Barcelona’daki Avrupa Kadınlar Arası Atletizm Şampiyonası’nda, bizim Elvan Abeylegesse 10 bin metre şampiyonu oldu ve altın madalya kazandı.
* * *
Fener de, Avrupa Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme ilk maçında; İsviçre’nin Young Boys takımıyla, deplasmanda 2-2 berabere kaldı.
* * *
Colin Kazım, ilk yarının sonunda kırmızı kart görüp, takım dışı bırakılmasa ve ikinci yarının sonunda da o penaltı olmasaydı...
Fener’in, İsviçre’yi deplasmanda yenmesi, çok daha büyük bir coşku yaratacaktı Türkiye’de ve belki de İstanbul caddeleri sabahlara kadar korna sesleriyle çınlayacaktı.
* * *
Orhan Pamuk da, Nobel Edebiyat ödülünü kazanmıştı; ama ne bir futbol galibiyetinin, ne de sporun başka dallarındaki bir şampiyonluğun yarattığı coşku düzeyinde, bir coşku patlaması olmuştu.
* * *
Şimdi bir de, dünkü Milliyet’in; büyük boy fotoğraflarıyla birlikte yayımladığı, inşaat işçileriyle ilgili bir “dehşet” haberinin başlığına bakalım:
“İKİYE AYRILAN İSKELEDE 1 SAAT ASILI KALDILAR
13. KATTA CAN PAZARI!”
* * *
Haberin ayrıntıları da, başlığın altında özetleniyordu:
“Antalya’da bir binanın izolasyonunu yapan 3 işçiyi taşıyan iskele ikiye ayrılınca bir işçi 13. kattan düşerek öldü. İki işçi ise iskelede kurtarılmayı bekledi.”
* * *
O işçiler için de, taksi şoförleri için de, kapıcı dostlar için de; örneğin tatilciler, “Onlar...”dır.
Ve “Onlar...”ın, her şeyleri vardır.
* * *
Büyük mağaza tezgâhtarları, kuaförler, çiçekçiler, ufarak market sahipleri içinse; Hazine’den geçinmeli “mevki sahipleri”, “Onlar...”dır.
* * *
Gerek “seçilmiş”, gerek “atanmış” olsunlar; “mevki sahipleri” için de, Avrupalılar “Onlar...”dır.
* * *
Bir bürokrat olan rahmetli babam, kendisinden daha az para kazananlara:
- Ayak takımı, derdi; kendisinden daha çok para kazananlara da:
- Hırsız takımı...
* * *
Rahmetli annem ise, “mevki sahibi” olmak yerine; oraya buraya “el-ayak, getir-götür” işleri için kapılanmış uzak akrabalar konusunda:
- Elde yok, başta yok, çalışmayıp da ne yapsın; yargısında bulunurdu.
* * *
Türkiye, “ekonomik şeffaflık” açısından, Finlandiya’nın 56 basamak altında.
Son 90 yılda Hazine’den geçinmeli “mevki sahipleri”nin; iç ve dış geziler için almış oldukları “harcırah” toplamının, kaç yüz milyar dolar olduğunu bir bilen, bir açıklayan, bir tartışan, bir merak eden var mı?
* * *
Bütün bu şeffaflıktan yoksunluğun yarattığı “kavram kargaşası”; “Onlar...” ayrımı içinde oynuyor bilardosunu.
* * *
Ve genel bir “övülme” açlığıyla, genel bir “övünme” ihtiyacı...
* * *
Fener, İsviçre’de berabere kaldığı Young Boys’u, kesinlikle yener 4 Ağustos Çarşamba günü Kadıköy’de oynayacak rövanş maçında...
Kimin umurunda, trafik kazalarının her gün Türkiye’ye 1 milyar TL’ye mal olduğu...
* * *
Yerden 55 metre yüksekliğindeki iskelelerde, her türlü güvence olanağından yoksun olarak çalışan inşaat işçileri; nerden bilecekler Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat ödülünü aldığını ve onların patronları da nerden bilecek, “Zaniyeler-zina yapan kadınlar” romanını Selahaddin Enis’in yazdığını...
* * *
Ama işçiler de, patronları da, tatilciler de, esnaf da, şoför dostlar da, kapıcı dostlar da eminler Fener’in, İsviçre’yi Kadıköy’de yeneceğinden...
Ne kadar güzel, ulusal bir duygu bütünleşmesi!
* * *
Ne var ki, uluslararası maçlarda ortaya çıkan “duygu bütünleşmesi”; kutuplaşmalarla, sıcak çatışmaları ve sokakları -artık sık kullanılan bir deyimle- savaş alanına döndüren etnik kavgaları, önlemeye yetmiyor?
* * *
Neden yetmiyor acaba?
Hazine’den geçinmeli mesleksiz “mevki sahipleri”nin; yönetilen yığınları ve özellikle de okula giden çocuklarını; gerek ekonomi, gerek hukuk, gerek tarih bilincinden yoksun bırakma konusunda, eski bir alışkanlığı sürdürmüş olma vurdumduymazlığından ötürü mü?
* * *
Son 90 yılda toplatılmış kitapların bir listesini de, henüz kimse çıkarmış değil...
* * *
Bir liste de, kimlerin heykellerinin yapılamayacağı üstüne olsa; örneğin Sultan Reşat’ın, yahut Çerkez Ehem’in heykelleri yapılabilir mi?
* * *
Türkiye’de neler yapılamaz konusu; matrak bir açık oturum konusu...
* * *
Belki de, 20-25 yıl süreceğe benzeyen çalkantılı bir döneme kayılmakta olması, o yüzden...
* * *
Şimdi Sivaslı, yahut Erzurumlu garson dostlardan birine:
- Neden bazı kişilerin heykelleri yapılamaz diye sorsak; kestirmeden:
- Demek ki, “Onlar...” izin vermiyor, diyecekler.
* * *
Onlar... Onların vardır... Onların işi... Onların kültürü-bizim kültürümüz... Bütün bu azgınlık onlardan çıkma... Onlar yüzünden çok çektim... V.s...
* * *
Neyse ki Fener, rövanşta mutlaka galip gelecek...
Bul

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...