Haziran ayı yaklaşıyor, sıcaklar bastırdığında ne yapacağız diye soranlara önerimiz sinemada film seyretmeleri… Peki, hangi filmleri seyredeceğiz ve nasıl seçim yapacağız? Haziran ayının size büyük bir sürprizi var: aksiyon filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu Arnold Schwarzenegger beyazperdeye geri dönüyor, hem de Terminator: Genisys” (Terminatör: Yaradılış) filmiyle…  Bilmeyenler için eminiz ki, çok şaşırtıcı olmuştur. Filmin konusu şu şekilde gelişiyor: Genç Connor'ın geliştirdiği yapay zekâ (buraya dikkatinizi çekeriz, çünkü son Avengers filminde bunun benzerini izlemiştik) yakın gelecekte dünyayı ele geçiren robotlara dönüşecektir. Ve o robotları yok etmek içinse  T-1000 günümüze ışınlanacaktır. Bu nedenle serinin beşinci filminin nasıl bir etki yaratacağını merak ediyoruz.

Festivalin bağımsız filmlerinden biri olan “Escobar” ise, tarihe yolculuk ederek kötü adam Escobar’ın hayat hikâyesini aktarıyor. Escobar’ı canlandıran Benicio Del Toro gerçekten de çok usta bir oyunculuk çıkarıyor. Otobiyografik bir film olarak sınıflandırabileceğimiz “Escobar” Randevu Film Festivali’nin açılış filmiydi ve kendine ait bir kitle edindi. Kokain yurdu olarak bilinen Kolombiya’nın arka sokaklarını ve sefil hayatlarını gösteren film, diğer taraftan da Escobar’ın uyuşturucu satarak elde ettiği, zengin yaşamı burnumuzun dibine dayıyor. Sefillik ve zenginlik arasında gidip geliyoruz.

Yine başka bir bağımsız film olan “Saint Laurent” Cannes’da Altın Palmiye için yarışmış, ilgi toplamıştı. Moda üstadı  Yves Saint Laurent’ın hayatını sıradan bir şekilde beyazperdeye taşımayıp, tam tersine kendine ait bir anlatım biçimini benimsiyor. Akıcı olma konusunda gücünü koruyan film, görselliğe de önem vererek, kendini modaya adayan Laurent’in sanatını öne çıkarıyor, yani onu sadece bir moda tasarımcısı olarak perdeye yapıştırmıyor.  1967’den 1976’ya kadar geçen tarihsel süreç kesinlikle seyirciyi sıkmıyor ve estetik anlamda sahnelerle özdeşleşmemizi sağlıyor.

Geldik en önemli filmlerden birine… Sinema tarihinin kült statüsüne erişen filmlerinden biri olan Jurassic Park’ın son filmi “Jurassic World” hakkında henüz çok detaylı bilgi yok. 2.00: 1 teknik formatla çekilen filme yaklaşık $150.000.000 gibi bir bütçe harcanmış.

Aşk ve romantizm kokulu “A Little Chaos” (Küçük Karmaşa) 1862 yılında yaşayan Sabine isimli genç peyzaj mimarının hikâyesini konu alıyor. Dönemin şartlarına ayak uydurmayı başaramayan Sabine kuralları hiçe sayarak kendi kafasına göre takılır ve kafasına koyduğunu yapmak için sonuna kadar savaşır. Onun amacı yeteneğini gösterip karşısındaki insanları etkilemesidir. Özgün olma konusunda taviz vermeyen Sabine, başarılı olduğunu her şekilde gösterir, ama bazı durumlar onu çok farklı noktalara taşıyacaktır.  Sabine iş ve aşk arasında ne yapacağı konusunda net bir karar vermek zorundadır. Eğer bu kararın ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız bu filme bir şans vermeniz gerekir.

Tüm bu filmler bir kenara, asıl ilginç olan Stephen King’in oğlu Joe Hill’in (Joseph Hillstrom King) yazdığı “Horns” (Boynuzlar) isimli filmin vizyonda yer alacak oluşu. Acaba Joe Hill babasının başarısına yetişecek mi? Film, sırf bunun için bile izlenebilir. Film, hakkında bazı önemli bilgileri paylaşalım. Filmin başrol teklifi  ilk önce Shia LaBeouf’a götürülmüş, sonra kendisi rolü reddedince, başrol yıllarca Harry Potter olarak izlediğimiz Daniel Radcliffe’a kalmış. Daha mı iyi, daha mı kötü oldu bilemiyoruz ama LaBeouf’u tercih ederdik.

Doğaüstü bir gerilimle fantastik öğeleri birleştiren film, yer yer Stephen King’in filmlerini andırsa da, onun filmleriyle hiç alakası yok. Belki gizem kısmı benzer olabilir, ama oğlu dramatik ve romantik öğelerle süslüyor romanını... Dolayısıyla film de öyle olacak. Mesela filmin en önemli anahtar kelimelerden biri olan ‘aşk cehennem gibi yakar’ ana fikri, filmin altyapısını oluşturuyor. Film korku filmi olarak lanse edilse de, aslında mistik bir cinayet hikâyesi… Ayrıca hikâye biraz kara komediye de kayabilir. Bakalım film boynuz-kulak ilişkisine yer verecek mi? Şunu da belirtmeden geçmeyelim. Filmde komik bir rolde yer alan Heather Graham filme renk katıyor. Ama filmin vizyon tarihi hakkında kafamızı kurcalayan bir soru var: Neden 2013 yılının filmi bu kadar geç vizyona giriyor?

Haziran ayında izlenecek önemli filmleri sizin için listeledik, ama şayet listemiz sizi memnun etmediyse ya da beklentiniz farklı bir yöndeyse, başka seçenekler de var. Haziran ayı en azından filmler açısından boş geçmeyecek. Bu bile önemli!