Cumartesi

09.06.2018 - 01:30

Hasta bir dostu ziyaret etmek

Sitene Ekle
Kamçatka  |  Samed Karagöz samedkaragoz@gmail.com Tüm Yazıları »

İstanbul Modern’i yeni yerinde ziyaret ederken bir yazarın benzetmesi aklıma geldi: Bir yakınınızı hastanede ziyaret etmek gibi

İstanbul Modern nihayet geçici yerinde faaliyetlerine başladı. Nihayet dediğime bakmayın aslında çok kısa sürede, gereğinden fazla uzun süren bir belirsizliğin ardından eski Union Française binasında ilk sergisinin açılması son derece önemli. Müze böylelikle İstiklal Caddesi, Beyoğlu’na biraz daha hareket katacak. Uzunca süre “İstiklal kan kaybediyor, İstiklal ölüyor” tezviratlarının ne kadar da yanlış olduğunu bugünlerde biraz daha rahat bir şekilde anlamak mümkün. Salt Beyoğlu tekrar açıldı, Yapı Kredi Yayınları eski yerindeki muhteşem yeni binasında sadece bir kitabevi olarak değil, kütüphanesi, sergileri ve etkinlikleriyle tüm ağırlığıyla duruyor. Yakın zamanda AKM de tekrar açılınca İstiklal Caddesi gerçek değerine daha da yaklaşmış olacak.

Şimdi adını hatırlayamadığım bir yazarın benzetmesi, İstanbul Modern’i yeni yerinde ilk kez ziyaret ederken aklıma geldi. Yanılmıyorsam MoMA geçici yerindeyken bu benzetmeyi yapmıştı yazar: Bu müzeyi burada ziyaret etmek, bir yakınınızı hastanede ziyaret etmek gibi. İyileşeceğini, yakın zamanda taburcu olacağını biliyorsunuz ama onu hastanede görmek gene de sizi üzüyor. Ben de tam olarak bu hislerle gittim yeni mekana. Ve aklıma Karaköy’deki binadaki hatıralarım, gezdiğim sergiler, tanıştığım kişiler, oğlum Ali Emir’in ilk kez modern sanatla yakından tanışması geldi. Bütün bunlar hatırlarımızda kalmaya devam edecek, İstanbul Modern aynı yerde yapılacak yeni binasıyla modern Türk ve dünya sanatını bizlere aktarmaya devam edecek. Türkiye’nin ilk modern ve çağdaş sanatlar müzesi olmasının verdiği avantajla, yol göstericiliğinden sanatseverleri mahrum bırakmayacak.

Dünyaca ünlü mimarlık bürosu Renzo Piano’nun yapacağı yeni binanın İstanbul’a ve Türkiye’ye yumuşak güç anlamında çok olumlu etkisi olacak. Allah nasip ederse hep beraber 5 yıl içinde İstanbul’un, dünya sanat haritasında ne kadar önemli bir yere geldiğini hep beraber görürüz.

Cragg‘in “İnsan Doğası“ sergisindeki eserlerden biri.

Doğaya referansla

İstanbul Modern geçici mekandaki ilk sergi, heykeltıraş Anthony Cragg’in eserlerinden oluşan “İnsan Doğası”. Heykel maalesef Türkiye’de gerekli ilgiyi hiçbir zaman görmedi, görmüyor. Heykel denildiğinde aklımıza devlet adamlarının gelmesinin bunda büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Osmanlı döneminde zaten dini gerekçelerle heykel yapılmaması da bu sanata olan mesafeyi açıklayan unsurlardan. Sergide Anthony Cragg’in daha çok 2000’ler sonrası yaptığı üretimler yer alıyor. Eserlerinde doğa referansını her daim görmenin mümkün olduğu Cragg’in sergisinin adının “İnsan Doğası” olması bu açıdan hiç de şaşırtıcı değil.

Cragg heykelleri genel olarak bir duyguyu ama daha çok aradığımız bir duyguyu, etkileşimi hissettirir. Bunu da kullandığı malzeme çeşitliliyle de sağlar. Ahşap, zar ve metal türevleri ve tabii ki bronz gibi malzemeler kullanan Cragg, malzeme seçiminde son derece yenilikçi yaklaşımlara da sahip. Malzemenin sınırlarını zorlamak Cragg’in alametifarikalarından biri. Eserlerinin temelinde ve çıkış noktasında bu malzeme çeşitliliği ve bu malzemelerle yapılabilecek olanlar yer alıyor. Bir yandan da malzemeye şekil vermekten çok malzemeyi üst üste yığarak ortaya sanat eseri nasıl çıkabilir sorusuna cevap arıyor. Alışılmış statik heykellerden çok daha fazlası, her biri ayrı bir dinamizme sahip Anthony Cragg heykellerini görmenizi tavsiye ederim. İnanıyorum ki, bu sergi ülkemizde birçok kişinin heykele bakış açısını değiştirebilir.

 

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.