UNESCO ile ilgili tüm haberleri ve son dakika UNESCO haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. Toplam 230 unesco haberi bulunmuştur.

Ayazağada ağlamaklı
Ayazağa'da ağlamaklıAyazda ve kasvetli bir yağmurda "İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi"ni gezdik Ayazağa'da... Önümüzde Şakir Eczacıbaşı, arkada biz beş kültür ahbap çavuşları: Hıfzı Topuz, Doğan Hızlan, Metin Sözen, Emre Kongar ve ben...Kültür ve Kongre Merkezi, görkemli bir şantiye... Tamamlandığında, 21. yüzyılın İstanbul'u için eşsiz bir eser olacak. Bir mimari şaheseri olarak şekil alıyor yavaş yavaş...Bir dev kültür ve sanat, bilim ve iletişim külliyesi: 2500 kişilik konser / kongre salonu; 950 kişilik çok amaçlı salon; 450 kişilik oda müziği salonu; biri 200, öteki 80 kişilik sinema salonları; 450 kişilik açık hava tiyatrosu; 25 - 200 kişilik on toplantı salonu; 750 metrekarelik kapalı sergi salonu; 1000 metrekarelik açık sergi salonu; 1000 kişilik kokteyl salonu; kitaplık; prova salonları, stüdyolar, otopark, restoranlar...Geleceğin İstanbul'una layık göz kamaştırıcı bir merkez olacak bu. Şakir Eczacıbaşı'nın hakkı var: "Bizans ve Osmanlı uygarlıkları İstanbul'a kültürel damgalarını vurmuştur. Ne yazık ki Cumhuriyet, eserlerle katkı yapmadı İstanbul'a."İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın vizyonuyla ve yaratıcı enerjisiyle kurulmakta olan Kültür ve Kongre Merkezi, Cumhuriyet'in kültür boyutunu getirecek, dünyaya parmak ısırtan bir sanat külliyesi olacak. Louvre, New Jersey, Barbican ve Sydney kültür merkezleriyle boy ölçüşecek. Fransa'daki, Amerika'daki, İngiltere ve Avustralya'daki bu merkezler, İstanbul merkezini buyur etmeye hazır. "Aramıza hoşgeldiniz," diye sıcak mesajlar gönderiyorlar. Dünya kültüründe onurlu bir yer almak böyle olur işte. Ve İstanbul, böylelikle, bir "kültür başkenti" olmaya hak kazanacak - adıyla sanıyla, merkezleriyle, festivaliyle, yaratıcılığıyla...Ayazağa'daki inşaatı gezerken coştuk, yüceldik, yüreğimiz umutlarla dolup taştı. Bir yandan da, üzüldük, hayıflandık, yüreğimiz burkuldu. Çünkü devletin yapması gereken mali katkılar geciktikçe gecikiyor. Bu yüzden yapım işleri yavaşlıyor, zorlaşıyor. Merkezin 2000 yılının Mayıs ayında açılacağı umuluyordu ama, devletin ödemeleri geciktiği için, açılış 2001'den önce gerçekleşmeyecek belki de.Bu gidişle 2001 bile tehlikeye düşebilir. Oysa 2000'deki açılış için, dünyanın en yaratıcı yönetmenlerinden Robert Wilson olağanüstü bir gösteri hazırlıyor. Öyle bir gösterinin bir iki yıl gecikmesi, bizim için bir ayıp ve kayıptır.Kültür ve Kongre Merkezi tasarısını başlangıçtan beri Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel desteklemiş. Hükümet ve devlet merkezin tamamlanmasına katkıda bulunmak üzere harekete geçmeli. Hepimizin görevidir bu, bir ulusal görevdir. Milenyum için bir Türk zaferi olacak merkezin yapımını hızlandırmak ve bitirmek zorundayız.Kültürde üzgün TBMM Bütçe ve Plan Komisyonu, Kültür Bakanlığı'nın genel bütçedeki payını binde ikiye indirdi. Oysa Türkiye gibi olağanüstü bir "kültür ülkesi"nde bu oranın binde iki değil, yüzde iki olması gerekir. Komisyon kararı, bir yüz karasıdır, bir karanlıktır. Bizim "Kültür Girişimi" kesintiyi hemen protesto etti, "tehlikeli" diye tanımlayarak kınadı.8 yıl önce Kültür Bakanlığı'nın payı, genel bütçe içinde, binde 7 idi. Şimdiye kadar hiç değilse, UNESCO'nun tüm ülkelere önerdiği yüzde 1 ölçüsüne ulaşmalıydı. Aslında, yüzde 2, yurtiçinde kültür hamlelerimiz ve yurtdışında tanıtım etkinliklerimiz için, kaçınılmaz bir zorunluluktur. TBMM Bütçe ve Plan Komisyonu kültürümüzü bir "mağara çağı karanlığı"na itmeye karar verdi. Yazıklar olsun.
4.12.1999Yazarlar
YÖKe iki görev
YÖK'e iki görevYÖK'te Kemal Gürüz devam edecek mi? Yoksa yeni bir başkan mı gelecek? Şu anda belli değil. Keşke devam etse. Yeni döneminde de yararlı işler yapacağına kuşku yok.YÖK Başkanlığı için adı geçenler arasında Ankara Üniversitesi Rektörü Günal Akbay, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Gülsüm Sağlamer ve Gazi Üniversitesi Rektörü Enver Hasanoğlu var. Üçü de üstün başarılar kazanarak, üniversitelerini geliştiren, güçlendiren rektörler... Keşke iki dönemden sonra görevden ayrılmak zorunluluğu olmasa da üç dönem, dört dönem, hatta belki beş dönem hizmetlerini sürdürseler... Ama, üçü de YÖK'te başarılar kazanır, buna da eminiz.Gürüz, Akbay, Sağlamer, Hasanoğlu ya da bir başkası... Başkan kim olursa olsun, YÖK'ü - çeşitli üniversite reformlarının yanı sıra - yeni büyük tasarılar beklemektedir. Bunların ikisi vizyon gerektiren ve gerçekleşirse ülkemizin ve dünyanın bilim ve öğretim yaşamına önemli boyutlar getirebilecek olan tasarılardır:1. Araştırma Üniversitesi: Türkiye'mizde yüz binlerce öğrenci okutan, on binlerce genci diploma değirmenlerinde öğüten iyi kötü 72 üniversite var. Ama, gerçek anlamda "bilim yaratan", fenne ve teknolojiye değerler üreten, uluslararası katkılar uğrunda önemli bilimsel çalışmalar yapan bir "Araştırma Üniversitesi" yok. Yüksek öğretimin baş görevlerinden biri, elbette, öğrenci yetiştirmektir. Ama, üstün önem taşıyan bir görevi de, araştırma, icat, keşif, dünya bilimine somut katkılarla hizmettir. Bazı üniversitelerimizde kenarından köşesinden araştırma projeleri yürütülüyor, münferit bilginlerimizin incelemeleri yayımlanıyor, ara sıra iyi eserler çıkıyor. Ama, bizim yüksek öğretimimiz yaratıcı değil, aktarıcı. Bu kısırlık, yakın gelecekte giderilemeyecek. Artık bir "Araştırma Üniversitesi" kurmak zamanı gelmiştir. Böyle bir üniversite ulusal da olabilir, uluslararası bir hüviyet de taşıyabilir. Ortadoğu'nun, Balkanlar'ın, Türki cumhuriyetlerinin seçkin bilginlerini bünyesinde toplayabilir. Ve Dünya Bankası'ndan, UNESCO'dan, yurtdışındaki bilim vakıflarından ve yabancı üniversitelerden destek alabilir. Diploma imalathanelerimiz - çaresiz - sürüp gidecek. Ama araştırıcı ve yaratıcı üniversiteyi de gerçekleştirmeye yönelmek zorundayız.2. Yetişkinler Üniversitesi: Eğitim, ömürboyu sürmesi gereken bir süreçtir. İleri birçok ülkelerde, yetişkinler, hatta yaşlılar üniversiteye gidip derece alabilmekte, yeni mesleklere yönelmekte ya da hiç değilse merak ettikleri konularda bir iki derse yazılabilmektedir. Bizde belirli bir yaştan sonra yüksek öğretim imkansız değilse bile çok zordur. Yeni yüzyıl için YÖK artık yeni bir "Yetişkinler Üniversitesi" ya da yetişkinler ve yaşlılar için çeşitli öğretim programları başlatmaya yönelmeli... Bunu mevcut bazı üniversiteler kendileri uygulamaya koyabilirler. Ama, ülke sathında geniş bir uygulamaya girilmesi çok daha önemli olacaktır. Ve bunu ancak YÖK gerçekleştirebilir, vizyonla, enerjiyle.Kısa kısa Orhan Pamuk, 18 Kasım 1999 akşamı, Bilkent Üniversitesi'nde, 1000 öğrenci, öğretim üyesi ve konukla, çok ilginç bir söyleşi yaptı. Nobel'e doğru adım adım ilerleyen Pamuk gökkuşağı gibi bir kişilik sergiledi: Güçlü bir akıl, özgüven ve bocalama, cesaret ve çekingenlik, mizah ve ciddiyet... Bir yazar; birçok kişilik. Pamuk gibi yumuşacık, ikinci padişah Orhan Bey gibi sağlam ve atılgan...Ankara'da Devlet Tiyatrosu, Turgut Özakman'ın "Kanaviçe" adlı oyununu sunuyor. Leyla Tecer'in ilginç yönetimiyle. Eski ve yeni kuşakları canlandıran sanatçılar enfes oyunlar çıkarıyor. Ne mutlu bize ki Özakman gibi yazarlarımız ve böyle yönetmen ve oyuncularımız var.Dinçer Sümer'in Abdi İpekçi Barış Ödülü'nü kazanan eserinin Yunancası yayımlandı. Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi, Sümer ve eseri için, Türk - Elen dostluğu için çok güzel bir tören / resepsiyon düzenledi.Tansu Çiller, yine DYP Genel Başkanı! Doksanlı yılların en kurnaz politikacısının neler yaptığını millet biliyor. Düşünüyorum da neler yapmadığı üzerinde durulmuyor. Sanırım, geçen yarıyüzyılda Türk kültür
27.11.1999Yazarlar

Yazar Sonuçları

Benzer Etiketler