Umut ışığı 90 artıda Malatya’da çaktı. Göztepe’den gelen güzel haberle biraz olsun kendimize geldik.
Sezon dediğiniz ne ki... 90 dakikalar akıp geçiyor. Beş haftayı geride bıraktık bile. Bu yengi, Göztepe’ye doping olmalı. Seri galibiyetler yaşam biçimine dönüştürülmeli.
Bank Asya Birinci Lig, İzmir’in kanayan yarası. Bir türlü onarılamıyor. Yine umut yüklü parlak sözler, yine değişen teknik adamlar, onlarca futbolcu trafiği, yine boşa harcanan paralar ve büyüyen borç yükü.
Bir kara bulut var bu kentin üzerinde gezinen. Güneşin ucunu göstermeyen. Hep federasyonlar hep hakemler suçlu!
Peki bizler... Bu kentin dinamikleri... Bu sorumluluğun neresinde duruyoruz? Yıllardır kendi dışımızdakileri sanık sandalyesine oturtuyoruz. Bu şekilde nereye varacağız? Sezonun başı ceza bombardımanı altında kaçacak korunak arıyoruz. Bu ne öfke... Bu ne gerginlik...
Ve hala edinemediğimiz ya da edindiremediğimiz sorumluluk bilinci...
Seçimler, transferler, oluşturulan kadrolar genel politikalar hangi bilimsel ölçütlere göre saptanıyor ve de uygulanıyor?
Başarı, hiç umulmayan coğrafyadan, yükseklerden, Buca’dan geldi. Orada bile başarının tadını doyasıya yudumlamak varken, kulübün içi bir avuç türedi çıkarcılar tarafından oyuluyor.
Namuslu, düzgün, donanımlı insanlar, “Lanet olsun” diyerek köşelerine çekiliyor.
Bu kentte insanlar ne zaman gerçekleri, doğruları, kuşun ötüşü kadar rahat, kaygısız, korkusuz dile getirebilecekler?
Kimileri bu okuduklarını birkaç yenilginin ardından kaleme sarılan yorumcu fırsatçılığı olarak niteleyebilir. Bu satırlar uzun yıllardır izleyerek, görerek, yaşayarak içimde biriken tortunun dışa vurumudur.
Dileyen öfkeyle yazılmış bir yazı, dileyen de zamanı çoktan geçmiş bir uyarıcı olarak bakabilir. İşin o tarafı da okuyanın, eğer varsa ilgilenenin bakış kalitesine kalmış. Ayrıca tartışmak isteyen olursa, onu da yaparız...
Bul

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...