Bu mümkün değildir. Her zaman derim siz yorulduğunuzla o bunaldığıyla kalır.
 
Kişinin değişime hazır ve açık olması çok önemlidir. Eğer bir kişi buna kapalıysa ne yaparsanız da, ne söylersiniz de etkili olamazsınız. Ancak o kişi buna hazır ve açıksa bir sözünüz bile hayatında farkındalık oluşturur. Keskin inançları olan birine değişmesini söylemek yararsızdır. Her insan değişime farklı tepki verir. Özellikle bu talep karşıdan geldiyse direnme gösterebilir. Çünkü bu gerçekleştiğinde kendi olmaktan çıkacağını savunurlar "ben böyleyim beni böyle kabul et, huy değişmez" gibi sözlerle tepki verirler.
 
Nasreddin Hoca’ya yaşını sormuşlar, "kırk beş yaşındayım" demiş.
Birisi, “Hoca sen beş yıl önce de kırk beş yaşındayım dedin, nasıl oluyor bu?” diye sormuş.
Hoca, "erkek adam sözünden dönmez" demiş.
Hoca, burada değişimi reddetmenin insanı bazen nasıl gülünç duruma düşüreceğini gösteriyor aslında…
 
Ancak bazen de birini zorla değiştirmeye çalışmak harika bir elmadan zorla armut olmasını istemek gibi bir şey…
 
Bir değişim istiyorsak kendimizden başlamalıyız. Eğer çevrenizdeki insanlar isterlerse zaten sizdeki bu değişime uyum sağlar ve aynı frekansa çıkar. Bu arada siz değiştiğinizde farkında olmadan çevrenizde değişmeye başlar. O frekansa çıkamayan- uyum sağlamayan kişiler birer birer üstelikte siz hiçbir şey yapmadan hayatınızdan çıkar. Hayatınızdaki rolü bitmiştir. Bir kere birbirinizin frekansından düştüğünüzde zorlasanız da o eski tadı bulamazsınız. Geçmişe dönüp baktığınızda ne kadar çok insanla tanımış olduğunuzu ama ne kadarıyla yola devam ettiğinizi gördüğünüzde bunu daha net anlarsınız. Ajda'nın dediği gibi "Kimler geldi kimler geçtiii" :)
 
Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir
Farklı bir idrakle baktığımızda karşımıza çıkan herkesin hayatımızda bir görevi olduğunu bize bir şey öğrettiğini görürüz. Kimileri hayatımıza kısa süreli girer kimisi ömür boyu her zaman yanınızda olur. Ama hiç bir karşılaşma tesadüf değildir.
 
Kelime anlamı olarak tesadüf senkronize deneyimdir der Deepak Chopra.
Ve tanıştığımız her insan bize kendimizi tanıtmak kendimizi keşfetmek için bir fırsat taşır.
 
Yaşanılan kötü deneyimlerden bile insan tecrübe edinir. Size olumsuz görünen şeylerin bile arkasında saklı ders vardır. Hatırlarsanız daha önce de yazmıştım "Blessing in disguise" diye bir deyim vardır... Kılık değiştirmiş nimet. Siz ŞER zannedersiniz aslında “ŞANS”tır! 
 
İnsan bilinç seviyesi yükseldikçe, bize o an için kötü gibi görünen olayların gerçek manalarını idrak etmeye başlıyor.
Bir şeyin olması için bazen bir sürü şey olur.
Sen sonunda anlarsın bütün onları neden yaşadığını.
Noktaları birleştirmeden büyük tabloyu görmek mümkün değil, Bunu da ancak geriye döndüğünüzde yapabiliyorsunuz. Çünkü o noktalar ileriye doğru birleşmiyor.
Bazen birisi hayatınıza girer ve onun orada olmasının sebebinin aslında geçirdiğiniz zor dönemde size yardım etmek ve belki de hayatımızda iyileştirme yapmak olduğunu yâda size bir ders vermek olduğunu anlarsınız 
Veya size öyle bir ayna tutar ki "aman Allah'ım böyle davranmak meğer nasıl kötü duruyormuş" der sizde olan keskin bir yönü törpülersiniz.
İnsanlar doğrulardan çok yanlışlardan öğrenir
 
Değiştiremeyeceğin şeyler için enerjini ziyan etme..
Epiktetus'un öğrencilerine söylediklerine kulak verin: 
“Her şeyin gitmesi gerektiği gibi gittiğini bilmeyi öğrenin.”
Bu teslimiyettir.
Ancak teslimiyet içinde olduğunuzda da her şey bitmiyor.
HAYAT BU yine testler ve imtihanlarla karşılaşacaksınız. 
Sadece bakış açınızı değiştirdiğinizde neyin ne için olduğunu artık FARK eder hale geleceksiniz..
 
 
Son olarak geçmiş karmik bağlarınızdan özgürleşmek ve affetmek için güzel bir olumlama paylaşmak istiyorum:
 
“Hayatıma girip çıkan her insanın benim ihtiyacım olan birer öğretmen olduğunu fark ettiğimden beri, hiç bir hayal kırıklığı yaşamadan dersimi alıp yoluma devam ediyorum... 
Onlara; hayatıma anlam katıp bana yaptıkları katkı için teşekkür ediyorum.”