Neyi deneyimlemesi gerekiyordu Ruh’un ?

Hangi tekamül aşamalarından geçerek olması gerekeni gerçekleştirecek ve olması gereken olacaktı.

Vakit geldi.

Ruh dünyaya inmek üzere bedenlenecekti ama neye göre ?

Ne yaşaması gerekiyorsa o şartlara, o döneme, o genlere uygun birer ebeveyn seçerek gelmeliydi dünyaya.

Ve yaşam haritası çizildi. Ruhlar dünyasında anlaşma yapıldı.

9 ay sonra bebek (RUH) hoş geldi.

Evet, size özet geçtim aslında. Çoook uzun zamandır okuduğum kitaplardan ve bir çok araştırmadan “beynimizi yememek kaydıyla” bazı şeyler öğreniyorum. Hani her şey tesadüf diyoruz ya. Buradan çıktı aslında bugünkü yazım.

Ruhlar dünyasında, üstatlarla bu madde dünyasındaki yaşam haritalarımız belirlendiyse !! artık bizler neye nasıl “Tesadüf” diyebiliriz ki !?

Işıkta karşıdan karşıya geçerken gözlerinin içine enerji dolu bakan kişi tesadüf mü ? O kıyıda oturmuş sana gözlerini dikmiş kıl olduğun çocuk peki tesadüf mü ? 

Allah’ın her şeyi ölçüyle yarattığı bir dünya düzeninde “Tesadüf” dediklerimiz aklımızın oyunu olsa gerek bizlere:) bir çeşit alışkanlık.. hangi atalarımızdan kaldıysa ..:)

Değişen, dönüşen, gelişen dünyamızda çok net ki; İlahi bir plan içinde misyonlarımızı yerine getiriyoruz. Bilinçli buluşmalar yaşıyoruz. Tekamül yolunda deneyimlememiz gereken her ne varsa bunlar türlü şekillerde, cisimlerde önümüze konuluyor. Siz iyiyken bazılarının kötü insan olması gerekiyor bu oyunda. Her şey büyümemiz için.  

Hala bedenden ibaret bir kesime seslenmek istiyorum. Çok canavar eğilimlerimiz var. Öfke gibi, kıskançlık gibi, kibir gibi, sahtekarlık gibi ,çıkar sağlama gibi…. Maneviyat sıfır. Bunlar ruhlarımızın özü olan sevgiyle taban tabana zıt sıfatlar. Sen bir Ruh’sun. Bu madde dünyasında sınavlar vermek üzere bedenlenmişsin. Ruh gözünle bak olaylara. Canavarlaşma ! çünkü Ruh Allah’ın uzantısıdır. Temiz, saf,sevgi doludur. Madde dünyasının kirliliğinden uzaktır..  

Şimdi diyeceksiniz ki kolay sanki hep ruhani bakabilmek !

Evet zor zamanlarda canımız çok yandığında bu olgunluğu taşıyamayacak kadar aciz oluyoruz. Ama acı hafiflediğinde kendimizle konuşma vakti gelmiş oluyor. Böylece kendimizi ve ötekileri gözlemleyebiliyoruz. Ve farkındalığımız yükseldikçe kimin ya da hangi olayın, neyin, önümüze neden çıkarıldığını belirli bir süre sonra çok net anlıyoruz.

O yüzden bir durun, soluklanın, sorun : “Bu tesadüf olmayan olaydan ben ne öğrenmeliyim? “ deyin.

Unutmayın her tür ilişkide birbirinizin aynası olursunuz. Bu ne demek ?

Ben güvenilir bir dost olduğum için herkesi öyle görürüm çünkü onun aynasında kendimi görürüm.

Öteki bencil bir yapıya sahipse senin aynana bakar ve seni bencil görür.

Kim size ne diyorsa kulaklarınızı dört açın çünkü kendini anlatıyordur…Hiç kimse kendi içinde var olmayan bir şeyi size yansıtamaz. Farkındalığınız arttıkça böyle durumları anlayıp bu tarz insanlara gülmeye başlayacaksınız.

Konumuza gelirsek;

Yaşanılan her tür ilişkide hem öğrenci hem öğretmen oluyorsunuz. Muazzam bir alışveriş var fark edenlere. Tüm öğretmenlerinize teşekkür edin, tüm öğrettiklerinize sevgiler gönderin.

Hiç olmadık bir anda ayaküstü tanıştığın ve sana iki cümle kuran bir kişi belki de hayatının dönüm noktasının baş kahramanı olacak. “Ben bunu nasıl düşünemedim” dediğin beyninde sinyaller çaktıran bu dost, yabancı olmadı mı hiç ?

Demem şu ki; Bu tesadüf olamaz dediğin durumları yaşamadın mı hiç ?

Eğer hala adını tesadüf koyuyorsan saygı duyarım ve tesadüfen tanışmak üzere derim sevgili okuyucum:)

Yollarımız hep iyilere tesadüf etsin:)

Kucak dolusu sevgiler gönderiyorum.

DUYGU GİRAY

www.duygugiray.com

instagram: duygugiray