MagazinRSS
20.12.2012 - 02:30 | Son Güncelleme: 20.12.2012-10:15

Hayallerimin peşinde gitmek için risk aldım

Oscarlı oyuncu Penelope Cruz’la ‘Sen Dünyaya Gelmeden’ filminde başrol oynayan Saadet Aksoy, “Bu mesleğe dünya çapında işler yapmayı düşünerek başladım. Dört elle bu ihtimale sarıldım” dedi

Sitene Ekle
Hayallerimin peşinde gitmek için risk aldım

BİRSEN ALTUNTAŞ
Fotoğraf: HÜSEYİN ÖZDEMİR


Sinema seyircisi dünyaca ünlü İspanyol yıldız Penelope Cruz’la yeni filminde başrol oynayan Saadet Aksoy’u konuşuyor. Yıllardır pek çok oyuncu yurtdışında büyük projelerde rol kapmak için şansını deneyip eli boş dönerken Aksoy, sessiz sedasız Bosna Savaşı’nda geçen ilk büyük filmini çekti. Geçen cuma Türkiye’de de seyirciyle buluşan İtalyan yönetmen Sergio Castellitto imzalı İtalyan, İspanyol ve Hırvatistan ortak yapımı “Sen Dünyaya Gelmeden” filmini izleyenler Saadet Aksoy’un güzelliği, oyunculuk gücü ve yakaladığı bu uluslararası başarıyla gururlanıyor.
Polis bir anne babanın kızı olan 29 yaşındaki Aksoy, yurtdışında ikinci ismi Işıl’ı hem telaffuzu zor olduğu, hem de sadece babaannesinin adı olan Saadet’le tanınmak istediği için kullanmama kararı aldı. Uluslararası büyük projelerde rol almaya devam edeceğinin müjdesini veren Aksoy, ilk kez Milliyet’e konuştu.

* Yurtdışında önemli bir filmde başrol oynama şansını nasıl yakaladınız?
Kariyer planlamamı, seçimlerimi ona göre yaptım. Burada dizi teklifi kabul ederken bile fazla zamanımı almayacağımı, bırakabileceğimi bildiğim işleri kabul ettim. Bu 2007 yılında rol aldığım “Yumurta” filmiyle başlayan bir süreç... O dönemden itibaren çok fazla film festivaline katıldım. Yurtdışında en küçük şehirlerdeki, çok az katılımın olduğu festivallere bile katıldım. Rusya’nın en doğu ucuna bile gittim.
Daha sonra “Şark Oyunları” isimli bir Bulgar filminde de oynamıştım. Onlara da söyledim. “Kimse gitmek istemese bile bana haber verin, ben oraya giderim” demiştim. Çünkü hiçbir zaman o festivalde insan kiminle tanışacağını bilemiyor ya da orada sizi kimin izleyeceğini bilemiyorsunuz. Daha sonra o katıldığım festivallerden bana jüri üyeliği teklifleri gelmeye başladı.


Aksoy, “Penolepe çok nadir bir oyuncudur” dedi.


‘Her şey kurduğun hayale bağlı’

* Yani şu anki rolü almanızda festivallerin payı büyük diyebilir miyiz?
Her şey böyle böyle başladı. Birçok ülkenin sinemacılarıyla aynı ortamda bulunmak size vizyon kazandırıyor, bu sizin için aslında bir okul gibi oluyor. Bu anlamda çevreniz genişliyor. Ayrıca fırsat buldukça yurtdışına gittim. İngilizcemde sorun yoktu ama Fransızcamı düzeltmek istedim. Burada diziden kazandığımı gidip orada kendime yatırım için harcadım.
Bu bir riskti tabii ama risk almıyorsanız hayatınızda asıl hayal ettiğiniz şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Aslında bu insanın ne hayal kurduğuyla alakalı. Bu mesleğe dünya çapında işler yapmayı hayal ederek başladım. Yurtdışıyla bağımı hiç koparmamaya çalıştım. Yeri geldi yabancı casting direktörlerine kendim CV’mi yolladım. Dört elle bu ihtimale sarıldım.

* 2007’de ayrıca Catherine Zeta-Jones’un “Aşkın Yaşı Yok” filminde de birkaç saniye oynamıştınız, o filme nasıl dahil oldunuz?
Onların Türkiye’de 1 günlük çekimi vardı. Bir sahne için buradaki cast direktörü “Oynar mısın?” dedi. Gidip oynadım. Bana bir artı kazandırmadı, kimse “Catherine Zeta Jones’un filmindeki kız” diye teklif getirmedi ama Amerikan filmlerinde oynadığınız zaman sendikaya üye olma hakkını elinizde bulunduruyorsunuz.

‘Penelope acayip iyi bir örnek’

* Gelelim en önemli konuya... “Sen Dünyaya Gelmeden” filminin kadrosuna nasıl katıldınız?
Saraybosna Film Festivali’ne “Yumurta” filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü kazandığımda, daha sonra başka bir filmle ve en son da jüri üyeliği için gitmiştim. Oradaki sinema sektörünü tanıyordum. Bu filmi çekecekleri zaman Aska rolü için Balkanlardan bir oyuncu aramışlar. O sırada festivalden tanıyanlar beni önermiş.

* Penelope Cruz nasıl bir rol arkadaşı?
Penelope Cruz filmden önce de kariyer çizgisini hayranlıkla takip ettiğim bir oyuncuydu. Bu filmle onu tanıdıktan sonra kişiliğine de hayran oldum. Çünkü bu kadar büyük bir star ama sete girdiğinde her aktristin davrandığı gibi davranıyor. Var olan imajından çok kolay sıyrılabiliyor. Bunu başaran nadir oyunculardan biri... Sadece disiplinli şekilde o sahneye yoğunlaşıyor ve başka hiçbir dış etkeni etrafında barındırmıyor. Bu açıdan benim önümde artık acayip iyi bir örnek var.

* Yabancı filmde oynadığınız gündeme gelince “Figüranlık yapmıştır” diyenler oldu. Ne düşündünüz?
Önemsemedim. Çünkü film Türkiye’de vizyona gireceği ve herkes her şeyi göreceği için üzülmedim. Hayalini kurduğum şeyi yaşarken figüran mı değil mi söylentisi beni pek etkilemedi. Öyle bir şey nasıl çıktı onu da anlamadım. Belki de kimse böyle bir şey beklemiyordu. Bir de daha önce hep başka oyuncular için çok kez ‘Hollywood’a giden oyuncu’ dendi. Heyecanla beklenen film gelince herkes şoke oldu. ‘Kesin bu da böyle olacak’ denildi ama şimdi filmi  izleyenlerin yorumları çok güzel.

‘Önemli görüşmeler yapıyorum’

* Filmde Penelope Cruz “Kuran’la ilgili bir soru soruyor” ve sizin canlandırdığınız Aska da Kuran’da yardımlaşmanın öğütlendiğini söylüyor. Bu sahne özellikle mi konuldu?

Hayır, filmin uyarlandığı kitapta da var. Aska zaten Bosnalı Müslüman bir kız. Baktığınızda kırmızı saçlı punk bir kız ama tırnak içinde algılanan Müslüman prototipine uymuyor. Türkiye’de de öyle değil mi? O var olan kategorizasyon konusunda insanları ters köşeye yatıran bir replik aslında... Diego ve Gemma Aska’nın evine gittiklerinde başörtülü anneannesini görüyorlar. O sahne çok özel. Aska’ya baktığınızda öyle bir ailesi olacağını  bilemiyorsunuz. Ama başörtülü anneannesiyle yaşıyor.

* Özellikle seyirciyi çok sarsan doğum sahnesinde neler yaşadınız?
O sahneyi biri gerçek doğumda olmak üzere  2  kez çektik. Sezeryanla doğum yapan bir kadının ameliyathanesine bir sürü testen ve kontrolden geçtikten sonra ben de girdim. Doğumdan hemen sonra bebeği kucağıma verdiler. Hikâye gereği o bebekten nefret etmem  gerekiyordu.
O sahneyi doğal olsun diye bir kez çekme hakkımız vardı. Üzerinde kanları ve plasentası olan bebeği annesinden önce benim kucağıma verdiler. Bebeğe karşı negatif şeyler hissetmek ve zamanla yarışmaya çalışmak beni çok zorladı.

* Bundan sonra da sizi  dünyaca ünlü yapımlarda görebilecek miyiz?
Bunun için büyük bir çalışmanın içindeyim.   Çok önemli projeler için görüşmeler
yapıyorum. Ama kesinleşene kadar bir şey söylemem.

‘Çıplak sahnelerden hiç rahatsız değilim’

* Filmdeki doğum ve tecavüz sahnelerinde herhangi bir çekince yaşadınız mı?
Hiç yaşamadım, çünkü o sahneler gerekliydi ve doğru konumlanmıştı. Her şey çok profesyonel ilerliyordu. Yani sette her şey oyuncuyu rahat ettirmek üzerine kuruluydu. Ben nasıl rahat edeceksem öyle işleneceğini ve beni rahatsız edecek hiçbir şeyin olmayacağını biliyordum. Bana bu güveni sözle de, setin işleyişi anlamında da verdiler.

Filmi çekip eve gittikten sonra utanç duydum



Ama asıl filmden çıkıp eve gittiğimde böyle olayların yaşandığını bilmek işin en zor kısmıydı. Bu gerçekten yaşandı diyerek utanç duyuyorsunuz ve buna kafamı olmamış gibi çeviremem diyorsunuz. Dolayısıyla ahlaki ve duygusal sorgulamaların içine giriyorsunuz. Bosna Savaşı'yla ilgili çok kitap okudum ve belgesel izledim. İnsanlıkdışı yapılan şeylerin var olduğunu bilmek ve bir yandan kendi ruh halinizi dengede tutmak işin en zor kısmıydı. Bütün bu vahşete rağmen bir yandan da hayat devam ediyor. 
 

* Çıplak sahnelerinizle ilgili yayın yasağı aldırma nedeniniz neydi?
Basın gösteriminde daha vizyona girmemiş, sinema yazarlarının bile yazmadığı filmdeki görüntüyü yasal olmayan şekilde sinema perdesinden telefonla çekip haber yapıyor ve ardından internette yayıyorsunuz. Bu bana hiç ahlâki gelmiyor. Ben bu sahnelerden hiç çekinmiyorum, gram rahatsız olmuyorum. Çekinsem zaten o sahnelerde oynamazdım. Bu sahnelerin yansıtılış biçiminden ve yasal olmayan şeylerden hoşlanmıyorum. Böyle şeylerin filmin değerinden götürdüğünü düşünüyorum.

‘Türkiye’yi bırakıp yurtdışına gitmem’

* Yurtdışında çalışma şartları nasıl?
Orada maksimum seviyede oyuncuyu rahat ettirmek üzerine bir sistem kurulu... Her şeyiniz önünüze hazır geliyor. Ekibi hiçbir şekilde sekiz saatten fazla çalıştıramıyorsunuz. Eğer çalıştırırsanız herkesin onayını almanız, bunun için her saat başı ödeme yapmanız gerekiyor. Set bitip evinizin ya da otelinizin önüne bırakıldığınız saatle, tekrar alınacağınız zaman arasında 12 saatlik fark olması gerekiyor. Size bu kadar dinlenme süresinin tanınması gerekiyor. Eğer bunlar yapılmazsa sendikadan çok ciddi cezalar alıyorlar ve çok ciddi ödemeler yapmak zorunda kalıyorlar. Türkiye’deki çalışma koşullarına ise belli bir hukuki standart getirilmediği için her şey iyi niyet üzerinden yürüyor.

* Amerika’da sendikaya üye misiniz?
Hayır ama orada iş yapmaya devam edeceğim için üye olacağım. Penelope Cruz bile üye... 

* Yurtdışına yerleşecek misiniz?
Hiçbir zaman Türkiye’yi tamamen bırakıp yurtdışına yerleşeyim diye düşünmedim. Herhalde yapamam. Sevdiklerim, ailem burada...


 


En son çıkan oyunları mı merak ediyorsunuz? Oyun tutkunları buraya!

Yorum Yazın
Gönder
Detaylı Ara
En Çok Konuşulan Haberler

Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı, hangisidir?
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.