Yazarlar
01.03.2016 - 02:30

Hayatlarımız basite indirgenirken

Sitene Ekle
Hafif müzik hafif başka şeyler  |  Mehmet Tez mehmet.tez@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »
Farklıymışız gibi duruyoruz ama aslında aynıyız. Aynı tornada yontulduk. Aynı hayat görüşünün birer parçası olarak servis edildik. Farklı gibi durabiliriz ama tek bir şeye dönüştürüldük. Aynı şeye indirgendik.

Her şeyin basite indirgenerek anlaşılmaya, anlatılmaya çalışıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Hepimiz basitleştirilmiş, fazlalıkları (!) atılmış, sadeleştirilmiş, en kıt zekâ ve algı düzeyi tarafından algılanmak/anlamlandırılmak üzere detaylarımızdan, özelliklerimizden, farklılıklarımızdan yoksun 
bırakılmış insanlarız.
Çünkü bugünkü dünyada ancak bu şekilde var olunabiliyor. Eğitim sisteminden iş dünyasına, siyasete kadar her şey bu indirgemeci sistem üzerine inşa ediliyor.
Ve hayır, muhafazakâr dindar, ateist, Batıcı, laik falan olmak durumu pek değiştirmiyor.
Derinizin rengi, ibadethaneniz, giyim kuşamınız farklı olabilir ama kafanızın için aynı olmak durumunda.
Bu durumda farklılıklar da indirgenmiş durumda. Özel, tek, eşsiz, biricik olamıyoruz. Bir şeylere (üstelik çok basit bir şeylere) indergenmemiz gerek ki sistem bizi tanımlayabilsin. Hakkımızda olumlu olumsuz işlem yapabilsin.
Milan Kundera “Roman Sanatı’nda zamanımızın ruhunun bir indirgemecilikten basitleştirmeden ibaret olduğunu söyler.
İnsan sosyal işlevine indirgenmiştir. Bir halkın tarihi, kendileri de taraflı bir yoruma indirgenmiş birkaç olaya indirgenmiştir. Sosyal hayat politik mücadeleye, politik mücadele ise gezegendeki iki büyük gücün karşı karşıya gelmesine indirgenmiştir.
(Kundera’nın bu satırları yazdığı yıllarda iki büyük güç ABD ve Sovyetler Birliği idi.)
Kundera şöyle devam ediyor: “İndirgeme sürecinde ana rolü üstlenen kitle iletişim araçları dünyayı, hayatı, tarihi indirgeme sürecini genişleterek yönlendirir. Bütün dünyaya daha çok insan tarafından bütün bir insanlık tarafından kabul edilebilecek basitleştirmeleri, klişeleri yayar. Farklı ortamlarda politik çıkarların kendini göstermesinin de bir önemi yoktur. Yüzeydeki bu farklılığın arkasında ortak bir zihniyet hakimdir. Time’dan Spiegel’e, Amerika’dan ya da Avrupa’dan birtakım politika dergilerinin sayfalarını karıştırmak yeter. Hepsi de 
aynı içeriğe, aynı köşe yazılarına, aynı gazetecilik biçimlerine ve aynı söz dağarcığına ve aynı üsluba, aynı sanat zevkine ve önemli gördükleri ya da anlamsız bulduklarına göre benimsedikleri aynı hiyerarşiye yansıyan aynı hayat görüşüne sahiptir. Kitle iletişim araçlarının politik çeşitlilikleri arkasına gizlenen bu ortak ruh zamanımızın ruhudur.”
Bugün her kesimden ve görüşten gazetelerdeki manşetlere televizyondaki tartışma programlarına, siyasi partilerin davranış ve eylem tarzlarına, siyasi şahsiyetlerin genel üslubuna baktığınızda Kundera’ya hak vermemek 
elde midir?
Türk, Kürt, Alevi, Sünni, muhafazakâr, modern, laik, beyaz Türk, gezici, gerici, çapulcu derken; vatan, millet, halk, devlet, demokrasi, özgürlük, mutluluk, yas, terör, siyaset, hukuk, adalet gibi kavramlardan bahsederken indirgemeci olmadığımız söylenebilir mi?
Türkiye’de keskin bir çizgiyle ayrılmış taraflar aslında birbirlerini eleştirirken aynı basit ve indirgenmiş dili kullanıyor. Aynı indirgemeci dünya görüşünü ve ideolojiyi yaşatıyor, üretiyorlar. Belki 
bu yüzden bir türlü iki yakamız bir araya gelmiyor.
İnsan politik olacağım derken kendini kafasını kuma gömmüş bulabiliyor.
Yazarlarda Ara
Bul
Nikah Masası kimin şarkısıdır ?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.