Hava olaylarına dair 10 ilginç inanış

Günümüzde, ileri vadeli hava tahminleri yapacak teknolojiye sahip olsak da elimizde, son derece korkunç hava koşullarını nasıl durduracağımıza dair herhangi bir enstrüman yok. Peki yıllar yıllar önce atalarımız, fırtına bulutlar gördüğü zaman ne düşünüyordu?

Hava olaylarına dair 10 ilginç inanış

1. Mitolojik yaratıklar

1. Mitolojik yaratıklar

Sert rüzgara karşı yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Öngörülemeyen fakat etkisi şiddetli hissedilen rüzgar, büyük hasarlara yol açabilir. Antik Yunanlılar'a göre şiddetli rüzgarlar; Zeus tarafından gönderilen ve Harpyiai adı verilen yarış kuş yarı kadın mitolojik yaratıkların ta kendisiydi.

Efsaneye göre Harpyiai yaratıkları, bazı insanlardan öç alıyordu. Anlatıya göre Kral Fineus bazı sırları ortaya döktü ve Harpyiai yaratıkları, kralın yemeye çalıştığı her yemek tabağını bu yüzden çaldı. Fineus ancak Argonotlar ve diğer rüzgar tanrılarının ziyaretinden sonra huzur içinde yaşayabildi. 

Yunan ilmine göre bir kişi aniden kaybolduğunda, bunun sorumlusu Harpyiai yaratıklarıydı. Harpyiai yaratıkları tarafından yaratılan güçlü rüzgarlar, kişilerin kaybolmasından sorumlu tutuluyordu.

2. Sülükle hava tahmini yapmak

2. Sülükle hava tahmini yapmak

Britanya İmparatorluğu'nun zirve dönemi olan Victoria Devri'nde sülüklere karşı büyük ilgi vardı. O dönemde yaşayanlar için sülük, her türlü hastalığın tedavi yöntemiydi. Sülükle ilgili bir diğer inanış ise hava tahmini yapabilmesiydi.

Mucit George Merryweather, sülüklerin huzursuz hissettiği durumlarda yukarı doğru yol aldığına dair bir yazın keşfetti. Bulduğu yazından yola çıkan George Merryweather, sülük barometresi olarak da bilinen Tempest Prognosticator'i icat etti. Tempest Prognosticator için içi sülük ve su dolu 12 şişe kullanıldı. Teoriye göre hava basıncı düştüğü zaman sülükler şişenin yukarısına doğru hareket edecek, kapağa ulaşacak ve zili çalacaklardı.

Sülüklerin gözlemiyle yapılan bazı tahminler doğru çıksa da, hava durumu için tam anlamıyla fayda sağlamıyorlardı. George Merryweather yine de Londra'nın her yerine Tempest Prognosticator cihazı kurmak istedi ama bu asla gerçekleşmedi.

3. Kış Tanrıçası

3. Kış Tanrıçası

İskoçya ve İrlanda'da uzun ve karanlık kış ayları, ana tanrıçalardan birinin etkisi olarak düşünülüyordu. Tanrıçaya Beira, Kış Kraliçesi ya da Beara Hagı adı veriliyordu.

İrlanda geleneklerine göre Kış Tanrıçası her yıl düzenlenen Kelt festivali Samhain'de yeniden doğuyor, kış aylarında büyük etkiler yaratıyor ve 1 Mayıs'ta yaşlanmaya başlayarak Bera Hagı'na dönüşüyordu. Geleneklere göre 1 Şubat günü, kışın daha ne kadar süreceğine dair tahminler yapılabiliyordu. 1 Şubat günü hava kapalı ve karanlıksa, Hag'ın uyuduğu ve kış mevsiminin yakında biteceği düşünülüyordu. 1 Şubat'ta hava güneşli olursa, Hag'ın uyanık olması ve kış mevsiminin daha uzun sürmesi beklenirdi. 

İskoçya'daki Beira anlatıları ise biraz daha farklı. Yaz mevsimi yaklaştığında Beira tüm gücünü kış mevsiminin daha uzun sürmesi için harcıyordu. Yaz mevsiminin gelmesiyle beraber Beira, batı yönünde bulunan Green Adası'na gidiyordu. Beira bu adada gençleşiyor ve yaz mevsimi bittiğinde İskoçya'ya dönüyordu. 

4. Gökkuşağı Prensesi

4. Gökkuşağı Prensesi

Afrika'da yaşayan Zulu kabilesi için gökkuşağı, inanılmaz güçlere sahip bir doğa olayıydı.

Zulular'a göre gökkuşağının en az bir ucu su ve toprağa dokunuyor ve buradan kutsal yılanlar doğuyordu. Gökkuşağının oluştuğu her su birikintisinde bahsi geçen kutsal yılanların yaşadığına ve buraya yaklaşan erkeklerin yutulduğuna inanılıyordu. Su birikintisine bir kadın yaklaşırsa, Gökkuşağı Prensesi'nden bir dilekte bulunabiliyordu. Genel olarak çocuğu olmayan ve güzelleşmek isteyen kadınların, gökkuşağı oluşan su birikintilerine gitmesi tavsiye ediliyordu. 

İnanışa göre hiçbir erkek, gökkuşağı olan su birikintisinin yakınından dahi geçmemeliydi. Gökkuşağı, erkeklere uğursuzluk getiriyordu.

5. İngiltere'ye yağmur yağdıran Aziz Swithun

5. İngiltere'ye yağmur yağdıran Aziz Swithun

İngiltere'deki Winchester Katedrali'nin koruyucu azizi, Aziz Swithun'dur. Birçok aziz gibi Aziz Swithun da tarih ve efsanenin bir ürünü. 800'lü yıllarda dünyaya gelen Aziz Swithun, 863 yılında ölene kadar krallara danışmanlık yaptı.

Aziz Swithun'un son dileği, açık alanda yağmurun yağdığı bir alana defnedilmekti. 971 yılında Winchester Piskoposu, Aziz Swithun'un kabrinin işi ve koruyucu aziz statüsüne göre düzenlenmesi kararını aldı ve kabir kapalı bir alana taşındı. Böylece efsane patlak verdi. 

Aziz Swithun'un kabri kapalı alana taşındıktan sonra katedralin bulunduğu bölge 40 gün şiddetli rüzgarlarla tahrip oldu. Dur durak bilmeyen rüzgarlar, Aziz Swithun'un karardan rahatsız olduğu şeklinde yorumlandı. O günden sonra her yıl 15 Temmuz'da kutlanan Aziz Swithun Günü'nde yağmur yağarsa, 40 gün aralıksız yağmur yağacağına inanılmaya başlandı.

1315 yılındaki Aziz Swithun Günü'nde şiddetli bir fırtına yaşansa da 40 gün süren şiddetli hava olaylarına dair bir kayıt yok. Uzmanlara göre, Aziz Swithun Günü'nde yağmur yağarsa 40 gün aralıksız yağmur yağar inanışı aslında Orta Çağ metinlerinin hatalı çevirilmesi ve hatalı bilgilerin nesilden nesile aktarılmasıdır.

6. Buz Azizleri

6. Buz Azizleri

İngiltere'de birçok kişi, kilise azizlerinin hava olayları üzerinde etkisi olduğuna inanıyordu. Hava ile en çok özdeştirilen azizlerden biri de Aziz Godelieve'di. Aziz Godelieve her yıl 6 Temmuz'da Flandre'deki, Aziz Medard, Aziz Gervase ve Aziz Protais de her yıl 18-19 Haziran'da Fransa'daki hava olaylarını güçlü şekilde etkiliyordu.

Hollanda, İsviçre, Avusturya, Macaristan, Almanya ve Polonya'da yaşayanlar, bir grup psikopos ve şehitten oluşan Buz Azizleri'nin mayıs ayı ortasında bayram kutlaması yaptıklarına inanıyordu. Buz Azizleri olarak nitelendirilen Aziz Mamertus, Aziz Pancras ve Aziz Servatius 11-12-13 Mayıs'ta, Aziz Boniface ise 14 Mayıs'ta kutlama yapıyordu. Bazıları Aziz Sophia'nın 15 Mayıs'da kutlama yaptığına inanıyor ve onu 'Soğuk Sophia' olarak adlandırıyordu.

7. Cadılar, öfkeli yerliler ve hamile kadınlar

7. Cadılar, öfkeli yerliler ve hamile kadınlar

İnsanoğlu, tarih boyunca rüzgarları ve fırtınaları kontrol etmeyi ve çağırmayı sağlayan bazı yöntemlere inandı. 

Grönland'ta hamile olan ya da yeni doğum yapan kadınların, açık alana çıkıp derin nefes alması, hemen ardından eve dönmesi ve aldığı nefesi geri vermesi, fırtınanın habercisi olarak yorumlanıyordu. 

Finlandiyalı cadıların da fırtına sattığı biliniyor. Cadılar üç defa düğümlenen ipleri satıyordu. İnanışa göre bu iplerin ilk düğümünü açmak orta şiddetli rüzgarlara, ikinci düğümünü açmak sert rüzgarlara ve üçüncü düğümünü açmak kasırgaya yol açıyordu. Üç düğümlü iplerin kötü hava koşullarına sebep olduğu inanışı oldukça yaygındı ve Finlandiyalılar'ın komşusu Estonyalılar bu sebeple cadılara son derece saygı duyuyordu.

İskoçyalı cadıların da, ıslak bir bez parçasını herhangi bir kayaya üç defa vurarak rüzgarlara sebep olduğu inanışı vardı. 

Yeni Gine'de yaşayanlar ise yerli halk Bibililer'in öfkeli olması sebebiyle rüzgarların ortaya çıktığını düşünüyordu.

8. Tarihteki ilk UFO vakaları

8. Tarihteki ilk UFO vakaları

Hava durumu efsanelerinin belki de en tuhaflarından biri, Lyon Azizi Agobard efsanesi. 8'inci yüzyılın sonlarına doğru dünyaya gelen Agobard'ın yazınlarının çoğunda dini ve siyasi çarpıklıklar yer alır. Agobard yazılarında ayrıca 'Tempestarii' adı verilen cadılardan da bahseder. Agobard'ın notlarına göre bu cadıların, fırtınalara ve dolu yağışlarına sebep olduğuna dair bir inanış vardı. Agobard, bahsi geçen bu cadıları gözlemledi ve cadı olarak tabir edilen kadın ve erkeklerin sıradan insanlar olduklarını ve cadı inanışının pagan adetlerine dayandığını yazdı.

Agobard'ın 815 yılında kaleme aldığı 'Dolu ve Şimşek Sırasında' başlıklı yazısında, hava durumunu kontrol ettiğine inanılan cadıların Magonia adı verilen bir yerden gelen gök insanları olduğu, gök denizcilerinin, fırtına oluşturmaları ve hasatlara zarar vermeleri için hava durumu cadılarına ödeme yaptığı ve böylece hasatları gemilerine yükleyerek evlerine döndükleri inanışına dair bilgiler yer alıyordu. 

Agobard bu hikayelerin tümünü saçmalık olarak tanımladı fakat Magonia adı verilen yerden gelen kişilerin var olduğuna dair inancın çok yaygın olduğu notunu düştü.

Bazı uzmanlar, Agobard'ın yazınlarında geçen hikayelerin, tarihteki ilk UFO vakaları olabileceğini öne sürüyor.

9. Şeytan

9. Şeytan

Okyanuslar, modern dünyada bile başa çıkılması zor büyük su birikintileri olarak değerlendiriliyor. Birbirine bağlanmış birkaç parça ahşap üzerinde, okyanus boyunca yol alan denizcileri düşünün. Bu denizciler, okyanusta karşılaştıkları kötü hava koşullarına bazı anlamlar yüklüyordu.

Bazı denizciler, okyanusta ıslık çalmanın fırtınaları çağırmak anlamına geldiğini düşünüyordu. Bu sebeple hızlı yol almak isteyen denizciler ıslık çalıyor ve Doğa Ana'dan rüzgar estirmesini diliyordu. Fakat denizcilerin ıslık çalarken dikkat etmesi gereken önemli bir husus vardı. Aniden çıkan rüzgarların, şeytan tarafından gönderildiğine inanılıyordu. Sert rüzgar demek şeytanın da gemide olması anlamına geliyordu. 

İnanışa göre ıslık sesinden rahatsız olan şeytan, gemiye geliyor ve onu kızdıran insanlardan intikam alıyordu.

10. Hamile kadınlar ve gökkuşağı

10. Hamile kadınlar ve gökkuşağı

Gökkuşağı, doğanın en güzel hava olaylarından biri. Burma'da yaşayan Karenler'e göre gökkuşağının çok ayrı bir anlamı vardı. Karenler'e göre gökyüzünün batısında oluşan gökkuşağı aslında Hades'in ruhunu ve çocuklarının cenazelerini temsil ediyordu. Batıda oluşan gökkuşağı, ölülerin düzgün şekilde defnedilmesini hatırlatan önemli bir olaydı. 

Gökyüzünün doğusunda oluşan gökkuşağının hüzünlü bir anlamı vardı. Bir kadının hamilelik sırasında yaşamını yitirmesi, dünyadan, gökyüzünden ve sevdiklerinden sonsuza kadar ayrıldığı anlamına geliyordu ve bu şekilde ölen kadının susuzluğunu gidermesinin tek yolu gökkuşağıydı. Gökyüzünün doğusunda nadir olarak görülen çifte gökkuşağı, kadının ruhunun eşini ziyaret ettiği şeklinde yorumlanıyordu.

Instagram.com/mehmetcankmrc
twitter.com/mehmetcankmrc
YouTube.com/mehmetcankomurcu 

Bu makaleye ifade bırak